Ceza Davasında Teşhis İşlemi Nasıl Yapılmalıdır?

Ceza soruşturmalarında failin kimliğinin belirlenmesi amacıyla mağdur veya tanığa yaptırılan teşhis işlemi, özellikle hırsızlık, yağma, kasten yaralama, cinsel suçlar ve benzeri olaylarda son derece önemli bir delil haline gelebilmektedir.

Ancak teşhis işleminin delil değerinin yüksek olabilmesi için kanunda öngörülen usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.

Mağdur veya tanığa yalnızca şüphelinin fotoğrafının gösterilerek “Bu kişi miydi?” şeklinde soru sorulması, şüphelinin diğer kişilerden açıkça ayrılacağı biçimde teşhis grubunun oluşturulması veya teşhis yapacak kişinin işlemden önce yönlendirilmesi sağlıklı bir teşhis işlemi değildir.

2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 6. maddesinde teşhis işleminin nasıl yapılacağı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

Buna göre teşhis işleminden önce mağdur veya tanığın faili tarif eden beyanı alınmalı, teşhise tabi tutulan kişiler birden fazla ve benzer fiziksel özelliklerde olmalı, teşhis yapan kişi ile teşhise tabi kişiler birbirlerini görmemeli, işlem en az iki kez tekrarlanmalı ve teşhis yapacak kişiye şüphelinin gösterilen kişiler arasında bulunmayabileceği açıkça hatırlatılmalıdır.

Fotoğraf üzerinden teşhis yapılması da mümkündür. Ancak tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz.

Usulüne aykırı teşhis özellikle sanık aleyhindeki tek veya belirleyici delil niteliğindeyse mahkûmiyet hükmünün hukuka uygunluğunu doğrudan etkileyebilir.

Teşhis İşlemi Nedir?

Teşhis, bir suçun failinin kim olduğunun belirlenmesi amacıyla mağdur veya tanığın şüpheliyi başka kişiler arasından belirlemesine yönelik bir ceza muhakemesi işlemidir.

Örneğin gece saatlerinde yağmaya uğrayan mağdur failin yüzünü görmüş ancak kimliğini bilmiyorsa soruşturma sırasında yakalanan kişinin fail olup olmadığının belirlenmesi amacıyla teşhis yaptırılabilir.

Teşhis işleminin temel amacı, olayın failinin gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesidir.

Teşhis İşlemi Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?

Teşhis işlemi 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 6. maddesinde düzenlenmiştir.

PVSK Ek 6 uyarınca polis, olaydaki failin gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir.

Dolayısıyla teşhis işlemi kolluğun hiçbir hukuki gereklilik bulunmadan gelişigüzel gerçekleştirebileceği bir işlem değildir.

Teşhis İçin Cumhuriyet Savcısının Talimatı Gerekir Mi?

PVSK Ek 6’da teşhis işleminin Cumhuriyet savcısının talimatıyla gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle dosyadaki teşhis tutanağı incelenirken yalnızca teşhisin sonucuna değil, işlemin hangi hukuki süreç içerisinde ve hangi talimat üzerine gerçekleştirildiğine de bakılmalıdır.

Her Olayda Teşhis Yaptırılabilir Mi?

Kanuni düzenleme teşhis işlemini bir zorunluluk koşuluna bağlamıştır.

Teşhis, olaydaki fail ile gözaltına alınan şüphelinin aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından gerekli olduğunda gündeme gelir.

Fail zaten mağdur tarafından önceden çok iyi tanınıyorsa veya failin kimliği konusunda gerçek anlamda bir belirsizlik bulunmuyorsa yapılan işlemin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Teşhis İşleminden Önce Mağdurun Faili Tarif Etmesi Gerekir Mi?

Evet.

Teşhis işlemindeki en önemli güvencelerden biri budur.

PVSK Ek 6 uyarınca işleme başlanmadan önce teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanlarının tutanağa bağlanması gerekir.

Başka bir ifadeyle önce şüpheli gösterilip ardından “Bu kişiye benziyordu.” şeklinde bir eşkâl oluşturulmamalıdır.

Mağdur veya tanık, kendisine teşhis grubu ya da fotoğraflar gösterilmeden önce hatırladığı faili tarif etmelidir.

Failin Önceden Tarif Edilmesi Neden Önemlidir?

Çünkü teşhis işlemi insan hafızasına dayanmaktadır.

Mağdur veya tanık kendisine gösterilen kişinin görüntüsünden etkilenebilir.

Önceden alınan eşkâl beyanı sayesinde kişinin olay sırasında gerçekten ne hatırladığı ile teşhis sırasında gösterilen kişiyi seçmesi arasında karşılaştırma yapılabilir.

Örneğin mağdur ilk ifadesinde failin yaklaşık 170 cm boyunda, sarışın ve sakalsız olduğunu söylemiş; teşhis sırasında 190 cm boyunda, siyah saçlı ve sakallı bir kişiyi teşhis etmişse bu çelişki teşhisin güvenilirliği bakımından önemlidir.

Teşhis İşleminde Kaç Kişi Bulunmalıdır?

Kanun kesin bir sayı belirtmek yerine teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin birden fazla olması gerektiğini düzenlemektedir.

Dolayısıyla şüphelinin tek başına mağdurun karşısına çıkarılması usulüne uygun teşhis değildir.

Teşhis grubunun amacı mağdur veya tanığın gerçekten hatırladığı kişiyi benzer kişiler arasından seçmesini sağlamaktır.

Teşhis Grubundaki Kişiler Birbirine Benzemeli Midir?

Evet.

PVSK Ek 6 uyarınca teşhise tabi tutulan kişilerin aynı cinsten olması ve aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir.

Bu düzenleme teşhis yapacak kişinin şüpheliye yönlendirilmesini engellemeyi amaçlamaktadır.

Şüpheli Diğer Kişilerden Çok Farklı Görünüyorsa Teşhis Geçerli Midir?

Bu durum teşhisin güvenilirliğini ciddi şekilde tartışmalı hale getirebilir.

Örneğin mağdur failin genç ve sakallı olduğunu söylemişse, şüphelinin yanında çok daha yaşlı ve sakalsız kişilerin bulunması şüpheliyi teşhis grubunda belirgin hale getirebilir.

Teşhis grubunun şüpheliyi işaret edecek biçimde oluşturulmaması gerekir.

Teşhis İçin Şüphelinin Görünüşü Değiştirilebilir Mi?

PVSK Ek 6 buna imkân tanımaktadır.

Teşhis için gerekli olması halinde şüphelinin görünüşüyle ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir.

Buradaki amaç teşhisin olay tarihindeki görünüş koşullarına uygun ve güvenilir biçimde gerçekleştirilebilmesidir.

Teşhis Sırasında Kişilere Numara Verilmesi Gerekir Mi?

Evet.

Teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin her birinde teşhis sırasında bir numara bulunması gerekir.

Teşhis yapan kişi seçimini bu numaralar üzerinden ifade edebilir.

Bu yöntem işlemin kayıt altına alınması ve sonradan denetlenebilmesi açısından önemlidir.

Mağdur ile Şüpheli Birbirini Görebilir Mi?

PVSK Ek 6 uyarınca teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir.

Bu düzenleme özellikle teşhis yapan kişinin baskı veya korku altında kalmasını önlemek bakımından önemlidir.

Teşhis işlemi yüzleştirme değildir.

Teşhis İşlemi Kaç Kez Yapılmalıdır?

Kanun teşhis işleminin en az iki kez tekrarlanmasını öngörmektedir.

Bu düzenleme teşhisin tesadüfi veya yönlendirme sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Bir kez gerçekleştirilen ve hemen sonlandırılan teşhis işlemi PVSK Ek 6’da öngörülen usule uygunluk bakımından tartışmalıdır.

Mağdura “Fail Bunların Arasında” Denilebilir Mi?

Hayır.

Aksine kanun teşhiste bulunması istenen kişiye şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceğinin hatırlatılmasını zorunlu tutmaktadır.

Bu son derece önemli bir güvencedir.

Mağdura “Fail bunlardan hangisi?” denilmesi, kişinin mutlaka gösterilen kişilerden birini seçmesi gerektiği yönünde psikolojik baskı yaratabilir.

Doğru yaklaşım, failin grubun içerisinde hiç bulunmama ihtimalinin de bulunduğunun açıkça bildirilmesidir.

Polis Mağdura Şüpheliyi İşaret Edebilir Mi?

Hayır.

Teşhis işleminin güvenilir olması için mağdur veya tanığın seçimini bağımsız biçimde yapması gerekir.

“Dikkatli bak, üçüncü kişi olabilir”, “Biz zaten bunu yakaladık”, “Bu kişiyi daha önce gördün mü?” gibi yönlendirici davranışlar teşhisin güvenilirliğini ortadan kaldırabilir.

Teşhis işlemi kolluğun ulaştığı kanaati mağdura doğrulatma işlemi değildir.

Şüpheli Önceden Mağdura Gösterilebilir Mi?

Teşhis yapılmadan önce şüphelinin mağdura gösterilmesi ciddi bir sorun yaratabilir.

Örneğin mağdur karakolda beklerken şüpheliyi kelepçeli şekilde görmüş, daha sonra aynı kişi teşhis grubuna yerleştirilmişse mağdurun teşhisinin olay anındaki hafızasına mı yoksa karakolda gördüğü kişiye mi dayandığı tartışmalı hale gelir.

Bu nedenle teşhis işleminin yönlendirmeden uzak biçimde gerçekleştirilmesi gerekir.

Şüphelinin Kelepçeli Olarak Gösterilmesi Doğru Mudur?

Şüphelinin diğer kişilerden farklı ve suç şüphesi altında olduğunu açıkça belli edecek biçimde gösterilmesi teşhisin güvenilirliğini zedeleyebilir.

Örneğin teşhis grubunda yalnızca şüphelinin kelepçeli olması, polislerin yalnızca onun yanında durması veya diğer kişilerden açık biçimde ayrılması teşhis yapan kişiyi yönlendirebilir.

Teşhis grubunun mümkün olduğunca tarafsız oluşturulması gerekir.

Teşhis İşlemi Kayda Alınmalı Mıdır?

Evet.

PVSK Ek 6 uyarınca teşhis işlemine tabi tutulan kişilerin işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilmeli veya görüntüleri kayda alınmalı ve soruşturma dosyasına konulmalıdır.

Bunun amacı mahkemenin daha sonra teşhis işleminin gerçekten kanuna uygun yapılıp yapılmadığını denetleyebilmesidir.

Teşhis Tutanağı Düzenlenmesi Zorunlu Mudur?

Evet.

Teşhis işlemi tutanağa bağlanmalıdır.

Tutanak yalnızca “mağdur şüpheliyi teşhis etti” şeklindeki sonuç cümlesinden ibaret olmamalıdır.

İşlemin hangi koşullarda gerçekleştirildiğinin denetlenebilmesi bakımından teşhis sürecinin dosyada anlaşılabilir olması gerekir.

Fotoğraf Üzerinden Teşhis Yapılabilir Mi?

Evet.

PVSK Ek 6 şüphelinin fotoğrafı üzerinden de teşhis yapılmasına izin vermektedir.

Ancak fotoğraftan teşhis de belirli usul kurallarına tabidir.

Fotoğraf teşhisi “şüphelinin fotoğrafını mağdura gösterip tanıyıp tanımadığını sormak” şeklinde gerçekleştirilemez.

Tek Fotoğraf Üzerinden Teşhis Yapılabilir Mi?

Hayır.

PVSK Ek 6 açık biçimde tek bir fotoğraf üzerinden teşhis yaptırılamayacağını düzenlemektedir.

Dolayısıyla mağdura yalnızca şüphelinin fotoğrafının gösterilerek “Sana bunu yapan kişi bu mu?” şeklinde yapılan işlem kanunda düzenlenen fotoğraf teşhisinin şartlarını karşılamaz.

Aynı Kişinin Birden Fazla Fotoğrafı Gösterilebilir Mi?

Kanun bunu da açıkça yasaklamaktadır.

Aynı kişinin farklı zamanlarda veya farklı açılardan çekilmiş birden fazla fotoğrafının gösterilmesi gerçek anlamda seçenek oluşturmaz.

Fotoğrafların farklı kişilere ait olması gerekir.

Fotoğrafların Benzer Özellikte Olması Gerekir Mi?

Evet.

PVSK Ek 6 uyarınca değişik kişilere ait fotoğrafların aynı büyüklük ve özellikte olması gerekir.

Örneğin şüphelinin yüksek çözünürlüklü renkli vesikalık fotoğrafı ile diğer kişilerin küçük ve düşük kaliteli siyah-beyaz fotoğraflarının aynı grupta kullanılması yönlendirici olabilir.

Sosyal Medya Fotoğrafından Teşhis Yapılabilir Mi?

Mağdurun sosyal medyada veya başka bir yerde gördüğü fotoğraftan kişiyi tanıması ile PVSK Ek 6 kapsamında gerçekleştirilen resmî fotoğraf teşhisi aynı şey değildir.

Kolluk tarafından yaptırılacak resmî fotoğraf teşhisinde kanunda öngörülen usul kurallarına uyulmalıdır.

Mağdurun önceden sosyal medyada şüphelinin fotoğrafını görmüş olması ise daha sonra yapılan teşhisin güvenilirliği bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

WhatsApp’tan Fotoğraf Gönderilerek Teşhis Yaptırılabilir Mi?

Kolluk görevlisinin mağdura yalnızca bir şüpheli fotoğrafını mesaj yoluyla göndererek “Fail bu mu?” diye sorması PVSK Ek 6’da öngörülen usulüne uygun fotoğraf teşhisinin yerine geçmez.

Böyle bir uygulama ciddi yönlendirme riski taşır.

Bu tür bir tespit varsa mahkeme bunun delil değerini son derece dikkatli değerlendirmelidir.

Mağdura Önce Şüphelinin Fotoğrafı Gösterilip Sonra Teşhis Yaptırılırsa Ne Olur?

Bu durum sonraki teşhisin güvenilirliğini etkileyebilir.

Çünkü insan hafızasında olay sırasında görülen kişi ile daha sonra gösterilen fotoğrafın birbirine karışması mümkündür.

Mağdur gerçek faili hatırlamak yerine daha önce kendisine gösterilmiş fotoğraftaki kişiyi seçebilir.

Bu nedenle teşhis öncesindeki bütün işlemler önemlidir.

Teşhis İşleminde Mağdurun Eminlik Derecesi Önemli Midir?

Evet.

“Kesinlikle bu kişidir” şeklindeki bir teşhis ile “benziyor ama emin değilim” şeklindeki açıklama aynı delil değerine sahip değildir.

Teşhis tutanağında mağdur veya tanığın tereddütlü olup olmadığı ve kullandığı ifadeler önem taşır.

Mahkeme teşhisin kesinlik derecesini diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.

“Yüzde 70 Benziyor” Şeklindeki Teşhis Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Bu tür tereddütlü ifadelerin kesin teşhis olarak değerlendirilmesi doğru değildir.

Ceza mahkûmiyeti her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.

Özellikle başka güçlü delil bulunmayan dosyalarda tereddütlü teşhis beyanlarının mahkûmiyet için yeterliliği ciddi biçimde tartışılmalıdır.

Teşhis İşlemi Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Bu soruya her dosya bakımından otomatik olarak aynı cevap verilemez.

Teşhisin hangi koşullarda yapıldığı, mağdurun faili ne kadar süre gördüğü, olayın aydınlatma koşulları, failin yüzünün açık olup olmadığı, ilk eşkâl anlatımı ile teşhis edilen kişinin uyumu ve teşhisi destekleyen başka delillerin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle usulüne aykırı teşhis işleminin sanık aleyhindeki tek delil olması halinde mahkûmiyet kurulması ciddi hukuka aykırılık oluşturabilir.

Yargıtay Teşhis İşlemi Hakkında Ne Diyor?

Yargıtay, teşhis işleminin güvenilir ve denetlenebilir şekilde gerçekleştirilmesine önem vermektedir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2022/123 Esas, 2023/10783 Karar sayılı kararında PVSK Ek 6’daki teşhis usulü ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Kararda, mahkûmiyet bakımından tek delil olarak kabul edilen teşhis işleminin PVSK Ek 6’da belirtilen yöntemlerle yapılmaması ve duruşmada da yüzleştirme gerçekleştirilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu yaklaşım özellikle başka bağımsız delil bulunmayan ceza dosyalarında büyük önem taşımaktadır.

Yargıtay Tek Fotoğraftan Teşhise Nasıl Yaklaşıyor?

Yargıtay kararlarında tek fotoğraf üzerinden yapılan teşhis işlemlerinin PVSK Ek 6’da öngörülen usule uygun olmadığı açıkça vurgulanmaktadır.

Kanun zaten bu konuda herhangi bir tereddüde yer bırakmamaktadır.

Şüphelinin fotoğrafı üzerinden teşhis mümkündür; ancak tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yapılamaz.

Usulsüz Teşhis Kesin Olarak Hukuka Aykırı Delil Midir?

Usule aykırılığın niteliği, teşhisin nasıl gerçekleştirildiği ve mahkûmiyet kararındaki ağırlığı somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.

Ancak PVSK Ek 6’daki güvencelere uyulmaması teşhisin güvenilirliğini ciddi biçimde etkiler.

Özellikle usulsüz teşhisin sanık aleyhindeki tek veya belirleyici delil olduğu durumlarda mahkûmiyet hükmü bakımından çok daha ciddi bir hukuki sorun ortaya çıkar.

Usulsüz Teşhis Varsa Sanık Otomatik Beraat Eder Mi?

Hayır.

Teşhis işleminin usulsüz olması her dosyada otomatik olarak beraat sonucunu doğurmaz.

Dosyada kamera görüntüsü, DNA, parmak izi, HTS kayıtları, ele geçirilen suç eşyası, güvenilir tanık anlatımları veya başka bağımsız deliller bulunabilir.

Mahkeme hukuka uygun diğer deliller üzerinden suçun sabit olup olmadığını değerlendirmelidir.

Ancak teşhis dışında yeterli delil bulunmuyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi gündeme gelir.

Teşhis Tek Delilse Ne Olur?

Teşhis sanık aleyhindeki tek delilse işlemin usulüne uygunluğu ve güvenilirliği çok daha önemli hale gelir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin kararlarında, PVSK Ek 6’ya aykırı şekilde yapılan teşhisin tek delil olduğu ve kovuşturma sırasında yüzleştirme de yapılmadığı durumlarda mahkûmiyet kararları hukuka aykırı bulunabilmektedir.

Bu nedenle “mağdur teşhis etti” ifadesi tek başına yeterli bir değerlendirme değildir.

Teşhisin nasıl yapıldığı araştırılmalıdır.

Teşhis ile Yüzleştirme Aynı Şey Midir?

Hayır.

Bu iki işlem uygulamada sıkça birbirine karıştırılmaktadır.

Teşhis, failin kimliğinin belirlenmesine yönelik bir işlemdir.

Yüzleştirme ise CMK m.52 kapsamında özellikle tanık veya şüphelilerin beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla gerçekleştirilen farklı bir ceza muhakemesi işlemidir.

Dolayısıyla teşhis ve yüzleştirmenin amaçları ve hukuki dayanakları farklıdır.

Yüzleştirme Nedir?

Yüzleştirme, birbirleriyle çelişen beyanların giderilmesi amacıyla kişilerin karşı karşıya getirilerek dinlenmesine yönelik bir işlemdir.

CMK m.52 kapsamında tanıkların birbirleriyle veya şüpheliyle yüzleştirilmesi belirli koşullarda mümkündür.

Teşhiste amaç failin kimliğini belirlemekken yüzleştirmede amaç çoğunlukla beyanlar arasındaki çelişkiyi gidermektir.

Usulsüz Teşhis Daha Sonra Yüzleştirmeyle Giderilebilir Mi?

Her olay bakımından otomatik bir cevap vermek mümkün değildir.

Yargıtay bazı kararlarında usulsüz teşhis işlemi bulunduğunda mağdur veya tanık ile sanığın duruşmada yüzleştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Ancak daha önce yönlendirici veya hatalı bir teşhis yapılmış olması kişinin hafızasını etkilemiş olabileceğinden sonraki yüzleştirmenin delil değeri de somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Mağdur Mahkemede Sanığı Teşhis Ederse Ne Olur?

Mağdurun duruşmada sanığı göstererek fail olduğunu söylemesi mahkeme tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Ancak mahkeme salonundaki teşhisin de kendine özgü yönlendirme riski bulunmaktadır.

Çünkü sanık zaten sanık sandalyesinde oturmakta ve mağdur kimin suçlandığını bilmektedir.

Bu nedenle soruşturma aşamasındaki ilk eşkâl beyanı ve usulüne uygun teşhis işlemi özellikle önemlidir.

Duruşmada “Sanık Burada mı?” Diye Sorulması Teşhis Midir?

Mahkeme salonunda sanığın zaten belirli bir yerde oturduğu ortamda mağdura “Sana bunu yapan kişi burada mı?” diye sorulması, PVSK Ek 6 kapsamında yapılan klasik teşhis işlemiyle aynı değildir.

Bu beyan delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir ancak soruşturma aşamasındaki usulüne uygun teşhisin yerine otomatik olarak geçirilmemelidir.

Fail Maskeliyse Teşhis Yapılabilir Mi?

Failin yüzünün ne ölçüde görülebildiği teşhisin güvenilirliği bakımından son derece önemlidir.

Olay sırasında fail maske, kar maskesi veya yüzünü kapatan başka bir materyal kullanmışsa mağdurun hangi fiziksel özelliklerden teşhis yaptığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Yalnızca genel vücut yapısı veya kıyafet üzerinden yapılan teşhis ile yüzün açıkça görülmesine dayalı teşhis aynı delil gücüne sahip olmayabilir.

Olay Gece Gerçekleşmişse Teşhisin Değeri Değişir Mi?

Olayın gece meydana gelmesi tek başına teşhisi geçersiz hale getirmez.

Ancak aydınlatma koşulları mutlaka değerlendirilmelidir.

Mağdurun faili kaç metre mesafeden gördüğü, ortamın aydınlık olup olmadığı, görme süresi ve herhangi bir engel bulunup bulunmadığı teşhisin güvenilirliği açısından önem taşır.

Mağdur Faili Sadece Birkaç Saniye Görmüşse Ne Olur?

Görme süresi teşhisin güvenilirliği bakımından önemli bir faktördür.

Failin birkaç saniye görülmesi ile uzun süre yüz yüze kalınması aynı değildir.

Özellikle kısa süreli, stresli, karanlık veya hareketli olaylarda yanlış teşhis ihtimali artabilir.

Mahkeme bu koşulları değerlendirmelidir.

Mağdurun İlk Eşkâl Tarifi ile Sanık Uyuşmuyorsa Ne Olur?

Bu durum savunma bakımından son derece önemli olabilir.

Mağdur olaydan hemen sonra failin belirli fiziksel özelliklerini anlatmış ancak daha sonra bu özelliklerle önemli ölçüde uyuşmayan bir kişiyi teşhis etmiş olabilir.

İlk anlatım olay anına daha yakın olduğu için teşhisin güvenilirliğinin değerlendirilmesinde özellikle önem taşır.

Mahkemenin bu çelişkiyi açıklaması gerekir.

Mağdur Önce Teşhis Edemeyip Sonra Teşhis Ederse Ne Olur?

İlk teşhis işleminde şüpheliyi belirleyemeyen mağdurun daha sonra aynı kişiyi kesin olarak teşhis etmesi halinde bu değişikliğin nedeni araştırılmalıdır.

Arada şüphelinin fotoğrafının görülüp görülmediği, haber veya sosyal medya paylaşımlarına maruz kalınıp kalınmadığı ve mağdurun başka kişilerden etkilenip etkilenmediği önemlidir.

Sonraki teşhis otomatik olarak geçersiz değildir ancak güvenilirliği dikkatli değerlendirilmelidir.

Mağdur Önce Başka Birini Teşhis Etmişse Ne Olur?

Bu durum teşhisin güvenilirliği bakımından son derece önemli bir çelişkidir.

Mağdurun önce başka kişiyi fail olarak göstermesi, daha sonra sanığı teşhis etmesi halinde her iki işlemin koşulları araştırılmalıdır.

Mahkemenin bu çelişkiyi gidermeden yalnızca sonraki teşhise dayanması savunma bakımından tartışılabilir.

Birden Fazla Mağdur Ayrı Ayrı Teşhis Yapmalı Mıdır?

Birden fazla mağdur veya tanığın bulunduğu olaylarda kişilerin birbirlerinden etkilenmeden ayrı ayrı teşhis yapmaları teşhisin güvenilirliği bakımından önemlidir.

Bir mağdurun seçimini diğerinin görmesi veya mağdurların işlem öncesinde kendi aralarında şüpheli hakkında konuşması yönlendirme riski yaratabilir.

Her kişinin kendi hafızasına dayanarak bağımsız seçim yapması gerekir.

Tanık Teşhis Yapabilir Mi?

Evet.

Teşhis yalnızca suçun mağduru tarafından yapılmak zorunda değildir.

Olayı gören ve failin görünüşünü hatırlayan tanık da teşhiste bulunabilir.

Ancak tanığın faili hangi koşullarda gördüğü ve teşhisin güvenilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Tanıklıktan Çekinebilecek Kişi Teşhise Zorlanabilir Mi?

Hayır.

PVSK Ek 6 açıkça tanıklıktan çekinebilecek kişilerin teşhiste bulunmaya zorlanamayacağını düzenlemektedir.

Bu da teşhis işleminin kanunda özel güvencelere bağlandığını gösteren hükümlerden biridir.

Mağdur Sanığı Önceden Tanıyorsa PVSK Ek 6 Uygulanır Mı?

Bu noktada olayın özelliği önemlidir.

Yargıtay uygulamasında kişinin zaten önceden tanıdığı bir kişiyi fotoğraftan tanımasının, failin kimliğinin ilk defa belirlenmesine yönelik klasik PVSK Ek 6 teşhisiyle aynı nitelikte olmadığı kabul edilen kararlar bulunmaktadır.

Örneğin sanık mağdurun komşusu, akrabası veya uzun süredir tanıdığı bir kişi ise “tanıma” ile “teşhis” ayrımı gündeme gelebilir.

Bu nedenle her fotoğraf gösterme işlemi otomatik olarak PVSK Ek 6 kapsamında değerlendirilmemelidir.

Teşhis Tutanakları Savunma Tarafından Nasıl İncelenmelidir?

Bir ceza dosyasında teşhis delili bulunuyorsa yalnızca tutanağın sonuç kısmına bakılması yeterli değildir.

Öncelikle mağdur veya tanığın teşhisten önce verdiği eşkâl tarifi incelenmelidir.

Daha sonra teşhis grubunda kaç kişi bulunduğu, kişilerin birbirlerine benzeyip benzemediği, şüphelinin grupta belirgin hale getirilip getirilmediği, işlemin kaç kez yapıldığı, “şüpheli aralarında olmayabilir” uyarısının yapılıp yapılmadığı, fotoğraf veya görüntü kaydının bulunup bulunmadığı ve işlemin tutanağa bağlanıp bağlanmadığı kontrol edilmelidir.

Fotoğraftan teşhis varsa gösterilen fotoğrafların tamamı ayrıca incelenmelidir.

Fotoğraflar Dosyada Yoksa Ne Olur?

Teşhis tutanağında “benzer fotoğraflar arasından teşhis etti” yazmasına rağmen hangi fotoğrafların gösterildiği dosyadan anlaşılamıyorsa işlemin usulüne uygunluğunun denetlenmesi güçleşir.

Mahkemenin teşhis grubunun kanuni koşullara uygun oluşturulup oluşturulmadığını denetleyebilmesi gerekir.

Bu nedenle teşhis sırasında kullanılan materyalin dosyada bulunması savunma açısından önemlidir.

Teşhis Tutanakları Birbiriyle Aynıysa Ne Olur?

Birden fazla tanığın teşhis tutanaklarının kelimesi kelimesine aynı şekilde hazırlanmış olması tek başına işlemi geçersiz kılmaz ancak işlemlerin gerçekten bağımsız biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konusunda değerlendirme yapılmasını gerektirebilir.

Her tanığın kişisel gözlemi ve teşhis süreci ayrı olmalıdır.

Teşhis Sırasında Müdafi Bulunması Zorunlu Mudur?

Teşhis işleminde müdafiin bulunup bulunması konusu, ifade ve sorgudaki müdafi rejimiyle tamamen aynı değildir.

Teşhise tabi tutulan şüpheli bu işlem sırasında esas itibarıyla pasif konumdadır ve kendisinden ifade alınmaz.

Bununla birlikte teşhis işleminin savunma hakkı üzerindeki önemi nedeniyle müdafiin işlemden haberdar edilmesi ve işlemin denetlenebilir biçimde gerçekleştirilmesi adil yargılanma bakımından önem taşıyabilir.

Somut dosyada müdafi katılımına ilişkin değerlendirme işlemin niteliği ve güncel içtihat çerçevesinde yapılmalıdır.

Teşhis İşlemi Sırasında Şüpheliye Soru Sorulabilir Mi?

Teşhis işleminin amacı şüpheliden ifade almak değildir.

Şüpheliye olay hakkında sorular yöneltilerek beyan alınacaksa CMK’nın ifade ve sorguya ilişkin güvencelerinin uygulanması gerekir.

Teşhis işlemi kullanılarak ifade alma kurallarının dolanılması mümkün değildir.

Teşhis Sonucu Kesin Delil Midir?

Hayır.

Ceza muhakemesinde teşhis mahkeme tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Teşhis tutanağında “kesin olarak teşhis etti” yazması mahkemenin bu delili tartışmadan doğru kabul etmesini gerektirmez.

Teşhisin yapılış biçimi ve olay koşulları denetlenmelidir.

Teşhis Kamera Kaydıyla Destekleniyorsa Ne Olur?

Kamera görüntüsündeki kişinin sanık olup olmadığı bağımsız biçimde değerlendirilebilir.

Mağdurun teşhisi ile kamera görüntüsünün birbirini desteklemesi delil değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Ancak görüntü kalitesi yetersizse veya kişinin kimliği görüntüden belirlenemiyorsa yalnızca “teşhisle uyumludur” denilerek eksiklik giderilemez.

Teşhis ile HTS Kaydı Birlikte Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?

Bunun cevabı somut dosyaya göre değişir.

HTS veya baz istasyonu kayıtlarının neyi gösterdiği, teşhisin güvenilirliği ve suçla bağlantının nasıl kurulduğu ayrı ayrı incelenmelidir.

Sanığın geniş bir baz istasyonu alanında bulunması ile suç mahallinde bulunduğunun kesin olarak belirlenmesi aynı şey değildir.

Delillerin birbirlerini gerçekten destekleyip desteklemediği değerlendirilmelidir.

Teşhis İşlemi Parmak İzi veya DNA ile Desteklenirse Ne Olur?

Teşhisi destekleyen bağımsız kriminal deliller bulunması delil bütününü güçlendirebilir.

Ancak parmak izi veya DNA’nın nerede bulunduğu ve suçla bağlantısı ayrıca incelenmelidir.

Ceza mahkemesi bütün delilleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmalıdır.

Sadece Mağdur Beyanı ve Teşhis Varsa Mahkûmiyet Olur Mu?

Mağdur beyanı ceza muhakemesinde delil olabilir.

Ancak beyanın tutarlılığı, olayın koşulları, mağdurun sanığı tanıyıp tanımadığı, teşhis işleminin usulü ve varsa çelişkiler birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle mağdurun faili daha önce tanımadığı dosyalarda teşhis işleminin usulüne uygun gerçekleştirilmesi çok daha önemlidir.

Teşhis İşlemindeki Usulsüzlük İstinafta İleri Sürülebilir Mi?

Evet.

Mahkûmiyet kararında usule aykırı teşhis işlemine dayanılmışsa bu husus istinaf başvurusunda ileri sürülebilir.

Teşhisin PVSK Ek 6’ya uygun yapılmadığı, işlemin yönlendirici olduğu, tek fotoğraf kullanıldığı veya teşhisin diğer delillerle desteklenmediği açıklanabilir.

Özellikle teşhis mahkûmiyetin temel deliliyse hukuka aykırılığın önemi artmaktadır.

Usulsüz Teşhis Temyiz Sebebi Olabilir Mi?

Temyize tabi kararlar bakımından usulsüz teşhis işleminin mahkûmiyete esas alınması temyiz denetiminde ileri sürülebilir.

Yargıtay kararlarında PVSK Ek 6’ya aykırı teşhisin özellikle tek delil olduğu dosyalarda bozma kararları bulunmaktadır.

Bu nedenle teşhis işleminin usulüne ilişkin itirazlar yalnızca teorik değil, hükmün sonucunu değiştirebilecek nitelikte olabilir.

Teşhis İşleminde En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Uygulamada en önemli sorunlardan biri mağdur veya tanığa tek bir şüpheli fotoğrafının gösterilmesidir.

Bunun yanında failin önceden tarif ettirilmemesi, birbirine benzemeyen kişilerden teşhis grubu oluşturulması, şüphelinin diğer kişilerden kolayca ayırt edilebilir hale getirilmesi, işlemin yalnızca bir kez yapılması, şüphelinin grup içerisinde bulunmayabileceğinin söylenmemesi ve teşhis sırasında kullanılan fotoğraf veya görüntülerin dosyaya konulmaması da teşhisin güvenilirliğini etkileyen önemli sorunlardır.

Ceza Dosyasında Teşhis Deliline Karşı Nasıl Savunma Yapılabilir?

Teşhis deliline yönelik savunmada yalnızca “teşhis yanlıştır” demek çoğu zaman yeterli değildir.

Teşhisten önceki ilk eşkâl anlatımı ile sanığın fiziksel özellikleri karşılaştırılmalı, teşhis işleminin PVSK Ek 6’daki şartlara uygunluğu tek tek incelenmeli, kullanılan fotoğraflar ve görüntüler dosyaya getirtilmeli ve mağdurun faili görme koşulları değerlendirilmelidir.

Olayın saati, aydınlatma, mesafe, görüş süresi, failin yüzünün açık olup olmadığı ve mağdurun daha önce şüphelinin fotoğrafını görüp görmediği özellikle araştırılmalıdır.

Mahkeme Teşhis İşleminin Usulüne Uygunluğunu Denetlemek Zorunda Mıdır?

Evet.

Mahkemenin görevi yalnızca teşhis tutanağındaki sonucu okumak değildir.

Teşhis işleminin güvenilirliği ve kanuni koşullara uygunluğu özellikle sanığın itirazı varsa değerlendirilmelidir.

Yargıtay kararlarında da teşhis işleminin usulüne uygunluğunun yargılama sırasında hâkim tarafından denetlenmesinin önemi vurgulanmaktadır.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Teşhis Delilinde Nasıl Uygulanır?

Teşhis işlemi değerlendirildikten sonra failin sanık olduğu konusunda giderilemeyen makul bir şüphe bulunuyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.

Ceza mahkûmiyeti ihtimale dayandırılamaz.

Özellikle başka delilin bulunmadığı, teşhisin usulsüz gerçekleştirildiği ve mağdurun beyanlarının çelişkili olduğu dosyalarda “in dubio pro reo” ilkesi önem kazanır.

Teşhis İşleminde En Önemli Kural Nedir?

Tek bir kuraldan söz etmek mümkün değildir.

Teşhis işleminin güvenilirliği bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Ancak uygulamada özellikle şu noktalar kritik önemdedir:

Mağdur veya tanığın önce faili tarif etmesi, şüphelinin benzer kişiler arasına yerleştirilmesi, teşhisin en az iki kez gerçekleştirilmesi, teşhis yapacak kişiye şüphelinin grupta bulunmayabileceğinin söylenmesi, işlemin görüntülenmesi ve tutanağa bağlanması ve fotoğraf teşhisinde tek fotoğraf kullanılmaması gerekir.

Sonuç

Ceza davasında teşhis işlemi, özellikle failin mağdur veya tanık tarafından önceden tanınmadığı olaylarda son derece önemli bir delildir. Ancak teşhis delilinin güvenilirliği, işlemin nasıl gerçekleştirildiğiyle doğrudan bağlantılıdır.

2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 6. maddesine göre teşhis işlemi, olaydaki failin gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde Cumhuriyet savcısının talimatıyla gerçekleştirilebilir.

İşleme başlamadan önce mağdur veya tanığın faili tarif eden beyanları tutanağa bağlanmalıdır.

Teşhise tabi kişiler birden fazla ve aynı cinsten olmalı; yaş, boy, ağırlık, giyim ve diğer görünüş özellikleri bakımından birbirlerine benzemelidir.

Teşhiste bulunan kişi ile teşhise tabi kişiler birbirlerini görmemelidir.

Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanmalı ve teşhis yapacak kişiye şüphelinin gösterilen kişiler arasında bulunmuyor olabileceği açıkça hatırlatılmalıdır.

İşleme tabi kişilerin birlikte fotoğrafları çekilmeli veya görüntüleri kaydedilerek soruşturma dosyasına konulmalı ve bütün işlem tutanağa bağlanmalıdır.

Fotoğraf üzerinden teşhis mümkündür. Ancak kanun bu konuda açık bir yasak getirmiştir:

Tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz.

Farklı kişilere ait fotoğrafların aynı büyüklük ve özellikte olması gerekir.

Bu nedenle mağdura yalnızca şüphelinin fotoğrafının gösterilerek “Fail bu mu?” diye sorulması usulüne uygun bir fotoğraf teşhisi değildir.

Yargıtay uygulamasında da özellikle usulüne aykırı teşhis işleminin sanık aleyhindeki tek delil olduğu ve duruşmada yüzleştirme de yapılmadığı durumlarda mahkûmiyet hükmü hukuka aykırı bulunabilmektedir.

Teşhis ile yüzleştirme de birbirinden ayrılmalıdır. Teşhis failin kimliğinin belirlenmesine yönelikken, yüzleştirme CMK m.52 kapsamında özellikle beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesine yönelik farklı bir işlemdir.

Bir ceza dosyasında teşhis tutanağı bulunduğunda yalnızca “mağdur sanığı teşhis etmiştir” cümlesine bakılması yeterli değildir.

İlk eşkâl beyanı, teşhis grubunun yapısı, kullanılan fotoğraflar, işlemin tekrar edilip edilmediği, mağdurun yönlendirilip yönlendirilmediği, olayın aydınlatma ve görüş koşulları, mağdurun faili ne kadar süre gördüğü ve teşhisi destekleyen başka bağımsız delillerin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza mahkûmiyeti ihtimale değil, her türlü makul şüpheden uzak, hukuka uygun ve güvenilir delillere dayanmalıdır.


Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması ve kovuşturması, teşhis ve yüzleştirme işlemleri, hukuka aykırı teşhis, fotoğraftan teşhis, şüpheli ve sanık müdafiliği, mağdur ve müşteki vekilliği, hukuka aykırı deliller, ağır ceza davaları, istinaf ve temyiz başvuruları ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

About the Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like these