İcra takibi başlatılırken yalnızca alacağın varlığı ve miktarı değil, takibin hangi icra dairesinde başlatıldığı da önemlidir. Alacaklı, para veya teminat alacağını tahsil etmek amacıyla ilamsız icra takibi başlatırken kanunen yetkili icra dairesine başvurmalıdır.
Takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması halinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden sonra yetkiye itiraz edebilir.
Yetkiye itiraz, borçlunun “Bu borç yoktur” şeklindeki borca itirazından farklıdır. Borçlu yetki itirazında esas olarak takip yapılan icra dairesinin bu takip bakımından yetkili olmadığını ileri sürmektedir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca para veya teminat borçlarına ilişkin takiplerde icra dairelerinin yetkisinin belirlenmesinde hukuk mahkemelerinin yetkisine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
Bu nedenle yetkili icra dairesinin belirlenmesinde başta HMK m.6’daki borçlunun yerleşim yeri kuralı olmak üzere sözleşmenin ifa yeri, özel yetki kuralları ve varsa geçerli yetki sözleşmesi birlikte değerlendirilmelidir.
İcra Takibinde Yetki Ne Demektir?
İcra takibinde yetki, bir alacağın tahsili için Türkiye’deki hangi yer icra dairesinde takip başlatılabileceğini ifade eder.
Örneğin İstanbul’da yaşayan bir borçluya karşı herhangi bir hukuki bağlantı bulunmaksızın Ankara’da ilamsız icra takibi başlatılmışsa icra dairesinin yetkisi tartışma konusu olabilir.
Ancak borçlunun yerleşim yeri tek yetki kuralı değildir.
Alacağın kaynağına göre başka bir yer icra dairesinin de yetkili olması mümkündür.
İcra Dairesinin Yetkisi Hangi Kanuna Göre Belirlenir?
İcra ve İflas Kanunu m.50 uyarınca para veya teminat borcu için yapılan takiplerde hukuk mahkemelerinin yetkisine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
Bu nedenle yetkili icra dairesinin belirlenmesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin hükümleri önem taşır.
HMK m.6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir.
Bu kural icra takiplerine kıyasen uygulandığında genel yetkili icra dairesi de borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir.
Genel Yetkili İcra Dairesi Neresidir?
Kural olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi genel yetkilidir.
Örneğin borçlunun yerleşim yeri Büyükçekmece ise kural olarak Büyükçekmece’deki ilgili icra dairelerinde takip başlatılması mümkündür.
Ancak uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması veya kanunda özel bir yetki kuralının bulunması halinde başka yer icra daireleri de yetkili olabilir.
Bu nedenle “icra takibi yalnızca borçlunun ikametgâhında başlatılabilir” şeklinde kesin bir kural bulunmamaktadır.
Alacaklının Yerleşim Yerinde İcra Takibi Başlatılabilir Mi?
Alacaklının yerleşim yeri tek başına her alacak bakımından genel yetki sebebi değildir.
Yetki, alacağın kaynağına ve uygulanacak kanun hükümlerine göre belirlenir.
Dolayısıyla alacaklının İstanbul’da, borçlunun İzmir’de bulunması halinde yalnızca alacaklının İstanbul’da yaşaması sebebiyle İstanbul icra dairelerinin her durumda yetkili olduğu söylenemez.
Ancak sözleşmenin ifa yeri veya başka bir özel yetki kuralı İstanbul’u yetkili hale getiriyorsa burada takip yapılması mümkün olabilir.
Sözleşmeden Doğan Alacaklarda Hangi İcra Dairesi Yetkilidir?
Sözleşmeden doğan para alacaklarında borçlunun yerleşim yerinin yanı sıra sözleşmenin ifa edileceği yer de önem taşır.
HMK m.10 uyarınca sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
İİK m.50’nin atfı nedeniyle bu kural icra dairelerinin yetkisinin belirlenmesinde de uygulanır.
Dolayısıyla sözleşmenin ifa yeri belirlenebiliyorsa o yerdeki icra dairesinde takip başlatılması mümkün olabilir.
Para Borçlarında İfa Yeri Neresidir?
Para borçlarının ifa yeri belirlenirken sözleşmedeki düzenlemeler ile Türk Borçlar Kanunu’nun ifa yerine ilişkin hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Taraflar ödeme yerini açıkça kararlaştırmış olabilir.
Böyle bir düzenleme bulunmaması halinde para borçlarının ifa yerine ilişkin TBK hükümleri gündeme gelir.
Bu nedenle sözleşmeden doğan para alacaklarında yetki değerlendirmesi yalnızca tarafların adreslerine bakılarak yapılmamalıdır.
Faturaya Dayalı İcra Takibinde Hangi İcra Dairesi Yetkilidir?
Faturaya dayalı takiplerde de genel ve özel yetki kuralları uygulanır.
Faturanın üzerinde belirli bir yerin yazılması tek başına her durumda taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğu anlamına gelmez.
Taraflar arasındaki temel sözleşme, teslim yeri, ödeme yeri ve borçlunun yerleşim yeri birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle ticari ilişkilerde faturadaki yetki kaydının taraflar arasında bağlayıcı olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
Senede Dayalı Takipte Yetki Nasıl Belirlenir?
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde yetki değerlendirmesi genel haciz yoluyla ilamsız takipten farklı özellikler gösterebilir.
Çek, bono ve poliçenin ödeme yeri, borçlunun yerleşim yeri ve kambiyo hukukuna özgü hükümler önem taşıyabilir.
Ayrıca kambiyo takibinde yetki itirazının ileri sürüleceği merci ve usul genel haciz yoluyla ilamsız takipten farklıdır.
Bu nedenle “senet takibi” ile “genel haciz yoluyla ilamsız takip” birbirine karıştırılmamalıdır.
Yetki Sözleşmesi Yapılabilir Mi?
HMK m.17 ve m.18’deki şartlar dahilinde yetki sözleşmesi yapılabilir.
Ancak herkes dilediği kişiyle serbestçe yetki sözleşmesi yapamaz.
HMK m.17 kapsamında tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında kanundaki şartlara uygun olarak belirli mahkeme veya mahkemeleri yetkili kılabilir.
Bu düzenleme İİK m.50’nin atfı nedeniyle icra dairelerinin yetkisinin belirlenmesinde de önem taşımaktadır.
Tacir Olmayan Kişiyle Yetki Sözleşmesi Yapılabilir Mi?
HMK m.17’deki yetki sözleşmesi imkânı tacirler ve kamu tüzel kişileri bakımından düzenlenmiştir.
Bu nedenle özellikle tüketici, gerçek kişi veya tacir sıfatı bulunmayan kişilerle yapılan sözleşmelerde yer alan “İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir” şeklindeki kayıtların geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşmeye böyle bir hüküm yazılmış olması tek başına her durumda geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğu anlamına gelmez.
Yetki Sözleşmesinin Geçerli Olması İçin Ne Gerekir?
HMK m.18 uyarınca yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerekir.
Ayrıca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konularda ve kesin yetki bulunan hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.
Dolayısıyla genel ve belirsiz bir yetki kaydı her durumda geçerli değildir.
İcra Takibinde Yetkiye Nasıl İtiraz Edilir?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine karşı icra dairesine itiraz ederken takip yapılan icra dairesinin yetkisiz olduğunu açıkça bildirmelidir.
Yetki itirazında yetkili olduğu düşünülen icra dairesinin de gösterilmesi gerekir.
Örneğin yalnızca:
“İstanbul İcra Dairesinin yetkisine itiraz ediyorum.”
şeklindeki bir beyanla yetinmek yerine, somut olaya göre:
“Takip tarihinde yerleşim yerim Büyükçekmece/İstanbul olup söz konusu takip bakımından Büyükçekmece İcra Daireleri yetkilidir. Bu nedenle İstanbul İcra Dairesinin yetkisine itiraz ediyorum.”
şeklinde yetkili yerin açıkça belirtilmesi gerekir.
Yetki İtirazında Yetkili İcra Dairesini Göstermek Zorunlu Mudur?
Evet.
İcra hukukunda yetki itirazının en önemli özelliklerinden biri budur.
Borçlu yalnızca takip yapılan icra dairesinin yetkisiz olduğunu söylemekle yetinmemeli, hangi yer icra dairesinin yetkili olduğunu da bildirmelidir.
Yargıtay uygulamasında da ilamsız takipte yetkisizlik iddiası ödeme emrine itiraz yoluyla ileri sürülmediğinde icra dairesinin kendiliğinden yetkisizlik kararı veremeyeceği ve yetki itirazında bulunan borçlunun yetkili icra dairesini göstermesi gerektiği kabul edilmektedir.
Birden Fazla Yetkili İcra Dairesi Varsa Hangisi Gösterilmelidir?
Somut olayda birden fazla yer icra dairesi yetkili olabilir.
Örneğin borçlunun yerleşim yeri ile sözleşmenin ifa yeri farklı olabilir ve her iki yer de yetkili olabilir.
Bu durumda yetki itirazında bulunan borçlunun kanunen yetkili yerlerden birini açıkça göstermesi gerekir.
Alacaklı takibi zaten kanunen yetkili yerlerden birinde başlatmışsa sırf başka bir icra dairesinin de yetkili olması takibin yapıldığı yeri yetkisiz hale getirmez.
Yetkiye İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte İİK m.62 uyarınca ödeme emrine itiraz süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür.
Yetki itirazı da bu süre içerisinde ileri sürülmelidir.
Borçlu ödeme emrini 1 Ekim tarihinde usulüne uygun şekilde tebellüğ etmişse süre hesabı kanunun süre hükümlerine göre yapılır ve yedi günlük itiraz süresi geçirilmemelidir.
Yetki İtirazı Nereye Yapılır?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte yetki itirazı, ödeme emrine itiraz kapsamında takibin bulunduğu icra dairesine bildirilir.
İtiraz dilekçeyle yapılabileceği gibi İİK m.62’nin öngördüğü şekilde sözlü olarak da icra dairesine bildirilebilir.
Uygulamada özellikle yetki, borç, faiz ve ferilere birlikte itiraz edilecekse yazılı bir dilekçeyle açık ve kapsamlı itirazda bulunulması daha güvenlidir.
Yetki İtirazı UYAP’tan Yapılabilir Mi?
Avukat aracılığıyla takip edilen dosyalarda yetki itirazı dilekçesi UYAP üzerinden ilgili icra dosyasına gönderilebilir.
Önemli olan dilekçenin doğru icra dosyasına, yedi günlük süre içerisinde sunulması ve yetki itirazının açıkça ifade edilmesidir.
Dilekçede yetkili olduğu ileri sürülen icra dairesinin de belirtilmesi gerekir.
Yetki İtirazı Sözlü Yapılabilir Mi?
İİK m.62 ödeme emrine itirazın dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirilebilmesine imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla genel haciz yoluyla ilamsız takipte yetki itirazının da icra dairesinde tutanağa geçirilmek suretiyle ileri sürülmesi mümkündür.
Ancak yetki itirazında yetkili icra dairesinin açıkça gösterilmesi gerektiğinden yazılı başvuru uygulamada ispat ve açıklık bakımından daha güvenlidir.
Yetki İtirazı Borca İtirazla Birlikte Yapılabilir Mi?
Evet.
Borçlu hem icra dairesinin yetkisine hem de takip konusu borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilir.
Örneğin:
“Takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisine, takip konusu borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilerine itiraz ediyoruz.”
şeklinde bir itiraz yapılabilir.
Ancak yetki itirazının ayrıca somutlaştırılması ve yetkili icra dairesinin belirtilmesi gerekir.
Sadece Yetkiye İtiraz Edilebilir Mi?
Evet.
Borçlu takip konusu borcun esasına itiraz etmeksizin yalnızca icra dairesinin yetkisine itiraz edebilir.
Bu durumda uyuşmazlık takip yapılan icra dairesinin yetkili olup olmadığı üzerinde yoğunlaşır.
Ancak yalnızca yetkiye itiraz edilmesi ile hem yetkiye hem borca itiraz edilmesinin sonraki süreçte doğuracağı sonuçlar farklı olabilir.
Hem Borca Hem Yetkiye İtiraz Edilirse Hangisi Önce İncelenir?
İİK m.50 uyarınca yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılmışsa yetki meselesi öncelikle değerlendirilir.
Çünkü takibin esasına ilişkin uyuşmazlığa geçilmeden önce takip yapılan icra dairesinin bu takip bakımından yetkili olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Yargıtay uygulamasında da borçlu hem yetkiye hem borca itiraz etmiş ve uyuşmazlık itirazın iptali davasına taşınmışsa mahkemenin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yetkiye İtiraz Takibi Durdurur Mu?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan ödeme emrine itiraz İİK m.66 uyarınca takibi durdurur.
Dolayısıyla borçlunun süresinde ve geçerli biçimde yetkiye itiraz etmesi halinde takip itiraz çerçevesinde durur.
Alacaklının cebri icra işlemlerine devam edebilmesi için itirazın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir.
Yetkiye İtiraz Edilince Haciz Yapılabilir Mi?
Süresinde yapılan itiraz üzerine genel haciz yoluyla ilamsız takip durduğundan kural olarak takip kesinleştirilerek haciz aşamasına geçilemez.
Alacaklının öncelikle yetki itirazını ve varsa borca ilişkin diğer itirazları bertaraf etmesi gerekir.
İhtiyati haciz gibi geçici hukuki korumalar ise farklı hükümlere tabidir.
İcra Müdürlüğü Yetki İtirazını Kendisi Karara Bağlar Mı?
İcra müdürlüğünün görevi itirazı dosyaya almak ve takibin kanuni durumunu buna göre belirlemektir.
Yetki uyuşmazlığının esaslı biçimde çözümü ise uyuşmazlığın götürüldüğü hukuki yola göre icra mahkemesi veya itirazın iptali davasını gören mahkeme tarafından yapılabilir.
Dolayısıyla icra müdürlüğü klasik anlamda tarafların yetki uyuşmazlığını yargısal olarak çözen merci değildir.
İcra Müdürlüğü Kendiliğinden Yetkisizlik Kararı Verebilir Mi?
Kural olarak ilamsız icra takiplerinde icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden değildir.
Bu nedenle borçlu süresinde yetki itirazında bulunmazsa icra müdürlüğü kendiliğinden “Ben yetkisizim” diyerek takibi sona erdiremez.
Yargıtay da ilamsız icra takiplerinde yetkisizlik iddiasının ödeme emrine itiraz yoluyla ileri sürülmemesi halinde icra dairesinin kendiliğinden yetkisizlik kararı veremeyeceğini kabul etmektedir.
Borçlu Yetkiye İtiraz Etmezse Ne Olur?
Borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre içerisinde yetkiye itiraz etmezse kural olarak icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz hakkını o takip bakımından kaybeder.
Takip diğer yönlerden de itiraz edilmeden kesinleşirse alacaklı haciz aşamasına geçebilir.
Bu nedenle yetkisiz yerde takip başlatıldığı düşünülüyorsa ödeme emri tebliğ edildikten sonra yedi günlük süre özellikle önemlidir.
Borca İtiraz Edip Yetkiye İtiraz Etmeyen Borçlu Sonradan Yetki İtirazı Yapabilir Mi?
Kural olarak hayır.
Borçlu yedi günlük itiraz süresi içerisinde borca itiraz etmiş fakat icra dairesinin yetkisine itiraz etmemişse daha sonra ayrıca yetki itirazında bulunması mümkün olmayabilir.
Yetki itirazının kanuni itiraz süresi içerisinde açıkça ileri sürülmesi gerekir.
Bu nedenle ödeme emrine itiraz hazırlanırken borç, faiz, imza ve yetki yönünden dosyanın birlikte incelenmesi önemlidir.
Yetki İtirazında “Her Türlü Yetkiye İtiraz Ediyorum” Demek Yeterli Midir?
Bu tür genel ifadeler risklidir.
Yetki itirazında hangi icra dairesinin yetkisiz olduğu ve hangi yer icra dairesinin yetkili kabul edildiği açık biçimde belirtilmelidir.
Borçlunun yetki itirazı tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılmalıdır.
Bu nedenle yalnızca “yetkiye itiraz ediyorum” şeklindeki soyut bir ifadeyle yetinilmemesi gerekir.
Yetki İtirazında Adres Belgesi Sunmak Gerekir Mi?
Her durumda zorunlu olmamakla birlikte borçlunun yerleşim yerine dayanılıyorsa yerleşim yeri kayıtları önemli delil olabilir.
Özellikle alacaklının borçlunun eski adresinde takip başlatması halinde takip tarihi itibarıyla borçlunun gerçek yerleşim yerinin neresi olduğu önem taşır.
Adres kayıtları, ticaret sicili kayıtları ve sözleşmeler yetki incelemesinde kullanılabilir.
Şirketlere Karşı İcra Takibinde Yetkili Yer Neresidir?
Tüzel kişi borçlular bakımından genel yetki değerlendirmesinde şirketin merkezinin bulunduğu yer önem taşır.
Ancak sözleşmenin ifa yeri veya başka bir özel yetki sebebi bulunuyorsa farklı bir icra dairesinin de yetkili olması mümkündür.
Bu nedenle şirketin ticaret sicilindeki merkez adresi önemli olmakla birlikte her uyuşmazlıkta tek başına belirleyici değildir.
Şirketin Şubesinin Bulunduğu Yerde İcra Takibi Yapılabilir Mi?
Uyuşmazlığın şubenin işlemlerinden kaynaklanması halinde HMK’daki özel yetki kuralları çerçevesinde şubenin bulunduğu yer bakımından yetki gündeme gelebilir.
Ancak her şirket borcu için şirketin herhangi bir şubesinin bulunduğu yerde takip başlatılabileceği söylenemez.
Uyuşmazlığın şubeyle bağlantısı ayrıca değerlendirilmelidir.
Birden Fazla Borçlu Varsa Yetkili İcra Dairesi Nasıl Belirlenir?
Birden fazla borçlu bulunan takiplerde HMK’nın birden fazla davalıya ilişkin yetki hükümleri kıyasen uygulanabilir.
Kural olarak borçlulardan birinin yerleşim yerindeki icra dairesinin yetkisi gündeme gelebilir.
Ancak kanunda bütün borçlular bakımından ortak ve kesin bir yetki öngörülmüşse özel düzenleme dikkate alınmalıdır.
Ayrıca bir borçlunun yalnızca diğer borçluları kendi yerleşim yerlerinden uzaklaştırmak amacıyla takibe dahil edilmesi gibi durumlar ayrıca değerlendirilir.
Müteselsil Borçlularda Yetki Nasıl Belirlenir?
Müteselsil borçlulardan birden fazlasına karşı aynı takip başlatılması halinde birden fazla borçluya ilişkin yetki kuralları önem kazanabilir.
Borçlulardan birinin yerleşim yerinin yetkili olması diğer borçlular bakımından da sonuç doğurabilir.
Ancak somut borç ilişkisinin niteliği ve varsa özel yetki kuralları ayrıca incelenmelidir.
Kefile Karşı İcra Takibinde Yetki Nasıl Belirlenir?
Asıl borçlu ile kefilin birlikte takip edilmesi halinde birden fazla borçluya ilişkin yetki hükümleri gündeme gelebilir.
Bununla birlikte kefalet sözleşmesinin niteliği, asıl borç ilişkisi ve tarafların yerleşim yerleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kefilin tüketici sıfatına sahip olduğu veya özel kanun hükümlerinin uygulandığı durumlarda ayrıca özel yetki hükümleri bulunabilir.
Tüketici İşlemlerinde Yetki Nasıl Belirlenir?
Tüketici uyuşmazlıklarında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki özel yetki hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Ayrıca tüketiciyle yapılan sözleşmede yer alan yetki şartının HMK m.17 anlamında geçerli bir yetki sözleşmesi oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle banka kredisi, tüketici kredisi ve benzeri işlemlerde yalnızca sözleşmede yazılı “yetkili mahkeme ve icra dairesi” kaydına bakılması yeterli değildir.
Kira Alacağı İçin Hangi İcra Dairesi Yetkilidir?
Kira alacağına ilişkin takiplerde genel yetki kuralları yanında sözleşmenin ifa yeri ve kira ilişkisinin niteliği önem taşır.
Özellikle kira bedelinin ödeneceği yer yetki değerlendirmesinde etkili olabilir.
Tahliye talepli kira takiplerinde ise İcra ve İflas Kanunu’nun özel takip hükümlerinin de ayrıca dikkate alınması gerekir.
Nafaka Takibinde Yetki İtirazı Yapılabilir Mi?
Nafaka alacağının ilama dayanması halinde takip ilamlı icra niteliğindedir.
İlamlı icrada yetki kuralları genel haciz yoluyla ilamsız takipten farklıdır.
Bu nedenle ilamlı icra takibine karşı genel haciz yolundaki İİK m.50 ve m.62 sisteminin doğrudan uygulanacağı düşünülmemelidir.
Takibin türü belirlenmeden yetki itirazının usulü hakkında karar verilmemelidir.
İlamlı İcra Takibinde Borçlunun Yerleşim Yeri Şart Mıdır?
Hayır.
İlamlı icrada İİK’nın özel düzenlemeleri uygulanır ve para veya teminat borcuna ilişkin genel haciz yolundaki yetki sistemiyle aynı değerlendirme yapılmaz.
Bu nedenle mahkeme ilamına dayanan takiplerde “borçlunun ikametgâhı dışında takip yapılamaz” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.
Kambiyo Takibinde Yetki İtirazı Nereye Yapılır?
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte yetki itirazı, genel haciz yoluyla ilamsız takipteki gibi doğrudan icra dairesine yapılan sıradan ödeme emri itirazı sistemiyle değerlendirilmez.
Kambiyo takiplerinde borçlunun ödeme emrine karşı başvuracağı merci ve süre İİK’nın kambiyo senetlerine özgü hükümlerine göre belirlenir.
Bu nedenle çek, bono veya poliçeye dayalı takiplerde genel haciz yoluna ilişkin yedi günlük itiraz sistemiyle hareket edilmemelidir.
Kambiyo Takibinde Yetkiye İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ödeme emrine karşı itiraz süresi genel haciz yolundan farklıdır.
Borçlu yetki dahil kambiyo takibine ilişkin itirazlarını beş günlük kanuni süre içerisinde ilgili icra mahkemesine ileri sürmelidir.
Bu nedenle takip türünün doğru tespit edilmesi hak kaybının önlenmesi açısından son derece önemlidir.
Genel Haciz Yolunda Yetki İtirazı ile Kambiyo Takibindeki Yetki İtirazı Arasındaki Fark Nedir?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz İİK m.62 kapsamında yedi gün içinde icra dairesine yapılır.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise borçlunun yetki itirazı beş günlük süre içerisinde icra mahkemesine yapılır.
Dolayısıyla yanlış mercie başvurulması ciddi hak kaybına neden olabilir.
Yetki İtirazı Kabul Edilirse Ne Olur?
Yetki itirazının haklı olduğunun belirlenmesi halinde takip yetkisiz yerde sürdürülemez.
Takibin yetkili icra dairesinde devam ettirilmesine ilişkin gerekli usul işlemlerinin yapılması gerekir.
Bu noktada verilen kararın niteliğine ve takipte yalnızca yetkiye mi yoksa borcun esasına da mı itiraz edildiğine göre izlenecek süreç değişebilir.
Yetki İtirazı Reddedilirse Ne Olur?
Yetki itirazının reddedilmesi halinde takip yapılan icra dairesinin yetkili olduğu kabul edilir.
Borçlunun yalnızca yetkiye itiraz etmiş olması halinde takip buna göre devam edebilir.
Borçlu aynı zamanda borca da itiraz etmişse borca ilişkin itiraz ortadan kaldırılmadan takip esas yönünden devam ettirilemez.
Yetki İtirazı ile Borca İtiraz Birlikteyse Alacaklı Ne Yapmalıdır?
Borçlu hem yetkiye hem borca itiraz etmişse alacaklı itirazın niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yollarından uygun olanına başvurabilir.
Uyuşmazlık mahkemeye taşındığında icra dairesinin yetkisi öncelikle değerlendirilir.
Yetkisiz icra dairesinde usulüne uygun bir takip bulunmadığının kabul edilmesi, itirazın iptali davasının sonucu bakımından da önem taşıyabilir.
İtirazın İptali Davasında İcra Dairesinin Yetkisi İncelenir Mi?
Evet.
Yargıtay uygulamasına göre borçlu icra takibinde yetkiye itiraz etmiş ve alacaklı daha sonra itirazın iptali davası açmışsa mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemelidir.
Çünkü itirazın iptali davasının görülebilmesi bakımından usulüne uygun ve yetkili yerde yapılmış bir icra takibinin bulunup bulunmadığı önem taşır.
Yetki İtirazı İcra Mahkemesinde İncelenebilir Mi?
Alacaklının İİK m.68 ve devamındaki şartlar çerçevesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurması halinde yetki uyuşmazlığı icra mahkemesinin önüne gelebilir.
İİK m.50 uyarınca yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılmışsa icra mahkemesi öncelikle yetki meselesini inceler.
Dolayısıyla yetki uyuşmazlığının hangi merci tarafından inceleneceği alacaklının itirazı bertaraf etmek için seçtiği hukuki yola göre değişebilir.
Yetkisiz İcra Dairesinde Başlatılan Takip Kendiliğinden Geçersiz Midir?
Hayır.
İlamsız icra takibinde icra dairesinin yetkisi kural olarak kamu düzeninden değildir.
Borçlunun süresinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunması gerekir.
Borçlu itiraz etmezse takip yetki yönünden kesinleşebilir.
Bu nedenle yetkisiz yerde takip yapılması ile takibin kendiliğinden yok hükmünde olması aynı şey değildir.
Yetki İtirazı Yaparken Borca da İtiraz Etmek Gerekir Mi?
Bu tamamen dosyadaki savunmaya bağlıdır.
Borç gerçekten mevcut değilse veya miktar, faiz ya da diğer feriler bakımından itiraz bulunuyorsa yalnızca yetkiye itiraz etmek yerine bu itirazların da kanuni süre içerisinde ileri sürülmesi önemlidir.
Çünkü yetki uyuşmazlığının çözülmesi borcun esasına ilişkin itirazları kendiliğinden oluşturmaz.
Bu nedenle ödeme emri geldiğinde dosyanın bütün itiraz sebepleri birlikte değerlendirilmelidir.
Faize İtiraz Yetki İtirazından Ayrı Mıdır?
Evet.
Yetki itirazı icra dairesinin takip yapmaya yetkili olmadığına ilişkindir.
Faize itiraz ise takipte talep edilen faiz oranı, başlangıç tarihi veya faiz miktarının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
Borçlu hem yetkiye hem ana paraya hem faize hem de diğer ferilere ayrı ayrı itiraz edebilir.
İmzaya İtiraz Yetki İtirazından Ayrı Mıdır?
Evet.
İmzaya itiraz, takip dayanağı adi senetteki imzanın borçluya ait olmadığının ileri sürülmesidir.
İİK m.62 uyarınca imza inkârının ayrıca ve açıkça bildirilmesi gerekir.
Yetki itirazı ise takip yapılan icra dairesinin yetkisiz olduğu iddiasıdır.
Bir dosyada hem imzaya hem borca hem faize hem de yetkiye itiraz edilmesi mümkündür.
Yetki İtirazı Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?
Yetki itirazında takip dosyasının bilgileri, ödeme emrinin tebliğ tarihi, takip yapılan icra dairesinin neden yetkisiz olduğu ve hangi icra dairesinin yetkili olduğu açıkça belirtilmelidir.
Varsa borca, faize, imzaya ve diğer ferilere ilişkin itirazlar da aynı dilekçede ayrıca gösterilmelidir.
Yetki sebebinin borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri veya başka bir kanuni yetki kuralına dayanıp dayanmadığı açıklanmalıdır.
Yetki İtirazında En Sık Yapılan Hata Nedir?
En önemli hata yalnızca “yetkiye itiraz ediyorum” denilerek yetkili icra dairesinin gösterilmemesidir.
Bir diğer önemli hata yedi günlük itiraz süresinin geçirilmesidir.
Ayrıca kambiyo takibindeki beş günlük icra mahkemesi başvurusu ile genel haciz yolundaki yedi günlük icra dairesine itirazın birbirine karıştırılması ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Yanlış İcra Dairesine İtiraz Edilirse Ne Olur?
İtirazın kanunda belirtilen mercie ve süresinde yapılması gerekir.
Özellikle takip türünün yanlış değerlendirilmesi nedeniyle kambiyo takibinde icra dairesine veya genel haciz yolunda yanlış hukuki merciye başvurulması hak kaybı yaratabilir.
Bu nedenle ödeme emrinin başlığından takip türü öncelikle tespit edilmelidir.
Ödeme Emri Usulsüz Tebliğ Edilmişse Yetki İtirazı Süresi Başlar Mı?
Usulsüz tebligat bulunması halinde Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde tebliğ tarihi ayrıca değerlendirilir.
Borçlunun ödeme emrini fiilen öğrendiği tarih, usulsüz tebligatın hukuki sonucu ve icra mahkemesine yapılacak başvurular süre hesabını etkileyebilir.
Dolayısıyla ödeme emri uzun süre önce tebliğ edilmiş gibi görünse dahi tebligat usulsüzse dosyanın doğrudan “itiraz süresi geçmiş” kabul edilmesi doğru olmayabilir.
Eski Adrese Gönderilen Ödeme Emrinde Yetki İtirazı Yapılabilir Mi?
Ödeme emrinin eski adrese gönderilmiş olması hem tebligat hem de yetki bakımından farklı hukuki sorunlar doğurabilir.
Yetki bakımından önemli olan takip tarihinde borçlunun yerleşim yeridir.
Tebligat bakımından ise Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı incelenmelidir.
Bu iki mesele birbirinden ayrılmalıdır.
Borçlu Takip Başladıktan Sonra Taşınırsa Yetki Değişir Mi?
Yetki kural olarak takibin başlatıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir.
Takip tarihinde yetkili olan icra dairesi, borçlunun daha sonra başka şehre taşınması nedeniyle kendiliğinden yetkisiz hale gelmez.
Bu nedenle yerleşim yeri değişikliklerinde takip tarihi önemlidir.
Yetki İtirazında Nüfus Kayıt Adresi Mi Esastır?
Yerleşim yeri Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
Adres Kayıt Sistemi kayıtları güçlü bir gösterge olmakla birlikte uyuşmazlığın özelliklerine göre kişinin gerçek yerleşim yeri ayrıca tartışılabilir.
Tüzel kişiler bakımından ise ticaret sicili ve merkez kayıtları önem taşır.
İcra Takibinde Kesin Yetki Var Mıdır?
Bazı uyuşmazlıklarda özel kanunlardan veya HMK’dan kaynaklanan kesin yetki hükümleri bulunabilir.
İİK m.50 HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine kıyasen atıf yaptığından somut alacağın niteliğine göre özel veya kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Bu nedenle her takipte yetkinin mutlaka tarafların itirazına bağlı olduğu şeklinde mutlak bir değerlendirme yapılmamalıdır.
Yetki İtirazı Alacaklıya Tebliğ Edilir Mi?
İİK m.62 kapsamında takibe yapılan itiraz alacaklıya bildirilir.
İtirazın alacaklıya tebliği özellikle alacaklının itirazın kaldırılması veya itirazın iptali için kullanabileceği kanuni süreler bakımından önem taşır.
Yargıtay, itirazın iptali davasındaki bir yıllık sürenin başlaması bakımından itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğinin önemini açıkça vurgulamaktadır.
Yetki İtirazı Sonrasında Alacaklı Ne Yapabilir?
Alacaklı öncelikle borçlunun yetki itirazının haklı olup olmadığını değerlendirmelidir.
Yetki itirazını kabul ediyorsa takibin yetkili yerde sürdürülmesine yönelik gerekli işlemler gündeme gelebilir.
İtirazın haksız olduğunu düşünüyorsa takip dayanağı belgenin niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurabilir.
Borçlu aynı zamanda borca itiraz etmişse alacaklının esas alacağa ilişkin itirazı da ortadan kaldırması gerekir.
Borçlu Açısından Yetki İtirazında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Borçlu öncelikle takip türünü belirlemelidir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takip söz konusuysa ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre geçirilmemelidir.
Takip yapılan icra dairesinin neden yetkisiz olduğu ve hangi icra dairesinin yetkili olduğu açıkça yazılmalıdır.
Borca, faize veya imzaya ilişkin başka itirazlar bulunuyorsa bunlar da aynı süre içerisinde ayrıca ileri sürülmelidir.
Alacaklı Açısından Takip Başlatılmadan Önce Yetki Neden Kontrol Edilmelidir?
Yetkisiz yerde takip başlatılması takip sürecinin uzamasına ve ek masraf yapılmasına neden olabilir.
Özellikle yüksek miktarlı ticari alacaklarda borçlunun süresinde yetki itirazı yapması, takip işlemlerinin durmasına ve tarafların önce yetki uyuşmazlığıyla uğraşmasına yol açabilir.
Bu nedenle takip açılmadan önce borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, yetki sözleşmesi ve özel yetki hükümleri incelenmelidir.
Yetki İtirazı ile Mahkemenin Yetkisine İtiraz Aynı Şey Midir?
Hayır.
İcra dairesinin yetkisi ile itirazın iptali davasını görecek mahkemenin yetkisi birbirinden ayrı kavramlardır.
Ancak aynı maddi ilişkiye ilişkin olduklarından birbirlerini etkileyebilirler.
Yargıtay uygulamasında itirazın iptali davasını gören mahkemenin, borçlunun takipte usulüne uygun yetki itirazı bulunması halinde öncelikle icra dairesinin yetkisini incelemesi gerektiği kabul edilmektedir.
İcra Dairesinin Yetkisizliği İtirazın İptali Davasını Nasıl Etkiler?
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı biçimde bağlı bir davadır.
Borçlunun süresinde yetki itirazı bulunuyorsa mahkeme öncelikle takip yapılan icra dairesinin yetkili olup olmadığını inceler.
Yetkisiz icra dairesinde başlatılmış takip bulunması, mevcut takip üzerinden itirazın iptali talebinin değerlendirilmesini doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle alacaklı açısından takip başlangıcında doğru icra dairesinin seçilmesi önemlidir.
İcra Takibinde Yetkiye İtiraz Konusunda En Önemli Ayrım Nedir?
En önemli ayrım takip türüdür.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte yetki itirazı ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılır.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ise yetki itirazı beş gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
İlamlı icrada ise yetki sistemi ayrıca değerlendirilir.
Bu ayrım yapılmadan hazırlanacak bir itiraz yanlış mercie veya yanlış sürede sunularak hak kaybına neden olabilir.
Sonuç
İcra takibinde yetkiye itiraz, takip yapılan icra dairesinin kanunen yetkili olmadığının borçlu tarafından ileri sürülmesidir.
İİK m.50 uyarınca para ve teminat borçlarına ilişkin ilamsız takiplerde icra dairesinin yetkisinin belirlenmesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.
Kural olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi genel yetkilidir. Bunun yanında sözleşmeden doğan alacaklarda sözleşmenin ifa yeri, özel kanunlardaki yetki hükümleri ve şartları varsa geçerli yetki sözleşmesi nedeniyle başka icra daireleri de yetkili olabilir.
Bu nedenle bir takibin borçlunun yerleşim yeri dışında başlatılmış olması tek başına icra dairesinin yetkisiz olduğu anlamına gelmez.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte yetki itirazı, İİK m.62 uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde icra dairesine yapılmalıdır. Süresinde yapılan itiraz İİK m.66 kapsamında takibi durdurur.
Yetki itirazında yalnızca “bu icra dairesi yetkisizdir” denilmesiyle yetinilmemelidir. Borçlu yetkili olduğunu ileri sürdüğü icra dairesini açıkça göstermelidir.
Borçlu hem yetkiye hem de borcun esasına itiraz ediyorsa bu itirazları kanuni süre içerisinde birlikte ileri sürmelidir. Yetki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşındığında ise icra dairesinin yetkisi öncelikle incelenir.
Borçlu süresinde yetki itirazında bulunmazsa ilamsız icra takibinde icra müdürlüğü kural olarak kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez. Bu nedenle ödeme emrinin tebliğinden sonraki yedi günlük süre borçlu açısından son derece önemlidir.
Bununla birlikte takip kambiyo senedine dayanıyorsa farklı bir sistem bulunmaktadır. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda yetki itirazının beş günlük süre içerisinde icra mahkemesine yapılması gerekir. İlamlı icrada da genel haciz yoluna ilişkin yetki sistemi doğrudan uygulanmaz.
Sonuç olarak icra takibinde yetkiye itiraz değerlendirilirken takip türü, ödeme emrinin tebliğ tarihi, borçlunun takip tarihindeki yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, varsa yetki sözleşmesi, özel yetki hükümleri ve yetkili icra dairesinin itirazda açıkça gösterilip gösterilmediği birlikte incelenmelidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde icra takibinde yetkiye itiraz, ödeme emrine itiraz, borca itiraz, faize itiraz, imzaya itiraz, kambiyo takibinde yetki itirazı, itirazın iptali, itirazın kaldırılması, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takipler ve diğer icra ve iflas hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
