İcra Takibinde Borçlunun Marka ve Patent Haklarına Haciz Konulabilir Mi?

İcra takiplerinde borçlunun malvarlığının araştırılması, alacağın tahsil edilebilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada çoğunlukla banka hesapları, taşınmazlar, araçlar ve üçüncü kişilerdeki alacaklar üzerinde haciz işlemleri gerçekleştirilmektedir. Ancak borçlunun ekonomik değer taşıyan malvarlığı yalnızca bu unsurlardan oluşmamaktadır.

Özellikle ticari faaliyet gösteren şirketlerin ve girişimcilerin sahip olduğu marka, patent, tasarım ve faydalı model hakları da önemli ekonomik değerler oluşturabilir.

Bir şirketin adına kayıtlı taşınmazı veya aracı bulunmasa dahi uzun yıllardır kullandığı ticari markasının yüksek piyasa değerine sahip olması mümkündür. Benzer şekilde patentle korunan bir buluş, lisans sözleşmeleri veya üretim faaliyetleri aracılığıyla gelir sağlayabilir.

Bu durumda alacaklıların, borçlunun marka ve patent haklarına haciz konulmasını talep edip edemeyeceği gündeme gelmektedir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi uyarınca marka ve patent hakları haczedilebilir. Bu haklar, işletmeden bağımsız olarak hacze konu edilebilir ve kanuni koşulların bulunması hâlinde cebrî icra yoluyla satılabilir.

Ancak marka ve patent haklarının haczi, fiziki malların haczinden farklı usul ve değerlendirmeler gerektirir. Özellikle Türk Patent ve Marka Kurumu sicilindeki kayıtlar, hakkın geçerlilik süresi, mevcut lisans ve rehinler, değer tespiti ve satış işlemleri önem taşımaktadır.

Marka Hakkı Nedir?

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 4. maddesinde marka olabilecek işaretler düzenlenmiştir.

Markalar sözcüklerden, kişi adlarından, şekillerden, renklerden, harflerden, sayılardan ve kanuni koşulları taşıyan diğer işaretlerden oluşabilir.

Tescilli marka hakkı, sahibine belirli mal veya hizmetler bakımından hukuki koruma sağlar.

Özellikle ticari faaliyetlerde kullanılan ve tüketiciler tarafından tanınan markaların önemli ekonomik değer taşıması mümkündür.

Bu nedenle marka hakkı, icra takibinde haczedilebilecek malvarlığı unsurları arasında yer almaktadır.

Patent Hakkı Nedir?

Patent, kanuni koşulları taşıyan bir buluş üzerinde hak sahibine belirli süreyle koruma sağlayan sınai mülkiyet hakkıdır.

Patent sahibi, koruma kapsamındaki buluşun üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılmasını önlemeye yönelik haklara sahip olabilir.

Bunun yanında patent hakkı devredilebilir, lisans sözleşmesine konu edilebilir ve ekonomik gelir sağlayabilir.

Özellikle sanayi, teknoloji, üretim ve mühendislik alanlarında kullanılan patentlerin önemli ekonomik değer taşıması mümkündür.

Bu nedenle patent hakkı da haczedilebilir malvarlığı hakları arasında bulunmaktadır.

İcra Takibinde Borçlunun Marka ve Patent Haklarına Haciz Konulabilir Mi?

Borçlunun adına kayıtlı marka ve patent haklarına haciz konulması mümkündür.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesinde sınai mülkiyet haklarının haczedilebileceği açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle borçlunun marka veya patent hakkının bulunması hâlinde alacaklı, icra dosyası üzerinden bu hakların haczedilmesini talep edebilir.

Ancak haciz işleminin uygulanabilmesi için ilgili hakkın borçluya ait olması ve hukuken mevcut bulunması gerekir.

Özellikle marka veya patentin başka bir kişiye devredilmiş olması, koruma süresinin sona ermesi ya da hak üzerinde üçüncü kişilerin ayni haklarının bulunması önem taşımaktadır.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. Maddesi Ne Düzenliyor?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi, sınai mülkiyet haklarının hukuki işlemlere konu edilmesini düzenlemektedir.

Maddede sınai mülkiyet haklarının devredilebileceği, miras yoluyla intikal edebileceği, lisans konusu olabileceği, rehin verilebileceği, teminat olarak gösterilebileceği ve haczedilebileceği belirtilmiştir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında bu işlemlerin işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebileceği düzenlenmiştir.

Dolayısıyla borçlunun işletmesinin tamamının haczedilmesi gerekmeksizin, kendisine ait marka veya patent hakkı üzerinde ayrıca haciz işlemi yapılabilir.

Marka Hakkı İşletmeden Bağımsız Olarak Haczedilebilir Mi?

Marka hakkının işletmeden bağımsız olarak haczedilmesi mümkündür.

Örneğin borçluya ait bir şirketin faaliyetlerini sürdürdüğü iş yeri, makineleri ve diğer ticari malvarlığı unsurları bulunabilir.

Ancak alacaklı, şirketin bütün malvarlığını haczettirmek yerine ekonomik değeri bulunan tescilli markasının haczini talep edebilir.

Bu durumda marka hakkı, işletmeden ayrı bir malvarlığı unsuru olarak değerlendirilebilir.

Ancak marka hakkının satışında mevcut lisanslar, tescil kapsamı ve üçüncü kişilerin hakları önem taşımaktadır.

Patent Hakkı İşletmeden Bağımsız Haczedilebilir Mi?

Patent hakkı da işletmeden bağımsız olarak haczedilebilir.

Özellikle borçlunun sahip olduğu patentin belirli bir üretim tesisinde kullanılması, patent hakkının mutlaka o tesisle birlikte haczedilmesini gerektirmez.

Patent hakkının kendisi bağımsız bir ekonomik değer oluşturabilir.

Ancak patentin kullanılabilmesi için gerekli teknik altyapının bulunup bulunmaması, patentin piyasa değerini etkileyebilir.

Şirket Adına Tescilli Markaya Şirketin Borcu Nedeniyle Haciz Konulabilir Mi?

Borçlu şirket adına tescilli bir marka bulunması hâlinde, şirketin icra borcu nedeniyle bu marka hakkına haciz konulması mümkündür.

Örneğin limited şirketin tescilli markası bulunuyor ve şirket hakkında kesinleşmiş bir icra takibi yürütülüyorsa, alacaklı şirketin marka hakkının haczedilmesini talep edebilir.

Ancak markanın gerçekten takip borçlusu şirkete ait olması gerekir.

Şirketin yalnızca başka bir kişiye ait markayı lisans sözleşmesiyle kullanması durumunda, marka mülkiyetinin doğrudan şirkete ait olduğu kabul edilemez.

Şirket Ortağının Kişisel Borcu Nedeniyle Şirketin Markasına Haciz Konulabilir Mi?

Şirket ortağının kişisel borcu ile şirketin borcu birbirinden farklıdır.

Özellikle limited şirket ve anonim şirketler, ortaklarından ayrı tüzel kişiliğe sahiptir.

Bu nedenle şirket ortağının kişisel borcu nedeniyle şirket adına kayıtlı markanın doğrudan haczedilmesi kural olarak mümkün değildir.

Ancak borçlu ortağın şirketteki payı veya şirketten doğan haczedilebilir alacakları ayrı bir değerlendirme konusudur.

Şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu unutulmamalıdır.

Borçlunun Kendi Adına Tescilli Markasına Haciz Konulabilir Mi?

Gerçek kişi adına tescilli bir marka, kişinin ekonomik değer taşıyan malvarlığı hakları arasında yer alabilir.

Bu nedenle borçlunun kendi adına tescilli marka hakkına haciz konulması mümkündür.

Özellikle şahıs işletmesi işleten kişilerin marka hakları, ticari faaliyetlerinden bağımsız olarak malvarlığı değeri oluşturabilir.

Ancak haciz işlemi gerçekleştirilirken markanın hukuken mevcut ve borçlu adına kayıtlı olup olmadığı araştırılmalıdır.

Türk Patent ve Marka Kurumundan Borçlunun Marka ve Patentleri Nasıl Araştırılır?

Borçlunun marka ve patent haklarının tespitinde Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları önem taşımaktadır.

Özellikle marka tescil numarası, patent başvuru veya tescil numarası, hak sahibi bilgileri ve sicilde bulunan hukuki işlemler araştırılabilir.

Alacaklı, icra dosyası üzerinden borçlu adına kayıtlı sınai mülkiyet haklarının belirlenmesini ve uygun haciz işlemlerinin gerçekleştirilmesini talep edebilir.

Ancak hak sahipliği araştırmasında yalnızca ticari unvana benzer marka adlarının bulunması yeterli değildir.

Marka veya patentin hukuken kime ait olduğunun sicil kayıtları üzerinden belirlenmesi gerekir.

Marka ve Patent Haczi Türk Patent ve Marka Kurumu Siciline İşlenir Mi?

Marka ve patent haczinin sicile kaydedilmesi önem taşımaktadır.

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 126. maddesinde marka, tasarım ve patentin işletmeden bağımsız olarak haczedilebileceği düzenlenmiştir.

Aynı maddede haczin sicile kaydedileceği ve Bültende yayımlanacağı belirtilmiştir.

Bu nedenle icra müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen haczin Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına işlenmesi, işlemin hukuki sonuçları bakımından önemlidir.

Marka Haczi İçin Türk Patent ve Marka Kurumuna Müzekkere Gönderilebilir Mi?

Alacaklı, icra dosyası üzerinden borçluya ait markanın haczini talep ederek Türk Patent ve Marka Kurumuna gerekli bildirimin yapılmasını isteyebilir.

Bu kapsamda marka tescil bilgileri, hak sahibi ve mevcut sicil kayıtları önem taşımaktadır.

Haciz bildiriminin ilgili hakla doğru biçimde ilişkilendirilmesi gerekir.

Özellikle birden fazla marka veya aynı markanın farklı sınıflarda tescilli olması hâlinde haczin kapsamı açık biçimde belirlenmelidir.

Patent Haczi İçin Türk Patent ve Marka Kurumuna Yazı Gönderilebilir Mi?

Borçluya ait patent hakkının haczi bakımından da Türk Patent ve Marka Kurumu sicili önem taşımaktadır.

Alacaklı, icra müdürlüğünden patent hakkının haczedilmesini ve ilgili sicil işlemlerinin gerçekleştirilmesini talep edebilir.

Ancak patentin başvuru aşamasında mı yoksa tescilli durumda mı olduğu, hak sahipliği ve varsa rehin veya lisans kayıtları araştırılmalıdır.

Henüz Tescil Edilmemiş Marka Başvurusu Haczedilebilir Mi?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, maddede düzenlenen hukuki işlemlere ilişkin hükümler sınai mülkiyet hakkı başvurularına da uygulanmaktadır.

Bu nedenle henüz tescil edilmemiş marka başvurusu da haciz bakımından değerlendirilebilir.

Ancak marka başvurusunun henüz tescilli marka hakkı ile aynı hukuki durumda olmadığı unutulmamalıdır.

Başvurunun reddedilmesi, geri çekilmesi veya işlemden kaldırılması gibi ihtimaller ekonomik değeri etkileyebilir.

Patent Başvurusu Haczedilebilir Mi?

Patent başvurusu da Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında hacze konu olabilir.

Ancak patent başvurusunun tescille sonuçlanacağı kesin değildir.

Bu nedenle patent başvurusunun haczi ile tescilli patent hakkının haczi arasında ekonomik değer ve hukuki risk bakımından farklılıklar bulunmaktadır.

Özellikle başvurunun inceleme aşaması ve tescil ihtimali, değer tespitinde önem taşımaktadır.

Faydalı Model Hakkına Haciz Konulabilir Mi?

Faydalı model hakkı da sınai mülkiyet hakları arasında yer almaktadır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi kapsamında faydalı model hakkının haczi mümkündür.

Ancak faydalı modelin koruma süresi, hukuki durumu ve ekonomik değeri araştırılmalıdır.

Özellikle faydalı modelin tescilli olması veya başvuru aşamasında bulunması, haciz işleminin değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.

Tasarım Hakkına Haciz Konulabilir Mi?

Borçluya ait tasarım hakkı da haczedilebilir.

Özellikle sanayi ürünleri, mobilya, tekstil, ambalaj ve diğer ticari alanlarda kullanılan tasarımlar önemli ekonomik değer taşıyabilir.

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 126. maddesinde tasarım hakkının da işletmeden bağımsız olarak haczedilebileceği açıkça belirtilmiştir.

Ancak tasarımın hukuki koruma durumu ve hak sahipliği araştırılmalıdır.

Coğrafi İşaret Hakkına Haciz Konulabilir Mi?

Coğrafi işaretler bakımından marka ve patent haklarından farklı bir düzenleme bulunmaktadır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesinde coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı haklarının hacze konu olamayacağı açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle coğrafi işaret hakkının kendisi, marka veya patent hakkı gibi haczedilemez.

Ancak coğrafi işaretle bağlantılı ticari faaliyetlerden doğan bağımsız parasal alacakların haczedilebilirliği ayrı bir hukuki konudur.

Marka ve Patent Hakları İcra Yoluyla Satılabilir Mi?

Marka ve patent hakları haczedilebildiği gibi kanuni koşulların bulunması hâlinde cebrî icra yoluyla satılabilir.

Ancak bu haklar fiziki mallardan farklı ekonomik özellikler taşımaktadır.

Özellikle marka hakkının satışında markanın tanınmışlığı, kullanım alanı, tescil kapsamı ve ticari değeri önem taşımaktadır.

Patent hakkının satışında ise buluşun teknolojik niteliği, koruma süresi, lisans sözleşmeleri ve ticari uygulanabilirliği değerlendirilmelidir.

Bu nedenle satış öncesinde uygun değer tespiti yapılması önemlidir.

Marka Hakkının Değeri Nasıl Belirlenir?

Marka hakkının değeri belirlenirken markanın ticari faaliyetlerdeki kullanımı, tanınmışlığı, gelir oluşturma kapasitesi ve tescil kapsamı dikkate alınabilir.

Özellikle uzun yıllardır kullanılan ve belirli müşteri kitlesine sahip markaların önemli ekonomik değer taşıması mümkündür.

Ancak marka tescil belgesinin bulunması, markanın mutlaka yüksek değerde olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle marka değerinin belirlenmesinde somut ekonomik veriler ve gerektiğinde uzman incelemesi önem taşımaktadır.

Patent Hakkının Değeri Nasıl Belirlenir?

Patent hakkının değerinin belirlenmesinde buluşun teknik özellikleri, ekonomik kullanım imkânları ve koruma süresi önem taşımaktadır.

Özellikle patentin lisans geliri sağlayıp sağlamadığı, üretimde kullanılıp kullanılmadığı ve piyasadaki ticari karşılığı araştırılabilir.

Bunun yanında patentin geçerliliğine yönelik uyuşmazlıkların bulunması da değer tespitini etkileyebilir.

Bu nedenle patentin ekonomik değeri yalnızca tescil belgesine bakılarak belirlenemez.

Marka ve Patent Haklarının Satışında Bilirkişi İncelemesi Yapılabilir Mi?

Marka ve patent haklarının ekonomik değerinin belirlenmesi teknik ve ticari uzmanlık gerektirebilir.

Bu nedenle icra işlemlerinde gerektiğinde bilirkişi incelemesine başvurulması mümkündür.

Özellikle marka değerlemesi, patentin teknik niteliği ve ticari gelir potansiyeli gibi hususlar uzman incelemesiyle değerlendirilebilir.

Ancak bilirkişi raporunun somut verilere dayanması ve hakkın mevcut hukuki durumunu dikkate alması önemlidir.

Marka ve Patent Hakkı Üzerinde Rehin Varsa Haciz Konulabilir Mi?

Borçluya ait marka veya patent hakkı üzerinde rehin bulunması, bu hakkın haczedilemeyeceği anlamına gelmez.

Ancak rehinli alacaklının hakları ve alacaklıların öncelik sırası önem taşımaktadır.

Özellikle satış bedelinin hangi alacaklıya hangi sırayla ödeneceği, ilgili icra ve rehin hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu nedenle marka veya patent üzerinde haciz talep edilmeden önce mevcut sicil kayıtlarının araştırılması önemlidir.

Marka ve Patent Lisans Gelirlerine Haciz Konulabilir Mi?

Borçlunun marka veya patent hakkını üçüncü kişilere lisans sözleşmesiyle kullandırması sonucunda lisans bedeli alacağı doğabilir.

Bu durumda lisans bedeli, marka veya patent hakkının kendisinden ayrı bir parasal alacak niteliğindedir.

Örneğin borçlu şirketin markasını başka bir şirkete yıllık 1.000.000 TL lisans bedeli karşılığında kullandırması hâlinde, lisans sözleşmesinden doğan alacağın haczi gündeme gelebilir.

Bu nedenle alacaklı, yalnızca marka veya patent hakkının haczini değil, bu haklardan kaynaklanan parasal alacakların haczini de değerlendirebilir.

Marka Lisans Bedeline İİK 89/1 Haciz İhbarnamesi Gönderilebilir Mi?

Borçlunun üçüncü kişiden olan marka lisans bedeli alacağı, İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında hacze konu olabilir.

Bu durumda lisans alan kişi veya şirket üçüncü kişi konumundadır.

Alacaklı, icra müdürlüğünden borçlunun lisans sözleşmesinden kaynaklanan haczedilebilir alacaklarının haczini talep edebilir.

Ancak lisans bedelinin gerçekten doğmuş olması, ödeme koşulları ve üçüncü kişinin borçluya karşı yükümlülüğü önem taşımaktadır.

Patent Lisans Gelirlerine Haciz Konulabilir Mi?

Patent lisans sözleşmelerinden doğan parasal alacaklar da haczedilebilir.

Özellikle patentin ticari kullanımından düzenli gelir elde eden borçlular bakımından lisans bedellerinin haczi önemli bir tahsil imkânı oluşturabilir.

Ancak lisans sözleşmesinin kapsamı, ödeme dönemleri ve alacağın doğum koşulları değerlendirilmelidir.

Marka ve Patent Haczi Hakkın Devredilmesini Engeller Mi?

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 126. maddesinde marka, tasarım ve patentin haczinin bu hakların devrine engel olmadığı düzenlenmiştir.

Bu nedenle marka veya patent üzerinde haciz bulunması, her durumda hakkın devredilmesini tamamen yasaklamaz.

Ancak hacizden sonra gerçekleştirilen devir işlemleri, mevcut haciz alacaklısının haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle hacizli marka veya patentin devri sırasında sicil kayıtları ve haczin hukuki sonuçları dikkate alınmalıdır.

Hacizli Marka Üçüncü Kişiye Devredilirse Ne Olur?

Hacizli marka hakkının üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, mevcut haczin alacaklı bakımından doğurduğu sonuçlar önem taşımaktadır.

Markanın devredilmiş olması, haczin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Özellikle devralan kişinin sicildeki haciz kaydını bilip bilmediği ve devrin hangi tarihte gerçekleştirildiği değerlendirilmelidir.

Bu nedenle hacizli marka devrinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin dikkatle incelenmesi gerekir.

Hacizli Patent Üçüncü Kişiye Satılabilir Mi?

Patent hakkının üzerinde haciz bulunması, ilgili yönetmelik hükmü gereğince devri kendiliğinden yasaklamaz.

Ancak mevcut haciz nedeniyle alacaklının hakları korunmalıdır.

Bu nedenle patentin üçüncü kişiye devredilmesi, haczin hukuki sonuçları ortadan kaldırılmadan alacaklıya karşı ileri sürülemeyebilir.

Marka veya Patent Haczedildikten Sonra Koruma Süresi Dolarsa Ne Olur?

Marka ve patent haklarının belirli koruma süreleri bulunmaktadır.

Marka hakkı bakımından koruma süresi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca başvuru tarihinden itibaren on yıldır ve kanuni koşullarla yenilenebilir.

Patent hakkının koruma süresi ise ilgili kanuni düzenlemelere tabidir.

Haciz işlemi, marka veya patentin koruma süresinin kendiliğinden uzamasını sağlamaz.

Bu nedenle hacizli hakkın devamı için gerekli işlemlerin yerine getirilmesi önem taşımaktadır.

Hacizli Markanın Yenileme Ücreti Ödenmezse Ne Olur?

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 126. maddesinde haczin, hakkın devamı için gerekli ücretlerin yatırılmaması veya belgelerin süresinde gönderilmemesi nedeniyle hakkın sona ermesine engel olmadığı belirtilmiştir.

Dolayısıyla marka üzerinde haciz bulunması, yenileme yükümlülüklerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Markanın koruma süresinin sona ermesi, haczedilen hakkın ekonomik değerini ortadan kaldırabilir.

Bu nedenle haciz alacaklısının marka hakkının güncel durumunu takip etmesi önemlidir.

Borçlu Marka veya Patent Hakkından Vazgeçebilir Mi?

Marka veya patent hakkından vazgeçilmesi, ilgili kanuni koşullara tabidir.

Özellikle marka hakkından vazgeçilmesinde 6769 sayılı Kanun’un 28. maddesi ve sicilde kayıtlı hak sahiplerinin durumları önem taşımaktadır.

Bunun yanında hacizli bir hakkın borçlu tarafından sona erdirilmeye çalışılması, icra alacaklısının hakları bakımından uyuşmazlık doğurabilir.

Bu nedenle vazgeçme işleminin geçerliliği ve hacze etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.

Marka ve Patent Haklarına Konulan Haciz Nasıl Kaldırılır?

Marka veya patent hakkına konulan haczin kaldırılması, icra dosyasının durumuna ve haczin hukuki dayanağına göre değerlendirilir.

Özellikle borcun tamamen ödenmesi, haczin hukuka aykırı olması veya haczin devamını gerektiren koşulların ortadan kalkması hâlinde haczin kaldırılması gündeme gelebilir.

Ancak haczin kaldırılması işleminin Türk Patent ve Marka Kurumu siciline yansıtılması da önem taşımaktadır.

Marka ve Patent Haczine Karşı İcra Mahkemesine Şikâyet Edilebilir Mi?

İcra müdürlüğünün marka veya patent hakkına ilişkin haciz işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında şikâyet yoluna başvurulması gündeme gelebilir.

Özellikle hakkın takip borçlusuna ait olmaması, haczin kapsamının hatalı belirlenmesi veya kanuni usule aykırılık bulunması hâlinde şikâyet değerlendirilmelidir.

Kural olarak icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikâyet süresi öğrenmeden itibaren yedi gündür.

Ancak uyuşmazlığın niteliğine göre üçüncü kişilerin hak sahipliği iddiaları ve farklı dava yolları da gündeme gelebilir.

Marka ve Patent Haklarının Haczinde Hangi Mevzuat Uygulanır?

Marka ve patent haklarının haczinde öncelikle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi önem taşımaktadır.

Bunun yanında Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 126. maddesi, marka, tasarım ve patent haczinin sicile kaydedilmesi ve haczin diğer hukuki sonuçlarını düzenlemektedir.

Haczin gerçekleştirilmesi, kıymet takdiri, satış ve şikâyet işlemlerinde ise İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır.

Bu nedenle marka ve patent haklarının haczinde sınai mülkiyet mevzuatı ile icra hukuku hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

İcra takibinde borçlunun marka ve patent haklarına haciz konulması mümkündür.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi uyarınca marka, patent, tasarım ve faydalı model gibi sınai mülkiyet hakları, kanuni koşulların bulunması hâlinde hacze konu olabilir.

Bu haklar işletmeden bağımsız olarak haczedilebilir.

Marka ve patent haczinin Türk Patent ve Marka Kurumu siciline kaydedilmesi ve Bültende yayımlanması önem taşımaktadır.

Bunun yanında marka ve patent haklarının cebrî icra yoluyla satılması mümkündür. Ancak satış öncesinde hakkın ekonomik değerinin belirlenmesi ve mevcut rehin, lisans ve diğer hukuki kayıtların araştırılması gerekir.

Özellikle borçlunun marka veya patent hakkından düzenli lisans geliri elde etmesi hâlinde, bu gelirlerin ayrıca haczedilmesi gündeme gelebilir.

Ancak coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakları, 6769 sayılı Kanun’un 148. maddesi uyarınca hacze konu olamaz.

Sonuç olarak marka ve patent haklarının haczinde en önemli husus, borçlunun sınai mülkiyet haklarının doğru tespit edilmesi, haczin ilgili sicile işlenmesi, hakkın ekonomik değerinin belirlenmesi ve icra işlemlerinin mevzuata uygun biçimde yürütülmesidir.

Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir İcra Avukatı – Hukuki Destek

İcra takiplerinde marka haczi, patent haczi, tasarım hakkının haczi, faydalı model haczi, Türk Patent ve Marka Kurumu siciline haciz kaydı, marka ve patent haklarının icra yoluyla satışı, marka lisans gelirlerinin haczi, patent lisans alacaklarının haczi, haczin kaldırılması ve alacak tahsili konularında somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.

Esenyurt icra avukatı, Beylikdüzü icra avukatı, Bahçeşehir icra avukatı ve Büyükçekmece icra avukatı arayışında olan kişiler bakımından, borçlunun marka ve patent haklarının araştırılması ve haciz işlemlerinin hukuka uygun biçimde yürütülmesi önemlidir.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde icra takibi, marka ve patent haczi, sınai mülkiyet haklarının haczi, marka ve patent haklarının satışı, lisans alacaklarının haczi, haczin kaldırılması ve icra hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

About the Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like these