Adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ya da mallarını ortak bir amaca ulaşmak üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmesel ortaklık ilişkisidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesinde adi ortaklık sözleşmesi düzenlenmiştir.
Adi ortaklıklar özellikle inşaat, taşeronluk, ticari işletme, üretim ve hizmet sektörlerinde karşımıza çıkmaktadır.
Birden fazla şirketin belirli bir inşaat projesini gerçekleştirmek amacıyla iş ortaklığı kurması da hukuki niteliğine göre adi ortaklık hükümlerine tabi olabilir.
Ancak adi ortaklığın anonim şirket veya limited şirket gibi ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Bu nedenle adi ortaklıkta ortakların hakları, borçları ve ortaklık amacıyla edinilen malvarlığı değerleri özel hukuki kurallara tabidir.
İcra Takibinde Borçlunun Adi Ortaklıktaki Tasfiye Payı Haczedilebilir Mi?
Borçlunun adi ortaklıktaki tasfiye payına haciz konulması mümkündür.
Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesinin ikinci fıkrasında, ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça bir ortağın alacaklılarının haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri düzenlenmiştir.
Bu nedenle borçlu kişinin adi ortaklıkta ortak olması hâlinde, kişisel alacaklısı ortaklık mallarını doğrudan haczettirmek yerine borçlu ortağın tasfiye sonucunda elde edeceği ekonomik paya başvurabilir.
Ancak tasfiye payının haczedilmesi ile tasfiye payının fiilen tahsil edilmesi birbirinden farklı aşamalardır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 638. Maddesi Ne Düzenliyor?
Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesi, adi ortaklıkta ortakların ortaklık amacıyla edinilen malvarlığı üzerindeki haklarını ve ortakların alacaklılarının durumunu düzenlemektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara aittir.
İkinci fıkrada ise ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklılarının haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri belirtilmiştir.
Bu düzenleme, adi ortaklığın ekonomik faaliyetlerinin tek bir ortağın kişisel borcu nedeniyle doğrudan etkilenmesini sınırlandırmaktadır.
Adi Ortaklığın Tüzel Kişiliği Var Mıdır?
Adi ortaklığın ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Bu nedenle adi ortaklık, anonim şirket veya limited şirketten farklıdır.
Ancak tüzel kişiliğinin bulunmaması, ortaklık amacıyla edinilen bütün malların ortaklardan birinin kişisel malvarlığı gibi haczedilebileceği anlamına gelmez.
Ortaklık amacıyla edinilen malvarlığı değerleri üzerinde kural olarak elbirliği hâlinde hak sahipliği bulunmaktadır.
Bu nedenle ortaklardan birinin kişisel alacaklısının haciz yetkisi, diğer ortakların hakları gözetilerek değerlendirilmelidir.
Adi Ortaklıkta Elbirliği Mülkiyeti Nedir?
Elbirliği mülkiyeti, birden fazla kişinin belirli bir malvarlığı üzerinde birlikte hak sahibi olmasıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 701. maddesi uyarınca elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları bulunmaz.
Her ortağın hakkı, ortaklık ilişkisine dâhil malvarlığının tamamına yayılır.
Bu nedenle adi ortaklıkta bir ortağın belirli bir makinenin, taşınmazın veya banka hesabının yüzde 40’ına tek başına malik olduğu her durumda söylenemez.
Özellikle ortaklık malvarlığı üzerindeki elbirliği ilişkisi, kişisel alacaklıların haciz yetkisini sınırlandırmaktadır.
Adi Ortaklık Malları Ortağın Kişisel Borcu Nedeniyle Haczedilebilir Mi?
Adi ortaklığın ortaklık amacıyla edinilmiş malları, ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle doğrudan haczedilemez.
Örneğin iki şirketin birlikte kurduğu adi ortaklığın bir iş makinesi bulunuyorsa, ortak şirketlerden yalnızca birinin kişisel borcu nedeniyle iş makinesinin tamamına haciz konulması kural olarak mümkün değildir.
Çünkü iş makinesi üzerinde diğer ortağın da elbirliği hâlinde hak sahipliği bulunmaktadır.
Bu durumda alacaklı, borçlu ortağın tasfiye payına veya bağımsız biçimde haczedilebilir kâr payına başvurabilir.
Adi Ortaklığın Banka Hesabına Ortağın Borcu Nedeniyle Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklık faaliyetleri kapsamında kullanılan banka hesaplarındaki paraların hukuki niteliği araştırılmalıdır.
Özellikle hesapta bulunan paranın ortakların elbirliğiyle hak sahibi olduğu ortaklık malvarlığına dâhil olması hâlinde, ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle paranın tamamının haczedilmesi mümkün değildir.
Ancak borçlu ortağa ait bağımsız bir parasal alacak bulunması hâlinde bunun haczi ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle hesapta adi ortaklığın adının bulunması kadar paranın hangi hukuki ilişki kapsamında tutulduğu da önemlidir.
Adi Ortaklığın Üçüncü Kişilerden Olan Alacakları Haczedilebilir Mi?
Adi ortaklığın üçüncü kişilerden olan alacakları üzerinde kural olarak ortakların elbirliği hâlinde hak sahipliği bulunmaktadır.
Bu nedenle ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, ortaklık tarafından yürütülen iş nedeniyle doğan alacağın tamamını doğrudan haczettiremez.
Özellikle iş ortaklıklarının kamu kurumlarından veya özel şirketlerden olan hakediş alacaklarında bu ayrım önem taşımaktadır.
Ancak ortaklığın üçüncü kişiden olan alacağı ile borçlu ortağın tasfiye veya kâr payı alacağı birbirinden ayrılmalıdır.
Adi Ortaklığın Hakediş Alacaklarına Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklığın yaptığı iş karşılığında üçüncü kişilerden talep ettiği hakediş alacakları, ortaklık malvarlığına dâhil olabilir.
Bu nedenle ortaklardan yalnızca birinin kişisel borcu nedeniyle ortaklık hakedişinin tamamının haczedilmesi kural olarak mümkün değildir.
Örneğin iki şirketin kurduğu adi ortaklığın bir kamu kurumundan 12.000.000 TL hakediş alacağı bulunması hâlinde, şirketlerden birinin kişisel borcu nedeniyle bu alacağın tamamına doğrudan haciz konulamaz.
Ancak borçlu ortağın tasfiye sonucunda elde edeceği pay veya kendisine dağıtılacak kâr payı hacze konu olabilir.
Adi Ortaklıkta Tasfiye Payı Nedir?
Tasfiye payı, adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilmesi sonucunda ortağa düşen ekonomik değerdir.
Tasfiye sırasında ortaklığın malvarlığı, borçları, giderleri ve ortaklar arasındaki hesaplaşma dikkate alınır.
Bu nedenle tasfiye payı, yalnızca ortağın başlangıçta koyduğu sermaye tutarından ibaret değildir.
Özellikle ortaklığın faaliyetleri sonucunda kâr veya zarar oluşmuş olması, ortağın tasfiye payının miktarını etkileyebilir.
Adi Ortaklığın Tasfiye Payı Nasıl Hesaplanır?
Tasfiye payının hesaplanmasında Türk Borçlar Kanunu’nun 642 ve devamı maddeleri önem taşımaktadır.
Öncelikle ortaklığın malvarlığı ve borçları belirlenir.
Ortaklık faaliyetlerinden kaynaklanan borçlar, giderler ve ortakların birbirlerine karşı hesaplaşma yükümlülükleri değerlendirilir.
Tasfiye sonucunda kalan değerin ortaklara nasıl dağıtılacağı, kanun ve ortaklık sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir.
Bu nedenle borçlu ortağın tasfiye payının yalnızca ortaklık sözleşmesinde yazılı katılım oranına bakılarak kesin biçimde hesaplanması mümkün olmayabilir.
Adi Ortaklık Devam Ederken Tasfiye Payına Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklığın henüz sona ermemiş olması, borçlu ortağın tasfiye payına haciz konulmasına engel değildir.
Ancak ortaklık devam ederken tasfiye payının miktarı kesin olarak belirlenmemiş olabilir.
Bu durumda haciz işlemi, borçlu ortağın tasfiye sonucunda elde edeceği hakka yöneliktir.
Özellikle tasfiye payının haczi ile bu payın cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurur.
Tasfiye Payına Haciz Konulması Adi Ortaklığı Sona Erdirir Mi?
Tasfiye payına yalnızca haciz konulması, adi ortaklığın kendiliğinden sona ermesine neden olmaz.
Türk Borçlar Kanunu’nun 639. maddesinin üçüncü bendi uyarınca, bir ortağın tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi ortaklığın sona erme nedenleri arasında düzenlenmiştir.
Dolayısıyla yalnızca haciz işlemi ile haczedilen tasfiye payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Bu ayrım, ortaklığın faaliyetlerini sürdürmesi bakımından önem taşımaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 639. Maddesi Ne Düzenliyor?
Türk Borçlar Kanunu’nun 639. maddesi, adi ortaklığın sona erme nedenlerini düzenlemektedir.
Maddede ortaklık amacının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, belirli koşullarda ortaklardan birinin ölümü, tasfiye payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi ve diğer sona erme nedenleri bulunmaktadır.
Özellikle üçüncü bentte tasfiye payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi düzenlenmiştir.
Ancak ortaklığın sona ermesine ilişkin hükümler değerlendirilirken ortaklık sözleşmesi ve uygulanabilir kanuni istisnalar da dikkate alınmalıdır.
Adi Ortaklıktaki Tasfiye Payı İİK 94 Kapsamında Haczedilebilir Mi?
İcra ve İflas Kanunu’nun 94. maddesi, iştirak hâlinde tasarruf edilen mal ve haklar üzerindeki payların haczine ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Adi ortaklıkta elbirliği hâlinde hak sahipliği bulunması nedeniyle tasfiye payının haczinde bu madde önem taşımaktadır.
Özellikle haczin ilgili kişilere bildirilmesi ve borçlu ortağın tasfiye sonucunda elde edeceği payın belirlenmesi gerekir.
Ancak İİK m. 94 kapsamında haciz işlemi yapılması, ortaklık mallarının tamamının borçluya ait olduğu anlamına gelmez.
Tasfiye Payının Haczi Diğer Ortaklara Bildirilir Mi?
Borçlu ortağın tasfiye payının haczedilmesi hâlinde, haczin diğer ortaklara veya ortaklığı temsil etmeye yetkili kişiye bildirilmesi önem taşımaktadır.
Özellikle İİK m. 94 kapsamında haciz bildirimi, ortaklık ilişkisinin ve haczin üçüncü kişiler bakımından sonuçlarının belirlenmesinde rol oynar.
Bu nedenle haczin yalnızca icra dosyasında kayıt altına alınmasıyla yetinilmeyip gerekli bildirimlerin usulüne uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerekir.
Adi Ortaklıkta Tasfiye Payına İİK 89/1 Haciz İhbarnamesi Gönderilebilir Mi?
Adi ortaklıkta borçlu ortağın tasfiye payı, hukuki niteliğine göre İİK m. 89 kapsamında alacak haczine de konu olabilir.
Ancak İİK m. 89 kapsamında haczedilen tasfiye payı ile ortaklığın üçüncü kişilerden olan hakediş alacakları birbirinden farklıdır.
Özellikle ortaklığın iş yaptığı üçüncü kişiye, borçlu ortağın kişisel borcu nedeniyle ortaklığın bütün alacağını hedefleyen haciz ihbarnamesi gönderilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bu nedenle haciz ihbarnamesinde hangi alacağın haczedildiği açık biçimde belirlenmelidir.
Tasfiye Payının Haczi ile Kâr Payının Haczi Arasında Ne Fark Vardır?
Adi ortaklıkta kâr payı, ortaklık faaliyetlerinden doğan ve ortağa düşen ekonomik menfaattir.
Tasfiye payı ise ortaklığın sona ermesi ve tasfiye işlemleri sonucunda ortağa düşen değerdir.
Bu nedenle kâr payı ile tasfiye payı farklı hukuki haklardır.
Özellikle ortaklık devam ederken borçlu ortağa dağıtılması gereken kâr payının haczi, ortaklığın tasfiye edilmesini gerektirmeyebilir.
Buna karşılık tasfiye payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 639. maddesi kapsamında ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurabilir.
Adi Ortaklıkta Borçlunun Kâr Payına Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklık ortağının kâr payı haczedilebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 622 ve 623. maddeleri, ortakların kazanç ve zarara katılımını düzenlemektedir.
Bu kapsamda borçlu ortağın ortaklıktan doğan ve haczedilebilir nitelikte bulunan kâr payı alacağına başvurulabilir.
Ancak henüz ortaklık geliri olarak bulunan ve ortaklar arasında dağıtılmamış para ile borçlu ortağa ait bağımsız kâr payı alacağı birbirinden ayrılmalıdır.
Adi Ortaklıkta Henüz Dağıtılmamış Kâr Haczedilebilir Mi?
Adi ortaklık faaliyetleri sonucunda kâr elde edilmiş olması, bu kârın tamamının ortaklardan birinin kişisel malvarlığına geçtiği anlamına gelmez.
Özellikle ortaklık malvarlığında bulunan ve henüz ortaklara dağıtılmamış değerler üzerinde elbirliği hâlinde hak sahipliği söz konusu olabilir.
Bu nedenle ortaklığın dağıtılmamış kârının tamamına, ortaklardan yalnızca birinin kişisel borcu nedeniyle doğrudan haciz konulması mümkün değildir.
Ancak borçlu ortağın hesaplaşma sonucunda kendisine düşecek kâr payının haczi ayrı bir hukuki konudur.
Adi Ortaklıkta Kâr Payına Haciz Konulması İçin Tasfiye Gerekir Mi?
Borçlu ortağın mevcut ve belirlenebilir kâr payı alacağına haciz konulması için ortaklığın mutlaka sona ermesi gerekmez.
Ancak ortaklık faaliyetlerinden elde edilen toplam gelirin ne kadarının borçlu ortağa ait bağımsız bir alacak oluşturduğu belirlenmelidir.
Bu nedenle kâr payının hesaplanması ve ödeme koşulları önem taşımaktadır.
Özellikle ortaklık sözleşmesinde kâr dağıtımına ilişkin özel hükümler bulunması hâlinde bunlar da değerlendirilmelidir.
Tasfiye Payının Haczi İçin Ortaklık Sözleşmesi İncelenir Mi?
Adi ortaklık sözleşmesi, ortakların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Özellikle ortakların katılım payları, kâr ve zarar paylaşımı, ortaklığın yönetimi ve tasfiye hükümleri sözleşmede düzenlenmiş olabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesinde ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunması ihtimali de dikkate alınmıştır.
Bu nedenle tasfiye payının haczinde ortaklık sözleşmesinin incelenmesi gerekir.
Adi Ortaklık Sözleşmesi Yazılı Olmak Zorunda Mıdır?
Adi ortaklık sözleşmesi, kural olarak özel bir geçerlilik şekline tabi değildir.
Ancak ortaklık ilişkisi kapsamında gerçekleştirilen bazı işlemler bakımından kanuni şekil koşulları bulunabilir.
Bu nedenle yazılı sözleşmenin bulunmaması, her durumda adi ortaklık ilişkisinin mevcut olmadığı anlamına gelmez.
Ancak ortaklığın varlığının ve borçlu ortağın haklarının ispatı bakımından yazılı sözleşme önemli delil oluşturabilir.
Adi Ortaklıkta Borçlunun Ortaklık Oranı Nasıl Belirlenir?
Borçlu ortağın ortaklıktaki ekonomik haklarının belirlenmesinde öncelikle ortaklık sözleşmesi incelenmelidir.
Özellikle katılım payları, kâr ve zarar paylaşımı ile tasfiye hükümleri önem taşımaktadır.
Ancak ortaklık sözleşmesinde belirtilen katılım oranı ile tasfiye sonunda ortağa düşecek tutar aynı olmayabilir.
Bu nedenle tasfiye payı hesaplanırken ortaklığın gerçek mali durumu dikkate alınmalıdır.
Borçlu Ortağın Tasfiye Payı Bilinmiyorsa Haciz Konulabilir Mi?
Tasfiye payının henüz kesin olarak belirlenmemiş olması, tasfiye sonunda doğacak hakkın haczini her durumda engellemez.
Ancak haciz konusu hakkın belirlenebilir olması gerekir.
Özellikle borçlunun hangi adi ortaklıkta ortak olduğu ve tasfiye sonucunda hangi hakka sahip olabileceği araştırılmalıdır.
Bu nedenle tasfiye payının haczi ile tasfiye sonunda ödenecek tutarın belirlenmesi farklı aşamalardır.
Tasfiye Payının Haczi İçin Bilirkişi İncelemesi Yapılabilir Mi?
Adi ortaklığın tasfiye payının belirlenmesi, mali ve ticari kayıtların incelenmesini gerektirebilir.
Özellikle ortaklığın gelirleri, giderleri, borçları, malvarlığı ve ortakların katılım payları önem taşımaktadır.
Bu nedenle tasfiye işlemleri sırasında bilirkişi incelemesine başvurulması gündeme gelebilir.
Ancak tasfiye payının belirlenmesi yalnızca muhasebe hesabından ibaret değildir. Ortaklık sözleşmesi ve ilgili hukuki hükümler de dikkate alınmalıdır.
Adi Ortaklıkta Tasfiye Payının Paraya Çevrilmesi Nasıl Yapılır?
Adi ortaklıkta tasfiye payının paraya çevrilmesi, elbirliği hâlinde hak sahipliğinin bulunması nedeniyle özel usuller gerektirebilir.
Özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 121. maddesi kapsamında icra mahkemesinden satışın nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin karar alınması gündeme gelebilir.
Bu süreçte tasfiye, ortaklığın sona ermesi ve borçlu ortağın payının belirlenmesi gibi hususlar önem taşımaktadır.
Ancak tasfiye payının haczedilmiş olması, ortaklık malvarlığındaki belirli malların doğrudan icra müdürlüğünce satılabileceği anlamına gelmez.
İİK 121 Kapsamında Yetki Belgesi Alınabilir Mi?
İcra ve İflas Kanunu’nun 121. maddesi, elbirliği hâlinde hak sahipliğine konu malvarlığı değerlerinin paraya çevrilmesinde uygulanabilecek özel usulleri düzenlemektedir.
Bu kapsamda icra mahkemesinin satışın nasıl yapılacağına karar vermesi ve gerekli hâllerde alacaklıya dava açma yetkisi verilmesi gündeme gelebilir.
Ancak adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin davanın kim tarafından, hangi koşullarda ve hangi hukuki yetkiyle açılabileceği somut olayda değerlendirilmelidir.
Bu nedenle İİK m. 121 kapsamında yapılacak başvurunun kapsamının doğru belirlenmesi önemlidir.
Alacaklı Adi Ortaklığın Tasfiyesini İsteyebilir Mi?
Borçlu ortağın tasfiye payına haciz koyduran alacaklı, kanuni koşulların bulunması hâlinde bu payın paraya çevrilmesi için gerekli hukuki işlemleri talep edebilir.
Özellikle İİK m. 121 kapsamında izlenecek usul önem taşımaktadır.
Ancak alacaklının yalnızca icra takibi başlatmış olması, kendisine ortaklık sözleşmesinin tarafıymış gibi sınırsız tasfiye yetkisi vermez.
Bu nedenle ortaklığın tasfiyesine yönelik hukuki başvuruların ilgili kanuni hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Adi Ortaklığın Tasfiyesi İçin Hangi Mahkemeye Başvurulur?
Adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesi, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre yapılır.
Özellikle ticari dava niteliğinde bulunan uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi, diğer uyuşmazlıklarda ise asliye hukuk mahkemesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle adi ortaklığın tasfiyesi davasının her durumda tek bir mahkemede görüleceği söylenemez.
Bunun yanında İİK m. 121 kapsamında satış usulünün belirlenmesine ilişkin başvuru ile adi ortaklığın tasfiyesi davası birbirinden ayrılmalıdır.
Adi Ortaklığın Tasfiyesinde Diğer Ortakların Hakları Korunur Mu?
Adi ortaklığın tasfiyesinde bütün ortakların hakları dikkate alınmalıdır.
Özellikle ortaklık malvarlığı üzerinde elbirliği hâlinde hak sahipliği bulunduğundan, borçlu ortağın kişisel alacaklısı diğer ortakların haklarını ortadan kaldıracak biçimde doğrudan tasarrufta bulunamaz.
Bu nedenle tasfiye sürecinde ortaklık borçları, ortakların katılım payları ve diğer ekonomik hakları birlikte değerlendirilmelidir.
Adi Ortaklıkta Borçlu Ortağın Payı Üçüncü Kişiye Devredilebilir Mi?
Adi ortaklıkta ortaklık sıfatının üçüncü kişiye devri, ortaklık ilişkisinin kişisel niteliği nedeniyle özel koşullara tabidir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 632. maddesi kapsamında ortaklığa yeni ortak alınması, kural olarak bütün ortakların rızasını gerektirir.
Ancak ortaklık sıfatının devri ile tasfiye sonunda doğacak parasal hakkın devri birbirinden farklıdır.
Bu nedenle tasfiye payının haczedilebilirliği değerlendirilirken ortaklık statüsünün devrine ilişkin sınırlamalarla parasal hakların devri birbirine karıştırılmamalıdır.
Adi Ortaklığın Taşınmazına Ortağın Kişisel Borcu Nedeniyle Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklık amacıyla edinilmiş ve ortakların elbirliği hâlinde hak sahibi olduğu taşınmazlar bakımından borçlu ortağın kişisel alacaklısının doğrudan taşınmazın tamamını haczettirmesi kural olarak mümkün değildir.
Özellikle taşınmazın tapu kaydındaki malik bilgileri ve ortaklık ilişkisinin hukuki niteliği araştırılmalıdır.
Ancak borçlu ortağın tasfiye sonucunda elde edeceği ekonomik payın haczi ayrı bir hukuki konudur.
Adi Ortaklığın Araçlarına Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklık faaliyetlerinde kullanılan araçların hukuki mülkiyeti önem taşımaktadır.
Özellikle araçların ortakların elbirliği hâlinde hak sahibi olduğu ortaklık malvarlığına dâhil olması hâlinde, ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle araçların tamamının haczedilmesi kural olarak mümkün değildir.
Ancak araç borçlu ortağın kişisel malvarlığında bulunuyorsa farklı hukuki sonuçlar gündeme gelebilir.
Bu nedenle yalnızca aracın adi ortaklık faaliyetlerinde kullanılması, mülkiyet durumunu tek başına belirlemez.
Adi Ortaklığın Borcu Nedeniyle Ortakların Kişisel Malvarlığına Haciz Konulabilir Mi?
Adi ortaklığın borcu ile ortaklardan birinin kişisel borcu birbirinden ayrılmalıdır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığıyla üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur.
Bu nedenle ortaklık faaliyetinden kaynaklanan borçlar bakımından ortakların kişisel malvarlığına başvurulması gündeme gelebilir.
Ancak icra takibinin doğru kişilere yöneltilmesi ve borcun hukuki dayanağının belirlenmesi gerekir.
Adi Ortaklığın Borcu ile Ortağın Kişisel Borcu Arasında Ne Fark Vardır?
Ortağın kişisel borcu, ortaklık ilişkisinden bağımsız olarak kendi hukuki işlemlerinden kaynaklanan borçtur.
Adi ortaklık faaliyetinden doğan borç ise ortakların ortak amaç doğrultusunda yürüttükleri faaliyetlerle bağlantılıdır.
Bu nedenle borcun kaynağı, ortakların sorumluluğunun belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Ancak adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle ortaklık faaliyetinden kaynaklanan borçlarda da tarafların doğru belirlenmesi gerekir.
Adi Ortaklık Aleyhine Doğrudan İcra Takibi Başlatılabilir Mi?
Adi ortaklığın ayrı tüzel kişiliği bulunmadığından, kural olarak adi ortaklık adı tek başına bağımsız bir takip borçlusu olarak gösterilemez.
İcra takibinin ilgili ortaklara yöneltilmesi gerekir.
Ancak ortakların borçtan sorumluluğu ve takipte taraf sıfatı, somut hukuki ilişkiye göre değerlendirilmelidir.
Özellikle adi ortaklık unvanıyla yürütülen ticari faaliyetlerin bulunması, ortaklığın kendiliğinden ayrı tüzel kişilik kazandığı anlamına gelmez.
Adi Ortaklığın Hakedişine İİK 89/1 Haciz İhbarnamesi Gönderilebilir Mi?
Adi ortaklığın üçüncü kişiden olan hakediş alacağına, ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle doğrudan haciz ihbarnamesi gönderilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Çünkü hakediş alacağı üzerinde ortakların elbirliği hâlinde hak sahipliği bulunabilir.
Bu durumda borçlu ortağın kişisel alacaklısı, ortaklık hakedişinin tamamını haczettirmek yerine ortağın kâr veya tasfiye payına başvurmalıdır.
Ancak ortaklık faaliyetinden kaynaklanan borçlar ve ortakların sorumluluğu bakımından uyuşmazlığın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Adi Ortaklığın Hakedişine Konulan Haciz Nasıl Kaldırılır?
Adi ortaklığın üçüncü kişiden olan hakediş alacağına, ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle hukuka aykırı biçimde haciz konulmuşsa icra müdürlüğü işleminin şikâyet edilmesi gündeme gelebilir.
Özellikle Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu’nun 94. maddesi önem taşımaktadır.
Ancak şikâyetin süresi, haczin kapsamı ve başvuruyu yapan kişinin hukuki yararı somut olayda değerlendirilmelidir.
Adi Ortaklıkta Tasfiye Payına Konulan Haciz Nasıl Kaldırılır?
Borçlu ortağın tasfiye payına konulan haczin kaldırılması, icra dosyasının durumuna ve haczin hukuki dayanağına göre değerlendirilir.
Özellikle borcun tamamen ödenmesi, haczin hukuka aykırı olması veya haczin devamını gerektiren koşulların ortadan kalkması hâlinde haczin kaldırılması gündeme gelebilir.
Ancak tasfiye payının haczi ile ortaklık mallarına konulan haczin kaldırılması farklı hukuki konulardır.
Adi Ortaklıkta Tasfiye Payı Haczine Karşı Şikâyet Edilebilir Mi?
İcra müdürlüğünün tasfiye payına ilişkin haciz işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi kapsamında şikâyet yoluna başvurulması gündeme gelebilir.
Özellikle haczin tasfiye payı yerine ortaklık malvarlığının tamamına yöneltilmesi hâlinde hukuka aykırılık iddiası önem taşımaktadır.
Kural olarak icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikâyet süresi öğrenmeden itibaren yedi gündür.
Ancak kamu düzenine ilişkin hukuka aykırılıklar ve şikâyetin niteliği bakımından süre değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
Yargıtay Adi Ortaklıkta Tasfiye Payının Haczi Hakkında Ne Diyor?
Yargıtay uygulamasında adi ortaklığın tasfiye payının haczi ile ortaklık malvarlığının doğrudan haczi arasında açık bir ayrım yapılmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 17.12.2013 tarihli, 2013/33770 E., 2013/40413 K. sayılı kararında, adi ortaklıkta borçlu ortağın kişisel alacaklılarının ortağın kâr ve tasfiye payına haciz koydurabileceği, ancak ortaklığın malvarlığına ve üçüncü kişilerden olan hakediş alacaklarına doğrudan haciz uygulanamayacağı belirtilmiştir.
Kararda, adi ortaklık tarafından gerçekleştirilen işten kaynaklanan alacağın tamamına haciz konulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/763 E., 2019/344 K. sayılı kararında ise adi ortaklıkta elbirliği mülkiyeti, tasfiye payının haczi ve İİK m. 94 hükümleri ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.
Kararda, borçlu ortağın tasfiye payının haczedilebileceği; ancak ortaklık malları üzerinde borçluya ait bağımsız bir pay bulunmadığından ortaklık malvarlığının doğrudan haczedilemeyeceği açıklanmıştır.
Bunun yanında tasfiye payının yalnızca haczedilmesi ile cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesinin farklı sonuçlar doğurduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/787 E., 2025/367 K. sayılı kararında da adi ortaklıkta elbirliği hâlinde hak sahipliği ile ortakların tasfiye ve kâr paylarının haczi arasındaki ayrım üzerinde durulmuştur.
Kararda, ortaklık malvarlığına dâhil üçüncü kişi alacaklarının doğrudan haczedilmesi ile ortağın tasfiye payının haczinin farklı hukuki işlemler olduğu değerlendirilmiştir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde adi ortaklıkta haciz işlemlerinin, ortaklık malvarlığının tamamına değil, borçlu ortağın hukuken haczedilebilir ekonomik haklarına yöneltilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Sonuç
İcra takibinde borçlunun adi ortaklıktaki tasfiye payına haciz konulması mümkündür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesi uyarınca ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, bir ortağın kişisel alacaklıları haklarını o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilir.
Buna karşılık adi ortaklığın elbirliği hâlinde hak sahipliğine konu malları, banka hesapları ve üçüncü kişilerden olan hakediş alacakları, ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle doğrudan haczedilemez.
Ancak borçlu ortağın ortaklıktan doğan bağımsız kâr payı alacağı da hacze konu olabilir.
Bunun yanında tasfiye payının yalnızca haczedilmesi, adi ortaklığın kendiliğinden sona ermesine neden olmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 639. maddesi kapsamında tasfiye payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurur.
Tasfiye payının paraya çevrilmesinde İcra ve İflas Kanunu’nun 94 ve 121. maddeleri önem taşımaktadır.
Sonuç olarak adi ortaklıkta tasfiye payının haczinde en önemli husus, borçlu ortağın kişisel malvarlığı ile ortaklık amacıyla edinilen elbirliği malvarlığının birbirinden ayrılması, haczin doğru ekonomik hakka yöneltilmesi ve tasfiye payının paraya çevrilmesinde özel usullere uyulmasıdır.
Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir İcra Avukatı – Hukuki Destek
İcra takiplerinde adi ortaklık tasfiye payının haczi, adi ortaklık kâr payının haczi, iş ortaklığı hakediş alacaklarına haciz, İİK 94 kapsamında hisse haczi, İİK 121 kapsamında tasfiye payının paraya çevrilmesi, ortaklık mallarına konulan haczin kaldırılması, adi ortaklık tasfiyesi ve ortakların kişisel borçlarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.
Esenyurt icra avukatı, Beylikdüzü icra avukatı, Bahçeşehir icra avukatı ve Büyükçekmece icra avukatı arayışında olan kişiler bakımından, adi ortaklık ilişkilerinden doğan ekonomik hakların belirlenmesi ve icra işlemlerinin hukuka uygun biçimde yürütülmesi önemlidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde icra takibi, adi ortaklık tasfiye payının haczi, adi ortaklık kâr payının haczi, iş ortaklığı hakedişlerine haciz, ortaklık tasfiyesi, haczin kaldırılması ve icra hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Nedir?
- Borçlunun Yurt Dışındaki Malvarlığına Haciz Konulabilir Mi?
- Mirasın Reddi Nedir?
- İcra Takibinde Borçlunun Şirketten Alacağı Kâr Payına Haciz Konulabilir Mi?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
