Boşanma Davasında Eşin Sürekli Yalan Söylemesi Kusur Sayılır Mı?

Evlilik birliği yalnızca aynı konutu paylaşmaktan ibaret değildir. Eşler arasındaki güven, sadakat, dürüstlük ve karşılıklı saygı evlilik ilişkisinin sürdürülebilmesi bakımından büyük önem taşır. Bu nedenle eşlerden birinin diğerine karşı sürekli yalan söylemesi, olayın niteliğine ve evlilik üzerindeki etkisine göre boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Ancak boşanma davalarında her gerçeğe aykırı beyan tek başına boşanma sebebi oluşturmaz. Yalanın konusu, tekrarlanıp tekrarlanmadığı, eşler arasındaki güven ilişkisini ne ölçüde sarstığı ve ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediği birlikte değerlendirilir.

Eşin Yalan Söylemesi Boşanma Sebebi Olur Mu?

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Sürekli yalan söyleme davranışı da somut olayın özelliklerine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan davranışlardan biri olabilir. Özellikle eşin nerede bulunduğu, kimlerle görüştüğü, ekonomik durumu, borçları, harcamaları, çalışma hayatı veya aile düzenini doğrudan etkileyen konularda sistematik biçimde gerçeğe aykırı beyanda bulunması eşler arasındaki güven ilişkisini ciddi şekilde zedeleyebilir.

Burada önemli olan tek bir yalanın varlığından ziyade davranışın evlilik ilişkisine etkisidir. Yalanların sürekli hale gelmesi ve diğer eş açısından güven ilişkisinin sürdürülemeyecek ölçüde bozulmasına yol açması kusur değerlendirmesinde önem kazanır.

Her Yalan Boşanma Davasında Kusur Sayılır Mı?

Her gerçeğe aykırı söz aynı ağırlıkta değerlendirilmez. Günlük yaşam içerisinde evlilik birliğini veya eşler arasındaki güven ilişkisini önemli ölçüde etkilemeyen bir konuda söylenen münferit bir yalan ile uzun süre devam eden ve diğer eşi yanıltmaya yönelik sistematik davranışlar birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin eşin gelirini, borçlarını veya yaptığı önemli harcamaları sürekli gizlemesi; bulunduğu yer konusunda tekrar tekrar gerçeğe aykırı açıklamalarda bulunması ya da üçüncü kişilerle ilişkilerini saklamak amacıyla sistematik şekilde yalan söylemesi boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde daha ağır sonuç doğurabilir.

Dolayısıyla mahkeme yalnızca “eş yalan söyledi” iddiasıyla yetinmez. Yalanın ne hakkında söylendiği, ne zaman gerçekleştiği, tekrar edip etmediği ve evlilik birliği üzerindeki etkisi somut olay kapsamında değerlendirilir.

Ekonomik Konularda Yalan Söylemek Kusur Sayılır Mı?

Eşler arasındaki güven ilişkisinin önemli alanlarından biri de ekonomik hayattır. Eşlerden birinin gelirini, borçlarını, kredi kullanımını veya önemli miktardaki harcamalarını diğer eşten sürekli olarak gizlemesi evlilik birliğini olumsuz etkileyebilir.

Özellikle aile bütçesini doğrudan etkileyen borçların saklanması, gerçekte bulunmayan borçların varmış gibi gösterilmesi, gelirin sürekli olarak yanlış açıklanması veya aile ekonomisini etkileyen işlemlerin gizlenmesi diğer eş bakımından ciddi bir güven problemi oluşturabilir.

Bu davranışların ekonomik şiddet niteliğine ulaşıp ulaşmadığı ve boşanmadaki kusur derecesi ise her olayın kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Eşin Nerede Olduğu Konusunda Sürekli Yalan Söylemesi

Eşlerden birinin bulunduğu yer konusunda zaman zaman yanlış bilgi vermesi ile bunu sürekli ve bilinçli şekilde yapması aynı şekilde değerlendirilmez.

Özellikle gece geç saatlerde eve gelen eşin nerede bulunduğu konusunda sürekli farklı açıklamalar yapması, gerçeği gizlemesi veya üçüncü kişilerle görüşmelerini saklamak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunması güven sarsıcı davranış kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte yalnızca eşin yalan söylediğinin ortaya çıkması, doğrudan zina yapıldığını göstermez. Zina ile güven sarsıcı davranış birbirinden farklı hukuki değerlendirmelere tabidir. Zina iddiasının ayrıca somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Sürekli Yalan Söylendiği Nasıl İspatlanabilir?

Boşanma davalarında yalan söyleme iddiasının mümkün olduğunca somutlaştırılması önemlidir. “Eşim sürekli yalan söylüyordu” şeklindeki genel bir iddia yerine hangi olayda, hangi konuda ve ne şekilde gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun açıklanması gerekir.

Hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesajlaşmalar, yazılı belgeler, banka ve ödeme kayıtları, sosyal medya içerikleri, tanık anlatımları ve somut olayın niteliğine göre diğer deliller bu konuda kullanılabilir.

Örneğin eşin belirli bir tarihte başka bir yerde olduğunu söylemesine rağmen hukuka uygun şekilde elde edilmiş başka delillerle farklı bir yerde bulunduğunun ortaya çıkması veya borcu bulunmadığını söylemesine rağmen resmi kayıtlarla borçların tespit edilmesi iddianın somutlaştırılmasına yardımcı olabilir.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ayrıca önemlidir. Eşin özel hayatının gizliliğini ihlal edecek yöntemlerle elde edilen kayıtların kullanılabilirliği somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Tanıkla Sürekli Yalan Söyleme İspatlanabilir Mi?

Boşanma davalarında tanık deliline sıklıkla başvurulmaktadır. Ancak tanığın bizzat gördüğü veya duyduğu olayları anlatması önem taşır.

Tanığın yalnızca davacı veya davalı eşten duyduğu “eşim sürekli bana yalan söylüyor” şeklindeki anlatımları ile doğrudan şahit olduğu somut olaylar aynı ispat gücüne sahip değildir. Bu nedenle tanıkların hangi olaya bizzat şahit olduklarının açık şekilde ortaya konulması önemlidir.

Yalan Söyleyen Eş Tazminat Öder Mi?

Eşin sürekli yalan söylemesinin kusurlu davranış olarak kabul edilmesi, boşanma davasındaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Ancak yalnızca yalan söylendiğinin tespit edilmesi otomatik olarak tazminata hükmedileceği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminatın şartlarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

Mahkeme tarafların kusur durumunu, meydana gelen olayları, kişilik haklarına yönelik saldırının bulunup bulunmadığını ve diğer somut koşulları birlikte değerlendirir.

Yalan Söylemenin Kusur Derecesine Etkisi Nedir?

Boşanma davasında kusur belirlenirken eşlerin davranışları bir bütün olarak değerlendirilir. Bu nedenle yalnızca taraflardan birinin yalan söylediğinin tespit edilmesiyle kusur değerlendirmesi tamamlanmaz.

Diğer eşin de hakaret, şiddet, ilgisizlik, güven sarsıcı davranış veya başka kusurlu hareketlerinin bulunması halinde mahkeme tüm olayları birlikte değerlendirerek tarafların kusur durumunu belirler.

Sürekli ve bilinçli şekilde gerçekleştirilen, eşler arasındaki güveni ciddi biçimde ortadan kaldıran yalanlar ise olayın özelliklerine göre kusurun ağırlığını artırabilir.

Boşanma Davasında Yalan Söyleme İddiası Nasıl İleri Sürülmelidir?

Boşanma dilekçesinde soyut ifadeler yerine mümkün olduğunca somut vakıalara yer verilmesi önemlidir. Eşin hangi konuda yalan söylediği, gerçeğin nasıl ortaya çıktığı, bu davranışın tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve evlilik birliğini nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Özellikle birden fazla olay bulunuyorsa bu olayların tarihleri ve içerikleri mümkün olduğu ölçüde belirtilmeli ve her olayın hangi delille ispatlanacağı gösterilmelidir. Bu yöntem hem iddianın ispatını kolaylaştırır hem de kusur değerlendirmesinin somut olaylar üzerinden yapılmasını sağlar.

Sonuç

Eşin sürekli yalan söylemesi, özellikle güven ilişkisini doğrudan ilgilendiren konularda gerçekleşmesi ve sistematik hale gelmesi durumunda boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir. Ancak her yalan tek başına boşanma sebebi değildir.

Mahkeme; davranışın niteliğini, tekrarını, evlilik birliği üzerindeki etkisini ve tarafların diğer davranışlarını birlikte değerlendirir. Bu nedenle sürekli yalan söylemeye dayalı boşanma iddialarında soyut anlatımlar yerine somut olayların ve hukuka uygun delillerin ortaya konulması önem taşır.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davası, çekişmeli boşanma davası, boşanmada kusur tespiti, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, güven sarsıcı davranışlar, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, mal paylaşımı, ziynet alacağı, boşanma davalarında deliller ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

About the Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like these