Ceza yargılamasında mağdur veya tanığın sanığı suçun faili olarak teşhis etmesi önemli bir delil olabilir. Ancak bir kişinin “sanık budur” demesi, tek başına teşhisin doğru olduğunu ve sanığın suçu işlediğini kesin olarak göstermez.
Teşhis insan hafızasına ve algısına dayanan bir işlemdir. Olayın gece meydana gelmesi, failin kısa süre görülmesi, yüzünün kısmen kapalı olması, mağdurun korku veya stres altında bulunması, olaydan sonra uzun süre geçmesi, mağdura önceden şüphelinin fotoğrafının gösterilmesi veya kolluğun yönlendirici davranışları yanlış teşhise neden olabilir.
Bu nedenle ceza mahkemesinin yalnızca “mağdur sanığı teşhis etmiştir” şeklindeki bir tespitle yetinmemesi gerekir.
Özellikle teşhis işlemi usulüne aykırı yapılmışsa, mağdurun ilk eşkâl anlatımı ile sanığın fiziksel özellikleri uyuşmuyorsa, mağdur teşhis sırasında tereddüt etmişse veya sanık aleyhinde teşhis dışında bağımsız delil bulunmuyorsa mahkûmiyet için gerekli olan kesinlik oluşmayabilir.
Ceza mahkûmiyeti ihtimale değil, sanığın suçu işlediğini her türlü makul şüpheden uzak biçimde ortaya koyan hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.
Hatalı Teşhis Nedir?
Hatalı teşhis, mağdur veya tanığın suçun gerçek faili olmayan bir kişiyi fail olarak belirlemesidir.
Hatalı teşhisin mutlaka mağdurun veya tanığın yalan söylediği anlamına gelmediği özellikle vurgulanmalıdır.
Bir kişi tamamen iyi niyetli olmasına rağmen yanlış kişiyi teşhis edebilir.
Çünkü teşhis, insan hafızasına ve algısına dayanan bir delil elde etme yöntemidir.
Mağdur Yanlış Kişiyi Teşhis Edebilir Mi?
Evet.
İnsan hafızası kamera kaydı gibi çalışmaz.
Kişinin olay sırasında ne kadar süreyle faili gördüğü, aradaki mesafe, aydınlatma, stres, korku, dikkatinin başka bir noktaya yönelmiş olması ve olayın üzerinden geçen süre hatırlama kapasitesini etkileyebilir.
Bu nedenle mağdurun son derece samimi ve kendinden emin olması dahi teşhisin objektif olarak doğru olduğunu tek başına göstermez.
Mağdurun Kesin Konuşması Teşhisin Kesin Doğru Olduğunu Gösterir Mi?
Hayır.
“Yüzde yüz bu kişidir”, “kesinlikle sanıktır” veya “hiç şüphem yok” şeklindeki ifadeler elbette değerlendirilir.
Ancak kişinin kendi hafızasına duyduğu güven ile hafızanın gerçekten doğru olması farklı konulardır.
Mahkeme yalnızca mağdurun ne kadar emin olduğuna değil, teşhisin objektif güvenilirliğine de bakmalıdır.
Teşhis Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Olabilir Mi?
Bu konuda her dosya için geçerli, otomatik bir formül kurmak doğru değildir.
Usulüne uygun gerçekleştirilen ve olayın bütün koşullarıyla güvenilirliği doğrulanan bir teşhis önemli delil niteliğinde olabilir.
Ancak özellikle teşhisin güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler varsa ve sanığı suça bağlayan başka bağımsız delil bulunmuyorsa yalnızca teşhis üzerinden mahkûmiyet kurulması son derece sakıncalıdır.
Hatalı veya usulüne aykırı teşhis söz konusu olduğunda ise bu sakınca çok daha belirgin hale gelir.
Hatalı Teşhis Neden Mahkûmiyet İçin Tehlikelidir?
Çünkü teşhis doğrudan sanığın kimliğiyle ilgilidir.
Suçun işlendiği kesin olsa bile asıl mesele suçu kimin işlediğidir.
Yanlış kişi fail olarak belirlenmişse suçun varlığına ilişkin diğer deliller bu kimlik sorununu kendiliğinden çözmez.
Örneğin bir işyerinin gerçekten soyulmuş olması, sanığın o soygunu gerçekleştirdiğini göstermez.
Sanığın fail olduğunun ayrıca ispatlanması gerekir.
Ceza Mahkûmiyetinde İspat Ölçüsü Nedir?
Ceza mahkûmiyeti, sanığın suçu işlediğinin her türlü makul şüpheden uzak biçimde ortaya konulmasını gerektirir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik yaklaşımında da ceza mahkûmiyetinin herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği kabul edilmektedir.
Failin sanık olup olmadığı konusunda giderilemeyen makul bir şüphe varsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Hatalı Teşhiste Nasıl Uygulanır?
Teşhis incelendikten sonra “fail gerçekten sanık mı, yoksa mağdur yanlış kişiyi mi seçti?” sorusu giderilemiyorsa mahkûmiyet kurulamaz.
Bu noktada “büyük ihtimalle sanıktır” düşüncesi yeterli değildir.
Ceza hukukunda yüksek ihtimal ile mahkûmiyet için gerekli ispat derecesi aynı şey değildir.
Failin kimliği konusunda makul şüphe devam ediyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.
Yargıtay Hatalı Teşhis Konusunda Ne Diyor?
Yargıtay kararlarında teşhisin güvenilirliği ve teşhisi destekleyen diğer deliller birlikte değerlendirilmektedir.
Özellikle mağdurun verdiği eşkâl bilgileri ile sanığın fiziksel özelliklerinin uyuşmaması, teşhisin güvenilirliğinin tartışmalı olması ve sanık aleyhinde başka yeterli delil bulunmaması durumlarında mahkûmiyetin gerekli kesinliğe ulaşmadığı kabul edilebilmektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/3119 Esas, 2025/6571 Karar sayılı ve 15.09.2025 tarihli kararında da mağdurun teşhis beyanı ile sanığın fiziksel özelliklerinin uyuşmadığına ilişkin savunmalar ve dosya kapsamı değerlendirilmiş; sanığın suçu işlediğine ilişkin mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ve mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Bu karar, özellikle ilk eşkâl bilgileri ile sanığın gerçek fiziksel özellikleri arasındaki farklılıkların teşhis delili değerlendirilirken göz ardı edilmemesi gerektiğini göstermektedir.
İlk Eşkâl Beyanı Neden Çok Önemlidir?
Teşhis incelemesinde ilk bakılması gereken belgelerden biri, mağdur veya tanığın olaydan hemen sonra faili nasıl tarif ettiğidir.
Çünkü bu beyan henüz şüphelinin fotoğrafı veya kendisi görülmeden verilmiş olabilir.
Bu nedenle ilk eşkâl anlatımı, mağdurun olay sırasında gerçekte ne hatırladığını belirlemek bakımından son derece önemlidir.
İlk Eşkâl ile Sanık Uyuşmuyorsa Ne Olur?
Bu durum teşhisin güvenilirliği bakımından ciddi şüphe doğurabilir.
Örneğin mağdur ilk ifadesinde failin yaklaşık 170 cm boyunda, sarışın, sakalsız ve 20-25 yaşlarında olduğunu söylemiş; daha sonra 190 cm boyunda, siyah saçlı, sakallı ve 40 yaşındaki sanığı teşhis etmişse mahkemenin bu farklılığı açıklaması gerekir.
Yalnızca sonraki teşhise üstünlük tanınarak ilk eşkâl anlatımı görmezden gelinmemelidir.
Failin Saç Rengi veya Sakal Durumu Önemli Midir?
Somut olaya göre önemli olabilir.
Özellikle mağdurun faili belirli bir saç rengi, saç modeli, sakal, bıyık, dövme veya başka ayırt edici fiziksel özellikle tarif ettiği dosyalarda sanığın olay tarihindeki gerçek görünüşünün araştırılması gerekebilir.
Fotoğraflar, kamera kayıtları, sosyal medya içerikleri, işyeri kayıtları veya tanık anlatımları sanığın olay tarihindeki görünüşünün belirlenmesinde kullanılabilir.
Mağdurun İlk İfadesi ile Sonraki Teşhisi Çelişirse Ne Olur?
Mahkeme bu çelişkiyi tartışmalıdır.
Örneğin mağdur ilk ifadesinde “failin yüzünü göremedim” demiş ancak birkaç hafta sonra sanığı kesin olarak teşhis etmişse, bu değişikliğin nasıl ortaya çıktığı araştırılmalıdır.
Mağdurun hangi yeni bilgiye dayanarak faili teşhis edebildiği açıklığa kavuşturulmalıdır.
“Failin Yüzünü Görmedim” Diyen Mağdur Sonradan Teşhis Yapabilir Mi?
Fiilen teşhis yapabilir; ancak bu teşhisin delil değeri ciddi biçimde tartışılabilir.
Kişi olay sırasında failin yüzünü görmediğini açıkça belirtmişse daha sonra yüz üzerinden kesin teşhiste bulunması açıklanması gereken önemli bir çelişkidir.
Mahkeme bu çelişkiyi görmezden gelemez.
Tek Fotoğraf Gösterilerek Yapılan Teşhis Güvenilir Midir?
Tek fotoğraf gösterilmesi ciddi yönlendirme riski taşır.
PVSK Ek 6’da fotoğraf üzerinden teşhis yapılabilmesine imkân tanınmış olmakla birlikte tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamayacağı düzenlenmiştir.
Mağdura yalnızca sanığın fotoğrafının gösterilip “Sana bunu yapan kişi bu mu?” diye sorulması, kanunda öngörülen fotoğraftan teşhis usulü değildir.
Aynı Kişinin Farklı Fotoğrafları Gösterilirse Ne Olur?
Bu da gerçek anlamda alternatif kişiler arasından teşhis yapılmasını sağlamaz.
Kanunun amacı mağdurun hatırladığı kişiyi farklı kişiler arasından seçmesidir.
Aynı kişinin farklı açılardan çekilmiş beş fotoğrafını göstermek, beş farklı kişi göstermek anlamına gelmez.
Teşhis Grubundaki Herkes Sanıktan Çok Farklıysa Ne Olur?
Bu durum teşhisi yönlendirici hale getirebilir.
Örneğin mağdur failin sakallı olduğunu söylemiş ve teşhis grubunda yalnızca sanık sakallıysa sanık otomatik olarak dikkat çeker.
Aynı şekilde sanık diğer kişilerden belirgin biçimde daha genç, daha uzun veya farklı giyimli ise teşhisin bağımsızlığı tartışmalı hale gelebilir.
Sanığın Kelepçeli Gösterilmesi Teşhisi Etkiler Mi?
Evet.
Mağdura bir grup kişi gösterilirken yalnızca sanığın kelepçeli olması veya polislerin yalnızca sanığın yanında bulunması kişinin “polis zaten faili yakalamış” düşüncesine kapılmasına neden olabilir.
Teşhis işleminde şüphelinin diğer kişilerden suç şüphesi altında olduğunu belli edecek biçimde ayrıştırılmaması gerekir.
Polis Mağduru Yönlendirebilir Mi?
Hayır.
“İyi bak, üçüncü kişi olabilir”, “biz bunu zaten kamera kayıtlarından tespit ettik” veya “bu kişiyi hatırladın mı?” gibi ifadeler teşhis yapan kişiyi etkileyebilir.
Teşhisin değeri, mağdurun kendi hafızasına dayanarak bağımsız seçim yapmasına bağlıdır.
Mağdura “Fail Bunların Arasında” Denilmesi Doğru Mudur?
Hayır.
Teşhis yapacak kişiye şüphelinin gösterilen kişiler arasında bulunmayabileceğinin hatırlatılması gerekir.
Aksi halde mağdur mutlaka kişilerden birini seçmesi gerektiğini düşünebilir.
Bu durum yanlış teşhis ihtimalini artırır.
Mağdur Şüphelinin Fotoğrafını Önceden Görmüşse Ne Olur?
Bu durum sonraki teşhisin güvenilirliğini etkileyebilir.
Örneğin mağdur şüphelinin fotoğrafını sosyal medyada, haberlerde, WhatsApp grubunda veya polis tarafından gösterilen bir ekranda gördükten sonra resmî teşhis yapmışsa hangi görüntüyü hatırladığı sorunu ortaya çıkar.
Mağdur olay anındaki faili değil, sonradan gördüğü fotoğraftaki kişiyi hatırlıyor olabilir.
Sosyal Medyada Sanığı Görüp Sonra Teşhis Etmek Geçerli Midir?
Bu durum teşhisi otomatik olarak hükümsüz hale getirmez ancak delil değerinin dikkatle incelenmesini gerektirir.
Özellikle mağdurun olay sırasında faili kısa süre görmesi fakat teşhisten önce sanığın sosyal medya fotoğraflarını uzun süre incelemesi halinde sonraki teşhisin kaynağı konusunda şüphe oluşabilir.
Mağdur Karakolda Sanığı Tesadüfen Görürse Ne Olur?
Bu da sonraki teşhisin güvenilirliğini etkileyebilir.
Mağdur karakol koridorunda sanığı kelepçeli ve polislerin arasında görmüş, ardından teşhis odasına alınmışsa sonraki seçimin olay anındaki hafızaya mı yoksa birkaç dakika önceki görüntüye mi dayandığı tartışılmalıdır.
Teşhis İşleminin İki Kez Yapılması Neden Önemlidir?
PVSK Ek 6 teşhis işleminin en az iki kez tekrarlanmasını öngörmektedir.
Amaç teşhisin tesadüfi bir seçimden veya yönlendirmeden kaynaklanma ihtimalini azaltmaktır.
İlk işlemde farklı, ikinci işlemde farklı kişinin seçilmesi teşhisin güvenilirliği bakımından son derece önemli bir durumdur.
Mağdur İlk Teşhiste Sanığı Seçemezse Ne Olur?
İlk teşhiste sanığı belirleyemeyen mağdurun daha sonra sanığı kesin biçimde teşhis etmesi halinde bu değişikliğin nedeni araştırılmalıdır.
Özellikle iki işlem arasında mağdura sanığın fotoğrafının gösterilip gösterilmediği veya başka kişilerden bilgi alıp almadığı önem taşır.
Mağdur Önce Başka Bir Kişiyi Teşhis Ederse Ne Olur?
Bu durum son derece önemlidir.
Mağdur önce başka kişiyi fail olarak göstermiş, daha sonra sanığı teşhis etmişse mahkeme önceki teşhisi görmezden gelemez.
Her iki teşhisin hangi şartlarda yapıldığı ve mağdurun neden fikrini değiştirdiği açıklanmalıdır.
Mağdur Teşhis Sırasında Tereddüt Ederse Ne Olur?
“Bu kişiye benziyor”, “galiba bu”, “yüzde 70 eminim” veya “tam hatırlayamıyorum ama sanırım bu kişi” şeklindeki beyanlar kesin teşhis ile aynı değildir.
Mahkeme tutanakta kullanılan gerçek ifadeleri değerlendirmelidir.
Tereddütlü bir beyanın gerekçeli kararda “mağdur sanığı kesin olarak teşhis etmiştir” şeklinde aktarılması doğru değildir.
Yüzde 70 Emin Olmak Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Tek başına böyle matematiksel bir oran ceza mahkûmiyetinin ispat standardını karşılamaz.
Ceza yargılamasında mesele mağdurun yüzde kaç emin olduğunu hesaplamak değil, bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın fail olduğunun makul şüpheden uzak şekilde ispatlanıp ispatlanmadığını belirlemektir.
Olayın Gece Meydana Gelmesi Teşhisi Etkiler Mi?
Evet.
Olayın gece gerçekleşmesi tek başına teşhisi geçersiz kılmaz.
Ancak ortamın aydınlatması, mağdur ile fail arasındaki mesafe, failin ne kadar süre görüldüğü ve görüşü engelleyen herhangi bir unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Fail Birkaç Saniye Görüldüyse Ne Olur?
Görme süresinin kısa olması yanlış teşhis ihtimalini artırabilecek bir faktördür.
Örneğin mağdur hareket halindeki bir arabanın içerisindeki kişiyi gece birkaç saniye görmüşse, bu teşhis ile faille uzun süre yüz yüze kalınan bir olay aynı şekilde değerlendirilemez.
Fail Maskeliyse Teşhis Güvenilir Midir?
Failin yüzünün hangi bölümünün görüldüğü belirlenmelidir.
Kişinin yalnızca gözleri veya genel vücut yapısı görülmüşse daha sonra yüz üzerinden yapılan kesin teşhisin güvenilirliği ayrıca sorgulanmalıdır.
Mahkeme mağdurun hangi özellikten hareketle sanığı tanıdığını açıklığa kavuşturmalıdır.
Silahlı Olaylarda Teşhis Hatası Olabilir Mi?
Olabilir.
Silahlı ve ani olaylarda mağdurun dikkati failin yüzünden çok silaha veya kendisine yönelen tehdide odaklanabilir.
Bu nedenle olayın stres düzeyi ve mağdurun faili gözlemleme imkânı teşhis değerlendirilirken dikkate alınmalıdır.
Olayın Üzerinden Uzun Süre Geçmesi Önemli Midir?
Evet.
İnsan hafızası zaman içerisinde değişebilir.
Olaydan hemen sonra alınan eşkâl anlatımı ile aylar veya yıllar sonra gerçekleştirilen teşhis aynı koşullarda değerlendirilmemelidir.
Aradan geçen süre arttıkça mağdurun bu süreçte gördüğü başka görüntülerin veya edindiği bilgilerin hafızayı etkileme ihtimali de değerlendirilmelidir.
Teşhis Tutanakları Dosyada Yoksa Ne Olur?
Mahkemenin teşhisin nasıl gerçekleştirildiğini denetleyebilmesi gerekir.
Yalnızca polis fezlekesinde “mağdur sanığı teşhis etti” yazması yeterli görülmemelidir.
Teşhis tutanağı, kullanılan fotoğraflar veya görüntüler ve işlemle ilgili diğer belgeler dosyada incelenebilmelidir.
Kullanılan Fotoğraflar Dosyada Yoksa Ne Olur?
Bu durumda teşhis grubunun kanuna uygun oluşturulup oluşturulmadığını denetlemek güçleşir.
Sanığın fotoğrafının diğer fotoğraflardan belirgin biçimde farklı olup olmadığı veya gerçekten farklı kişilerin fotoğraflarının kullanılıp kullanılmadığı görülemez.
Savunma bu materyalin dosyaya getirtilmesini talep edebilir.
Mağdurun Beyanı ile Teşhis Aynı Delil Midir?
Birbirleriyle yakından bağlantılıdır.
Teşhis esasen mağdur veya tanığın algısına ve hafızasına dayanan bir tespit niteliğindedir.
Bu nedenle mağdur beyanının güvenilirliğini etkileyen hususlar teşhis bakımından da önem taşıyabilir.
Mağdurun Beyanları Sürekli Değişiyorsa Teşhise Güvenilebilir Mi?
Beyanlardaki değişikliklerin konusu ve önemi değerlendirilmelidir.
Önemsiz ayrıntılardaki farklılıklarla failin kimliğine ilişkin temel çelişkiler aynı değildir.
Örneğin mağdur önce failin yüzünü görmediğini, sonra kısmen gördüğünü, daha sonra da çok net gördüğünü söylüyorsa bu değişiklik teşhisin güvenilirliği bakımından açıklanmalıdır.
Mağdur ile Sanık Arasında Husumet Varsa Ne Olur?
Husumet teşhisi otomatik olarak değersiz hale getirmez.
Ancak mağdurun sanığı önceden tanıması ve aralarında uyuşmazlık bulunması halinde suçlayıcı beyanın diğer delillerle birlikte daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir.
Burada klasik anlamda teşhisten çok “tanıma” meselesi de gündeme gelebilir.
Mağdur Sanığı Önceden Tanıyorsa Hatalı Teşhis Olabilir Mi?
Önceden tanınan kişinin belirlenmesi ile daha önce hiç görülmemiş bir failin teşhis edilmesi aynı değildir.
Mağdur sanığı yıllardır tanıyorsa kimlik belirleme bakımından hata ihtimali farklı değerlendirilir.
Ancak “sanığı tanıyorum” denilmesi, sanığın mutlaka suçu işlediğini göstermez.
Bu durumda uyuşmazlık failin kimliğinden ziyade eylemin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği üzerinde olabilir.
Teşhis ile Yüzleştirme Aynı Şey Midir?
Hayır.
Teşhis failin kimliğinin belirlenmesine yöneliktir.
Yüzleştirme ise özellikle çelişkili beyanların giderilmesi amacıyla yapılan farklı bir ceza muhakemesi işlemidir.
Usulsüz teşhis bulunduğunda kovuşturma aşamasında yüzleştirme yapılması bazı dosyalarda önem taşıyabilir; ancak önceki yönlendirmenin sonraki beyan üzerindeki etkisi yine değerlendirilmelidir.
Mahkeme Salonunda Sanığın Gösterilmesi Sağlıklı Bir Teşhis Midir?
Mahkeme salonunda sanığın kim olduğu zaten büyük ölçüde bellidir.
Bu nedenle mağdura sanık sandalyesindeki kişiyi gösterip “Fail bu mu?” diye sormak, soruşturma aşamasında benzer kişiler arasından yapılan usulüne uygun teşhis ile aynı güvenilirlikte değildir.
Mahkeme bu beyanın koşullarını dikkate almalıdır.
Hatalı Teşhis Kamera Kaydıyla Destekleniyorsa Ne Olur?
Kamera kaydının gerçekten sanığı gösterip göstermediği bağımsız olarak değerlendirilmelidir.
Görüntü netse ve sanığın kimliği başka yöntemlerle güvenilir biçimde belirlenebiliyorsa kamera kaydı bağımsız destekleyici delil olabilir.
Ancak görüntüden kişinin kimliği anlaşılamıyor ve görüntüdeki kişinin sanık olduğu yalnızca aynı tartışmalı teşhise dayanılarak söyleniyorsa gerçek anlamda bağımsız bir doğrulama bulunmayabilir.
HTS Kaydı Teşhisi Destekler Mi?
HTS kayıtlarının kapsamına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Sanığın telefonunun geniş bir baz istasyonu alanından sinyal vermesi ile sanığın suçun işlendiği belirli noktada bulunduğunun kesin olarak gösterilmesi aynı değildir.
HTS verisinin teşhisi gerçekten bağımsız biçimde destekleyip desteklemediği somut olayda araştırılmalıdır.
Parmak İzi Teşhisi Destekleyebilir Mi?
Evet.
Suç mahallinde sanığa ait parmak izi bulunması önemli destekleyici delil olabilir.
Ancak parmak izinin nerede bulunduğu ve sanığın o yere daha önce hukuka uygun şekilde erişme ihtimalinin bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir.
DNA Teşhisi Destekleyebilir Mi?
Evet.
Sanığa ait DNA’nın suçla doğrudan bağlantılı bir yerde bulunması güçlü bir destekleyici delil olabilir.
Ancak DNA’nın bulunduğu yer, bulaşma ihtimali ve sanığın o yerde bulunmasının başka makul açıklaması olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Sanığın Üzerinde Suç Eşyası Bulunması Teşhisi Destekler Mi?
Somut olayın niteliğine göre evet.
Örneğin mağdurdan alınan ve ayırt edici özellikleri bulunan eşyanın olaydan kısa süre sonra sanığın üzerinde bulunması teşhis dışında bağımsız bir delil oluşturabilir.
Ancak eşyanın gerçekten mağdura ait olduğunun ve sanıkla nasıl bağlantı kurduğunun da ispatlanması gerekir.
Teşhis ile Birlikte Başka Deliller Varsa Mahkûmiyet Olabilir Mi?
Evet.
Teşhis, hukuka uygun ve güvenilir başka delillerle destekleniyorsa delil bütünü içerisinde mahkûmiyete katkı sağlayabilir.
Örneğin usulüne uygun teşhis; net kamera görüntüsü, suç eşyasının sanıkta bulunması, kriminal deliller veya güvenilir başka tanık anlatımlarıyla desteklenebilir.
Önemli olan bütün delillerin birlikte değerlendirilmesidir.
Hatalı Teşhis Varsa Diğer Deliller Otomatik Olarak Geçersiz Olur Mu?
Hayır.
Teşhisin güvenilir olmaması dosyadaki bağımsız diğer delilleri otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Mahkeme teşhis delilini gerektiği ölçüde dışlayarak veya düşük delil değeri tanıyarak kalan deliller üzerinden suçun ispatlanıp ispatlanmadığını değerlendirebilir.
Teşhis Dışında Hiçbir Delil Yoksa Ne Olur?
Bu durumda teşhisin güvenilirliği belirleyici hale gelir.
Özellikle teşhis usule aykırı yapılmış, mağdurun ilk eşkâli sanıkla uyuşmuyor, olayın görme koşulları kötü, mağdur tereddütlü veya beyanlar çelişkili ise yalnızca bu teşhis üzerinden mahkûmiyet kurulması “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi bakımından ciddi sorun oluşturur.
Usulsüz Teşhis Otomatik Beraat Sebebi Midir?
Hayır.
Dosyada sanığın suçluluğunu bağımsız olarak ispatlayan başka hukuka uygun deliller bulunabilir.
Bu nedenle usulsüz teşhis tespit edildiğinde yapılması gereken, bütün dosyanın yeniden değerlendirilmesidir.
Ancak teşhis sanık aleyhindeki tek veya belirleyici delilse sonuç tamamen değişebilir.
Usulsüz Teşhis Hukuka Aykırı Delil Sayılır Mı?
Teşhis işlemindeki aykırılığın niteliğine göre hukuka aykırı delil tartışması gündeme gelir.
Anayasa’nın 38. maddesi ve CMK m.206 ile m.217 kapsamında hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı temel kuraldır.
Özellikle kanunun teşhisin güvenilirliğini sağlamak amacıyla açıkça öngördüğü temel güvencelerin ihlal edilmesi ciddi bir hukuka aykırılık oluşturabilir.
Hatalı Teşhis ile Usulsüz Teşhis Aynı Şey Midir?
Hayır.
Hatalı teşhis, mağdur veya tanığın yanlış kişiyi fail olarak belirlemesidir.
Usulsüz teşhis ise işlemin kanunda öngörülen yönteme uygun yapılmamasıdır.
Usulüne uygun gerçekleştirilen bir teşhis de gerçekte hatalı olabilir.
Aynı şekilde usule aykırı gerçekleştirilen teşhiste mağdur tesadüfen gerçek faili seçmiş olabilir.
Ceza mahkemesi hem işlemin hukuka uygunluğunu hem de sonucun güvenilirliğini değerlendirmelidir.
Teşhis Deliline Karşı Savunmada Ne İncelenmelidir?
Öncelikle olaydan hemen sonra alınan ilk mağdur veya tanık beyanı bulunmalıdır.
İlk eşkâl ile sanığın olay tarihindeki fiziksel özellikleri karşılaştırılmalıdır.
Ardından teşhisin nasıl yapıldığı, kaç kişinin gösterildiği, bu kişilerin birbirine benzeyip benzemediği, fotoğrafların niteliği, işlemin kaç kez tekrarlandığı ve mağdurun önceden sanığı görüp görmediği araştırılmalıdır.
Bunların yanında olayın gerçekleştiği saat, aydınlatma, mesafe, görüş süresi ve mağdurun teşhis sırasında kullandığı gerçek ifadeler incelenmelidir.
Sanığın Olay Tarihindeki Fotoğrafları Önemli Midir?
Evet.
Mağdurun verdiği eşkâl ile sanığın olay tarihindeki gerçek görünüşü arasında uyuşmazlık olduğu ileri sürülüyorsa olay tarihine yakın fotoğraflar önemli olabilir.
Sanığın saç rengi, sakal durumu, kilosu veya başka ayırt edici özellikleri bu materyallerle ortaya konulabilir.
Kamera Kayıtları Kaybolmadan Toplanmalı Mıdır?
Evet.
Teşhis tartışmalıysa olay yeri ve çevresindeki kamera kayıtları failin kimliğini bağımsız biçimde belirleyebilmek açısından son derece önemlidir.
Kamera kayıtlarının saklama süreleri sınırlı olabileceğinden soruşturmanın erken aşamasında toplanması gerekebilir.
Eksik araştırma nedeniyle bu kayıtların hiç toplanmaması savunma bakımından ayrıca önem taşıyabilir.
Teşhis Yapan Kişinin Mahkemede Dinlenmesi Gerekir Mi?
Teşhisin güvenilirliği tartışmalıysa mağdur veya tanığın mahkemede dinlenmesi, faili hangi koşullarda gördüğünün ve teşhis işleminin nasıl gerçekleştiğinin açıklığa kavuşturulması bakımından önem taşıyabilir.
Savunma, uygun koşullarda teşhisin güvenilirliğine ilişkin sorular yöneltebilir.
Teşhis Tutanakları ile Mağdurun Mahkeme Beyanı Çelişirse Ne Olur?
Çelişkinin giderilmesi gerekir.
Örneğin tutanakta “tereddütsüz teşhis etti” yazmasına rağmen mağdur duruşmada “emin değildim, polisler bu kişi üzerinde duruyordu” diyorsa bu açıklama teşhis delilinin güvenilirliğini doğrudan etkiler.
Mahkeme hangi anlatıma neden üstünlük tanıdığını gerekçelendirmelidir.
Teşhise Dayalı Mahkûmiyet Kararında Gerekçe Nasıl Olmalıdır?
Mahkeme yalnızca “mağdur sanığı teşhis ettiğinden mahkûmiyetine” şeklinde soyut bir gerekçeyle yetinmemelidir.
Özellikle savunma teşhisin hatalı olduğunu somut nedenlerle ileri sürmüşse mahkemenin bu iddiaları tartışması gerekir.
İlk eşkâl ile sanığın neden uyuştuğu veya uyuşmadığı, teşhisin hangi şartlarda gerçekleştirildiği ve diğer delillerin teşhisi nasıl desteklediği açıklanmalıdır.
Mahkeme Savunmanın Teşhis İtirazlarını Hiç Tartışmazsa Ne Olur?
Kararın gerekçesi bakımından sorun ortaya çıkabilir.
Sanığın mahkûmiyetinin temel delili teşhis ise ve savunma bu teşhisin güvenilirliğine ilişkin somut, sonuca etkili itirazlar ileri sürmüşse mahkemenin bunlara cevap vermesi beklenir.
Özellikle ilk eşkâl uyuşmazlığı veya tek fotoğraftan teşhis gibi esaslı itirazların göz ardı edilmesi kanun yolu incelemesinde önem taşıyabilir.
Hatalı Teşhis İstinaf Sebebi Olabilir Mi?
Evet.
İstinaf başvurusunda teşhis işleminin usule aykırı olduğu, mağdurun ilk anlatımı ile sonraki teşhisi arasında çelişki bulunduğu, sanığın fiziksel özelliklerinin verilen eşkâlle uyuşmadığı ve teşhisi destekleyen bağımsız delil bulunmadığı ileri sürülebilir.
Somut dosyadaki eksik araştırmalar da ayrıca gösterilebilir.
Hatalı Teşhis Temyiz Sebebi Olabilir Mi?
Temyize tabi hükümler bakımından teşhis delilinin hukuka aykırı veya yetersiz değerlendirilmesi temyiz denetiminde gündeme gelebilir.
Özellikle mahkûmiyetin tartışmalı teşhise dayanması ve dosyada sanığın suçu işlediğini kesin şekilde ortaya koyan başka delil bulunmaması önemli bir temyiz sebebi olabilir.
Yargıtay Hatalı Teşhis Nedeniyle Mahkûmiyeti Bozabilir Mi?
Evet.
Yargıtay kararlarında yasal ölçütleri taşımayan teşhis işlemlerine dayanılarak verilen mahkûmiyetlerin bozulduğu örnekler bulunmaktadır.
Örneğin Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 2015/9056 Esas, 2016/1283 Karar sayılı kararında müştekinin sonradan kısmen döndüğü ve yasal ölçütleri taşımayan teşhis işlemine itibar edilerek mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Dolayısıyla teşhis işleminin şeklen dosyada bulunması, mahkûmiyet için otomatik yeterlilik sağlamaz.
Eksik Araştırma Varsa Ne Yapılmalıdır?
Teşhis tartışmalı olduğu halde sanığın olay tarihindeki fiziksel görünüşü araştırılmamış, kamera kayıtları incelenmemiş veya teşhis sırasında kullanılan fotoğraflar dosyaya getirtilmemiş olabilir.
Mahkeme maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından gerekli ve ulaşılabilir delilleri değerlendirmelidir.
Sanığın fail olup olmadığı konusunda giderilebilecek şüpheler araştırılmadan mahkûmiyet kurulması eksik araştırma sorununu gündeme getirebilir.
Mağdurun Samimi Olması Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Hayır.
Mağdurun yalan söylemediğine inanılması ile teşhisinin objektif olarak doğru olması farklı konulardır.
Mağdur son derece samimi biçimde yanlış kişiyi teşhis etmiş olabilir.
Bu nedenle mahkemenin “mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirecek sebep bulunmamaktadır” gerekçesi tek başına kimlik sorununu çözmez.
Mağdurun Sanığa İftira Atma Nedeni Yoksa Teşhis Doğru Kabul Edilir Mi?
Hayır.
Hatalı teşhis için kötü niyet veya iftira amacı bulunması gerekmez.
Yanlış hatırlama, yönlendirme veya algı hatası tamamen iyi niyetli kişilerde de meydana gelebilir.
Dolayısıyla “mağdurun sanığa iftira atması için sebep yok” tespiti, teşhisin doğruluğunu tek başına ispatlamaz.
Birden Fazla Kişinin Aynı Sanığı Teşhis Etmesi Yeterli Midir?
Birden fazla bağımsız teşhis delilin gücünü artırabilir.
Ancak kişilerin gerçekten birbirlerinden bağımsız teşhis yapıp yapmadığı önemlidir.
Mağdurlar olaydan sonra birlikte konuşmuş, aynı fotoğrafı görmüş veya bir kişinin seçimini diğerleri öğrenmişse teşhislerin bağımsızlığı tartışmalı hale gelebilir.
Tanıklar Birbirinden Etkilenmişse Ne Olur?
Bu durum teşhislerin güvenilirliğini azaltabilir.
Bir tanığın “fail şu kişiydi” demesinden sonra diğer tanığın aynı kişiyi seçmesi gerçek anlamda iki bağımsız teşhis olarak değerlendirilmemelidir.
Teşhis yapacak kişilerin mümkün olduğunca birbirlerinden etkilenmeden işlem yapmaları önemlidir.
Hatalı Teşhis Davasında En Önemli Savunma Noktası Nedir?
Tek bir noktadan ziyade bütün teşhis sürecinin yeniden kurulması gerekir.
Şu sorunun cevabı aranmalıdır:
Mağdur sanığı gerçekten olay sırasında gördüğü için mi teşhis etti, yoksa daha sonra yaşanan süreç nedeniyle mi sanığı fail olarak hatırlamaya başladı?
Bu soruya cevap verebilmek için ilk beyan, eşkâl, olay koşulları, teşhis yöntemi, gösterilen fotoğraflar, teşhis öncesi temaslar ve bağımsız maddi deliller birlikte incelenmelidir.
Hatalı Teşhis Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Olabilir Mi?
Güvenilirliği ciddi biçimde sarsılmış veya usule aykırı şekilde gerçekleştirilmiş bir teşhisin, başka bağımsız ve güçlü deliller bulunmaksızın mahkûmiyetin tek dayanağı yapılması ceza yargılamasının ispat standardıyla bağdaşmaz.
Mahkûmiyet “mağdur sanığı gösterdi” şeklindeki tek bir tespitten değil, sanığın suçun faili olduğunun makul şüpheden uzak biçimde ispatlanmasından doğmalıdır.
Teşhisin hatalı olabileceğine ilişkin somut ve giderilemeyen şüphe bulunuyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.
Sonuç
Ceza davasında mağdur veya tanığın sanığı teşhis etmesi önemli bir delil olmakla birlikte teşhis sonucu mutlak ve tartışılmaz bir gerçek olarak kabul edilemez.
Özellikle insan hafızasına dayalı teşhis işlemlerinde hata ihtimali bulunmaktadır.
Mağdur veya tanık hiçbir kötü niyeti bulunmadan, tamamen samimi biçimde yanlış kişiyi fail olarak teşhis edebilir.
Bu nedenle ceza mahkemesi yalnızca “mağdur sanığı teşhis etti” sonucuyla yetinmemelidir.
Öncelikle mağdur veya tanığın olaydan hemen sonra verdiği ilk eşkâl beyanı incelenmelidir. Bu eşkâlin sanığın olay tarihindeki gerçek fiziksel özellikleriyle uyuşup uyuşmadığı belirlenmelidir.
Daha sonra teşhis işleminin PVSK Ek 6’da öngörülen usule uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılmalıdır.
Mağdura tek fotoğraf gösterilmiş olması, aynı kişinin farklı fotoğraflarının kullanılması, şüphelinin diğer kişilerden belirgin biçimde ayrılması, kolluğun yönlendirmesi, şüphelinin teşhis öncesinde mağdura gösterilmesi veya teşhisin kanunda öngörülen güvenceler sağlanmadan gerçekleştirilmesi delilin güvenilirliğini ciddi biçimde etkileyebilir.
Bunun yanında olayın gece veya gündüz gerçekleşmesi, aydınlatma koşulları, mağdur ile fail arasındaki mesafe, failin kaç saniye veya dakika görüldüğü, yüzünün açık olup olmadığı, mağdurun olay sırasında korku ve stres altında bulunup bulunmadığı ve olay ile teşhis arasında geçen süre mutlaka değerlendirilmelidir.
Mağdurun teşhis sırasında ne kadar emin olduğu da önemlidir; ancak tek başına belirleyici değildir.
Bir kişinin “yüzde yüz eminim” demesi teşhisin objektif olarak yüzde yüz doğru olduğunu göstermez.
Özellikle mağdurun ilk eşkâli sanıkla uyuşmuyor, mağdur daha önce faili göremediğini söylüyor, teşhis usule aykırı gerçekleştiriliyor ve sanığı suça bağlayan kamera kaydı, DNA, parmak izi, suç eşyası veya başka bağımsız delil bulunmuyorsa yalnızca teşhise dayanılarak mahkûmiyet kurulması ciddi bir ispat sorunu oluşturur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik yaklaşımına göre ceza mahkûmiyeti yüksek bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalıdır. Failin sanık olup olmadığı konusunda giderilemeyen makul şüphe varsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla temel mesele yalnızca bir teşhis tutanağının bulunup bulunmadığı değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Teşhis güvenilir midir ve dosyadaki diğer hukuka uygun delillerle birlikte sanığın fail olduğunu her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlamakta mıdır?
Bu sorunun cevabı olumsuzsa mahkûmiyet kurulamaz.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması ve kovuşturması, hatalı ve usulsüz teşhis işlemleri, fotoğraftan teşhis, teşhis ve yüzleştirme, delil yetersizliği, hukuka aykırı deliller, şüpheli ve sanık müdafiliği, ağır ceza davaları, istinaf ve temyiz başvuruları ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
