Ceza Davasında Susma Hakkı Nedir?

Susma hakkı, şüpheli veya sanığın kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmama, soruları cevaplandırmama ve kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaktan kaçınma hakkıdır.

Ceza muhakemesinde sanık, suçlamalara cevap vermek zorunda değildir. Suç isnadının ispat edilmesi, iddia makamının sorumluluğundadır.

Bu nedenle sanığın susması, savunma hakkından vazgeçtiği veya kendisine yöneltilen suçlamayı kabul ettiği anlamına gelmez.

Susma hakkı yalnızca kovuşturma aşamasında değil, soruşturma aşamasında da kullanılabilir.

Ceza Davasında Sanığın Susma Hakkını Kullanması Aleyhine Delil Sayılabilir Mi?

Sanığın susma hakkını kullanması, tek başına aleyhine delil sayılamaz ve mahkûmiyet kararının dayanağı yapılamaz.

Sanığın suçlamaya cevap vermemesi, suçun işlendiğini veya suçlamanın doğru olduğunu göstermez.

Örneğin hırsızlık suçundan yargılanan sanığın olay hakkında açıklama yapmaması, hırsızlık fiilini gerçekleştirdiğinin ispatı olarak kabul edilemez.

Mahkemenin mahkûmiyet kararı verebilmesi için suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir.

Bununla birlikte susma hakkının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarındaki değerlendirilmesi daha ayrıntılıdır. AİHM, bazı hukuk sistemlerinde mevcut güçlü deliller karşısında açıklama yapılmamasından sınırlı çıkarımlar yapılmasını mutlak biçimde yasaklamamış; ancak susmanın mahkûmiyetin tek veya esaslı dayanağı olamayacağını vurgulamıştır.

Türk ceza muhakemesinde ise sanığın susması, ispat yükünü sanığa geçiren bağımsız bir suçluluk delili olarak kullanılamaz.

Susma Hakkı Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?

Susma hakkının temel hukuki dayanakları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’dir.

Anayasa’nın 38. maddesinin beşinci fıkrasında hiç kimsenin kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya ya da bu yönde delil göstermeye zorlanamayacağı düzenlenmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147/1-e maddesinde ise şüpheli veya sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ayrıca CMK m. 191 kapsamında duruşmada sanığa kanuni hakları hatırlatılır.

Anayasa’nın 38. Maddesi Susma Hakkını Nasıl Korur?

Anayasa’nın 38. maddesi, masumiyet karinesini ve kişinin kendisini suçlamaya zorlanamaması ilkesini güvence altına almaktadır.

Bu düzenlemeye göre sanık, kendisini suçlayabilecek bir açıklama yapmaya zorlanamaz.

Dolayısıyla soruşturma veya kovuşturma makamları, sanığın susmasını cezalandırma gerekçesine dönüştüremez.

Anayasal güvence, yalnızca sanığın ifade vermeyi reddetmesini değil, hukuka aykırı baskılarla kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmasını da yasaklamaktadır.

CMK 147. Maddesine Göre Susma Hakkı Nedir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi, ifade alma ve sorgu işlemlerinde uyulması gereken temel kuralları düzenlemektedir.

CMK m. 147/1-e uyarınca şüpheli veya sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilmelidir.

Bu nedenle kolluk veya Cumhuriyet savcılığı tarafından ifade alınırken şüpheliye susma hakkının hatırlatılması gerekir.

Hakkın bildirilmesi, şüphelinin hangi açıklamaları yapıp yapmayacağına bilinçli biçimde karar verebilmesi bakımından önemlidir.

Susma Hakkı Şüpheliye Hatırlatılmak Zorunda Mıdır?

Evet. Şüpheliye susma hakkının bildirilmesi, CMK m. 147 kapsamında kanuni bir yükümlülüktür.

İfade alma işleminde şüpheliye yüklenen suç açıklanmalı, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve susma hakkı gibi temel güvenceler bildirilmelidir.

Ancak hakkın bildirilmemesinin somut dosyadaki sonucu, usul eksikliğinin niteliğine ve elde edilen beyanın hangi koşullarda alındığına göre değerlendirilmelidir.

Özellikle şüphelinin özgür iradesini etkileyen bir ihlal bulunması hâlinde ifadenin delil olarak kullanılabilirliği tartışma konusu olabilir.

Şüpheli Polis İfadesinde Susma Hakkını Kullanabilir Mi?

Şüpheli, kolluk tarafından gerçekleştirilen ifade alma işleminde susma hakkını kullanabilir.

Bu durumda kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.

Ancak susma hakkı, kimlik bilgilerinin doğru biçimde bildirilmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

CMK m. 147/1-a kapsamında şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür.

Bunun dışındaki suçlamaya ilişkin açıklamalar bakımından susma hakkını kullanabilir.

Savcılık İfadesinde Susma Hakkı Kullanılabilir Mi?

Şüpheli, Cumhuriyet savcısı huzurunda ifade verirken de susma hakkını kullanabilir.

Savcılık aşamasında susma hakkının kullanılması, suçlamanın kabul edildiği anlamına gelmez.

Cumhuriyet savcısı, soruşturma kapsamında yalnızca şüphelinin aleyhine değil, lehine olan delilleri de araştırmakla yükümlüdür.

CMK m. 160/2 uyarınca Cumhuriyet savcısı, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamak ve şüphelinin haklarını korumakla görevlidir.

Dolayısıyla şüphelinin susması, soruşturmanın diğer deliller üzerinden yürütülmesine engel değildir.

Sulh Ceza Hâkimliğinde Susma Hakkı Kullanılabilir Mi?

Şüpheli, sulh ceza hâkimliği tarafından gerçekleştirilen sorguda da susma hakkını kullanabilir.

Özellikle tutuklama veya adli kontrol değerlendirmesi yapılan sorgularda şüpheli, kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmaya zorlanamaz.

Ancak hâkimlik, dosyada bulunan diğer delilleri ve koruma tedbirinin kanuni koşullarını değerlendirmeye devam eder.

Bu nedenle susma hakkının kullanılması, tutuklama veya adli kontrol kararının otomatik olarak verileceği ya da verilmeyeceği anlamına gelmez.

Mahkemede Sanık Susma Hakkını Kullanabilir Mi?

Sanık, ceza mahkemesindeki duruşmada susma hakkını kullanabilir.

CMK m. 191 kapsamında sanığa hakları hatırlatıldıktan sonra sorgusu gerçekleştirilir.

Sanık, bu aşamada kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklamada bulunmayacağını bildirebilir.

Mahkeme, sanığın susma hakkını kullanmasına rağmen dosyada bulunan delilleri değerlendirmek ve yargılamayı hukuka uygun biçimde sürdürmekle yükümlüdür.

Sanık Duruşmada Hiç Konuşmak Zorunda Mıdır?

Sanık, suçlamaya ilişkin soruları cevaplandırmak zorunda değildir.

Ancak duruşmanın usulüne uygun yürütülmesi kapsamında kimliğinin tespiti gibi işlemler bakımından kanuni yükümlülükleri bulunmaktadır.

Susma hakkı, sanığın kendisini suçlayıcı açıklama yapmaya zorlanmasını önler.

Bu nedenle sanığın savunma yapmaması veya belirli sorulara cevap vermemesi, kendiliğinden suçluluk göstergesi değildir.

Sanık Bazı Sorulara Cevap Verip Bazılarına Cevap Vermeyebilir Mi?

Sanık, kendisine yöneltilen suçlamaya ilişkin bazı soruları cevaplandırırken diğer sorular hakkında susma hakkını kullanabilir.

Susma hakkının kullanılabilmesi için sanığın bütün yargılama boyunca hiçbir açıklama yapmaması gerekmez.

Örneğin sanık olay yerinde bulunduğunu açıklayıp olayın gerçekleşme biçimine ilişkin soruları cevaplandırmamayı tercih edebilir.

Ancak sanığın yaptığı açıklamalar, diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Bu nedenle kısmi susma ile daha önce verilmiş beyanların delil niteliği birbirinden ayrılmalıdır.

Sanık Önce İfade Verip Sonra Susma Hakkını Kullanabilir Mi?

Sanık, soruşturma aşamasında ifade verdikten sonra kovuşturma aşamasında susma hakkını kullanabilir.

Önceden ifade vermiş olması, sonraki aşamalarda susma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez.

Ancak önceki ifadenin hukuka uygun biçimde alınmış olması hâlinde, bu beyanın yargılamada hangi koşullarda kullanılabileceği CMK hükümlerine göre değerlendirilir.

Özellikle müdafi bulunmaksızın kollukta alınan ifadeler bakımından CMK m. 148/4 hükmü önem taşımaktadır.

Sanık Önce Susup Daha Sonra Savunma Yapabilir Mi?

Sanık, soruşturma aşamasında susma hakkını kullanıp kovuşturma aşamasında savunma yapabilir.

Bu durumda daha önce susmuş olması, sonradan yaptığı savunmanın kendiliğinden geçersiz veya gerçeğe aykırı olduğu anlamına gelmez.

Ancak mahkeme, sonradan ileri sürülen savunmanın içeriğini ve dosyadaki diğer delillerle uyumunu değerlendirebilir.

Burada önemli olan, sanığın daha önce susmuş olmasının başlı başına suçluluk delili olarak kullanılmamasıdır.

Susma Hakkı ile Savunma Hakkı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Susma hakkı, savunma hakkının önemli bir parçasıdır.

Savunma hakkı yalnızca açıklama yapabilmeyi değil, açıklama yapmamayı tercih edebilmeyi de kapsar.

Sanığın hangi aşamada ve ne ölçüde savunma yapacağına karar verebilmesi, adil yargılanma hakkının korunması bakımından önemlidir.

Bu nedenle susma hakkını kullanmak, savunma hakkından tamamen vazgeçmek anlamına gelmez.

Susma Hakkı ile Masumiyet Karinesi Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Masumiyet karinesi, suçluluğu hukuken sabit oluncaya kadar herkesin masum kabul edilmesini gerektirir.

Bu ilke, Anayasa’nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/2. maddesi kapsamında korunmaktadır.

Sanığın susma hakkını kullanmasının aleyhine suçluluk delili sayılmaması, masumiyet karinesinin doğal sonuçlarından biridir.

Çünkü suçlamanın ispatı sanığa yüklenemez.

Sanık, suçsuzluğunu göstermek amacıyla açıklama yapmak zorunda değildir.

Ceza Davasında İspat Yükü Kime Aittir?

Ceza yargılamasında suç isnadının ispatı iddia makamının sorumluluğundadır.

Mahkeme ise maddi gerçeği hukuka uygun deliller üzerinden araştırır ve değerlendirir.

Sanığın suçsuzluğunu ispatlamak zorunda olduğu kabul edilemez.

Özellikle sanığın açıklama yapmaması nedeniyle dosyadaki delil eksikliklerinin sanık aleyhine tamamlanmış sayılması hukuka uygun değildir.

Bu nedenle sanığın susması, ispat yükünün tersine çevrilmesine neden olamaz.

Sanığın Susması Suçu Kabul Ettiği Anlamına Gelir Mi?

Sanığın susması, suçlamayı kabul ettiği anlamına gelmez.

Ceza muhakemesinde susma ile ikrar birbirinden farklıdır.

İkrar, sanığın belirli bir fiili gerçekleştirdiğine ilişkin açıklamasıdır.

Susma ise suçlamaya ilişkin açıklama yapılmamasıdır.

Bu nedenle susma hakkını kullanan sanığın suçu kabul ettiği yönünde bir değerlendirme yapılması hukuken doğru değildir.

Susma Hakkı Kullanılırsa Mahkeme Mahkûmiyet Kararı Verebilir Mi?

Sanığın susma hakkını kullanması, mahkûmiyet kararı verilmesine tek başına engel değildir.

Ancak mahkûmiyetin hukuka uygun, yeterli ve inandırıcı delillere dayanması gerekir.

Örneğin sanığın susmasına rağmen kamera kayıtları, hukuka uygun elde edilmiş maddi deliller ve diğer güvenilir deliller suçun işlendiğini ispatlayabilir.

Bu durumda mahkeme, susma hakkının kullanılmasından değil, dosyada bulunan delillerden hareketle karar verir.

Dolayısıyla susma hakkının korunması, sanığın diğer delillerden bağımsız biçimde beraat ettirilmesini gerektirmez.

Susma Hakkı Tek Başına Mahkûmiyet Gerekçesi Yapılabilir Mi?

Hayır. Susma hakkının kullanılması tek başına mahkûmiyet gerekçesi yapılamaz.

Mahkeme, sanığın açıklama yapmamasını suçun işlendiğinin kanıtı olarak kabul edemez.

Özellikle dosyada yeterli delil bulunmamasına rağmen sanığın olay hakkında açıklama yapmamasından hareketle mahkûmiyet kararı verilmesi, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı bakımından ciddi sorun oluşturur.

Susma Hakkı Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesini Etkiler Mi?

Susma hakkının kullanılması, şüpheden sanık yararlanır ilkesini ortadan kaldırmaz.

Ceza yargılamasında sanığın mahkûm edilebilmesi için isnat edilen suçun her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispatlanması gerekir.

Dosyada giderilemeyen şüphe bulunması hâlinde sanığın susması, bu şüpheyi sanık aleyhine gidermek için kullanılamaz.

Bu nedenle açıklama yapılmaması, eksik veya yetersiz delillerin yerine geçmez.

Sanığın Susması Tutuklama Nedeni Sayılabilir Mi?

Sanığın yalnızca susma hakkını kullanması, başlı başına tutuklama nedeni değildir.

Tutuklama kararı verilebilmesi için CMK m. 100 ve devamında düzenlenen koşulların bulunması gerekir.

Özellikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, kanunda öngörülen tutuklama nedenleri ve ölçülülük ilkesi önem taşımaktadır.

Sanığın susma hakkını kullanması, bu koşulların yerine geçtiği şeklinde değerlendirilemez.

Susma Hakkını Kullanan Sanık Hakkında Adli Kontrol Kararı Verilebilir Mi?

Sanığın susma hakkını kullanması, tek başına adli kontrol uygulanmasını haklı göstermez.

Adli kontrol kararının da kanuni koşullara ve somut olayın özelliklerine dayanması gerekir.

Özellikle sanığın açıklama yapmaması nedeniyle kaçma veya delil karartma şüphesinin kendiliğinden mevcut olduğu kabul edilmemelidir.

Susma Hakkı Ceza İndirimi Yapılmasını Engeller Mi?

Sanığın susma hakkını kullanması, tek başına takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasını haklı göstermez.

Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi kapsamında takdiri indirim nedenleri değerlendirilirken kanunda belirtilen ölçütler dikkate alınmalıdır.

Özellikle sanığın suçlamayı kabul etmemesi veya susma hakkını kullanması, tek başına olumsuz bir davranış olarak nitelendirilmemelidir.

Bununla birlikte takdiri indirim uygulanması her durumda zorunlu değildir. Mahkemenin değerlendirmesi kanuni ölçütlere ve somut gerekçelere dayanmalıdır.

Sanığın Suçunu İnkâr Etmesi ile Susma Hakkını Kullanması Aynı Mıdır?

Sanığın suçlamayı inkâr etmesi ile susma hakkını kullanması farklı savunma tercihleridir.

İnkâr hâlinde sanık, isnat edilen fiili gerçekleştirmediğini açıklamaktadır.

Susma hâlinde ise suçlamaya ilişkin açıklamada bulunmamaktadır.

Her iki durumda da suçlamanın ispatı sanığa yüklenemez.

Ancak sanığın yaptığı somut açıklamalar delillerle birlikte değerlendirilebilirken susma, açıklamanın bulunmaması anlamına gelir.

Sanığın Yalan Savunma Yapması ile Susması Arasında Fark Var Mıdır?

Susma hakkı, sanığın açıklama yapmama hakkıdır.

Sanığın savunma yapması hâlinde ise beyanlarının diğer delillerle uyumu değerlendirilebilir.

Şüpheli veya sanığın suçlamaya ilişkin konularda kendisini suçlayıcı açıklama yapmaya zorlanamaması, kendi savunmasında tanık gibi yemin altında doğruyu söyleme yükümlülüğü bulunduğu anlamına gelmez.

Ancak bu durum, başkalarına yönelik iftira veya delil uydurma gibi bağımsız suç oluşturabilecek davranışları hukuka uygun hâle getirmez.

Sanığın Susma Hakkı Kullanması Delil Toplanmasını Engeller Mi?

Sanığın susması, soruşturma veya kovuşturma makamlarının diğer hukuka uygun delilleri toplamasını engellemez.

Özellikle kamera kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporları, kriminal incelemeler ve diğer deliller araştırılabilir.

Ancak delillerin toplanması sırasında hukuka uygunluk koşullarına uyulmalıdır.

Sanığın susma hakkı, devletin kanuna uygun delil toplama yetkisini tamamen ortadan kaldırmaz.

Susma Hakkı Telefon Şifresini Vermemeyi de Kapsar Mı?

Şüpheli veya sanığın telefon şifresini açıklamaya zorlanıp zorlanamayacağı, susma hakkı ve kendisini suçlamama güvencesi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Özellikle kişinin zihnindeki bilgiyi açıklamaya zorlanması ile kanuna uygun arama, elkoyma veya dijital inceleme işlemlerinin gerçekleştirilmesi aynı hukuki işlem değildir.

CMK m. 134 kapsamında dijital materyallerin incelenmesine ilişkin özel koşullar bulunmaktadır.

Bu nedenle susma hakkının kullanılması, hukuka uygun bütün dijital delil incelemelerini kendiliğinden engellemez.

Bununla birlikte şifrenin zorla açıklattırılması gibi işlemlerin hukuki niteliği, somut olay ve ilgili anayasal güvenceler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Susma Hakkı DNA ve Parmak İzi İncelemesini Engeller Mi?

Susma hakkı ile beden muayenesi veya fiziksel delil elde edilmesi aynı hukuki kapsamda değildir.

Özellikle DNA örneği, parmak izi ve diğer fiziksel delillerin elde edilmesi bakımından kanunda özel usuller bulunmaktadır.

Bu nedenle şüphelinin ifade vermemesi, kanuni koşullara uygun biçimde gerçekleştirilebilecek bütün fiziksel delil işlemlerini engellemez.

Ancak bu işlemlerin hukuka uygunluğu, ilgili mevzuat ve ölçülülük ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Susma Hakkı Kullanılırken Avukat Yardımından Yararlanılabilir Mi?

Şüpheli veya sanık, susma hakkını kullanırken müdafi yardımından yararlanabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149. maddesi, şüpheli ve sanığın müdafi yardımından yararlanma hakkını düzenlemektedir.

Özellikle ifade alma veya sorgu işlemlerinde müdafiin hazır bulunması, savunma haklarının korunması bakımından önem taşımaktadır.

Sanığın susma hakkını kullanması, müdafi yardımından yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz.

Avukat Olmadan Alınan İfade Mahkûmiyete Esas Alınabilir Mi?

CMK m. 148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Bu düzenleme, savunma hakkı bakımından önemli bir güvencedir.

Ancak Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifade ile kolluk tarafından alınan ifade aynı hüküm kapsamında değerlendirilmemelidir.

Bunun yanında zorunlu müdafilik hükümleri ve ifadenin özgür iradeyle verilip verilmediği de ayrıca incelenmelidir.

Sanık Baskı Altında İfade Vermeye Zorlanabilir Mi?

Şüpheli veya sanığın baskı altında ifade vermeye zorlanması hukuka aykırıdır.

CMK m. 148 kapsamında kötü davranma, işkence, cebir, tehdit, aldatma ve iradeyi etkileyen diğer yasak yöntemlerle ifade alınması yasaklanmıştır.

Yasak usullerle elde edilen ifadeler, şüpheli veya sanığın rızasıyla verilmiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle ifade alma işleminin temel koşulu, beyanın özgür iradeye dayanmasıdır.

Susma Hakkını Kullanmak İsteyen Sanığa Baskı Yapılması Hukuka Aykırı Mıdır?

Sanığın susma hakkını kullanması nedeniyle tehdit edilmesi, baskı altında tutulması veya hukuka aykırı biçimde açıklama yapmaya zorlanması temel hak ihlali oluşturabilir.

Özellikle kişinin susma hakkını kullanması ile kendisine uygulanacak koruma tedbirleri arasında hukuka aykırı bir bağlantı kurulması, adil yargılanma hakkı bakımından değerlendirilmelidir.

Bu nedenle ifade alma ve sorgu işlemlerinde susma hakkının serbestçe kullanılabilmesi gerekir.

Susma Hakkının İhlal Edilmesi Hâlinde Ne Yapılabilir?

Susma hakkının ihlal edildiği ileri sürülüyorsa öncelikle ihlalin hangi işlem sırasında gerçekleştiği belirlenmelidir.

Özellikle ifade alma tutanağı, müdafiin hazır bulunup bulunmadığı, hakların bildirilmesi ve ifadenin alınma koşulları önem taşımaktadır.

Hukuka aykırı biçimde elde edilen ifadenin delil olarak kullanılmasına karşı yargılama sırasında itiraz ve savunma yapılabilir.

Bunun yanında kanuni koşulların bulunması hâlinde istinaf, temyiz veya bireysel başvuru yolları gündeme gelebilir.

Susma Hakkı İhlali Beraat Sebebi Olur Mu?

Susma hakkının ihlal edilmesi, her durumda otomatik olarak beraat kararı verilmesini gerektirmez.

Ancak hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün değildir.

Özellikle hukuka aykırı deliller dışlandığında suçun işlendiğini ispatlayan yeterli delil kalmaması hâlinde beraat kararı gündeme gelebilir.

Bu nedenle susma hakkının ihlalinin hükme etkisi, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Susma Hakkının İhlali İstinaf Sebebi Olabilir Mi?

Susma hakkının ihlal edilmesi ve bu ihlalin hükme etkili olması hâlinde istinaf başvurusunda hukuka aykırılık ileri sürülebilir.

Özellikle sanığın susmasının suçluluk delili olarak değerlendirilmesi, hukuka aykırı ifadeye dayanılması veya savunma hakkının kısıtlanması önem taşımaktadır.

İstinaf incelemesinde hükmün gerekçesi, delillerin değerlendirilmesi ve savunma hakkına ilişkin işlemler incelenebilir.

Susma Hakkının İhlali Temyiz Sebebi Olabilir Mi?

Temyize tabi ceza mahkemesi kararlarında susma hakkının ihlal edildiği iddiası, hukuka aykırılık sebebi olarak ileri sürülebilir.

Özellikle hükmün hukuka aykırı delile dayanması veya savunma hakkının hukuka aykırı biçimde sınırlandırılması önem taşımaktadır.

Ancak temyiz yolunun açık olup olmadığı, kararın niteliğine ve CMK’daki kanun yolu hükümlerine göre belirlenmelidir.

Anayasa Mahkemesi Susma Hakkı Hakkında Ne Diyor?

Anayasa Mahkemesi, susma hakkını ve kişinin kendisini suçlamama güvencesini adil yargılanma hakkının temel unsurları arasında değerlendirmektedir.

Anayasa Mahkemesinin 2019/15907 başvuru numaralı kararında, Anayasa’nın 38. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen güvencenin yalnızca sanıkları değil, belirli koşullarda kendisini suçlayıcı beyanda bulunma tehlikesiyle karşı karşıya kalan diğer kişileri de koruyabileceği açıklanmıştır.

Kararda, kişinin kendisini suçlayabilecek açıklamalar yapmaya zorlanmasının anayasal güvenceyle bağdaşmayacağı üzerinde durulmuştur.

Bu nedenle susma hakkının değerlendirilmesinde kişinin yalnızca usulî sıfatı değil, kendisini suçlama riskiyle karşı karşıya bulunup bulunmadığı da önem taşımaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Susma Hakkını Nasıl Değerlendiriyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, susma hakkını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri olarak kabul etmektedir.

Özellikle AİHM’in 08.02.1996 tarihli John Murray/Birleşik Krallık kararında susma hakkı ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.

AİHM, mahkûmiyetin yalnızca veya esas itibarıyla sanığın susmasına dayandırılmasının adil yargılanma güvenceleriyle bağdaşmadığını belirtmiştir.

Bununla birlikte Mahkeme, bazı koşullarda mevcut güçlü deliller karşısında açıklama yapılmamasının delillerin değerlendirilmesi sırasında dikkate alınmasının mutlak biçimde yasaklanmadığını da ifade etmiştir.

Bu nedenle AİHM içtihatlarında susma hakkının kullanılması nedeniyle aleyhe çıkarım yapılması konusu, yargılamanın bütün koşulları ve sanığa sağlanan güvenceler çerçevesinde ele alınmaktadır.

AİHM John Murray/Birleşik Krallık Kararının Önemi Nedir?

John Murray/Birleşik Krallık kararı, susma hakkının kapsamı bakımından temel kararlardan biridir.

Kararda susma hakkının, sanığın mahkûmiyetinin tek veya esaslı dayanağı hâline getirilemeyeceği vurgulanmıştır.

Ancak bazı hukuk sistemlerinde güçlü deliller karşısında açıklama yapılmamasından sınırlı sonuçlar çıkarılması, adil yargılanma hakkının bütün güvenceleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle söz konusu karar, sanığın susmasının her durumda bağımsız suçluluk delili sayılabileceği şeklinde yorumlanamaz.

AİHM Saunders/Birleşik Krallık Kararı Ne Anlama Gelir?

AİHM’in 17.12.1996 tarihli Saunders/Birleşik Krallık kararı, kişinin kendisini suçlamama hakkı bakımından önemlidir.

Kararda, kişinin iradesi dışında baskı veya zorlama yoluyla elde edilen beyanların ceza yargılamasında kullanılmasının adil yargılanma hakkıyla ilişkisi değerlendirilmiştir.

Bu karar, susma hakkının yalnızca açıklama yapmama serbestisi olmadığını, aynı zamanda kişiyi kendisini suçlayıcı beyan vermeye zorlayan yöntemlere karşı koruma sağladığını göstermektedir.

Yargıtay Susma Hakkının Kullanılması Hakkında Ne Diyor?

Yargıtay uygulamasında sanığın susma hakkını kullanmasının veya suçlamayı kabul etmemesinin tek başına aleyhine değerlendirilmemesi gerektiği kabul edilmektedir.

Özellikle sanığın suçu ikrar etmemesi nedeniyle takdiri indirim uygulanmaması gibi gerekçeler, savunma hakkı ve susma hakkı bakımından hukuki denetime konu olabilmektedir.

Bunun yanında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun şüpheden sanık yararlanır ilkesine ilişkin kararlarında, mahkûmiyetin ihtimallere değil kesin ve inandırıcı delillere dayanması gerektiği vurgulanmaktadır.

Dolayısıyla sanığın susması, suçun ispatına ilişkin eksiklikleri giderecek bir delil olarak kabul edilemez.

Susma Hakkını Kullanmak Her Ceza Davasında Doğru Bir Savunma Yöntemi Midir?

Susma hakkı anayasal bir güvence olmakla birlikte, her ceza dosyasında aynı savunma yönteminin uygulanması gerektiği söylenemez.

Özellikle dosyada sanığın lehine olan delillerin açıklanması, olayın aydınlatılması veya yanlış değerlendirmelerin giderilmesi bakımından savunma yapılması önem taşıyabilir.

Buna karşılık yeterli bilgiye sahip olunmadan veya müdafi yardımı alınmadan açıklama yapılması, savunma bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle susma hakkının kullanılması ile ayrıntılı savunma yapılması arasındaki tercih, somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Sonuç

Ceza davasında sanığın susma hakkını kullanması, tek başına aleyhine delil sayılamaz ve mahkûmiyet kararının dayanağı yapılamaz.

Anayasa’nın 38. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesi kapsamında şüpheli veya sanık, kendisine yöneltilen suçlama hakkında açıklama yapmak zorunda değildir.

Susma hakkının kullanılması, suçlamanın kabul edildiği veya sanığın suçlu olduğu anlamına gelmez.

Bunun yanında susma hakkı, soruşturma ve kovuşturmanın bütün aşamalarında kullanılabilir.

Ancak susma hakkının kullanılması, hukuka uygun biçimde elde edilen diğer delillerin değerlendirilmesini engellemez.

Özellikle mahkûmiyet kararı verilebilmesi için suçun sanık tarafından işlendiğinin yeterli ve hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir.

AİHM içtihatlarında susma hakkının kullanılması nedeniyle sınırlı çıkarımlar yapılmasının bazı koşullarda tartışılabilmesi, susmanın bağımsız bir mahkûmiyet delili olduğu anlamına gelmez.

Sonuç olarak ceza yargılamasında temel ilke, sanığın kendisini suçlamaya zorlanamaması, susma hakkını kullandığı için cezalandırılamaması ve suçluluğun sanığın açıklama yapmamasından değil, hukuka uygun delillerden hareketle ispatlanmasıdır.

Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir Ceza Avukatı – Hukuki Destek

Ceza soruşturmalarında ve davalarında susma hakkının kullanılması, kolluk ve savcılık ifadeleri, sulh ceza hâkimliği sorguları, savunma hakkının ihlali, hukuka aykırı deliller, tutuklama ve adli kontrol kararları, beraat talepleri, istinaf ve temyiz başvuruları bakımından somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.

Esenyurt ceza avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Bahçeşehir ceza avukatı ve Büyükçekmece ceza avukatı arayışında olan kişiler bakımından, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında savunma haklarının korunması önemlidir.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde ceza soruşturması, ceza davası, ifade alma ve sorgu işlemleri, susma hakkı, savunma hakkının ihlali, hukuka aykırı deliller ve ceza muhakemesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

About the Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like these