Eşin Hastalığıyla İlgilenmemek Boşanma Davasında Kusur Sayılır Mı?

Evlilik birliği yalnızca aynı konutta yaşamak veya ekonomik giderleri paylaşmak anlamına gelmez. Eşlerin özellikle hastalık, ameliyat, kaza ve benzeri zor dönemlerde birbirlerine destek olmaları ve evlilik birliğinin gerektirdiği dayanışmayı göstermeleri beklenir.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde eşlerin birlikte yaşamak ve birbirlerine yardımcı olmakla yükümlü oldukları açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle eşlerden birinin diğer eşin ciddi hastalığıyla hiçbir şekilde ilgilenmemesi, hastanede veya tedavi sürecinde yanında bulunmaması, ihtiyaç duyduğu desteği bilinçli biçimde vermemesi somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.

Ancak eşin her doktor randevusuna katılmaması veya kısa süreli bir rahatsızlıkta beklenen ilgiyi göstermemesi tek başına boşanma sebebi değildir. Hastalığın niteliği, eşin gerçekten yardıma ihtiyaç duyup duymadığı, diğer eşin ilgilenme imkânı ve ilgisizliğin ağırlığı birlikte değerlendirilmelidir.

Hasta Eşle İlgilenmemek Boşanma Sebebi Midir?

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa boşanma davası açılabilir.

Eşin hastalık döneminde diğer eşi tamamen yalnız bırakması da bu kapsamda değerlendirilebilecek davranışlardan biridir.

Özellikle ağır bir hastalık, ameliyat veya uzun süreli tedavi döneminde eşin bilinçli biçimde destek vermemesi ve bütün sorumluluğu hasta eşin ailesine veya üçüncü kişilere bırakması kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Burada belirleyici olan hastalığın varlığından çok, diğer eşin bu süreçte sergilediği davranıştır.

Eşlerin Hastalıkta Birbirine Bakma Yükümlülüğü Var Mıdır?

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde eşlerin evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakımına birlikte özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda oldukları düzenlenmiştir.

Dolayısıyla eşler arasındaki yardımlaşma yalnızca ekonomik yardım şeklinde anlaşılmamalıdır.

Hastalık halinde eşin ihtiyaç duyduğu ölçüde yanında bulunmak, tedavi sürecinde destek olmak ve ortak hayatın gerektirdiği makul yardımı göstermek de evlilik birliğinin doğal sonuçlarındandır.

Bununla birlikte bu yükümlülüğün kapsamı her olayda aynı değildir. Eşlerin sağlık durumları, çalışma koşulları, ekonomik imkanları ve hastalığın niteliği dikkate alınmalıdır.

Yargıtay Hasta Eşle İlgilenmemeyi Kusur Sayıyor Mu?

Yargıtay kararlarında eşin hastalığı sırasında yanında olmama ve ilgilenmeme davranışlarının boşanmadaki kusur değerlendirmesine konu edildiği görülmektedir.

Özellikle eşin ciddi bir rahatsızlık veya tedavi sürecinde diğer eş tarafından yalnız bırakılması, hastanede ziyaret edilmemesi veya gerekli desteğin verilmemesi diğer kusurlu davranışlarla birlikte değerlendirilebilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararlarında da hasta eşle ilgilenmeme ve eşe destek olmama davranışlarının somut olayın koşullarına göre kusur olarak kabul edildiği örnekler bulunmaktadır.

Bu nedenle hastalık dönemindeki ilgisizlik, sıradan bir aile içi anlaşmazlıktan farklı olarak eşlerin Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinden kaynaklanan yardımlaşma yükümlülüğü bakımından da önem taşımaktadır.

Eşin Ameliyatında Yanında Olmamak Kusur Sayılır Mı?

Eşin ciddi bir ameliyat geçirmesine rağmen diğer eşin hiçbir haklı neden olmaksızın hastaneye gelmemesi veya ameliyat sonrasında destek vermemesi kusur değerlendirmesine konu olabilir.

Ancak burada yine somut olayın koşullarına bakılması gerekir.

Diğer eşin başka şehirde bulunması, kendisinin de sağlık problemi yaşaması veya objektif olarak hastaneye gelememesini gerektiren haklı bir nedeninin bulunması halinde aynı değerlendirme yapılmayabilir.

Buna karşılık ameliyatın bilinmesine ve yanında bulunma imkânı olmasına rağmen bilinçli biçimde eşin yalnız bırakılması farklıdır.

Hastanede Yatan Eşi Ziyaret Etmemek Kusur Sayılır Mı?

Eşin uzun süre hastanede kalmasına rağmen diğer eşin hiçbir şekilde ziyaret etmemesi, telefonla dahi ilgilenmemesi ve bütün süreci hasta eşin ailesine bırakması somut olayın özelliklerine göre kusur olarak ileri sürülebilir.

Özellikle hastanede bulunan eşin desteğe ihtiyaç duyduğu bilinmesine rağmen diğer eşin sosyal hayatına normal şekilde devam edip hasta eşi tamamen görmezden gelmesi kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Bununla birlikte hastanenin ziyaret kısıtlamaları veya diğer eşin ziyaret etmesini engelleyen objektif nedenlerin bulunması halinde durum farklı değerlendirilmelidir.

Eşin Doktor Randevularına Gitmemesi Kusur Sayılır Mı?

Eşlerden birinin diğer eşin her doktor randevusuna katılma şeklinde mutlak bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Bu nedenle rutin bir doktor kontrolüne birlikte gidilmemesi tek başına kusur olarak değerlendirilemez.

Ancak ciddi bir hastalığın teşhis veya tedavi sürecinde eşin desteğine ihtiyaç bulunmasına rağmen hiçbir randevuya katılmaması, tedavi süreciyle hiç ilgilenmemesi ve eşin bütün süreci tek başına yürütmek zorunda bırakılması başka davranışlarla birlikte değerlendirilebilir.

Kanser Gibi Ağır Hastalıklarda Eşi Yalnız Bırakmak Kusur Sayılır Mı?

Hastalığın ağırlığı, ilgisizlik davranışının değerlendirilmesinde önemlidir.

Kanser, ciddi ameliyatlar, uzun süreli hastane yatışları veya kişinin günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyen ağır hastalıklarda eş desteğinin önemi daha belirgindir.

Bu nedenle eşin ağır bir hastalıkla mücadele ettiğini bilmesine rağmen hiçbir destek vermemesi, tedavi sürecinden tamamen uzak durması ve hasta eşi yalnız bırakması boşanma davasında önemli bir kusur vakıası olarak değerlendirilebilir.

Ancak hastalığın kendisi hiçbir şekilde hasta eşe kusur olarak yüklenemez. Değerlendirilen husus diğer eşin hastalık karşısındaki davranışıdır.

Hastalık Nedeniyle Eşi Terk Etmek Kusur Sayılır Mı?

Eşin yalnızca hastalanması nedeniyle müşterek konuttan ayrılmak ve hasta eşi yalnız bırakmak somut olayın özelliklerine göre ağır bir kusur oluşturabilir.

Örneğin uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyan eşin hastalığı öğrenildikten hemen sonra diğer eşin evi terk etmesi ve hiçbir şekilde destek vermemesi evlilik birliğinden kaynaklanan yardımlaşma yükümlülüğünün ihlali kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte ortak konuttan ayrılmanın başka haklı nedenleri bulunuyorsa bu nedenlerin de dikkate alınması gerekir.

Eşin İlaç ve Tedavi Masraflarına Katılmaması Kusur Sayılır Mı?

Eşlerin ekonomik durumları ve aile bütçesi çerçevesinde sağlık giderleri de ortak yaşamın önemli giderlerinden biridir.

Ekonomik gücü bulunmasına rağmen hasta eşin zorunlu ilaç veya tedavi giderlerine hiçbir şekilde katkıda bulunmamak, buna karşılık aile gelirini başka amaçlarla harcamak somut olayın koşullarına göre ekonomik ve duygusal ilgisizlik kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak diğer eşin ekonomik gücünün bulunmaması veya tedavi giderlerini objektif olarak karşılayamaması kusur olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle ekonomik imkan ile davranış birlikte ele alınmalıdır.

Hasta Eşe “Seninle Uğraşamam” Demek Kusur Sayılır Mı?

Hastalık döneminde kullanılan sözler de boşanma davasında önem taşıyabilir.

Eşin hastalığını küçümsemek, onunla ilgilenmek istemediğini aşağılayıcı ifadelerle dile getirmek veya hastalığı nedeniyle eşe hakaret etmek yalnızca ilgisizlik değil, ayrıca psikolojik şiddet veya aşağılayıcı davranış olarak değerlendirilebilir.

Özellikle “senin hastalığınla uğraşamam”, “başının çaresine bak” veya benzeri ifadelerin ciddi bir hastalık döneminde kullanılması somut olay bakımından kusurun ağırlığını artırabilir.

Eşin Hastalığını Küçümsemek Kusur Sayılır Mı?

Eşin gerçek bir sağlık problemini sürekli olarak küçümsemesi de değerlendirmeye konu olabilir.

Hasta eşin şikâyetlerini önemsememek, doktora gitmesini engellemeye çalışmak veya hastalığını bahane olarak nitelendirmek evlilik içerisindeki yardımlaşma ve dayanışma yükümlülüğüyle bağdaşmayabilir.

Özellikle sağlık sorununun ciddi olduğu sonradan ortaya çıkmış ve diğer eş buna rağmen uzun süre küçümseyici davranışlarını sürdürmüşse bu durum başka olaylarla birlikte kusur değerlendirmesine dahil edilebilir.

Eşin Hastalığı Nedeniyle Onu Aşağılamak Kusur Sayılır Mı?

Hastalık nedeniyle eşe aşağılayıcı sözler söylemek, fiziksel görünümündeki değişikliklerle alay etmek veya hastalığını diğer kişilerin yanında küçük düşürme amacıyla kullanmak ayrıca kusurlu davranış niteliğinde olabilir.

Bu durumda mesele yalnızca hastalıkla ilgilenmemek değildir.

Eşin kişilik haklarını zedeleyen söz ve davranışlar manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde de önem taşıyabilir.

Ruhsal veya Psikiyatrik Hastalıkta Eşle İlgilenmemek Kusur Sayılır Mı?

Hastalığın fiziksel veya ruhsal olması bakımından eşlerin yardımlaşma yükümlülüğü açısından temel bir ayrım bulunmamaktadır.

Ancak psikiyatrik rahatsızlıklarda kusur değerlendirmesi yapılırken hastalığın kişinin iradesi ve davranışları üzerindeki etkisi ayrıca önem taşıyabilir.

Eşin psikiyatrik tedavi görmesi gerektiğini bilmesine rağmen onu aşağılaması veya hastalığı nedeniyle küçümsemesi kusur değerlendirmesine konu olabilir.

Buna karşılık hastalığın diğer eşin kişiliğini, güvenliğini veya aile huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğü durumlarda diğer eşin kendisini korumak amacıyla mesafe koyması otomatik olarak kusur olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle psikiyatrik hastalığın bulunduğu boşanma davalarında her olayın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerekir.

Eşin Hastalığı Nedeniyle Cinsel Hayatın Etkilenmesi Kusur Sayılır Mı?

Sağlık problemi nedeniyle eşin cinsel ilişkiye girememesi veya cinsel yaşamın hastalık nedeniyle etkilenmesi tek başına hasta eşe kusur olarak yüklenemez.

Hastalık iradi bir davranış değildir.

Bu nedenle sağlık sorunundan kaynaklanan bir durum ile haklı bir neden olmaksızın evlilik ilişkisinden sürekli kaçınma birbirinden ayrılmalıdır.

Boşanma davalarında hastalığın varlığı değil, eşlerin hastalık karşısında sergiledikleri davranışlar ve evlilik birliğinin bu süreçte nasıl etkilendiği önemlidir.

Hastalık Döneminde Eşin Arkadaşlarıyla Gezip Eğlenmesi Kusur Sayılır Mı?

Hasta eşin desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde diğer eşin sürekli dışarıda bulunması ve bütün bakım sorumluluğunu başkalarına bırakması somut olay bakımından önem taşıyabilir.

Elbette kişinin eşinin hastalığı süresince sosyal hayatını tamamen sona erdirmesi beklenemez.

Ancak ağır bir hastalık veya ameliyat döneminde eşin ihtiyaçlarını tamamen görmezden gelerek sürekli sosyal hayatına devam etmesi ve eşine hiçbir destek vermemesi farklı değerlendirilebilir.

Burada ölçü, evlilik birliğinin gerektirdiği makul dayanışmanın gösterilip gösterilmediğidir.

Hasta Eşle İlgilenilmediği Nasıl İspatlanır?

Boşanma davasında “hastalığım boyunca benimle hiç ilgilenmedi” şeklindeki soyut bir ifadeyle yetinilmemesi gerekir.

Hastalığın veya ameliyatın ne zaman gerçekleştiği, tedavinin ne kadar sürdüğü, bu dönemde diğer eşten hangi desteğin beklendiği ve diğer eşin nasıl davrandığı mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.

Hastane ve tedavi kayıtları hastalığın niteliğini ve tarihlerini ortaya koyabilir. Taraflar arasındaki hukuka uygun mesajlaşmalar, olaylara doğrudan şahit olan tanıkların anlatımları ve somut olayın özelliklerine göre diğer deliller de kullanılabilir.

Örneğin eşin ameliyat tarihini bildiğini gösteren mesajlar ile buna rağmen gelmeyeceğini veya ilgilenmeyeceğini açıkça belirttiği yazışmalar diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.

Hastane Kayıtları Boşanma Davasında Delil Olabilir Mi?

Hastane kayıtları öncelikle kişinin hangi tarihte ve hangi süreyle tedavi gördüğünün ortaya konulması bakımından önem taşıyabilir.

Ancak hastane kaydı tek başına diğer eşin ilgilenmediğini ispatlamaz.

Bu nedenle tedavi kayıtlarının tanık anlatımları, taraflar arasındaki mesajlaşmalar veya diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

Ayrıca sağlık verileri özel nitelikli kişisel veri olduğundan bunların uyuşmazlıkla bağlantılı ve gerekli ölçüde dosyaya getirtilmesi önemlidir.

Tanıkla Hasta Eşle İlgilenilmediği İspatlanabilir Mi?

Tanık delili bu tür uyuşmazlıklarda önemli olabilir.

Hasta eşin bakımını fiilen üstlenen anne, baba, kardeş veya başka kişiler; diğer eşin hastaneye gelip gelmediğini, tedavi sürecinde destek verip vermediğini ve hasta eşin bakımının kim tarafından gerçekleştirildiğini doğrudan biliyor olabilir.

Ancak tanığın doğrudan gözlemlediği olaylarla yalnızca hasta eşten duyduğu olaylar birbirinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle tanıkların “ilgilenmedi” şeklindeki genel değerlendirmeleri yerine hangi somut olaylara şahit olduklarını anlatmaları daha önemlidir.

WhatsApp Mesajları Delil Olabilir Mi?

Taraflar arasındaki hukuka uygun şekilde elde edilmiş WhatsApp ve diğer mesajlaşmalar hastalık dönemindeki davranışların ispatında kullanılabilir.

Örneğin hasta eşin “yarın ameliyat olacağım, yanımda olur musun?” şeklindeki mesajına verilen cevap veya tedavi süresince yardım taleplerinin sürekli reddedildiğini gösteren yazışmalar diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Mesajların içeriği kadar gerçekliği ve hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması da önem taşımaktadır.

Hasta Eşle İlgilenmemek Manevi Tazminata Neden Olur Mu?

Hasta eşle ilgilenmemenin kusur olarak kabul edilmesi tek başına otomatik olarak manevi tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Ancak hastalık döneminde eşin aşağılanması, hakarete uğraması, kişilik haklarının zedelenmesi veya başka ağır kusurlu davranışların bulunması tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Mahkeme tarafların boşanmaya neden olan bütün davranışlarını ve kusur derecelerini birlikte değerlendirir.

Hastalık Sonrasında Eşlerin Barışması Önceki İlgisizliği Etkiler Mi?

Eşlerin hastalık döneminde yaşanan olaylardan sonra gerçek anlamda barışmaları ve ortak hayatı sürdürmeleri halinde affetme veya hoşgörüyle karşılama tartışması gündeme gelebilir.

Ancak yalnızca aynı evde yaşamaya devam edilmesi her durumda geçmiş davranışların affedildiği anlamına gelmez.

Özellikle ilgisizlik davranışının daha sonra tekrar etmesi veya evlilikteki diğer problemlerin devam etmesi halinde somut olayın tamamının değerlendirilmesi gerekir.

Boşanma Dilekçesinde Hastalıkla İlgilenmeme Nasıl Anlatılmalıdır?

Boşanma dilekçesinde “davalı hastalığımda benimle ilgilenmedi” şeklindeki genel bir ifadeyle yetinilmemesi gerekir.

Hastalığın veya ameliyatın tarihi, tedavi süresi, hastanede yatış bulunup bulunmadığı, bu dönemde diğer eşin hangi davranışlarda bulunduğu ve bakımın kim tarafından gerçekleştirildiği somutlaştırılmalıdır.

Örneğin davacının ameliyat sonrasında belirli süre yatağa bağımlı kaldığı, davalının buna rağmen müşterek konutta bulunmadığı, hastaneye gelmediği, telefonla dahi aramadığı ve davacının bakımının ailesi tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülüyorsa bu olaylar ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Aynı şekilde davalının hastalığı küçümseyen veya destek vermeyeceğini açıkça ifade eden sözleri bulunuyorsa bunlar da hukuka uygun delillerle birlikte ortaya konulabilir.

Sonuç

Eşin hastalığıyla ilgilenmemesi, özellikle ciddi bir hastalık, ameliyat veya uzun süreli tedavi döneminde diğer eşi bilinçli biçimde yalnız bırakması halinde boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde düzenlenen karşılıklı yardım yükümlülüğü nedeniyle eşlerin zor dönemlerde birbirlerine makul ölçüler içerisinde destek olmaları beklenmektedir.

Bununla birlikte her doktor randevusuna katılmamak veya kısa süreli bir rahatsızlıkta beklenen ilgiyi göstermemek tek başına boşanma sebebi değildir.

Mahkeme açısından hastalığın ağırlığı, hasta eşin desteğe duyduğu ihtiyaç, diğer eşin yardım etme imkânı, ilgisizliğin süresi ve diğer eşin hastalık sürecindeki somut davranışları birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle hastalık dönemindeki ilgisizliğe dayalı boşanma davalarında soyut ifadeler yerine somut olayların açıklanması ve bu olayların hukuka uygun delillerle desteklenmesi önem taşımaktadır.


Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davası, çekişmeli boşanma davası, hasta eşle ilgilenmeme, hastalık ve ameliyat döneminde eşin yalnız bırakılması, evlilikte yardımlaşma yükümlülüğünün ihlali, eşe karşı ilgisizlik, psikolojik şiddet, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, boşanmada kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, mal paylaşımı, boşanma davalarında deliller ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

About the Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like these