Ceza soruşturmalarında şüphelinin karakolda veya başka bir kolluk biriminde verdiği ifade, soruşturmanın ve daha sonra açılabilecek ceza davasının yönünü önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle şüphelinin müdafii bulunmadan verdiği ve kendisini suçlayıcı açıklamalar içeren kolluk ifadesinin mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı uygulamada sıkça tartışılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu bu konuda özel bir güvence getirmiştir.
CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Dolayısıyla “karakolda avukat yoksa alınan ifade her durumda geçersizdir” şeklindeki değerlendirme tam olarak doğru değildir.
Müdafisiz kolluk ifadesinin hükme esas alınabilmesi için sanığın bu ifadeyi daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulaması gerekir.
Sanık mahkemede kolluk ifadesini kabul etmiyor, önceki beyanını doğrulamıyor veya kollukta verdiği ikrarı geri alıyorsa müdafisiz kolluk ifadesi CMK m.148/4 gereğince mahkûmiyet hükmüne esas alınamaz.
Kolluk İfadesi Nedir?
Kolluk ifadesi, soruşturma aşamasında şüphelinin polis veya jandarma gibi kolluk görevlileri tarafından dinlenmesi ve beyanlarının tutanağa geçirilmesidir.
Ceza muhakemesinde “ifade alma” ile “sorgu” aynı kavram değildir.
Şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesi ifade alma; hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesi ise sorgu niteliğindedir.
Bu ayrım, özellikle müdafisiz kolluk ifadesinin daha sonra kullanılabilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Şüphelinin Karakolda Avukat Bulundurma Hakkı Var Mıdır?
Evet.
Şüpheli soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir.
Müdafi yalnızca mahkeme aşamasında devreye giren bir kişi değildir. Soruşturmanın başlangıcından itibaren şüpheliyle görüşebilir, ifade alma sırasında yanında bulunabilir ve hukuki yardım sağlayabilir.
Ceza muhakemesinde özellikle ilk ifade son derece önemlidir. Şüphelinin olayın hukuki niteliğini, kendisine yöneltilen isnadın kapsamını veya vereceği açıklamanın ileride doğurabileceği sonuçları tam olarak değerlendirememesi mümkündür.
Müdafi yardımından yararlanma hakkı bu nedenle savunma hakkının temel güvencelerinden biridir.
Avukatsız İfade Alınması Her Durumda Yasak Mıdır?
Hayır.
Bu konuda zorunlu müdafilik halleri ile kişinin müdafi yardımından kendi iradesiyle yararlanmadığı diğer durumların birbirinden ayrılması gerekir.
Kanunun zorunlu müdafi görevlendirilmesini öngördüğü durumlarda müdafi bulunması zorunludur.
Bunun dışında kalan durumlarda ise kişinin müdafi yardımından yararlanma hakkı bulunmaktadır. Ancak kanuni koşullar çerçevesinde bu haktan yararlanmadan ifade vermesi mümkün olabilir.
Bu nedenle avukatsız alınmış her kolluk ifadesinin sırf avukat bulunmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı olduğunu söylemek doğru değildir.
Bununla birlikte CMK m.148/4, böyle bir ifadenin mahkûmiyet hükmünde kullanılmasına önemli bir sınırlama getirmektedir.
CMK m.148/4 Ne Diyor?
CMK m.148/4’e göre:
Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Bu düzenleme son derece açıktır.
Kollukta müdafisiz alınan ifade tek başına mahkûmiyet kararının dayanağı yapılamaz.
Sanığın daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda bu beyanı doğrulaması gerekir.
Avukatsız Kolluk İfadesi Tamamen Geçersiz Midir?
Her durumda tamamen geçersiz olduğunu söylemek doğru değildir.
CMK m.148/4 müdafisiz kolluk ifadesinin hiçbir koşulda kullanılamayacağını değil, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını düzenlemektedir.
Dolayısıyla temel ayrım buradadır.
Sanık daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda kollukta verdiği ifadeyi açıkça doğrularsa bu beyanın hükme esas alınması mümkün hale gelebilir.
Sanık Mahkemede Kolluk İfadesini Kabul Ederse Ne Olur?
Sanık mahkeme huzurunda müdafisiz kolluk ifadesini doğrularsa CMK m.148/4’teki engel ortadan kalkabilir.
Örneğin sanık:
“Karakolda verdiğim ifade doğrudur, aynen tekrar ederim.”
şeklinde beyanda bulunursa önceki ifadesini doğrulamış olabilir.
Ancak sanığın beyanının gerçekten doğrulama niteliğinde olup olmadığı somut tutanak ve açıklamalar üzerinden değerlendirilmelidir.
Sanık Mahkemede Kolluk İfadesini Kabul Etmezse Ne Olur?
Sanık müdafisiz kolluk ifadesini hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamıyorsa söz konusu ifade CMK m.148/4 uyarınca hükme esas alınamaz.
Bu durumda mahkeme sanığın suçluluğunu diğer hukuka uygun deliller üzerinden değerlendirmek zorundadır.
Kollukta alınan müdafisiz ikrarın mahkemede reddedilmesine rağmen yalnızca bu ikrara dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.
Savcılıkta Kolluk İfadesinin Doğrulanması Yeterli Midir?
Hayır.
CMK m.148/4 açıkça hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamayı aramaktadır.
Dolayısıyla şüphelinin müdafisiz kolluk ifadesini daha sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda tekrar etmesi, CMK m.148/4 bakımından tek başına yeterli değildir.
Yargıtay uygulamasında da müdafisiz kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcısı huzurunda doğrulanmasının, bu ifadenin hükme esas alınabilmesi için yeterli olmadığı kabul edilmektedir.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.
Sulh Ceza Hâkimliğinde Doğrulama Yeterli Olabilir Mi?
CMK m.148/4 hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamadan söz etmektedir.
Bu nedenle soruşturma aşamasında hâkim huzurunda gerçekleştirilen sorguda müdafisiz kolluk ifadesinin doğrulanması da hükmün uygulanması bakımından önem taşıyabilir.
Ancak sorgu tutanağında önceki ifadenin gerçekten doğrulanıp doğrulanmadığı somut olarak incelenmelidir.
“İfadem Doğrudur” Demek Doğrulama Sayılır Mı?
Somut olayın koşullarına göre sayılabilir.
Sanığın önceki kolluk ifadesinin kendisine ait olduğunu ve içeriğinin doğru olduğunu hâkim veya mahkeme huzurunda açıkça kabul etmesi CMK m.148/4 anlamında doğrulama olarak değerlendirilebilir.
Ancak yalnızca tutanağın kendisine ait olduğunu kabul etmek ile beyanın içeriğini doğrulamak aynı şey değildir.
Mahkeme sanığın hangi beyanı kabul ettiğini açık şekilde belirlemelidir.
Sanık Kollukta İtiraf Edip Mahkemede İnkâr Ederse Ne Olur?
Bu durumda öncelikle kolluk ifadesinin müdafi huzurunda alınıp alınmadığına bakılmalıdır.
Kolluk ifadesi müdafisiz alınmış ve sanık bunu hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamamışsa CMK m.148/4 gereğince söz konusu ifade hükme esas alınamaz.
Mahkûmiyet için diğer hukuka uygun delillerin yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kolluktaki İkrar Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Ceza yargılamasında ikrar önemli bir beyan olmakla birlikte mahkeme ikrarın olayın maddi gerçekliğiyle uyumlu olup olmadığını değerlendirmelidir.
Özellikle müdafisiz kolluk ikrarı mahkemede doğrulanmamışsa CMK m.148/4 nedeniyle hükme esas alınamaz.
Bu ifade dosyadan çıkarıldığında sanığın suçluluğunu her türlü şüpheden uzak şekilde gösteren başka yeterli delil bulunmuyorsa mahkûmiyet kurulamaz.
Yargıtay Avukatsız Kolluk İfadesi Hakkında Ne Diyor?
Yargıtay uygulamasında CMK m.148/4 açık şekilde uygulanmaktadır.
Yargıtay, müdafi hazır bulunmaksızın kollukta alınan ifadenin hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmaması halinde hükme esas alınamayacağını kabul etmektedir.
Özellikle mahkûmiyet kararında müdafisiz kolluk ifadesinin belirleyici şekilde kullanıldığı dosyalarda, bu ifadenin dışlanması ve kalan delillerin mahkûmiyet için yeterli olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Avukatsız Kolluk İfadesi Duruşmada Okunabilir Mi?
CMK m.213 bu konuda ayrıca önem taşımaktadır.
Kanunda, sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanakların belirli koşullarda duruşmada okunabileceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla müdafisiz kolluk ifadesinin mahkemede önceki beyan olarak kullanılabilmesi bakımından CMK m.148/4 ile m.213 birlikte değerlendirilmelidir.
Kolluk İfadesi ile Mahkeme Savunması Çelişirse Hangisi Esas Alınır?
Öncelikle kolluk ifadesinin hangi koşullarda alındığı değerlendirilmelidir.
Kolluk ifadesi müdafisiz alınmış ve sanık tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmamışsa CMK m.148/4 nedeniyle bu ifade hükme esas alınamaz.
Dolayısıyla mahkeme “karakolda başka söylemişti” diyerek müdafisiz ve doğrulanmamış kolluk ifadesini sanığın mahkemedeki savunmasına üstün tutamaz.
Avukat Varken Verilen Kolluk İfadesi Mahkemede Kullanılabilir Mi?
Müdafi huzurunda alınmış kolluk ifadesi bakımından CMK m.148/4’teki özel yasak aynı şekilde uygulanmaz.
Bu tür ifadeler bakımından CMK m.213 hükümleri de dikkate alınabilir.
Ancak müdafi bulunması, ifadenin diğer bütün hukuka uygunluk koşullarının otomatik olarak gerçekleştiği anlamına gelmez.
İfadenin özgür iradeye dayanması gerekir.
Avukat Varken Alınan İfade Baskıyla Alınmışsa Kullanılabilir Mi?
Hayır.
CMK m.148 yalnızca müdafi meselesini düzenlememektedir.
Şüpheli veya sanığın beyanının özgür iradesine dayanması zorunludur.
Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit veya benzeri yöntemlerle alınan ifadeler hukuka aykırıdır.
Müdafi bulunmuş olsa dahi yasak yöntemlerle alınmış bir ifade hukuka uygun hale gelmez.
Baskıyla Alınan İfade Delil Olabilir Mi?
CMK m.148/3 gereğince yasak usullerle elde edilen ifadeler, kişi daha sonra bunların kullanılmasına rıza gösterse dahi delil olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle burada müdafisiz kolluk ifadesinden farklı ve daha ağır bir hukuka aykırılık söz konusudur.
Müdafisiz kolluk ifadesi hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanırsa kullanılabilirken, yasak sorgu yöntemleriyle elde edilen ifade bakımından durum farklıdır.
İşkence Altında Alınan İfade Mahkemede Doğrulanırsa Kullanılabilir Mi?
Yasak sorgu yöntemleriyle elde edilmiş ifadeler CMK m.148/3 kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Kanun, yasak usullerle elde edilen ifadelerin rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemeyeceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle CMK m.148/4’teki “sonradan doğrulama” mekanizması ile yasak sorgu yöntemleriyle elde edilmiş beyanlar birbirine karıştırılmamalıdır.
Polis “İtiraf Edersen Bırakırız” Diyebilir Mi?
Kanuna aykırı bir yarar vaat edilerek ifade alınamaz.
Şüphelinin beyanının özgür iradesine dayanması gerekir.
İfadenin elde edilmesi amacıyla hukuka aykırı vaat, tehdit veya baskı kullanılması CMK m.148 kapsamında hukuka aykırılık oluşturabilir.
Polis Şüpheliyi İfade Vermeye Zorlayabilir Mi?
Şüphelinin susma hakkı bulunmaktadır.
Kişi kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.
İfade öncesinde kendisine yüklenen suç anlatılmalı ve açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.
Dolayısıyla kişinin konuşmaya veya kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanması mümkün değildir.
Susma Hakkı Hatırlatılmadan Alınan İfade Delil Olabilir Mi?
CMK m.147 kapsamında şüpheliye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.
Susma hakkı hatırlatılmadan alınan bir ifadenin hukuka uygunluğu ciddi biçimde tartışmalı hale gelir.
Bu durumda Anayasa’daki kişinin kendisini suçlamaya zorlanamaması ilkesi ile CMK’nın ifade alma hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Şüpheli Avukat İstediği Halde Avukatsız İfade Alınabilir Mi?
Müdafi yardımından yararlanma hakkının etkili şekilde kullanılmasına imkân tanınması gerekir.
Şüpheli müdafi yardımından yararlanmak istediğini açıkça bildirmişse bu talep göz ardı edilerek ifade alınması savunma hakkı bakımından ciddi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Özellikle zorunlu müdafilik kapsamında bulunan durumlarda müdafi görevlendirilmesi ayrıca kanuni zorunluluktur.
Zorunlu Müdafilik Nedir?
Ceza Muhakemesi Kanunu bazı durumlarda şüpheli veya sanığın talebi bulunmasa dahi kendisine müdafi görevlendirilmesini zorunlu tutmaktadır.
Bu hallerde kişinin “avukat istemiyorum” demesi her durumda müdafisiz işlem yapılmasına imkân vermez.
Zorunlu müdafilik hükümleri savunma hakkının korunması amacıyla getirilmiştir.
Çocukların İfadesi Avukatsız Alınabilir Mi?
Suça sürüklenen çocuklar bakımından zorunlu müdafilik hükümleri uygulanır.
Bu nedenle çocukların ceza soruşturmasındaki ifadelerinde müdafi güvencesi özel önem taşımaktadır.
Müdafi bulunmadan alınmış beyanların hükme esas alınması bakımından CMK m.148/4 ve çocuklara ilişkin özel güvenceler birlikte değerlendirilmelidir.
Kendini Savunamayacak Derecede Engelli Kişinin İfadesi Avukatsız Alınabilir Mi?
Kanunda kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olan şüpheli ve sanıklar bakımından zorunlu müdafilik hükümleri bulunmaktadır.
Bu kişilerin savunma hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi için müdafi yardımından yararlanmaları özel olarak güvence altına alınmıştır.
Ağır Suçlarda Avukat Zorunlu Mudur?
CMK’da isnat edilen suçun cezasına göre zorunlu müdafilik öngörülen durumlar bulunmaktadır.
Bu nedenle şüpheli “avukat istemiyorum” dese dahi suçun niteliği ve kanuni ceza sınırı nedeniyle müdafi görevlendirilmesi gerekebilir.
Somut suç yönünden yürürlükteki zorunlu müdafilik şartlarının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Şüpheli “Avukat İstemiyorum” Derse İfade Geçerli Olur Mu?
Zorunlu müdafilik kapsamında olmayan bir olayda, kişi müdafi hakkı konusunda usulüne uygun şekilde bilgilendirilmiş ve kendi özgür iradesiyle müdafi istemediğini belirtmiş olabilir.
Bu durumda yalnızca müdafi bulunmaması ifadenin otomatik olarak hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.
Ancak bu kolluk ifadesinin mahkûmiyet hükmüne esas alınması bakımından CMK m.148/4 yine uygulanır.
Yani sanığın müdafisiz kolluk ifadesini hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulaması gerekir.
“Avukat İstemiyorum” Denilmiş Olması CMK m.148/4’ü Ortadan Kaldırır Mı?
Hayır.
CMK m.148/4’ün uygulanması bakımından temel mesele kolluk ifadesinin müdafi hazır bulunmaksızın alınmış olmasıdır.
Kişinin o sırada kendi isteğiyle avukat talep etmemiş olması, kolluk ifadesinin hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadan doğrudan hükme esas alınabileceği anlamına gelmez.
Şüpheli Karakolda İmza Attıysa İfade Kesin Delil Olur Mu?
Hayır.
İfade tutanağının imzalanmış olması, CMK m.148/4’teki güvenceyi ortadan kaldırmaz.
Müdafisiz kolluk ifadesi imzalanmış olsa dahi hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
İmza, tutanağın kişiye ait olup olmadığı bakımından önem taşıyabilir ancak kanundaki özel kullanım yasağını ortadan kaldırmaz.
“Okudum, Doğrudur” Yazılması Yeterli Midir?
Kolluk tutanağında kişinin “okudum, doğrudur” şeklinde beyanda bulunması kolluk aşamasındaki tutanağın içeriği bakımından önemlidir.
Ancak CMK m.148/4 hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulama aramaktadır.
Dolayısıyla kollukta tutanağın altına “okudum, doğrudur” yazılması tek başına bu şartı karşılamaz.
Kamera Kaydıyla Alınan Avukatsız İfade Kullanılabilir Mi?
İfadenin görüntülü veya sesli şekilde kaydedilmiş olması, CMK m.148/4’teki müdafi güvencesini ortadan kaldırmaz.
Kayıt, ifadenin hangi koşullarda verildiğinin tespiti bakımından önem taşıyabilir.
Ancak müdafisiz kolluk ifadesinin hükme esas alınabilmesi için kanunun aradığı hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulama şartı ayrıca değerlendirilir.
İfade Tutanağında Avukatın İmzası Varsa Ne Olur?
Müdafi gerçekten ifade alma işlemi sırasında hazır bulunmuş ve hukuki yardım sağlamışsa ifade CMK m.148/4 anlamında müdafisiz kolluk ifadesi değildir.
Ancak yalnızca tutanakta müdafi imzasının bulunmasıyla yetinilmeyip gerektiğinde müdafiin fiilen işlem sırasında hazır olup olmadığına ilişkin iddialar da araştırılabilir.
Avukat Sonradan Gelip Tutanak İmzalarsa İfade Avukatlı Hale Gelir Mi?
Müdafi yardımının amacı ifade sırasında şüphelinin yanında bulunmak ve hukuki yardım sağlamaktır.
Bu nedenle ifade tamamlandıktan sonra müdafiin yalnızca tutanağı imzalaması ile ifade alma sırasında fiilen müdafi yardımından yararlanılması aynı şey değildir.
Somut olayda ifade işleminin nasıl gerçekleştirildiği araştırılmalıdır.
Karakolda “Bilgi Alma” Adı Altında Alınan Beyan Kullanılabilir Mi?
Bu konu uygulamada özellikle önemlidir.
Bir kişi gerçekte suç şüphesi altında bulunmasına rağmen şüpheli sıfatı verilmeden, hakları hatırlatılmadan ve “bilgi sahibi” gibi dinlenerek kendisini suçlayan açıklamalarda bulunmuş olabilir.
İşlemin adı değil gerçek niteliği önemlidir.
Şüpheli konumundaki kişinin CMK’nın ifade alma güvenceleri dolanılarak beyanının alınması halinde elde edilen açıklamaların hukuka uygunluğu tartışılmalıdır.
Polisle Yapılan Gayriresmî Konuşmalar Delil Olabilir Mi?
Şüphelinin ifade alma işlemi dışında kolluk görevlileriyle yaptığı konuşmaların delil değeri somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Eğer “sohbet”, “ön görüşme” veya “bilgi alma” adı altında CMK m.147 ve m.148’deki güvenceler dolanılarak fiilen ifade alınmışsa savunma hakkı bakımından hukuka aykırılık gündeme gelebilir.
Kolluğun kanuni ifade alma usulünü farklı isimler kullanarak bertaraf etmesi mümkün değildir.
Yakalama Sırasında Söylenen Sözler İfade Sayılır Mı?
Her söz otomatik olarak CMK anlamında kolluk ifadesi değildir.
Kişinin kendiliğinden söylediği sözlerle kolluğun sistematik soru sorması sonucunda elde edilen açıklamalar arasında ayrım yapılmalıdır.
Somut olayda kişinin şüpheli sıfatıyla sorgulanıp sorgulanmadığı ve kanuni güvencelerin uygulanması gereken bir ifade alma işleminin bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Yer Gösterme Sırasında Verilen Beyanlar Nasıl Değerlendirilir?
Yer gösterme işleminin hangi usulle gerçekleştirildiği ve işlem sırasında şüpheliden alınan açıklamaların niteliği önemlidir.
Şüphelinin ifade niteliğindeki açıklamalarının elde edilmesinde CMK’nın savunma hakkına ilişkin güvenceleri göz ardı edilemez.
İşlemin yalnızca “yer gösterme tutanağı” olarak adlandırılması, içerisindeki kendisini suçlayıcı beyanların otomatik olarak hukuka uygun hale gelmesini sağlamaz.
Müdafisiz İfade Sonucu Bulunan Deliller Kullanılabilir Mi?
Bu konu müdafisiz ifadenin kendisinin kullanılmasından daha farklı ve karmaşık bir meseledir.
Örneğin şüphelinin müdafisiz beyanı üzerine bir eşyanın veya başka bir delilin bulunduğu ileri sürülebilir.
Bu durumda ifadenin alınmasındaki hukuka aykırılığın sonradan ulaşılan delile etkisi, delilin başka hukuka uygun kaynaktan elde edilip edilmediği ve anayasal delil yasakları birlikte değerlendirilmelidir.
Her dosyada otomatik bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
Avukatsız İfade Dışında Başka Deliller Varsa Mahkûmiyet Verilebilir Mi?
Evet, diğer hukuka uygun deliller sanığın suçluluğunu her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya koyuyorsa mahkeme bu delilleri değerlendirebilir.
CMK m.148/4’ün sonucu, müdafisiz ve doğrulanmamış kolluk ifadesinin hükme esas alınamamasıdır.
Bu durum dosyadaki diğer hukuka uygun delilleri otomatik olarak geçersiz hale getirmez.
Avukatsız İfade Çıkarıldığında Başka Delil Kalmıyorsa Ne Olur?
Bu durumda mahkûmiyet açısından ciddi bir ispat sorunu ortaya çıkar.
Müdafisiz kolluk ifadesi mahkeme huzurunda doğrulanmamış ve dosyada sanığın suçluluğunu her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya koyan başka hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delil bulunmuyorsa mahkûmiyet kararı verilemez.
Ceza yargılamasında hukuka uygun şekilde kullanılabilecek deliller üzerinden suçun ispatlanması gerekir.
Diğer Sanığın Avukatsız İfadesi Sanık Aleyhine Kullanılabilir Mi?
Bir sanığın müdafisiz kolluk ifadesinde diğer sanığı suçlaması özellikle dikkatli değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
İfadenin hukuken kullanılabilir olup olmadığı, beyanın daha sonraki aşamalarda doğrulanıp doğrulanmadığı ve diğer sanık yönünden bağımsız destekleyici delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Bir kişinin soruşturma aşamasındaki soyut suçlayıcı anlatımına dayanılarak diğer sanık hakkında otomatik biçimde mahkûmiyet kurulamaz.
İhbarcı veya Tanık Beyanı ile Avukatsız İfade Aynı Şey Midir?
Hayır.
CMK m.148/4 şüpheli veya sanığın müdafisiz kolluk ifadesine ilişkin özel bir düzenlemedir.
Tanık veya bilgi sahibi sıfatıyla alınan beyanların hukuki rejimi farklıdır.
Ancak gerçekte şüpheli olan kişinin tanık veya bilgi sahibi sıfatıyla dinlenmesi suretiyle şüpheli haklarının dolanılması ayrıca hukuka aykırılık oluşturabilir.
Karakoldaki İfade Mahkûmiyet Kararında Kullanılmışsa Ne Yapılabilir?
Mahkûmiyet kararında sanığın müdafisiz kolluk ifadesine dayanılmışsa öncelikle sanığın bu ifadeyi hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulayıp doğrulamadığı incelenmelidir.
Doğrulama bulunmuyorsa CMK m.148/4’e aykırılık istinaf veya temyiz başvurusunda ileri sürülebilir.
Ayrıca söz konusu ifade dışlandığında geriye kalan delillerin mahkûmiyet için yeterli olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.
CMK m.217 Bu Konuda Neden Önemlidir?
CMK m.217 uyarınca hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.
Ayrıca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Bu nedenle CMK m.148/4’te hükme esas alınması yasaklanan müdafisiz ve doğrulanmamış kolluk ifadesinin mahkûmiyet gerekçesine taşınması ceza muhakemesinin delil sistemine aykırılık oluşturabilir.
Hukuka Aykırı Delil Mahkûmiyet İçin Kullanılabilir Mi?
Anayasa ve CMK uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilmiş delillerin ceza yargılamasında kullanılması mümkün değildir.
CMK m.148’de ise ifade delili bakımından ayrıca özel güvenceler getirilmiştir.
Bu nedenle ifade alınırken hem genel hukuka uygunluk koşulları hem de müdafi, susma hakkı ve özgür irade güvenceleri birlikte değerlendirilmelidir.
Müdafisiz Kolluk İfadesinin Kullanılması Bozma Sebebi Olabilir Mi?
Evet.
Yargıtay uygulamasında sanığın müdafi olmadan kollukta verdiği ve hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamadığı ifadenin hükme esas alınması hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Bu durumda söz konusu beyan dışlanarak diğer delillerin sanığın mahkûmiyeti için yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Mahkûmiyet esaslı şekilde bu ifadeye dayanıyorsa kararın bozulması gündeme gelebilir.
Sanık Kolluk İfadesini Sonradan Reddederse Ne Söylemelidir?
Savunmanın somut olayın gerçeklerine uygun kurulması gerekir.
Sanık önceki ifadesinin kendisine ait olmadığını, yanlış yazıldığını, baskı altında alındığını veya açıklamalarının farklı olduğunu ileri sürüyorsa bu iddiaların birbirinden farklı hukuki sonuçları vardır.
Müdafisiz kolluk ifadesinin yalnızca mahkemede reddedilmiş olması dahi CMK m.148/4 bakımından önemlidir.
Bunun yanında baskı, tehdit veya kötü muamele iddiası bulunuyorsa bu husus ayrıca araştırılmalıdır.
Avukatsız İfade Nedeniyle Beraat Kararı Verilir Mi?
Avukatsız ifade alınmış olması tek başına otomatik beraat sebebi değildir.
Doğru yöntem, hükme esas alınamayacak ifadenin değerlendirme dışı bırakılması ve dosyadaki diğer hukuka uygun delillerin incelenmesidir.
Diğer deliller suçu ispatlıyorsa mahkûmiyet mümkün olabilir.
Ancak müdafisiz ve doğrulanmamış kolluk ifadesi çıkarıldığında suçun sanık tarafından işlendiğini gösteren yeterli delil kalmıyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat gündeme gelir.
İfade Delili Ceza Davasında Ne Kadar Önemlidir?
Şüpheli ve sanık beyanı hem savunma aracı hem de belirli koşullarda delil niteliği taşıyabilir.
Ancak ceza muhakemesinde amaç herhangi bir şekilde ikrar elde etmek değildir.
Amaç maddi gerçeğe hukuka uygun yöntemlerle ulaşmaktır.
Bu nedenle kişinin özgür iradesini, susma hakkını ve müdafi yardımından yararlanma hakkını ortadan kaldırarak elde edilen bir beyan ceza muhakemesinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
Karakolda İfade Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Şüphelinin öncelikle kendisine yöneltilen isnadı anlaması, susma hakkının bulunduğunu bilmesi ve müdafi yardımından yararlanma hakkını kullanabilmesi önemlidir.
İfade tutanağı imzalanmadan önce dikkatle okunmalı ve kişinin söylemediği veya yanlış yazılmış hususlar varsa düzeltilmesi talep edilmelidir.
Özellikle ağır ceza soruşturmalarında ilk ifadenin dosyanın ilerleyen aşamalarındaki etkisi nedeniyle müdafi yardımı büyük önem taşımaktadır.
Avukatsız Kolluk İfadesi Hakkında En Önemli Kural Nedir?
En önemli kural CMK m.148/4’tür:
Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Bu nedenle yalnızca “ifade imzalıdır”, “şüpheli kollukta ikrar etmiştir” veya “savcılıkta aynı şeyleri söylemiştir” denilmesi yeterli değildir.
Kanunun aradığı doğrulamanın hâkim veya mahkeme huzurunda gerçekleşmesi gerekir.
Sonuç
Karakolda avukat olmadan verilen bir ifade her durumda yok hükmünde veya otomatik olarak geçersiz değildir. Ancak bu ifadenin ceza mahkemesinde sanık aleyhine kullanılabilmesi konusunda CMK çok önemli bir sınırlama getirmiştir.
CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Dolayısıyla sanığın karakolda müdafisiz şekilde suçlamayı kabul etmiş olması tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.
Sanık daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda önceki ifadesini doğrulamıyorsa bu ifade mahkûmiyet hükmünün dayanağı yapılamaz.
Özellikle önemli olan bir başka nokta, müdafisiz kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcısı huzurunda doğrulanmasının tek başına yeterli olmamasıdır. Kanun hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulama aramaktadır.
Buna karşılık sanık müdafisiz kolluk ifadesini hâkim veya mahkeme huzurunda açıkça doğrularsa CMK m.148/4’teki kullanım engeli ortadan kalkabilir.
Müdafisiz ifade ile yasak yöntemlerle alınan ifade de birbirinden ayrılmalıdır. Müdafisiz kolluk ifadesi daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanabilirken; işkence, kötü muamele, cebir, tehdit, aldatma veya kanuna aykırı yarar vaadi gibi yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler CMK m.148 kapsamında ayrıca hukuka aykırıdır.
Mahkûmiyet kararında müdafisiz ve mahkeme huzurunda doğrulanmamış kolluk ifadesine dayanılmışsa, bu ifade değerlendirme dışı bırakıldıktan sonra dosyada sanığın suçluluğunu her türlü şüpheden uzak biçimde gösteren başka hukuka uygun delillerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Başka yeterli delil bulunmuyorsa, müdafisiz kolluk ikrarı tek başına mahkûmiyetin dayanağı haline getirilemez.
Bu nedenle ceza dosyalarında yalnızca “sanık karakolda itiraf etmiş” denilmesiyle yetinilmemeli; ifadenin nerede alındığı, müdafi bulunup bulunmadığı, sanığın haklarının hatırlatılıp hatırlatılmadığı, beyanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı ve en önemlisi kolluk ifadesinin daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanıp doğrulanmadığı mutlaka incelenmelidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması ve kovuşturması, karakol ve savcılık ifadeleri, şüpheli ve sanık müdafiliği, avukatsız alınan ifadeler, hukuka aykırı deliller, susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı, tutuklama ve adli kontrol, ağır ceza davaları, istinaf ve temyiz başvuruları ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
