Ceza soruşturmalarında ve davalarında suçun işlendiği tarihin doğru belirlenmesi, yargılamanın hukuka uygun şekilde yürütülmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle dava zamanaşımının hesaplanması, sanığın cezai sorumluluğunun belirlenmesi, uygulanacak kanunun tespiti ve savunma hakkının etkin biçimde kullanılması suç tarihine doğrudan bağlı olabilir.
Ancak bazı ceza dosyalarında suç tarihi, yeterli araştırma yapılmadan belirlenebilmekte veya iddianamede belirtilen tarih ile dosyadaki deliller arasında çelişkiler bulunabilmektedir.
Özellikle dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, cinsel suçlar, tehdit, hakaret, uyuşturucu madde ticareti ve belgede sahtecilik suçlarında suç tarihinin yanlış belirlenmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ceza davasında suç tarihinin yanlış belirlenmesi, dava zamanaşımının hatalı hesaplanmasına, yanlış kanun hükümlerinin uygulanmasına ve sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına neden olabilir.
Bu nedenle mahkeme, suçun hangi tarihte işlendiğini dosyadaki deliller doğrultusunda belirlemeli ve suç tarihine ilişkin esaslı çelişkileri gidermelidir.
Ceza Davasında Suç Tarihi Nedir?
Suç tarihi, isnat edilen suçun işlendiği zamanın belirlenmesini ifade eder.
Ancak suç tarihinin belirlenmesi, suçun hukuki niteliğine göre farklılık gösterebilir. Ani suçlarda fiilin gerçekleştiği zaman esas alınırken kesintisiz suçlarda ve zincirleme suçlarda farklı değerlendirmeler yapılabilir.
Bu nedenle suç tarihinin belirlenmesinde yalnızca iddianamede yazılı tarih değil, suçun kanuni unsurları ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.
Suç Tarihinin Doğru Belirlenmesi Neden Önemlidir?
Suç tarihinin doğru belirlenmesi, ceza yargılamasının birçok aşamasını etkileyebilir.
Özellikle dava zamanaşımının başlangıcı, suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun, sanığın yaşı, suçun unsurları ve delillerin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
Bunun yanında sanığın olay tarihinde nerede bulunduğunu ve hangi faaliyetleri gerçekleştirdiğini ortaya koyabilmesi için isnat edilen suçun zamanının yeterince belirli olması gerekir.
Suç Tarihinin Yanlış Yazılması Davayı Geçersiz Kılar Mı?
İddianamede suç tarihinin yanlış yazılması, her durumda davanın geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Özellikle açık bir maddi hata bulunması ve sanığın hangi olay nedeniyle yargılandığının anlaşılması hâlinde bu hata yargılama sırasında değerlendirilebilir.
Ancak suç tarihindeki yanlışlık, isnat edilen olayın belirlenmesini güçleştiriyor veya savunma hakkını etkiliyorsa daha ciddi bir hukuki sorun ortaya çıkar.
İddianamede Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Ne Sonuç Doğurur?
CMK m. 170 kapsamında iddianamede yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması ve suçun işlendiği yer ile tarihin gösterilmesi gerekir.
Bu nedenle suç tarihinin yanlış veya belirsiz biçimde belirtilmesi, isnadın açıklığı bakımından önem taşır.
Özellikle iddianamedeki tarih ile delillerin gösterdiği tarih arasında esaslı farklılık bulunması hâlinde sanığın savunma hakkının etkilenip etkilenmediği değerlendirilmelidir.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Dava Zamanaşımını Etkiler Mi?
Suç tarihinin yanlış belirlenmesi, dava zamanaşımının başlangıcının hatalı hesaplanmasına neden olabilir.
TCK m. 66 kapsamında dava zamanaşımı süreleri, suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırı gibi ölçütlere göre belirlenmektedir.
Zamanaşımının başlangıcı bakımından ise TCK m. 66/6 hükmü önem taşımaktadır.
Bu nedenle suçun gerçekte işlendiği tarihin belirlenmesi, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesinde belirleyici olabilir.
Dava Zamanaşımı Hangi Tarihten İtibaren Başlar?
TCK m. 66/6 uyarınca dava zamanaşımının başlangıcı suçun niteliğine göre değişmektedir.
Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği gün, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı gün, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği gün ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği gün esas alınır.
Bunun yanında kanunda bazı suçlar bakımından özel başlangıç kuralları bulunmaktadır.
Dolayısıyla zamanaşımının başlangıcı her durumda iddianamede yazılı tarihle aynı olmayabilir.
Suç Tarihinin Daha Eski Olduğunun Anlaşılması Davayı Düşürür Mü?
Yargılama sırasında suçun iddianamede belirtilenden daha eski bir tarihte işlendiğinin anlaşılması, dava zamanaşımının dolup dolmadığının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Ancak yalnızca suç tarihinin eski olması, davanın otomatik olarak düşmesini sağlamaz.
TCK m. 66 ve 67 kapsamında zamanaşımı süresi, durma ve kesilme nedenleri birlikte değerlendirilmelidir.
Zamanaşımının gerçekleştiğinin belirlenmesi hâlinde CMK m. 223/8 kapsamında düşme kararı verilmesi gündeme gelir.
Suç Tarihinin Daha Yeni Olduğunun Belirlenmesi Zamanaşımını Etkiler Mi?
Suçun iddianamede belirtilenden daha sonraki bir tarihte işlendiğinin anlaşılması, zamanaşımının başlangıcını ve dolayısıyla sürenin dolup dolmadığını etkileyebilir.
Ancak mahkeme, suç tarihini yalnızca zamanaşımının gerçekleşmesini önlemek amacıyla değiştiremez.
Suç tarihi, somut ve hukuka uygun deliller doğrultusunda belirlenmelidir.
Dava Zamanaşımını Kesen İşlemler Suç Tarihi Hatasını Ortadan Kaldırır Mı?
TCK m. 67 kapsamında dava zamanaşımını kesen işlemler düzenlenmiştir.
Ancak zamanaşımının kesilmesi, suç tarihinin yanlış belirlenmiş olmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Öncelikle zamanaşımının hangi tarihte başladığı, ardından kanuni kesilme ve durma nedenlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Savunma Hakkını Nasıl Etkiler?
Sanığın kendisine yöneltilen suçlamanın hangi olay ve tarihle ilgili olduğunu bilmesi, savunma hakkının temel unsurlarındandır.
Özellikle suç tarihinin yanlış belirlenmesi nedeniyle sanığın kamera kayıtlarına, tanıklara, seyahat belgelerine veya başka delillere ulaşamaması savunma hakkını etkileyebilir.
Bu nedenle suç tarihindeki esaslı değişikliklerin sanığın savunma hazırlama imkânı üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
Sanığın Olay Tarihinde Başka Yerde Olduğunu İspatlaması Ne Sonuç Doğurur?
Sanığın isnat edilen suç tarihinde başka bir yerde bulunduğunu ortaya koyan deliller, suçlamanın değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Özellikle kamera kayıtları, seyahat belgeleri, işyeri giriş çıkış kayıtları ve tanık beyanları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak suç tarihinin yanlış belirlenmiş olması hâlinde sanığın sunduğu alibi delillerinin hangi zaman dilimini kapsadığı ayrıca önem taşır.
Suç Tarihinin Belirsiz Olması Beraat Nedeni Midir?
Suç tarihinin kesin olarak belirlenememesi, her durumda beraat kararı verilmesini gerektirmez.
Özellikle suçun işlendiği ve sanık tarafından gerçekleştirildiği diğer hukuka uygun delillerle sabit olabilir.
Ancak suç tarihindeki belirsizlik, sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda giderilemeyen makul şüphe oluşturuyorsa CMK m. 223/2-e kapsamında beraat kararı gündeme gelebilir.
Mağdurun Suç Tarihini Yanlış Hatırlaması Nasıl Değerlendirilir?
Mağdurun olay tarihini yanlış hatırlaması, beyanının güvenilirliği bakımından değerlendirilmelidir.
Özellikle olayın üzerinden uzun süre geçmiş olması, tarih konusunda hatırlama güçlüğüne neden olabilir.
Ancak tarih farklılığının olayın esasına ilişkin olup olmadığı ve diğer delillerle giderilip giderilemediği önemlidir.
Her tarih çelişkisi, mağdurun bütün beyanlarının gerçeğe aykırı olduğu anlamına gelmez.
Tanıkların Suç Tarihi Konusunda Çelişkili Beyan Vermesi Ne Sonuç Doğurur?
Tanıkların suçun gerçekleştiği tarih hakkında farklı açıklamalarda bulunması hâlinde çelişkilerin niteliği değerlendirilmelidir.
Özellikle tanıkların olayı doğrudan görüp görmediği ve beyanlarının diğer delillerle desteklenip desteklenmediği önem taşımaktadır.
Suç tarihinin belirlenmesini etkileyen esaslı çelişkiler, gerektiğinde ek araştırma yapılmasını gerektirebilir.
Kamera Kayıtları Suç Tarihinin Belirlenmesinde Kullanılabilir Mi?
Kamera kayıtları, suçun gerçekleştiği zamanın belirlenmesinde önemli deliller arasında yer almaktadır.
Ancak görüntülerin tarih ve saat bilgilerinin doğruluğu araştırılmalıdır.
Özellikle kamera sisteminin saatinin yanlış ayarlanmış olması veya kayıtların farklı zaman dilimlerini göstermesi ihtimali değerlendirilmelidir.
HTS Kayıtları Suç Tarihini Kesin Olarak Belirler Mi?
HTS kayıtları, telefon iletişimlerinin zamanına ilişkin bilgiler sağlayabilir.
Ancak HTS kayıtlarının varlığı, isnat edilen suçun mutlaka o tarihte işlendiğini göstermez.
Özellikle iletişim kayıtları ile suçun gerçekleştiği zaman arasında somut bağlantı kurulması gerekir.
WhatsApp Yazışmaları Suç Tarihinin Belirlenmesinde Delil Olabilir Mi?
WhatsApp yazışmaları, somut olayın özelliklerine göre suçun gerçekleştiği zamanın belirlenmesinde kullanılabilir.
Özellikle mesajların tarihleri, içerikleri ve diğer delillerle uyumu önem taşımaktadır.
Ancak ekran görüntülerinin doğruluğu ve dijital verilerin bütünlüğü gerektiğinde teknik incelemeyle değerlendirilmelidir.
Dolandırıcılık Suçunda Suç Tarihi Nasıl Belirlenir?
Dolandırıcılık suçunda suç tarihinin belirlenmesi, hileli davranışların ve haksız menfaatin elde edilmesi sürecinin özelliklerine bağlıdır.
Özellikle banka transferinin gerçekleştirildiği tarih ile suçun tamamlandığı tarih her olayda aynı olmayabilir.
Bu nedenle TCK m. 157 ve 158 kapsamında suçun unsurları ve somut olayın gerçekleşme biçimi değerlendirilmelidir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Suç Tarihi Nasıl Belirlenir?
Güveni kötüye kullanma suçunda eşyanın teslim edildiği tarih ile suçun işlendiği tarih her durumda aynı değildir.
Özellikle malın teslim amacı dışında kullanılması veya teslim olgusunun inkâr edilmesi gibi davranışların ne zaman gerçekleştiği önem taşımaktadır.
Bu nedenle suç tarihinin yalnızca eşyanın ilk teslim edildiği gün olarak kabul edilmesi hatalı sonuçlar doğurabilir.
Uyuşturucu Madde Suçlarında Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Ne Sonuç Doğurur?
Uyuşturucu madde suçlarında suç tarihi, isnat edilen fiilin niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Özellikle uyuşturucu madde satışı, nakli, bulundurulması veya kullanılması iddialarında fiilin gerçekleştiği zaman önemlidir.
Suç tarihinin yanlış belirlenmesi, zamanaşımı yanında sanığın olayla bağlantısının değerlendirilmesini de etkileyebilir.
Zincirleme Suçlarda Zamanaşımı Hangi Tarihten Başlar?
TCK m. 43 kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabildiği durumlarda zamanaşımının başlangıcı bakımından son suçun işlendiği tarih önemlidir.
TCK m. 66/6 uyarınca zincirleme suçlarda dava zamanaşımı son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar.
Ancak birden fazla fiilin bulunması, her durumda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez.
Kesintisiz Suçlarda Suç Tarihi Nasıl Belirlenir?
Kesintisiz suçlarda hukuka aykırı durumun devam ettiği süre önem taşımaktadır.
TCK m. 66/6 uyarınca bu suçlarda dava zamanaşımı kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başlar.
Bu nedenle kesintisiz suçun başlangıç tarihi ile zamanaşımının başlangıç tarihi birbirinden farklı olabilir.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Lehe Kanun Uygulamasını Etkiler Mi?
Suç tarihinin doğru belirlenmesi, suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren düzenlemelerin karşılaştırılması bakımından önemlidir.
TCK m. 7 kapsamında suçun işlendiği zamanın belirlenmesi, lehe kanun değerlendirmesini doğrudan etkileyebilir.
Özellikle suç tarihinin kanun değişikliğinin öncesinde veya sonrasında olması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Sanığın Yaşına Göre Ceza Sorumluluğunu Etkiler Mi?
Sanığın suç tarihinde kaç yaşında olduğu, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Özellikle TCK m. 31 kapsamında çocukların ceza sorumluluğu ve yaş küçüklüğü nedeniyle uygulanabilecek hükümler suç tarihine göre değerlendirilir.
Bu nedenle suç tarihinin yanlış belirlenmesi, sanığın çocuk veya yetişkin olarak değerlendirilmesini ve uygulanacak hükümleri etkileyebilir.
Suç Tarihinin Değişmesi Ek Savunma Hakkı Verilmesini Gerektirir Mi?
Suç tarihinin değişmesi, her durumda otomatik olarak ek savunma hakkı verilmesini gerektirmez.
CMK m. 226 kapsamında ek savunma hakkı özellikle suçun hukuki niteliğinin değişmesi ve maddede belirtilen diğer durumlarla ilişkilidir.
Ancak suç tarihindeki esaslı değişiklik sanığın farklı bir olaya karşı savunma yapmasını gerektiriyor veya hazırlık imkânını etkiliyorsa savunma hakkının korunması gerekir.
Bu nedenle tarih değişikliğinin niteliği ve sanığın savunmasına etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.
Mahkeme İddianamede Yazılı Suç Tarihini Değiştirebilir Mi?
Mahkeme, iddianamede gösterilen fiile ilişkin yargılama sırasında elde edilen deliller doğrultusunda suç tarihini farklı belirleyebilir.
Ancak CMK m. 225 uyarınca hüküm, iddianamede unsurları gösterilen fiil ve fail hakkında verilir.
Bu nedenle suç tarihinin değiştirilmesi, iddianamede yer almayan bağımsız bir fiilden hüküm kurulmasına dayanak oluşturamaz.
Suç Tarihinin Değişmesi Yeni Bir Suç İsnadı Anlamına Gelir Mi?
Suç tarihinin değiştirilmesi her durumda yeni bir suç isnadı anlamına gelmez.
Ancak tarih değişikliği, iddianamede anlatılan olaydan tamamen farklı bir fiilin yargılamaya dâhil edilmesi sonucunu doğuruyorsa CMK m. 225 kapsamında sorun ortaya çıkabilir.
Özellikle sanığın hangi fiilden yargılandığının açık biçimde belirlenmesi gerekir.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Nedeniyle Delillerin Toplanamaması Savunma Hakkını İhlal Eder Mi?
Suç tarihinin yanlış belirlenmesi nedeniyle kamera kayıtlarının silinmesi, tanıklara ulaşılamaması veya başka delillerin kaybolması savunma hakkını etkileyebilir.
Özellikle sanığın gerçek suç tarihini öğrendiğinde artık savunmasını destekleyebilecek delillere ulaşamaması önemlidir.
Ancak hak ihlali değerlendirmesi yapılırken yanlışlığın yargılamanın bütününe etkisi ve sanığın savunma imkânları dikkate alınmalıdır.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesini Nasıl Etkiler?
Suç tarihindeki belirsizlik, sanığın isnat edilen fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusunda giderilemeyen makul şüphe doğurabilir.
Özellikle sanığın belirli bir tarihte başka yerde bulunduğuna ilişkin delillerin bulunması ve gerçek suç tarihinin belirlenememesi önem taşıyabilir.
Ancak suç tarihindeki her belirsizlik otomatik olarak beraat kararı verilmesini gerektirmez.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Beraat Nedeni Olabilir Mi?
Suç tarihinin yanlış belirlenmesi, tek başına beraat nedeni değildir.
Ancak yanlışlık nedeniyle sanığın isnat edilen suçu işlediğinin ispatlanamaması hâlinde CMK m. 223/2-e kapsamında beraat kararı verilmesi gerekir.
Bunun yanında dava zamanaşımının gerçekleşmesi hâlinde beraat yerine kural olarak düşme kararı gündeme gelir. Bununla birlikte CMK m. 223/9 uyarınca derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilmemesi gerekir.
Zamanaşımı Gerçekleşmişse Mahkeme Ne Karar Verir?
Dava zamanaşımının gerçekleşmesi hâlinde CMK m. 223/8 kapsamında kamu davasının düşmesine karar verilmesi gündeme gelir.
Ancak zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenirken suç tarihi, suçun niteliği ve TCK m. 67 kapsamındaki durma ve kesilme nedenleri değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı mahkeme tarafından resen dikkate alınması gereken hususlardandır.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi İstinaf Sebebi Olur Mu?
Suç tarihinin yanlış belirlenmesi nedeniyle zamanaşımının hatalı hesaplandığı, lehe kanunun uygulanmadığı veya savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülüyorsa kararın niteliğine göre istinaf başvurusu yapılabilir.
Özellikle suç tarihine ilişkin delillerin değerlendirilmemesi ve çelişkilerin giderilmemesi önem taşıyabilir.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesi Temyiz Sebebi Olur Mu?
Temyize tabi kararlarda suç tarihinin yanlış belirlenmesi nedeniyle dava zamanaşımının hatalı değerlendirilmesi, lehe kanun hükümlerinin uygulanmaması veya savunma hakkının ihlal edilmesi temyiz sebebi olarak ileri sürülebilir.
Ancak temyiz yolunun açık olup olmadığı kararın niteliğine göre belirlenmelidir.
Yargıtay Suç Tarihinin Yanlış Belirlenmesini Nasıl Değerlendiriyor?
Yargıtay uygulamasında suç tarihinin doğru belirlenmesi, özellikle dava zamanaşımı ve lehe kanun değerlendirmesi bakımından önem taşımaktadır.
Suç tarihine ilişkin yanlışlıkların hükmün hukuka uygunluğunu etkileyip etkilemediği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Özellikle suç tarihinin belirlenmemesi nedeniyle zamanaşımı hesabının denetlenememesi veya sanığın savunma hakkının etkilenmesi hukuki sorun oluşturabilir.
Suç Tarihinin Yanlış Belirlendiği Ceza Davasında Savunma Nasıl Hazırlanmalıdır?
Suç tarihinin yanlış belirlendiği ceza davalarında savunma hazırlanırken öncelikle iddianamede belirtilen tarih ile dosyadaki deliller karşılaştırılmalıdır.
Özellikle mağdur ve tanık beyanları, kamera görüntüleri, HTS kayıtları, banka işlemleri ve dijital veriler değerlendirilmelidir.
Bunun yanında suçun hukuki niteliği belirlenerek TCK m. 66 ve 67 kapsamında dava zamanaşımı hesabı yapılmalıdır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yapılan değişiklikler TCK m. 7 kapsamında karşılaştırılmalıdır.
Sanığın yanlış suç tarihi nedeniyle savunma delillerine ulaşamadığı veya farklı bir olaydan sorumlu tutulduğu ileri sürülüyorsa CMK m. 170 ve 225 kapsamında hukuki itirazlar değerlendirilmelidir.
Suç tarihinin değiştirilmesi nedeniyle savunmanın hazırlanması için ek süreye ihtiyaç duyuluyorsa bu husus mahkemeden talep edilmelidir.
Sonuç
Ceza davasında suç tarihinin yanlış belirlenmesi, dava zamanaşımının hesaplanmasını ve sanığın savunma hakkını doğrudan etkileyebilir.
Özellikle TCK m. 66 ve 67 kapsamında zamanaşımının başlangıcı, durması ve kesilmesi suçun gerçek tarihi esas alınarak değerlendirilmelidir.
Suç tarihinin yanlış belirlenmesi, lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını ve sanığın yaşına bağlı ceza sorumluluğunu da etkileyebilir.
Bunun yanında sanığın hangi tarihte gerçekleşen fiilden yargılandığını bilmesi, savunma hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi bakımından önemlidir.
Ancak suç tarihindeki her maddi hata, davanın geçersiz olduğu veya beraat kararı verilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde CMK m. 223/2-e kapsamında beraat; dava zamanaşımının gerçekleşmesi hâlinde ise kanuni koşullar çerçevesinde düşme kararı gündeme gelir.
Sonuç olarak suç tarihinin doğru belirlenmesi, ceza yargılamasında yalnızca şekli bir zorunluluk değil; zamanaşımının doğru hesaplanması, lehe kanunun uygulanması ve adil yargılanma hakkının korunması bakımından temel bir gerekliliktir.
Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir Ceza Avukatı – Hukuki Destek
Ceza soruşturmalarında ve davalarında suç tarihinin yanlış belirlenmesi, dava zamanaşımı, lehe kanun uygulaması, iddianamedeki tarih hataları, savunma hakkının kısıtlanması, delil yetersizliği ve kanun yolu başvuruları bakımından somut olayın hukuki koşullarının değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturmaları, ceza davaları, suç tarihinin belirlenmesi, dava zamanaşımı itirazları, lehe kanun değerlendirmesi, HTS ve dijital delillerin incelenmesi, savunma hakkının korunması, beraat ve düşme talepleri ile istinaf ve temyiz başvurularına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- Hukuki Süreçlerde Profesyonel Yardımın Önemi: Avukat Tutmanın Faydaları
- Esenyurt, Beylikdüzü, Büyükçekmece ve Bahçeşehir’de Dava Hangi Adliyede Açılır?
- Ceza Davasında Mağdurun Zararının Üçüncü Kişi Tarafından Giderilmesi Cezayı Etkiler Mi?
- Ceza Davasında Sanığın Suçtan Sonra Delilleri Yok Ettiği İddiası Nasıl İspatlanır?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
