Boşanma davalarında yalnızca eşlerin hangi kusurlu davranışları gerçekleştirdiği değil, bu davranışlardan sonra tarafların evlilik ilişkisini nasıl sürdürdüğü de önem taşımaktadır.
Eşlerden biri diğer eşin kusurlu davranışını öğrendikten sonra onu açıkça affetmiş veya davranışlarıyla affettiğini ortaya koyarak evlilik birliğini gerçek anlamda sürdürmüşse, affedilen olayın daha sonra boşanma sebebi veya kusur vakıası olarak ileri sürülmesi kural olarak mümkün değildir.
Yargıtay uygulamasında da affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan davranışların boşanmaya esas alınamayacağı kabul edilmektedir.
Ancak aynı evde yaşamaya devam etmek, çocuklar nedeniyle görüşmek veya evliliği kurtarmak amacıyla bir süre ilişkiyi düzeltmeye çalışmak her durumda affetme anlamına gelmez.
Bu nedenle boşanma davalarında “affetme” kavramının hangi durumlarda ortaya çıktığı ve hangi olayların ileri sürülmesini engellediği somut olay bakımından dikkatle değerlendirilmelidir.
Boşanma Davasında Affetme Nedir?
Affetme, eşlerden birinin diğer eşin kusurlu davranışını bilmesine rağmen bu davranışı bağışladığını açıkça veya davranışlarıyla ortaya koymasıdır.
Affetme açık bir beyanla gerçekleşebilir.
Örneğin eşin “seni affettim, geçmişi geride bırakıp evliliğimize devam edelim” şeklindeki açık iradesi affetme bakımından önemli olabilir.
Ancak affetme her zaman sözle gerçekleşmez.
Kusurlu davranışın öğrenilmesinden sonra tarafların gerçek anlamda barışması, ortak hayatı yeniden kurması ve evlilik ilişkisini sürdürmesi de somut olayın özelliklerine göre örtülü affetme veya en azından hoşgörüyle karşılama olarak değerlendirilebilir.
Affedilen Olaylar Boşanma Davasında İleri Sürülebilir Mi?
Kural olarak affedilmiş veya en azından hoşgörüyle karşılanmış olaylar boşanma sebebi yapılamaz.
Aynı şekilde bu olayların tarafların kusur derecesinin belirlenmesinde yeniden kusur olarak yüklenmesi de mümkün olmayabilir.
Örneğin eşlerden biri diğer eşin belirli bir hakaretini öğrendikten sonra açıkça affetmiş ve ortak hayatı sürdürmüşse daha sonra yalnızca bu eski hakarete dayanarak boşanma talebinde bulunması hukuken sorun yaratabilir.
Ancak affetmeden sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar farklıdır.
Yeni olaylar yeni boşanma sebepleri oluşturabilir.
Affetme ile Hoşgörü Arasında Fark Var Mıdır?
Boşanma hukukunda affetme ile hoşgörüyle karşılama uygulamada çoğu zaman birlikte değerlendirilmektedir.
Affetmede eşin geçmişte gerçekleşmiş kusurlu davranışı bağışlama iradesi daha belirgindir.
Hoşgörüyle karşılamada ise eş davranışı açıkça affettiğini söylememiş olsa dahi sonraki tutumları nedeniyle artık o olaya dayanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılabilir.
Yargıtay kararlarında sıklıkla “affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan olaylar” ifadesi kullanılmaktadır.
Bu nedenle boşanma davasında yalnızca açık bir “seni affettim” beyanının bulunup bulunmadığına bakılmaz; tarafların olay sonrasındaki davranışları da değerlendirilir.
Hangi Davranışlar Affedilmişse Boşanma Davasında İleri Sürülemez?
Affetme belirli bir kusurlu davranışa ilişkin olabilir.
Hakaret, aşağılama, ekonomik baskı, aileye yönelik kötü sözler, ilgisizlik, evlilik yükümlülüklerinin ihlali, güven sarsıcı davranışlar veya başka kusurlu olaylar öğrenildikten sonra affedilmişse bu olayların daha sonra bağımsız bir kusur vakıası olarak ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.
Ancak affetmenin kapsamı belirlenirken eşin hangi olayı bildiği son derece önemlidir.
Bir kişinin bilmediği bir olayı affettiğinden söz edilemez.
Hakaret Affedilirse Sonradan Boşanma Sebebi Yapılabilir Mi?
Eşlerden biri diğer eşin kendisine yönelik hakaretlerini affetmiş ve evlilik birliğini gerçek anlamda sürdürmüşse affedilen hakaretlerin daha sonra kusur olarak ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.
Örneğin ağır bir tartışmada hakaret meydana gelmiş, daha sonra taraflar barışmış ve uzun süre evliliklerine devam etmişse önceki hakaretlerin affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı savunulabilir.
Ancak barışmadan sonra yeni hakaretler gerçekleşirse bunlar yeni kusur vakıalarıdır.
Fiziksel Şiddetin Affedilmesi Sonradan İleri Sürülmesini Engeller Mi?
Fiziksel şiddet boşanma davalarında ciddi bir kusur vakıasıdır.
Bununla birlikte boşanma hukukundaki affetme tartışması ağır kusurlu davranışlar bakımından da gündeme gelebilir.
Şiddet olayından sonra eşin açıkça affettiği ve ortak hayatı yeniden kurduğu ileri sürülüyorsa somut olayın koşulları değerlendirilir.
Ancak fiziksel şiddet bulunan ilişkilerde ortak hayata dönüşün her zaman özgür ve gerçek bir affetme iradesini gösterdiği varsayılmamalıdır.
Ekonomik bağımlılık, korku, çocuklar, aile baskısı veya güvenlik kaygıları nedeniyle birlikte yaşamaya devam edilmiş olabilir.
Bu nedenle özellikle şiddet vakalarında yalnızca aynı eve dönülmüş olmasından hareketle otomatik olarak affetme sonucuna ulaşılması doğru değildir.
Psikolojik Şiddet Affedilirse Sonradan İleri Sürülebilir Mi?
Psikolojik şiddet niteliğindeki belirli davranışlar affedilmişse bu olayların daha sonra bağımsız kusur vakıası olarak kullanılması mümkün olmayabilir.
Ancak psikolojik şiddet çoğu zaman tek bir olaydan değil, süreklilik gösteren davranışlardan oluşmaktadır.
Aşağılama, tehdit, sürekli küslük, sosyal çevreden uzaklaştırma veya baskıcı davranışlar affetmeden sonra da devam etmişse sonraki davranışlar ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle süreklilik gösteren kusurlarda affetmenin hangi tarihe kadar olan olayları kapsadığı önemlidir.
Ekonomik Şiddet Affedilirse Sonradan İleri Sürülebilir Mi?
Eşin maaşına el koyma, çalışmasına engel olma, eve para vermeme veya ekonomik kaynakları kontrol etme gibi davranışlar belirli bir dönemde gerçekleşmiş ve daha sonra affedilmiş olabilir.
Ancak ekonomik şiddet affetmeden sonra da devam ediyorsa sonraki dönemdeki davranışlar yeni kusur vakıaları oluşturabilir.
Örneğin eşin maaş kartına geçmişte el konulmuş ve taraflar daha sonra barışmış olsa bile barışmadan sonra yeniden maaşa el konulması önceki affetmenin kapsamında değildir.
Aldatma Affedilirse Boşanma Davasında İleri Sürülebilir Mi?
Zina bakımından Türk Medeni Kanunu özel bir düzenleme içermektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesine göre eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise açıkça:
“Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
hükmüne yer verilmiştir.
Dolayısıyla zina fiilini bilen eşin bu davranışı affetmesi halinde daha sonra aynı zina olayına dayanarak Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi kapsamında zina nedeniyle boşanma davası açması mümkün değildir.
Aldatmayı Öğrendikten Sonra Evliliğe Devam Etmek Affetme Sayılır Mı?
Her durumda otomatik olarak değil.
Aldatmayı öğrenen eşin kısa bir süre aynı evde kalması veya olayın şokunu yaşarken karar vermeye çalışması tek başına mutlaka affetme anlamına gelmeyebilir.
Ancak aldatmanın öğrenilmesinden sonra tarafların gerçek anlamda barışması, evlilik ilişkisini yeniden kurması ve uzun süre ortak hayatı sürdürmesi affetme iddiasını güçlendirebilir.
Burada olayın öğrenildiği tarih ile tarafların sonraki davranışları birlikte değerlendirilmelidir.
Aldatmayı Öğrendikten Sonra Cinsel İlişkiye Girmek Affetme Sayılır Mı?
Tarafların aldatma olayının öğrenilmesinden sonra cinsel birliktelik yaşamaları affetme iddiası bakımından önemli bir olgu olabilir.
Ancak tek bir davranıştan hareketle her durumda kesin affetme sonucuna ulaşılması doğru değildir.
Mahkeme tarafların evlilik ilişkisini gerçekten yeniden kurup kurmadığını, ortak hayatın devam edip etmediğini ve diğer davranışlarını birlikte değerlendirebilir.
Zina Affedildikten Sonra Tekrar Zina Yapılırsa Ne Olur?
Affetme yalnızca bilinen ve affedilen geçmiş olay bakımından sonuç doğurur.
Affetmeden sonra yeniden zina gerçekleşirse yeni zina fiili bakımından yeni bir dava hakkı gündeme gelebilir.
Dolayısıyla “bir kez affedildiği için bundan sonraki sadakat ihlalleri de affedilmiş sayılır” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
Yeni davranışlar yeni hukuki değerlendirmeye tabidir.
Affetme Zina Davasındaki Süreleri Değiştirir Mi?
Zina nedeniyle boşanma davasında affetmenin yanında hak düşürücü süreler de önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesine göre dava hakkı bulunan eşin zina sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affetme ise sürelerden farklıdır.
Süre dolmamış olsa dahi zina affedilmişse aynı zina fiiline dayanılarak özel boşanma sebebi kapsamında dava açılamaz.
Onur Kırıcı Davranış Affedilirse Ne Olur?
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Bu maddede de affetme bakımından açık hüküm bulunmaktadır.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
Dolayısıyla Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi kapsamındaki davranışın bilinerek affedilmesi halinde aynı olaya dayanılarak bu özel boşanma sebebi kapsamında dava açılması mümkün değildir.
Eşin Ailesine Hakaret Affedilirse Tekrar İleri Sürülebilir Mi?
Eşin anne veya babasına yönelik belirli hakaret olayları affedilmişse bu olayların daha sonra bağımsız kusur vakıası olarak ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.
Ancak aileye yönelik hakaretler barışmadan sonra tekrar etmişse sonraki hakaretler yeni olaylardır.
Bu nedenle özellikle tekrar eden davranışlarda olayların tarihleri önem taşımaktadır.
Eşin Borçlarını Gizlemesi Affedilirse Ne Olur?
Eşin gizli borçları öğrenilmiş ve buna rağmen taraflar gerçek anlamda barışarak ortak hayatı sürdürmüşse geçmişte bilinen borç gizleme olayının affedildiği ileri sürülebilir.
Ancak eş barışmadan sonra yeniden gizli borçlanmaya başlamışsa yeni davranışlar ayrıca kusur oluşturabilir.
Aynı şekilde affetme tarihinde bilinmeyen başka borçların sonradan ortaya çıkması halinde bunların affedildiği otomatik olarak kabul edilemez.
Kumar Oynama Affedilirse Sonradan İleri Sürülebilir Mi?
Geçmişteki kumar davranışının bilinmesine rağmen tarafların barışması halinde geçmiş olayların affedildiği ileri sürülebilir.
Ancak kumar davranışı süreklilik gösteriyorsa durum farklıdır.
Eş kumarı bıraktığını söylemiş, taraflar buna güvenerek barışmış ancak daha sonra yeniden kumar oynamaya başlamışsa sonraki davranışlar yeni kusur vakıalarıdır.
Ayrıca barışmadan sonra ortaya çıkan yeni kumar borçları da ayrıca değerlendirilebilir.
Eve Para Vermeme Affedilirse Sonradan İleri Sürülebilir Mi?
Eve para vermeme gibi ekonomik davranışlar çoğu zaman süreklilik gösterir.
Tarafların geçmişteki ekonomik uyuşmazlıkları geride bırakarak barışması geçmiş döneme ilişkin affetme sonucunu doğurabilir.
Ancak eş barışmadan sonra da aile giderlerine ekonomik gücü bulunmasına rağmen katkı sağlamamaya devam ederse sonraki davranışlar yeni kusur vakıaları olarak ileri sürülebilir.
Boşanmakla Tehdit Etme Affedilirse Ne Olur?
Geçmişteki boşanma tehditlerinin ardından tarafların gerçek anlamda barışması halinde önceki tehditlerin affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı ileri sürülebilir.
Ancak eş barışmadan sonra yeniden her tartışmada boşanmakla tehdit etmeye başlarsa yeni tehditler ayrı kusur vakıalarıdır.
Bu nedenle tekrar eden davranışlarda affetme tarihi ile yeni olayların tarihleri birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin Çalışmasına Engel Olması Affedilirse Ne Olur?
Eşin geçmişte diğer eşin çalışmasına engel olduğu bilinmesine rağmen tarafların bu sorunu çözüp evliliklerini sürdürmesi geçmiş olaylar bakımından affetme tartışmasını gündeme getirebilir.
Ancak daha sonra yeniden çalışmaya engel olunması, işten ayrılmaya zorlanması veya çalışma hayatı üzerinde baskı kurulması yeni kusurlu davranışlardır.
Affetme Bilinmeyen Olayları da Kapsar Mı?
Kural olarak hayır.
Affetmeden söz edilebilmesi için kişinin affettiği olayı bilmesi gerekir.
Eşin yalnızca bildiği olayları affetmesi, o tarihte kendisinden gizlenen ve daha sonra öğrendiği başka kusurlu davranışları da otomatik olarak affettiği anlamına gelmez.
Bu husus özellikle zina, gizli borçlanma, kumar, üçüncü kişilerle ilişkiler ve gizli malvarlığı işlemleri bakımından önemlidir.
Örneğin eş yalnızca bir sadakat ihlalini biliyor ve bunu affediyorsa daha sonra ortaya çıkan başka bir ilişki bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
“Her Şeyi Affettim” Demek Bilinmeyen Olayları da Kapsar Mı?
Bu tür genel ifadeler somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Affetmenin konusu ve kapsamının belirlenebilmesi için kişinin hangi olayları bildiği önemlidir.
Henüz varlığından haberdar olmadığı ağır bir kusurlu davranışı yalnızca genel bir ifadeden hareketle kesin olarak affettiğini kabul etmek her durumda doğru değildir.
Bu nedenle affetmenin kapsamı belirlenirken tarafların bilgi düzeyi ve sözlerin hangi bağlamda söylendiği araştırılmalıdır.
Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Affetme Sayılır Mı?
Tek başına her durumda değil.
Taraflar ekonomik nedenlerle, müşterek çocukların ihtiyaçları nedeniyle veya başka zorunluluklarla aynı evde yaşamaya devam edebilir.
Bu nedenle yalnızca aynı adreste ikamet edilmesi otomatik olarak affetme anlamına gelmez.
Ancak tarafların kusurlu davranıştan sonra gerçek anlamda barışması, eş olarak ortak hayatı yeniden kurması ve evlilik ilişkisini sürdürmesi affetme veya hoşgörü iddiasını güçlendirebilir.
Ayrı Odalarda Yaşamaya Devam Ediliyorsa Affetme Var Mıdır?
Tarafların aynı konutta bulunmasına rağmen fiilen ayrı hayatlar sürdürmesi affetme iddiasını zayıflatabilir.
Örneğin ekonomik nedenlerle aynı evde kalmaya devam eden ancak ayrı odalarda yaşayan, birbirleriyle evlilik ilişkisini sürdürmeyen eşler bakımından yalnızca aynı konutta bulunmak affetmenin kesin kanıtı değildir.
Mahkeme fiili ilişkinin niteliğini değerlendirecektir.
Çocuklar İçin Evliliğe Devam Etmek Affetme Sayılır Mı?
Eşin çocukların psikolojik veya ekonomik durumunu düşünerek hemen boşanma davası açmaması her durumda affetme anlamına gelmez.
Özellikle kusurlu davranıştan sonra tarafların fiilen evlilik ilişkisini sürdürmediği ancak çocuklar nedeniyle aynı evde kaldığı durumlarda gerçek bir barışmanın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla “çocuklar için katlandım” şeklindeki durumlar somut olayın özelliklerine göre incelenmelidir.
Evliliği Kurtarmaya Çalışmak Affetme Sayılır Mı?
Evliliği kurtarmak amacıyla eşe bir şans vermek her durumda affetme olarak yorumlanmamalıdır.
Eşlerin aile danışmanlığına gitmesi, konuşmaya çalışması veya bir süre ilişkiyi düzeltmeyi denemesi mümkündür.
Barışma girişimi ile kesin ve gerçek bir affetme birbirinden ayrılmalıdır.
Aksi halde evliliğini kurtarmaya çalışan eşin hukuki olarak cezalandırılması sonucu ortaya çıkabilir.
Birlikte Tatile Gitmek Affetme Sayılır Mı?
Kusurlu davranış öğrenildikten sonra eşlerin birlikte tatile çıkması affetme bakımından önemli bir olgu olabilir.
Özellikle tatilin ardından ortak hayatın gerçek anlamda devam etmesi halinde affetme iddiası güçlenebilir.
Ancak müşterek çocuklar nedeniyle yapılan seyahat veya özel koşullar altında gerçekleşen kısa süreli birliktelik tek başına kesin sonuç doğurmayabilir.
Birlikte Düğüne veya Davete Gitmek Affetme Sayılır Mı?
Tek başına bir düğüne, cenazeye, aile toplantısına veya başka sosyal etkinliğe birlikte katılmak her durumda affetme anlamına gelmez.
Tarafların sosyal zorunluluklar veya müşterek çocuklar nedeniyle aynı ortamda bulunması mümkündür.
Affetme değerlendirmesinde tek bir davranıştan ziyade tarafların olay sonrasındaki ilişkilerinin tamamı dikkate alınmalıdır.
Sosyal Medyada Birlikte Fotoğraf Paylaşmak Affetme Sayılır Mı?
Tek başına sosyal medya paylaşımı kesin affetme delili değildir.
Ancak kusurlu davranıştan sonra tarafların barıştığını gösteren mesajlar, ortak hayatın yeniden kurulması, birlikte seyahatler ve başka davranışlarla birlikte değerlendirildiğinde yardımcı delil niteliği taşıyabilir.
Eşe Doğum Günü Mesajı Atmak Affetme Sayılır Mı?
Tek başına doğum günü, bayram veya özel gün mesajı göndermek kural olarak affetmenin kesin kanıtı değildir.
Eşlerin medeni biçimde iletişim kurmaları veya müşterek çocuklar nedeniyle ilişkilerini sürdürmeleri mümkündür.
Bu nedenle her sıcak iletişim otomatik olarak geçmiş kusurların affedildiği anlamına gelmez.
Boşanma Davasından Feragat Etmek Affetme Sayılır Mı?
Boşanma davasından feragat edilmesi affetme bakımından son derece önemli sonuçlar doğurabilir.
Yargıtay uygulamasında boşanma davasından feragat, feragat tarihinden önce bilinen kusurlu davranışların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı şeklinde değerlendirilebilmektedir.
Bu nedenle boşanma davasından feragat kararı verilmeden önce daha sonra yeniden dava açılması ihtimali bakımından feragatin sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
Feragat tarihinden sonra gerçekleşen yeni olaylar ise ayrıca boşanma sebebi oluşturabilir.
Boşanma Davasını Takip Etmemek Affetme Sayılır Mı?
Davanın takip edilmemesi ile davadan feragat aynı hukuki işlem değildir.
Bu nedenle dosyanın işlemden kaldırılması veya usuli başka bir nedenle sona ermesi her durumda açık bir affetme beyanıyla aynı sonucu doğurmaz.
Affetmenin bulunup bulunmadığı tarafların davranışları ve somut olayın özellikleri üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
Affetmeden Sonra Yeni Olaylar İleri Sürülebilir Mi?
Evet.
Affetmenin en önemli sınırı budur.
Affetme geçmişte bilinen ve bağışlanan davranışlara ilişkindir. Affetmeden sonra meydana gelen yeni kusurlu davranışlar yeni boşanma sebepleri oluşturabilir.
Örneğin geçmişteki hakaretler affedilmiş ancak eş daha sonra yeniden hakaret etmişse sonraki hakaretler ileri sürülebilir.
Aynı durum fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, kumar, alkol, sadakatsizlik ve diğer kusurlu davranışlar bakımından da geçerlidir.
Affedilen Eski Olaylar Yeni Olayları Desteklemek İçin Kullanılabilir Mi?
Burada dikkatli bir ayrım yapılmalıdır.
Affedilmiş olayların bağımsız kusur vakıası olarak yeniden eşe yüklenmesi kural olarak mümkün değildir.
Ancak evlilik ilişkisinin geçmişinin açıklanması ile affedilmiş olayı yeniden kusur olarak ileri sürmek aynı şey değildir.
Dava dilekçesinde affedilmiş olayların yeni kusurun esas dayanağı haline getirilmesi hukuki sorun yaratabilir.
Bu nedenle dava stratejisinde asıl ağırlığın affetmeden sonra gerçekleşen ve usulüne uygun şekilde ileri sürülen yeni vakıalara verilmesi gerekir.
Affetme Kusur Oranını Etkiler Mi?
Evet.
Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olayların kusur belirlemesinde dikkate alınmaması, tarafların kusur derecelerini doğrudan etkileyebilir.
Örneğin bir tarafın ağır kusurlu kabul edilmesinin temelinde affedilmiş olaylar bulunuyorsa bu olayların kusur değerlendirmesinden çıkarılması kusur dengesini değiştirebilir.
Bu durum maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi kusurun önem taşıdığı talepler bakımından da sonuç doğurabilir.
Affetme Maddi ve Manevi Tazminatı Etkiler Mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat değerlendirilirken tarafların kusur durumları önemlidir.
Affedilmiş olaylar kusur olarak yüklenemiyorsa bu olaylara dayanılarak tazminat değerlendirmesi yapılması da mümkün olmayabilir.
Bu nedenle affetme savunması yalnızca boşanma talebini değil, tazminat taleplerini de doğrudan etkileyebilir.
Affetme Yoksulluk Nafakasını Etkiler Mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Bu nedenle affetme sonucunda bazı olayların kusur değerlendirmesinden çıkarılması tarafların kusur derecesini değiştirebilir ve dolaylı olarak yoksulluk nafakası değerlendirmesini etkileyebilir.
Ancak nafaka bakımından ekonomik koşullar ve kanundaki diğer şartlar ayrıca incelenir.
Affetme Nasıl İspatlanır?
Affetme iddiasında bulunan tarafın bunu somut olaylarla ortaya koyması gerekir.
Açık affetme mesajları, tarafların yeniden ortak konutta eş olarak yaşamaya başlaması, barışmaya ilişkin yazışmalar, birlikte geçirilen dönem ve doğrudan bilgi sahibi tanıkların anlatımları değerlendirmeye alınabilir.
Ancak tek bir fotoğraf, tek bir telefon görüşmesi veya çocuk nedeniyle yapılan görüşme her durumda affetmeyi ispatlamaya yeterli değildir.
Delillerin tamamı birlikte değerlendirilir.
WhatsApp Mesajları Affetmenin Delili Olabilir Mi?
Taraflar arasındaki hukuka uygun şekilde elde edilmiş WhatsApp mesajları affetme iddiasının ispatında önemli olabilir.
Örneğin “seni affettim”, “geçmişi kapatalım”, “her şeyi geride bırakıp yeniden başlayalım” şeklindeki mesajlar başka davranışlarla birlikte affetme iddiasını güçlendirebilir.
Ancak mesajın bağlamı önemlidir.
“Affetmek istiyorum ama birlikte yaşayamam” şeklindeki bir mesaj ile koşulsuz biçimde ortak hayatın yeniden kurulması aynı şekilde değerlendirilmez.
Affetmenin Tarihi Neden Önemlidir?
Affetmenin hangi tarihte gerçekleştiği boşanma davalarında kritik öneme sahiptir.
Çünkü hangi kusurlu davranışların affetmeden önce, hangilerinin affetmeden sonra meydana geldiğinin belirlenmesi gerekir.
Affetmeden önceki ve bilinen olaylar kusur değerlendirmesinin dışında kalabilirken affetmeden sonraki yeni davranışlar boşanma sebebi oluşturabilir.
Bu nedenle özellikle uzun süren evliliklerde olayların kronolojik olarak ortaya konulması gerekir.
Boşanma Dilekçesinde Affedilmiş Olaylara Yer Verilmeli Mi?
Boşanma dilekçesi hazırlanırken affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olayların davanın temel kusur vakıaları haline getirilmesinden kaçınılmalıdır.
Dava, mümkün olduğunca affetmeden sonra meydana gelen ve evlilik birliğini temelinden sarsan güncel olaylar üzerine kurulmalıdır.
Eğer geçmiş olaylara ilişkin affetme bulunmadığı düşünülüyorsa neden affetme bulunmadığı da somutlaştırılabilir.
Örneğin tarafların yalnızca çocuklar nedeniyle aynı evde kaldığı, fiilen ortak hayatın yeniden kurulmadığı veya barışma girişiminin başarısız olduğu açıklanabilir.
Affetme Savunması Cevap Dilekçesinde Nasıl İleri Sürülmelidir?
Davalı taraf, kendisine yüklenen kusurlu davranışların dava öncesinde affedildiğini ileri sürüyorsa yalnızca “davacı beni affetmiştir” şeklindeki genel ifadeyle yetinmemelidir.
Davacının kusurlu davranışı ne zaman öğrendiği, bundan sonra tarafların ne zaman barıştığı, ortak hayatın nasıl ve ne kadar süre devam ettiği ve affetmeyi gösteren somut davranışların neler olduğu açıklanmalıdır.
Varsa “seni affettim” şeklindeki mesajlar, birlikte yaşamaya yeniden başlandığını gösteren olgular ve doğrudan bilgi sahibi tanıklar delil olarak gösterilebilir.
Böylece mahkemenin hangi olayların affetme kapsamında kaldığını belirlemesi kolaylaşır.
Sonuç
Boşanma hukukunda affetme, tarafların kusur durumunu ve davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek önemli bir hukuki olgudur.
Eşlerden biri diğer eşin kusurlu davranışını bilerek açıkça affetmiş veya davranışlarıyla gerçek anlamda bağışladığını ve evlilik birliğini yeniden sürdürdüğünü ortaya koymuşsa affedilen olayların daha sonra boşanma sebebi veya kusur vakıası olarak ileri sürülmesi kural olarak mümkün değildir.
Özellikle zina bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış bakımından ise Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi açıkça “affeden tarafın dava hakkı yoktur” hükmünü içermektedir.
Bununla birlikte aynı evde yaşamaya devam etmek, çocuklar için görüşmek, evliliği kurtarmaya çalışmak, tek bir sosyal etkinliğe birlikte katılmak veya kısa süreli iletişim kurmak tek başına her durumda affetme anlamına gelmez.
Ayrıca affetme yalnızca bilinen geçmiş olaylar bakımından sonuç doğurur. Affetme tarihinde bilinmeyen olaylar ile affetmeden sonra meydana gelen yeni kusurlu davranışlar ayrıca boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Bu nedenle boşanma davalarında hangi olayın ne zaman öğrenildiği, affetmenin hangi tarihte gerçekleştiği, ortak hayatın gerçekten yeniden kurulup kurulmadığı ve affetmeden sonra yeni kusurlu davranışların meydana gelip gelmediği açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davası, çekişmeli boşanma davası, boşanma davalarında affetme ve hoşgörü, zina sonrası affetme, boşanma davasından feragat, barışma sonrası yeniden boşanma, affedilmiş kusurlar, boşanmada kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet, boşanma davalarında deliller ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
