Ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında şüpheli ya da sanığın kendisine yöneltilen sorulara cevap vermemesi, uygulamada zaman zaman “saklayacak bir şeyi olduğu”, “suçlamayı açıklayamadığı” veya “suçlu olduğu için sustuğu” şeklinde yorumlanabilmektedir.
Oysa susma hakkı, şüpheli ve sanığa kanun tarafından tanınmış temel bir savunma hakkıdır.
Bir kişinin kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmaması tek başına suçluluğunun göstergesi değildir. Sanığın susma hakkını kullanması, tek başına mahkûmiyet delili olarak kabul edilemez ve “sanık sustuğuna göre suçu işlemiştir” şeklinde bir mahkûmiyet gerekçesi kurulamaz.
Ceza yargılamasında suçun sanık tarafından işlendiğini hukuka uygun delillerle ispatlama yükü iddia makamına aittir. Sanığın masum olduğunu kanıtlama veya kendisini suçlamaya elverişli açıklamalarda bulunma yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Bununla birlikte susma hakkının hukuki sonuçları değerlendirilirken Türk hukukundaki güvenceler ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaklaşımı birlikte ele alınmalıdır. AİHM de mahkûmiyetin yalnızca sanığın susmasına dayandırılamayacağını kabul etmekle birlikte, sanık aleyhindeki delillerin açıkça bir açıklama gerektirdiği çok özel koşullarda susmanın mevcut deliller değerlendirilirken sınırlı biçimde dikkate alınabileceğini kabul etmektedir.
Dolayısıyla temel kural açıktır:
Susma hakkını kullanmak suç değildir, suçluluk ikrarı değildir ve tek başına sanık aleyhine mahkûmiyet delili oluşturmaz.
Susma Hakkı Nedir?
Susma hakkı, suç isnadı altında bulunan kişinin kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmaya zorlanamamasını ifade eder.
Şüpheli veya sanık isterse olay hakkında ayrıntılı savunma yapabilir, isterse yalnızca belirli sorulara cevap verebilir, isterse de suçlama hakkında açıklamada bulunmayarak susma hakkını kullanabilir.
Bu tercih savunma hakkının bir parçasıdır.
Susma hakkı aynı zamanda kişinin kendi kendisini suçlamaya zorlanamaması ilkesinin temel görünümlerinden biridir.
Susma Hakkı Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesinde şüpheli veya sanığın ifade ve sorgusu sırasında kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla kolluk, Cumhuriyet savcısı veya hâkim önünde ifade veya sorgu gerçekleştirilirken kişiye susma hakkının hatırlatılması gerekir.
Bu hak yalnızca teorik bir hak değildir.
Şüpheli veya sanığın bu hakkı gerçekten kullanabilmesine imkân tanınmalıdır.
Anayasa’da Susma Hakkı Var Mıdır?
Evet.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesi kapsamında hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Bu düzenleme kişinin kendi aleyhine tanıklık etmeme ve kendisini suçlamaya zorlanmama hakkının anayasal temelini oluşturmaktadır.
Susma hakkı aynı zamanda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma ve savunma hakkıyla da yakından bağlantılıdır.
Susma Hakkı Masumiyet Karinesiyle İlişkili Midir?
Evet.
Ceza yargılamasında sanığın suçsuzluğunu ispatlama yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Suç isnadının hukuka uygun, yeterli ve inandırıcı delillerle ortaya konulması iddia makamının görevidir.
Sanığın açıklama yapmaması nedeniyle ispat yükünün tersine çevrilmesi ve sanıktan masumiyetini kanıtlamasının beklenmesi masumiyet karinesiyle bağdaşmaz.
Bu nedenle susma hakkı ile masumiyet karinesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır.
Sanık Susarsa Suçlu Kabul Edilebilir Mi?
Hayır.
Sanığın susması suçluluk ikrarı değildir.
“Masum olsaydı konuşurdu” şeklindeki düşünce hukuken mahkûmiyet için yeterli değildir.
Bir kişinin neden susmayı tercih ettiği bilinemez.
Sanık hukuki strateji nedeniyle, müdafiinin tavsiyesi üzerine, olayları doğru hatırlamadığı için, psikolojik baskı altında hissettiği için veya yalnızca kanunun kendisine verdiği hakkı kullanmak istediği için susabilir.
Bu nedenle susma davranışının kendisine doğrudan suçluluk anlamı yüklenemez.
Susma Hakkının Kullanılması Mahkûmiyet Delili Olabilir Mi?
Tek başına hayır.
Mahkûmiyet kararının sanığın susma hakkını kullanmasına dayandırılması mümkün değildir.
Mahkeme sanığın suçu işlediği sonucuna ulaşacaksa bunu dosyadaki hukuka uygun deliller üzerinden ortaya koymalıdır.
Tanık anlatımları, kamera görüntüleri, kriminal incelemeler, HTS verileri, DNA, parmak izi, banka kayıtları veya somut olayın özelliğine göre diğer deliller değerlendirilebilir.
Ancak “sanık savunma yapmadı” olgusu, eksik olan suç delilinin yerine geçirilemez.
Mahkeme “Sanık Susma Hakkını Kullandı” Diyerek Mahkûmiyet Verebilir Mi?
Hayır.
Sanığın yalnızca susmuş olması mahkûmiyet için yeterli değildir.
Mahkeme suçun işlendiğini ve sanığın bu suçu işlediğini hukuka uygun deliller üzerinden ortaya koymak zorundadır.
Susma hakkının kullanılması, iddia makamının ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Susmak İkrar Sayılır Mı?
Hayır.
İkrar kişinin suçlamaya ilişkin belirli bir olguyu kabul eden açıklamasıdır.
Susma ise açıklama yapılmamasıdır.
Dolayısıyla susma ile ikrar hukuken aynı şey değildir.
Sanığın sorulara cevap vermemesi “suçu kabul etti” şeklinde değerlendirilemez.
“Sanık Suçsuz Olsaydı Savunma Yapardı” Denilebilir Mi?
Bu yaklaşım tek başına hukuken kabul edilebilir bir mahkûmiyet gerekçesi değildir.
Çünkü böyle bir yaklaşım sanığın kanuni hakkını kullanmasını aleyhine çevirmiş olur.
Susma hakkının gerçek anlamda güvence oluşturabilmesi için kişinin hakkı kullandığı için otomatik biçimde cezalandırılmaması veya suçlu kabul edilmemesi gerekir.
Susma Hakkı Aleyhe Delil Yoksa Sanığın Aleyhine Kullanılabilir Mi?
Kural olarak hayır.
Dosyada sanığın suçluluğunu gösteren yeterli delil bulunmuyorsa sanığın susması bu eksikliği gideremez.
Başka bir ifadeyle:
Delil yokluğu + sanığın susması = mahkûmiyet
şeklinde bir değerlendirme yapılamaz.
Suçun sabit olduğunun hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.
AİHM Susma Hakkı Konusunda Ne Diyor?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, susma hakkı ve kişinin kendi kendisini suçlamaya zorlanmaması ilkesini adil yargılanma hakkının temel unsurları arasında kabul etmektedir.
AİHM’in John Murray/Birleşik Krallık kararında ortaya koyduğu yaklaşım özellikle önemlidir.
AİHM’e göre bir mahkeme yalnızca sanığın sessiz kalmayı tercih etmesinden hareket ederek onun suçlu olduğu sonucuna ulaşamaz.
Bununla birlikte sanık aleyhinde güçlü ve açıklama gerektiren deliller mevcutsa ve açıklamayı yapabilecek kişi sanık olduğu halde sanık hiçbir açıklama yapmıyorsa, susmanın mevcut deliller değerlendirilirken belirli koşullarda sınırlı bir anlam taşıması tamamen yasaklanmış değildir.
Ancak bu yaklaşım hiçbir şekilde mahkûmiyetin esas veya tek dayanağının susma olabileceği anlamına gelmez.
John Murray Kararı Neden Önemlidir?
John Murray/Birleşik Krallık kararı susma hakkının mutlak biçimde “mahkeme sanığın susmasını hiçbir koşulda göremez” şeklinde yorumlanamayacağını ortaya koyması bakımından önemlidir.
Ancak karardaki temel güvence de son derece açıktır:
Sanık yalnızca sustuğu için suçlu sayılamaz.
Öncelikle sanık aleyhinde bağımsız ve ciddi deliller bulunmalıdır.
Dolayısıyla AİHM yaklaşımı ispat yükünü sanığa aktaran bir sistem olarak yorumlanamaz.
Sanığın Susmasından Olumsuz Sonuç Çıkarılması Her Zaman Yasak Mıdır?
Bu konuda mutlak bir ifade kullanmak doğru değildir.
Türk ceza muhakemesinde susma kanuni bir haktır ve susmanın tek başına suçluluk delili yapılması mümkün değildir.
AİHM içtihadında ise somut olayda sanık aleyhinde güçlü ve açıklama gerektiren delillerin mevcut olması halinde, susmanın delillerin bütünü içerisinde sınırlı biçimde değerlendirilmesine bazı koşullarda izin verilmektedir.
Ancak mahkûmiyetin belirleyici veya tek dayanağının sanığın susması olması adil yargılanma hakkıyla bağdaşmaz.
İspat Yükü Sanığa Geçer Mi?
Hayır.
Sanığın susma hakkını kullanması ispat yükünü sanığa geçirmez.
İddia makamı suçun işlendiğini ve sanığın suçun faili olduğunu ispatlamak zorundadır.
Sanık ise masum olduğunu kanıtlamak zorunda değildir.
“Sanık bu delili açıklayamadı, o halde suçludur” biçiminde otomatik bir ispat yöntemi uygulanamaz.
Şüpheli Kollukta Susma Hakkını Kullanabilir Mi?
Evet.
Susma hakkı yalnızca mahkeme aşamasında kullanılabilen bir hak değildir.
Şüpheli kollukta ifade verirken de yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.
Şüphelinin bu hakkı ifade alınmadan önce kendisine bildirilmelidir.
Savcılıkta Susma Hakkı Kullanılabilir Mi?
Evet.
Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifade sırasında da şüpheli susma hakkını kullanabilir.
Şüpheli isterse müdafiiyle görüştükten sonra savunma yapabilir veya açıklamada bulunmamayı tercih edebilir.
Susma hakkı yalnızca kolluk aşamasına özgü değildir.
Sulh Ceza Hâkimliğinde Susma Hakkı Kullanılabilir Mi?
Evet.
Tutuklama veya adli kontrol değerlendirmesi sırasında yapılan sorguda da şüpheli kendisine yöneltilen suçlama hakkında susma hakkını kullanabilir.
Ancak tutuklama değerlendirmesinde dosyadaki mevcut deliller, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri ayrıca incelenir.
Şüphelinin susması tek başına tutuklama nedeni oluşturmaz.
Mahkemede Sanık Susabilir Mi?
Evet.
Kovuşturma aşamasında sanığın da susma hakkı bulunmaktadır.
Sanık kimliğine ilişkin gerekli bilgiler ile yüklenen suç hakkında savunma yapma meselesinin birbirinden ayrılması gerekir.
Sanık yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkına sahiptir.
Sanık Bazı Sorulara Cevap Verip Bazılarına Cevap Vermeyebilir Mi?
Susma hakkının kullanılması her zaman “hiçbir konuda konuşmamak” biçiminde gerçekleşmek zorunda değildir.
Sanık belirli konularda açıklama yapıp kendisini suçlayabileceğini düşündüğü belirli sorulara cevap vermemeyi tercih edebilir.
Ancak bu tercihin somut yargılamadaki savunma stratejisi bakımından sonuçları müdafi ile birlikte değerlendirilmelidir.
Kollukta Susup Savcılıkta Konuşmak Mümkün Müdür?
Evet.
Şüphelinin kollukta susma hakkını kullanmış olması daha sonraki aşamalarda savunma yapmasını engellemez.
Şüpheli savcılıkta veya hâkimlikte açıklamada bulunabilir.
Aynı şekilde soruşturma aşamasında susan kişi kovuşturma sırasında mahkemede ayrıntılı savunma yapabilir.
Savcılıkta Susup Mahkemede Savunma Yapılabilir Mi?
Evet.
Susma hakkı bir kez kullanıldığında bütün yargılama boyunca devam ettirilmesi gereken geri dönülemez bir tercih değildir.
Sanık daha sonraki aşamada savunma yapabilir.
Mahkeme bu savunmayı diğer delillerle birlikte değerlendirmek zorundadır.
İlk İfadede Susup Sonradan Savunma Yapmak Şüpheli Bir Davranış Mıdır?
Tek başına hayır.
Kişi ilk anda müdafiiyle görüşmek isteyebilir veya dosyadaki delilleri bilmeden açıklama yapmak istemeyebilir.
Daha sonra dosyayı ve isnadı öğrendikten sonra ayrıntılı savunma yapması mümkündür.
İlk aşamada susma hakkının kullanılmış olması sonraki savunmayı kendiliğinden değersiz hale getirmez.
Sonradan Yapılan Savunma “Kurgulanmış Savunma” Sayılabilir Mi?
Mahkeme sanığın savunmasını elbette dosyadaki diğer delillerle karşılaştırabilir.
Ancak yalnızca sanığın daha önce susmuş olması nedeniyle sonraki savunmanın otomatik biçimde “kurgulanmış” veya “suçtan kurtulmaya yönelik” kabul edilmesi doğru değildir.
Savunmanın inandırıcılığı içeriği ve diğer delillerle uyumu üzerinden değerlendirilmelidir.
Sanığın Savunmasını Değiştirmesi Aleyhine Kullanılabilir Mi?
Susma hakkı ile çelişkili savunma aynı şey değildir.
Sanık farklı aşamalarda birbirinden farklı maddi olay anlatımları yapmışsa mahkeme bu çelişkileri değerlendirebilir.
Örneğin ilk ifadesinde olay yerinde bulunmadığını söyleyen sanığın daha sonra olay yerinde olduğunu ancak suça katılmadığını söylemesi deliller değerlendirilirken dikkate alınabilir.
Ancak ilk aşamada hiçbir açıklama yapmayarak susma hakkını kullanmak ile çelişkili maddi savunmalar yapmak birbirinden ayrılmalıdır.
Susma Hakkı ile Yalan Söyleme Aynı Şey Midir?
Hayır.
Susma hakkı kişinin açıklama yapmamasıdır.
Yalan savunma ise kişinin olay hakkında gerçeğe aykırı bir anlatımda bulunduğunun ileri sürülmesidir.
Bu iki durum hukuken aynı değildir.
Sanığın susması nedeniyle “yalan söylediği” sonucuna ulaşılamaz.
Sanığın Yalan Savunması Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Hayır.
Sanığın savunmasının inandırıcı bulunmaması veya dosyadaki delillerle çelişmesi tek başına suçun ispatı anlamına gelmez.
Mahkûmiyet için suçun sanık tarafından işlendiğini gösteren yeterli deliller bulunmalıdır.
Savunmanın çürütülmesi ile iddianın ispatlanması aynı şey değildir.
Susma Hakkı Kullanılırsa Savunma Hakkından Vazgeçilmiş Olur Mu?
Hayır.
Susma hakkının kullanılması bizzat savunma hakkının kullanılma biçimlerinden biridir.
Sanık susmasına rağmen müdafii hukuki savunma yapabilir, delillerin hukuka aykırılığını ileri sürebilir, tanıklara soru sorabilir, bilirkişi raporlarına itiraz edebilir ve beraat talep edebilir.
Sanığın olay hakkında konuşmaması savunmanın sona erdiği anlamına gelmez.
Sanık Susarken Avukatı Savunma Yapabilir Mi?
Evet.
Sanığın susma hakkını kullanması müdafiin hukuki savunma yapmasına engel değildir.
Müdafi dosyadaki delillerin suçun unsurlarını oluşturmadığını, delillerin hukuka aykırı olduğunu, suçun sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamadığını veya başka hukuki nedenlerle beraat gerektiğini ileri sürebilir.
Avukat Sanığa Susmasını Tavsiye Edebilir Mi?
Müdafi somut dosyanın özelliklerine göre müvekkiline susma hakkının kullanılması konusunda hukuki tavsiyede bulunabilir.
Özellikle soruşturmanın ilk aşamasında dosyadaki deliller henüz bilinmiyorsa açıklama yapılmasının savunma bakımından sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
Ancak her ceza dosyasında susmanın doğru strateji olduğu söylenemez.
Bazı dosyalarda sanığın erken aşamada sunacağı açıklama ve belgeler soruşturmanın yönünü değiştirebilir.
Dosyayı Görmeden İfade Vermek Zorunlu Mudur?
Şüphelinin susma hakkı bulunduğundan suçlama hakkında mutlaka ayrıntılı açıklama yapmak zorunda olduğu söylenemez.
Savunma stratejisi belirlenirken isnadın içeriği, mevcut deliller ve müdafiin dosyaya erişim imkânı değerlendirilmelidir.
Özellikle ağır ceza dosyalarında ilk ifadenin sonraki yargılama üzerinde önemli etkileri bulunabileceğinden ifade süreci dikkatle yürütülmelidir.
Susma Hakkı Hatırlatılmadan İfade Alınırsa Ne Olur?
CMK m.147 uyarınca şüpheli veya sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.
Bu güvencenin sağlanmadan alınan ifadenin hukuka uygunluğu ve yargılamada kullanılabilirliği ciddi biçimde tartışmalı hale gelir.
Özellikle kişinin kendisini suçlayan açıklamalarının hakları hatırlatılmadan veya baskı altında alınması savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı bakımından önem taşır.
Baskıyla İfade Alınabilir Mi?
Hayır.
CMK m.148 kapsamında şüpheli veya sanığın beyanının özgür iradesine dayanması gerekir.
İşkence, kötü muamele, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi iradeyi bozan yöntemlerle ifade alınamaz.
Kişinin kendi kendisini suçlamaya zorlanmaması ilkesi de bu güvenceyle doğrudan bağlantılıdır.
Susmaması İçin Sanığa Baskı Yapılabilir Mi?
Hayır.
Kanunun kişiye tanıdığı bir hakkın kullanılmaması için hukuka aykırı baskı uygulanamaz.
“Konuşmazsan tutuklanırsın”, “itiraf etmezsen daha fazla ceza alırsın” şeklinde hukuka aykırı baskılar ifade özgürlüğü ve savunma hakkı bakımından ciddi sorun oluşturabilir.
Her somut olayın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Susma Hakkını Kullanmak Tutuklama Nedeni Midir?
Hayır.
CMK kapsamında tutuklama için kanunda öngörülen şartların bulunması gerekir.
Şüphelinin susma hakkını kullanması tek başına kuvvetli suç şüphesini veya tutuklama nedenlerini oluşturmaz.
Aksi yaklaşım, kanuni bir hakkın kullanılmasının yaptırıma dönüştürülmesi sonucunu doğurur.
“Savunma Yapmadı” Denilerek Tutuklama Kararı Verilebilir Mi?
Tek başına bu gerekçeyle tutuklama kararı verilmesi doğru değildir.
Tutuklama değerlendirmesi dosyadaki somut deliller ve kanuni tutuklama nedenleri üzerinden yapılmalıdır.
Susma hakkının kullanılması bağımsız bir tutuklama nedeni değildir.
Susma Hakkı Kullanılması Ceza Miktarını Artırır Mı?
Sanığın yalnızca susma hakkını kullandığı için daha ağır cezalandırılması mümkün değildir.
Kanuni hakkın kullanılması cezanın ağırlaştırılmasına gerekçe yapılamaz.
Ceza miktarı suçun kanuni sınırları ve cezanın belirlenmesine ilişkin hükümler çerçevesinde belirlenmelidir.
Susmak Takdiri İndirim Uygulanmasına Engel Midir?
Sanığın susma hakkını kullanması tek başına “olumsuz kişilik” veya “pişmanlık göstermedi” şeklinde yorumlanarak otomatik olarak aleyhine sonuç doğurmamalıdır.
Takdiri indirim değerlendirmesi kanunda öngörülen ölçütlere göre yapılmalıdır.
Susma hakkının kullanılmasının dolaylı biçimde cezalandırılmasına yol açacak değerlendirmeler savunma hakkı bakımından sorun oluşturabilir.
Sanığın Pişmanlık Göstermemesi ile Susması Aynı Şey Midir?
Hayır.
Sanığın kanuni susma hakkını kullanması, suç işlediğini kabul edip pişman olmadığını göstermez.
Pişmanlıktan söz edilebilmesi için öncelikle kişinin davranışlarının ve somut olayın değerlendirilmesi gerekir.
Susma tek başına pişmanlık bulunmadığının kanıtı değildir.
Susma Hakkı Etkin Pişmanlığı Etkileyebilir Mi?
Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi suç tipine göre farklı şartlara bağlanmıştır.
Bazı suçlarda bilgi verme, suçun ortaya çıkarılmasına katkı sağlama, zararı giderme veya belirli davranışlarda bulunma şartları aranabilir.
Sanık susma hakkını kullanabilir; ancak etkin pişmanlığın kanuni şartlarını yerine getirmemesi halinde ilgili indirimden yararlanamayabilir.
Bu durum susma hakkının cezalandırılması değil, etkin pişmanlık kurumunun kanuni şartlarının gerçekleşmemesidir.
Uyuşturucu Suçlarında Susma Hakkı Kullanılabilir Mi?
Evet.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma veya diğer uyuşturucu suçlarında da şüpheli ve sanığın susma hakkı vardır.
Ancak özellikle uyuşturucu dosyalarında maddenin miktarı, paketlenme şekli, ele geçiriliş biçimi, iletişim kayıtları, para hareketleri, kriminal raporlar ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinden savunma stratejisinin dosyaya özgü belirlenmesi önemlidir.
Hırsızlık Davasında Sanığın Susması Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Hayır.
Hırsızlık suçunda da mahkûmiyet için sanığın suçu işlediğini gösteren yeterli deliller bulunmalıdır.
Kamera görüntüsü, teşhis, parmak izi, ele geçirilen eşya ve tanık anlatımları gibi deliller somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Sanığın susması eksik delili tamamlayan bağımsız bir ispat aracı değildir.
Kamera Görüntüsü Varken Sanığın Susması Nasıl Değerlendirilir?
Kamera görüntüsünün sanığı ve suç eylemini açıkça gösterip göstermediği öncelikle görüntünün kendisi üzerinden değerlendirilmelidir.
Sanığın görüntü hakkında açıklama yapmaması görüntünün delil değerini kendiliğinden artırmaz.
Mahkeme görüntünün kalitesini, kişinin teşhis edilebilirliğini, zaman ve yer bilgilerini ve diğer delillerle uyumunu incelemelidir.
DNA Delili Varken Susmak Ne Anlama Gelir?
DNA bulgusunun varlığı sanığın susmasından bağımsız olarak değerlendirilmelidir.
DNA’nın nereden, nasıl ve hangi koşullarda elde edildiği ile suçla bağlantısının ne olduğu araştırılır.
Sanığın DNA bulgusuna açıklama getirmemesi tek başına suçun bütün unsurlarının ispatlandığı anlamına gelmez.
Parmak İzi Bulunduğunda Sanık Susarsa Suçlu Sayılır Mı?
Hayır.
Parmak izinin bulunduğu yer, eşyanın niteliği, sanığın o yere daha önce meşru şekilde erişme ihtimali ve izin ne zaman bırakılmış olabileceği değerlendirilmelidir.
Sanığın açıklama yapmaması bu incelemenin yerine geçmez.
HTS Kaydı Varken Susmak Mahkûmiyet İçin Yeterli Midir?
Hayır.
HTS kayıtlarının neyi gösterdiği öncelikle teknik ve hukuki olarak değerlendirilmelidir.
Telefonlar arasındaki iletişim veya baz istasyonu verileri tek başına konuşmanın içeriğini veya suçun işlendiğini her durumda göstermez.
Sanığın HTS kayıtlarına açıklama getirmemesi de otomatik mahkûmiyet sonucu doğurmaz.
Sanık Aleyhindeki Deliller Çok Güçlüyse Susma Hakkı Ortadan Kalkar Mı?
Hayır.
Deliller ne kadar güçlü olursa olsun sanığın susma hakkı devam eder.
Güçlü deliller mahkeme tarafından kendi ispat değerleri üzerinden değerlendirilir.
Sanığın susması hakkın varlığını ortadan kaldırmaz.
Sanık Beraat Edebilmek İçin Konuşmak Zorunda Mıdır?
Hayır.
Sanığın beraat edebilmesi için mutlaka alternatif bir olay anlatımı sunması gerekmez.
İddia makamının sanığın suçluluğunu yeterli şekilde ispatlayamaması halinde sanığın ayrıntılı savunma yapmamış olması mahkûmiyet için yeterli değildir.
Ceza muhakemesinde sanığın masumiyetini ispatlaması değil, suçluluğunun ispatlanması gerekir.
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Susma Hakkında da Geçerli Midir?
Evet.
Dosyadaki deliller değerlendirildikten sonra sanığın suçu işlediği konusunda giderilemeyen makul şüphe bulunuyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.
Sanığın susması, mevcut şüpheyi otomatik biçimde ortadan kaldıran bir delil değildir.
Sanığın Susması Delil Yetersizliğini Giderebilir Mi?
Hayır.
Bu ceza yargılamasında özellikle önem taşıyan noktadır.
İddia makamının delilleri suçun sanık tarafından işlendiğini kanıtlamaya yeterli değilse sanığın susması eksik ispatı tamamlayamaz.
Mahkûmiyet varsayıma değil, hukuka uygun ve yeterli delillere dayanmalıdır.
Mahkeme Gerekçeli Kararda Sanığın Sustığını Yazabilir Mi?
Mahkeme yargılama sürecini açıklarken sanığın susma hakkını kullandığını belirtebilir.
Ancak bu olgunun suçluluğun temel kanıtı haline getirilmesi farklı bir meseledir.
Gerekçeli kararın bütününe bakıldığında mahkûmiyetin sanığın susmasına değil hukuka uygun delillere dayanması gerekir.
Mahkeme Susmayı “Hayatın Olağan Akışına Aykırı” Sayabilir Mi?
Sanığın kanuni hakkını kullanması sırf bu nedenle hayatın olağan akışına aykırı bir davranış olarak kabul edilmemelidir.
Ceza muhakemesinde “hayatın olağan akışı” gibi değerlendirmeler kanunda tanınmış savunma haklarını ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz.
Sanığın suçluluğu somut deliller üzerinden belirlenmelidir.
Susma Hakkının Aleyhe Kullanılması İstinaf Sebebi Olabilir Mi?
Mahkûmiyet kararının esaslı biçimde sanığın susmasına dayandırıldığı düşünülüyorsa bu husus istinaf incelemesinde ileri sürülebilir.
Savunma hakkı, masumiyet karinesi, ispat yükü ve gerekçeli karar bakımından hukuka aykırılık iddiasında bulunulabilir.
Somut kararın gerekçesi bütün olarak değerlendirilmelidir.
Susma Hakkının Aleyhe Kullanılması Temyiz Sebebi Olabilir Mi?
Temyize tabi bir hüküm söz konusuysa ve mahkûmiyetin hukuka aykırı biçimde susma hakkının kullanılmasına dayandırıldığı ileri sürülüyorsa bu durum temyiz denetiminde hukuki sorun olarak gündeme getirilebilir.
Özellikle mahkûmiyet için başka yeterli delil bulunmadığı halde sanığın susmasına belirleyici önem verilmiş olması savunma bakımından önemlidir.
Susma Hakkının İhlali Anayasa Mahkemesine Taşınabilir Mi?
Olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra somut olayın koşullarına göre adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve masumiyet karinesi kapsamında bireysel başvuru gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesi, susma hakkı ve kişinin kendi aleyhine tanıklık etmeme hakkını adil yargılanma hakkının temel güvenceleriyle bağlantılı olarak değerlendirmektedir.
Anayasa Mahkemesinin Susma Hakkına Yaklaşımı Nedir?
Anayasa Mahkemesi kararlarında susma hakkının ve kişinin kendi aleyhine tanıklık etmeme hakkının, kişinin sorulara cevap vermeyi reddettiği için mahkûm edilememesini ve iradesi dışında baskıyla kendisini suçlayıcı delil üretmeye zorlanmamasını güvence altına aldığı vurgulanmaktadır.
Mahkeme bu hakların masumiyet karinesiyle yakın bağlantısını da kabul etmektedir.
Bu nedenle suç isnadının sanığın iradesine aykırı şekilde elde edilen beyanlara veya sırf susmasına dayanılarak ispatlanması adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabilir.
Susma Hakkı Mutlak Bir Hak Mıdır?
Kişinin açıklamada bulunmama ve kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmama hakkı ceza muhakemesinin temel güvencelerindendir.
Ancak özellikle AİHM içtihadında susmanın delillerin değerlendirilmesindeki etkisi bakımından hakkın sonuçları mutlak biçimde yorumlanmamaktadır.
Buna rağmen tartışmasız temel sınır şudur:
Bir kişi yalnızca susmayı tercih ettiği için mahkûm edilemez.
Kendi Aleyhine Tanıklık Etmeme Hakkı Nedir?
Bu hak kişinin suç isnadı karşısında kendi mahkûmiyetine hizmet edecek açıklamalarda bulunmaya zorlanmamasını ifade eder.
Savcılık makamının esas görevi, sanığın iradesini zorlayarak kendisinden suçlayıcı delil üretmesini sağlamak değil, suçlamayı sanığın iradesinden bağımsız hukuka uygun delillerle ispatlamaktır.
Susma hakkı bu daha geniş güvencenin önemli bir parçasıdır.
Susma Hakkı ile Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkı Arasında Bağlantı Var Mıdır?
Evet.
Özellikle soruşturmanın ilk aşamasında şüphelinin hangi açıklamaların kendisi açısından hukuki sonuç doğurabileceğini değerlendirmesi zor olabilir.
Bu nedenle müdafi yardımından yararlanma hakkı, susma ve kendisini suçlamama hakkının etkili biçimde kullanılmasında önemli bir güvence oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi de ilk sorgulama aşamasından itibaren avukata erişimin bu hakların etkili korunması bakımından önemini vurgulamaktadır.
Avukatsız İfade ve Susma Hakkı Birlikte Nasıl Değerlendirilir?
Şüphelinin müdafi yardımından yararlanma imkânı bulunmadan kendisini suçlayıcı açıklamalarda bulunması halinde yargılamanın bütünü bakımından savunma hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilir.
Özellikle avukata erişimin engellendiği, kişinin haklarının etkili şekilde anlatılmadığı ve bu sırada alınan ikrarın mahkûmiyetin belirleyici delili olarak kullanıldığı durumlar ciddi hak ihlali sorunları doğurabilir.
Susma Hakkı Ne Zaman Kullanılmalıdır?
Bunun bütün ceza dosyaları için geçerli tek bir cevabı yoktur.
Bazı dosyalarda susmak savunma bakımından daha güvenli olabilirken bazı dosyalarda olayın başında yapılacak açık ve belgelerle desteklenmiş bir savunma kişinin lehine olabilir.
Dosyadaki delillerin niteliği, isnat edilen suç, kişinin olayla bağlantısı ve sunulabilecek karşı deliller değerlendirilmeden otomatik bir strateji belirlenmemelidir.
Ceza Davasında Susma Hakkı Kullanılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Susma hakkı bir suçluluk göstergesi değil savunma hakkıdır.
Bununla birlikte ceza dosyasındaki ilk ifade ilerleyen aşamalarda önem taşıyabileceğinden şüpheli veya sanığın hangi konuda açıklama yapacağı, hangi delilleri sunacağı ve hangi sorulara cevap vereceği mümkünse dosyanın özellikleri değerlendirilerek belirlenmelidir.
Özellikle ağır ceza soruşturmalarında müdafi yardımı alınması savunmanın doğru kurulması bakımından önem taşır.
Sonuç
Ceza davasında susma hakkının kullanılması tek başına sanık aleyhine suçluluk delili olarak değerlendirilemez.
Susma hakkı, CMK m.147’de açıkça güvence altına alınmış kanuni bir hak olup Anayasa’nın 38. maddesindeki kişinin kendisini suçlayan beyanda bulunmaya veya bu yönde delil göstermeye zorlanamaması güvencesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Sanığın susması suçluluk ikrarı değildir.
Sanık yalnızca sustuğu için mahkûm edilemez, yalnızca susma hakkını kullandığı için daha ağır cezalandırılamaz ve susması iddia makamının ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Ceza yargılamasında suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun ve yeterli delillerle ortaya konulması gerekir.
Sanığın savunma yapmaması, dosyadaki eksik delilleri tamamlayan bağımsız bir mahkûmiyet delili değildir.
Bununla birlikte AİHM içtihadı bakımından daha nüanslı bir değerlendirme bulunmaktadır. Sanık aleyhinde bağımsız, güçlü ve açıkça açıklama gerektiren delillerin bulunduğu istisnai durumlarda sanığın açıklama yapmaması, mevcut delillerin bütünü değerlendirilirken belirli ölçüde dikkate alınabilir. Ancak mahkûmiyet yalnızca veya esaslı biçimde sanığın susmasına dayandırılamaz.
Sanığın kollukta susması daha sonra savcılıkta veya mahkemede savunma yapmasına engel değildir. Aynı şekilde sanık bazı sorulara cevap verirken bazı sorular bakımından açıklamada bulunmamayı tercih edebilir.
Susma hakkı ile çelişkili savunma da birbirinden ayrılmalıdır. Sanığın hiç açıklama yapmaması kanuni hakkın kullanılmasıdır; farklı aşamalarda birbirinden farklı maddi olay anlatımları sunması ise mahkemenin delilleri değerlendirirken dikkate alabileceği ayrı bir konudur.
Özellikle mahkûmiyet kararında “sanık suçlamaya açıklama getirememiştir”, “susmayı tercih etmiştir” veya “masum olsaydı açıklama yapması beklenirdi” biçimindeki değerlendirmelere belirleyici önem verilmişse kararın masumiyet karinesi, susma hakkı, kişinin kendisini suçlamama hakkı ve ispat yükü bakımından ayrıca incelenmesi gerekir.
Sonuç olarak ceza muhakemesindeki temel ilke şudur:
Sanık konuşmak zorunda değildir; suçsuzluğunu ispatlamak zorunda değildir. Suçluluğu, sanığın susmasından değil hukuka uygun delillerden ortaya çıkmalıdır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması ve kovuşturması, şüpheli ve sanık müdafiliği, ifade ve sorgu işlemleri, susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı, tutuklama ve adli kontrol, delillerin hukuka uygunluğu, ağır ceza davaları, istinaf ve temyiz başvuruları ve diğer ceza hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
