Boşanma davalarında eşlerin birbirlerine karşı davranışları kadar müşterek çocuklara yönelik tutumları da büyük önem taşımaktadır. Özellikle eşlerden birinin çocukları diğer ebeveyne karşı olumsuz yönde etkilemesi, çocukların anne veya babalarıyla ilişkilerini bozacak ifadeler kullanması ve onları diğer ebeveynden uzaklaştırmaya çalışması, boşanma davalarında önemli hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.
Evlilik birliğinin sona ermesi sürecinde anne ve baba arasında yaşanan anlaşmazlıkların çocuklara yansıtılması, çocukların psikolojik ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Özellikle çocuklara diğer ebeveyn hakkında sürekli olumsuz ifadeler kullanılması, çocukların diğer ebeveynle görüşmek istememeleri için yönlendirilmesi veya çocukların taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir parçası hâline getirilmesi, evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerle bağdaşmayabilir.
Eşin müşterek çocukları diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde kışkırtması, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu davranış, çocuğun üstün yararına aykırı olması hâlinde velayet ve kişisel ilişki kararlarını da etkileyebilir.
Ancak çocukların diğer ebeveynle görüşmek istememesi, tek başına bir ebeveyn tarafından kışkırtıldıklarını göstermez. Mahkeme, çocukların tutumlarının nedenlerini, ebeveynlerin davranışlarını ve olayın bütün koşullarını birlikte değerlendirmelidir.
Boşanma Davasında Çocukları Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtmak Kusur Sayılır Mı?
Evet, somut olayın özelliklerine göre kusur sayılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Eşlerin müşterek çocukları birbirlerine karşı kullanmaları, çocukların diğer ebeveynle ilişkilerini bozmaya çalışmaları ve aile içindeki uyuşmazlıklara çocukları dâhil etmeleri, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan davranışlar arasında değerlendirilebilir.
Örneğin eşlerden birinin çocuklara sürekli olarak diğer ebeveynin kendilerini sevmediğini söylemesi, çocukların anne veya babalarına karşı olumsuz duygular geliştirmelerini sağlamaya çalışması ve aile içindeki anlaşmazlıklarda çocuklardan taraf olmalarını istemesi kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak bu davranışların gerçekleştiğinin hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.
Çocukları Anneye veya Babaya Karşı Doldurmak Boşanma Sebebi Midir?
Çocukların anneye veya babaya karşı olumsuz yönde yönlendirilmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan davranışlardan biri olabilir.
Özellikle eşlerden birinin çocuklara diğer ebeveyn hakkında sürekli olumsuz anlatımlarda bulunması, çocukların diğer ebeveynle iletişimini engellemesi veya çocukları kendi tarafında olmaya zorlaması, aile ilişkilerini ciddi biçimde zedeleyebilir.
Bu davranışların süreklilik göstermesi ve evlilik birliğini olumsuz etkilemesi, boşanma davasında kusur olarak ileri sürülmesine neden olabilir.
Ancak her olumsuz ifade veya ebeveynler arasındaki her anlaşmazlık, tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.
Mahkeme, davranışların niteliğini, sıklığını ve evlilik birliği üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Çocuklara Diğer Ebeveyni Kötülemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşlerden birinin müşterek çocukların yanında diğer ebeveyni sürekli kötülemesi, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle çocuklara diğer ebeveynin kötü bir insan olduğunun söylenmesi, anne veya babalarının kendilerini istemediğinin ifade edilmesi ve çocukların diğer ebeveyne karşı olumsuz tutum geliştirmelerinin amaçlanması önemlidir.
Bu tür davranışlar, çocukların ebeveynleriyle sağlıklı ilişki kurmalarını güçleştirebilir.
Ancak çocuğun yaşadığı gerçek bir olayı anlatması veya güvenliğini ilgilendiren bir durumu uygun şekilde açıklaması ile diğer ebeveyni haksız biçimde kötülemeye çalışması birbirinden ayrılmalıdır.
Çocukların Diğer Ebeveynle Görüşmek İstememesi Kışkırtma Olduğunu Gösterir Mi?
Hayır.
Çocuğun anne veya babasıyla görüşmek istememesi, tek başına diğer ebeveyn tarafından kışkırtıldığını göstermez.
Çocuğun görüşmek istememesinin birçok nedeni bulunabilir.
Özellikle ebeveynle geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, çocuğun korkuları, aile içi çatışmalar, ihmal veya şiddet iddiaları gibi durumlar değerlendirilmelidir.
Bunun yanında çocuğun diğer ebeveyn tarafından olumsuz yönde etkilenmiş olması da ihtimaller arasındadır.
Bu nedenle mahkeme, yalnızca çocuğun görüşmek istemediği yönündeki beyanına dayanarak kışkırtma sonucuna ulaşmamalıdır.
Gerekli durumlarda sosyal inceleme raporu ve uzman değerlendirmelerinden yararlanılmalıdır.
Çocukları Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtmak Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?
Çocukların ebeveynler arasındaki uyuşmazlıkta taraf olmaya zorlanması, somut olayın özelliklerine göre psikolojik veya duygusal şiddet niteliğinde değerlendirilebilir.
Özellikle çocuğun diğer ebeveyni sevdiği için suçlanması, anne veya babasıyla görüşmesi hâlinde cezalandırılacağının söylenmesi ya da ebeveynlerinden birini seçmeye zorlanması, çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Bu tür davranışlar çocukta kaygı, suçluluk duygusu ve güven sorunlarına neden olabilir.
Ancak psikolojik şiddet değerlendirmesi yapılırken davranışların niteliği, çocuğun gelişim düzeyi ve somut etkileri dikkate alınmalıdır.
Eşin Çocuklara Diğer Ebeveynin Kendilerini Sevmediğini Söylemesi Kusur Sayılır Mı?
Çocuklara anne veya babalarının kendilerini sevmediğinin sürekli söylenmesi, özellikle gerçeğe aykırı ve yönlendirme amacı taşıyan ifadeler kullanılması hâlinde kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Örneğin eşlerden birinin çocuklara diğer ebeveynin kendilerini terk ettiğini, artık istemediğini veya onlarla ilgilenmeyeceğini söylemesi, çocukların diğer ebeveynle ilişkilerini zedeleyebilir.
Bu ifadelerin çocukları diğer ebeveynden uzaklaştırmak amacıyla kullanılması önem taşımaktadır.
Ancak mahkeme, söz konusu ifadelerin hangi koşullarda kullanıldığını ve gerçek olaylarla bağlantısını da değerlendirmelidir.
Çocukları Boşanma Davasında Taraf Tutmaya Zorlamak Kusur Sayılır Mı?
Çocukların anne ve baba arasındaki boşanma uyuşmazlığında taraf olmaya zorlanması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Özellikle çocuklardan diğer ebeveyn aleyhine konuşmalarının istenmesi, anne veya babalarından birini seçmeye zorlanmaları ve boşanma davasının sonucundan sorumlu tutulmaları, çocukların üstün yararıyla bağdaşmayabilir.
Çocukların ebeveynler arasındaki uyuşmazlıkların dışında tutulması ve duygusal gelişimlerinin korunması gerekir.
Bu nedenle çocukların boşanma sürecinde baskı altında bırakılması, mahkeme tarafından dikkate alınabilecek davranışlardandır.
Çocukları Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtmak Velayeti Etkiler Mi?
Evet.
Çocukların diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi, velayet değerlendirmesinde önemli sonuçlar doğurabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlaki gelişimine ilişkin yararları esas alınır.
Velayet konusunda belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır.
Bu nedenle ebeveynlerden birinin çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı ilişki kurmasını sürekli olarak engellemesi, velayet görevini yerine getirme yeterliliği bakımından değerlendirilebilir.
Çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini haksız biçimde bozan davranışlar, velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı konusunda etkili olabilir.
Ancak kışkırtma iddiasının ileri sürülmesi, velayetin otomatik olarak diğer ebeveyne verileceği anlamına gelmez.
Çocuğu Anneye Karşı Dolduran Babaya Velayet Verilir Mi?
Velayet konusunda annenin veya babanın cinsiyeti tek başına belirleyici değildir.
Babanın çocuğu anneye karşı sistematik biçimde yönlendirmesi, çocuğun anneyle ilişkisini bozması veya kişisel ilişkiyi engellemesi, velayet değerlendirmesinde olumsuz bir unsur olabilir.
Ancak mahkeme, yalnızca bu davranışa dayanarak karar vermek zorunda değildir.
Çocuğun yaşı, bakım ihtiyaçları, yaşam koşulları, eğitim düzeni, ebeveynlerin bakım yeterliliği ve diğer bütün koşullar birlikte değerlendirilmelidir.
Esas olan çocuğun üstün yararıdır.
Çocuğu Babaya Karşı Dolduran Anne Velayeti Kaybedebilir Mi?
Evet, kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi mümkün olabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi uyarınca anne ve babadan her biri, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür.
Velayet kendisine bırakılan ebeveynin diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi haksız biçimde engellemesi, çocuğun üstün yararına aykırı sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca kanunda, velayet kendisine bırakılan anne veya babanın kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla annenin çocuğu babaya karşı yönlendirmesi ve kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi, koşulları varsa velayetin değiştirilmesi talebine dayanak oluşturabilir.
Aynı hukuki değerlendirme, velayetin babada bulunması hâlinde de geçerlidir.
Çocuğun Diğer Ebeveynle Görüşmesinin Engellenmesi Hukuka Aykırı Mıdır?
Haklı bir neden bulunmaksızın çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin engellenmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesinde düzenlenen yükümlülüklerle bağdaşmaz.
Anne ve babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, yalnızca ebeveynlerin menfaatine yönelik değildir.
Çocuğun her iki ebeveyniyle sağlıklı ilişkiler geliştirmesi de korunması gereken önemli bir menfaattir.
Bu nedenle mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki günlerinde çocuğun diğer ebeveynle görüşmesinin haksız biçimde engellenmesi, hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ancak çocuğun güvenliğini tehlikeye düşüren ciddi nedenler bulunması hâlinde kişisel ilişkinin sınırlandırılması veya yeniden düzenlenmesi mahkemeden talep edilebilir.
Eşin Çocuğa Diğer Ebeveynle Görüşmemesini Söylemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin çocuğa haklı bir neden bulunmaksızın diğer ebeveynle görüşmemesini söylemesi, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış olabilir.
Özellikle çocuğun anne veya babasıyla görüşmesi hâlinde kendisine kızılacağının söylenmesi, çocuğun duygusal baskı altında bırakılması veya görüşmelerin engellenmesi önemlidir.
Ancak çocuğun güvenliğiyle ilgili gerçek bir risk bulunması hâlinde ebeveynin koruyucu davranışları farklı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle mahkeme, görüşmenin engellenmesinin nedenini ve çocuğun üstün yararını birlikte değerlendirmelidir.
Çocuğun Telefonla veya Görüntülü Görüşmesinin Engellenmesi Velayeti Etkiler Mi?
Çocuğun diğer ebeveyniyle telefonla veya görüntülü görüşmesinin sürekli ve haksız biçimde engellenmesi, velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Özellikle ebeveynlerin farklı şehirlerde veya ülkelerde yaşadığı durumlarda telefon ve görüntülü görüşmeler, çocukla iletişimin sürdürülmesinde önemli olabilir.
Mahkeme kararında telefon veya görüntülü görüşmeye ilişkin düzenleme bulunuyorsa bu düzenlemeye uyulması gerekir.
Bunun yanında çocuğun diğer ebeveynle iletişiminin sistematik olarak engellenmesi, ebeveynin çocuğun ilişkilerini destekleme yeterliliği bakımından değerlendirilebilir.
Ancak görüşmenin sıklığı, çocuğun yaşı, günlük düzeni ve iletişimin çocuğa etkisi de dikkate alınmalıdır.
Çocukların Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtılması Velayetin Değiştirilmesi Sebebi Midir?
Somut olayın özelliklerine göre velayetin değiştirilmesi sebebi olabilir.
Velayet kararları, çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde yeniden değerlendirilebilir.
Özellikle velayet hakkına sahip ebeveynin çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini sürekli olarak bozması, mahkeme kararlarına aykırı davranması ve çocuğun gelişimini olumsuz etkilemesi önemlidir.
Ancak velayetin değiştirilmesi için yalnızca ebeveynler arasındaki anlaşmazlıkların bulunması yeterli değildir.
Çocuğun mevcut yaşam koşulları, bakım düzeni ve velayet değişikliğinin çocuğa etkileri araştırılmalıdır.
Çocukların Kışkırtıldığının İspatlanması İçin Sosyal İnceleme Raporu Alınabilir Mi?
Evet.
Velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında sosyal inceleme raporları önemli bir değerlendirme aracı olabilir.
Sosyal inceleme kapsamında çocuğun yaşam koşulları, ebeveynleriyle ilişkileri, duygusal durumu ve aile içindeki çatışmaların çocuğa etkileri araştırılabilir.
Özellikle çocuğun diğer ebeveyne yönelik olumsuz tutumunun nedenlerinin belirlenmesi bakımından uzman değerlendirmesi önem taşıyabilir.
Ancak sosyal inceleme raporu mahkemeyi mutlak biçimde bağlamaz.
Mahkeme, raporu diğer delillerle birlikte değerlendirerek çocuğun üstün yararına uygun karar vermelidir.
Pedagog veya Psikolog Çocuğun Yönlendirildiğini Tespit Edebilir Mi?
Uzmanlar, çocuğun ebeveynleriyle ilişkilerini ve olası yönlendirme davranışlarının etkilerini değerlendirebilir.
Özellikle çocuğun kullandığı ifadeler, ebeveynlere yönelik tutumları, yaşına uygun olmayan anlatımları ve aile içindeki çatışmalara ilişkin bilgileri inceleme konusu yapılabilir.
Ancak yalnızca çocuğun belirli ifadeler kullanması, kesin olarak yönlendirildiği anlamına gelmez.
Uzman değerlendirmelerinde çocuğun gerçek deneyimleri, korkuları ve diğer ebeveynin davranışları da dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle yönlendirme iddiaları bilimsel ve hukuki açıdan dikkatle incelenmelidir.
Çocuğun Diğer Ebeveyni İstemediğini Söylemesi Velayet Kararını Etkiler Mi?
Çocuğun görüşü, özellikle yaşı ve olgunluk düzeyi dikkate alınarak velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak çocuğun belirli bir ebeveyni istemediğini söylemesi, mahkemenin mutlaka bu yönde karar vereceği anlamına gelmez.
Özellikle çocuğun beyanının baskı, korku veya yönlendirme altında oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır.
Çocuğun görüşü ile üstün yararı her durumda aynı olmayabilir.
Bu nedenle mahkeme, çocuğun beyanını diğer deliller ve uzman değerlendirmeleriyle birlikte ele almalıdır.
Çocuğun Anne veya Babaya Karşı Kışkırtılması Nasıl İspatlanır?
Boşanma davalarında çocukların diğer ebeveyne karşı kışkırtıldığı iddiasının somut delillerle desteklenmesi önemlidir.
Bu kapsamda ebeveynler arasındaki yazışmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları, sosyal inceleme raporları, kişisel ilişki kararlarının uygulanmasına ilişkin kayıtlar ve hukuka uygun diğer deliller değerlendirilebilir.
Özellikle çocuğun diğer ebeveynle görüşmesinin sistematik biçimde engellendiğini gösteren belgeler önem taşıyabilir.
Ancak çocuğun yalnızca diğer ebeveynle görüşmek istememesi, kışkırtma iddiasının ispatlandığı anlamına gelmez.
Mahkeme, iddianın dayandığı olayları ve bunların çocuk üzerindeki etkilerini araştırmalıdır.
Çocukların Kışkırtılmasında Tanık Beyanı Yeterli Midir?
Tanık beyanları, çocukların diğer ebeveyne karşı yönlendirildiği iddiasının ispatlanmasında kullanılabilir.
Özellikle ebeveynin çocuklara yönelik olumsuz ifadelerini doğrudan duyan veya çocuğun diğer ebeveynle görüşmesinin engellendiğine tanıklık eden kişilerin anlatımları önemlidir.
Ancak tanığın doğrudan görgüsüne dayanan bilgiler ile başkalarından duyduğu anlatımlar birbirinden ayrılmalıdır.
Mahkeme, tanık beyanlarını sosyal inceleme raporları ve diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmalıdır.
WhatsApp Mesajları Çocukların Kışkırtıldığını İspatlar Mı?
Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, çocukların diğer ebeveyne karşı yönlendirildiği iddiasını destekleyebilir.
Örneğin eşlerden birinin diğerine çocukları kendisine göstermeyeceğini, çocukların diğer ebeveynle görüşmesini istemediğini veya onları diğer ebeveynden uzaklaştıracağını bildirdiği mesajlar önem taşıyabilir.
Ancak yazışmaların gerçekliği, bütünlüğü ve hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
Ayrıca mesajların içeriği ile çocuklara yönelik fiilî davranışlar arasındaki bağlantı da araştırılmalıdır.
Çocukların Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtılması Manevi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.
Çocukların diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde yönlendirilmesi, ebeveynin çocuklarıyla ilişkisinin haksız şekilde zedelenmesi ve kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek davranışların bulunması, somut olayın özelliklerine göre manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak her yönlendirme iddiası kendiliğinden manevi tazminat hakkı doğurmaz.
Manevi tazminat bakımından kişilik hakkına saldırı ve kanunda aranan diğer koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Çocukların Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtılması Maddi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Çocukların diğer ebeveyne karşı kışkırtılması, boşanmaya neden olan kusurlu davranışlardan biri olarak değerlendirilebilir.
Ancak maddi tazminata hükmedilebilmesi için boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesi ve diğer kanuni şartların gerçekleşmesi gerekir.
Yalnızca çocukların yönlendirildiği iddiası, otomatik olarak maddi tazminat hakkı doğurmaz.
Çocukları Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtmak Ağır Kusur Sayılır Mı?
Çocukların diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde yönlendirilmesi, somut olayın özelliklerine göre ağır kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Özellikle çocukların diğer ebeveynle bütün iletişimlerinin kesilmeye çalışılması, çocukların duygusal baskı altında bırakılması ve ebeveynler arasındaki uyuşmazlığın çocuklar üzerinden sürdürülmesi, davranışın ağırlığını artırabilir.
Ancak kusur derecesi belirlenirken tarafların bütün davranışları birlikte değerlendirilmelidir.
Her olayda aynı kusur sonucuna ulaşılması mümkün değildir.
Çocukların Diğer Ebeveynle Görüşmesinin Engellenmesi Halinde Ne Yapılabilir?
Mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki kararının yerine getirilmemesi hâlinde, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kanuni mekanizmalara başvurulabilir.
7343 sayılı Kanun ile çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesine ilişkin sistem değiştirilmiş, bu işlemler Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmeye başlanmıştır.
Bu süreçte çocuğun üstün yararı esas alınmalıdır.
Özellikle kişisel ilişki kararının sürekli olarak engellenmesi hâlinde, koşulları bulunuyorsa velayetin değiştirilmesi de talep edilebilir.
Ancak çocuk üzerinde baskı kurulması veya çocuğun zorla yönlendirilmesi yerine hukuki yolların kullanılması önemlidir.
Çocukların Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtılması Halinde Koruyucu Tedbir Alınabilir Mi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 346. maddesi uyarınca çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde, ana ve baba bu duruma çare bulamaz veya güçleri yetmezse hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.
Ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuğun korunmasına yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri gündeme gelebilir.
Özellikle çocuğun ebeveynler arasındaki çatışmalardan ciddi biçimde etkilendiği durumlarda uzman desteği ve koruyucu tedbirler önem taşıyabilir.
Ancak alınacak tedbirlerin kapsamı çocuğun ihtiyaçlarına ve somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Yargıtay Çocukların Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtılmasını Nasıl Değerlendirir?
Yargıtay’ın velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarına ilişkin kararlarında, çocuğun üstün yararı ve ebeveynlerin diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi destekleme yükümlülüğü önem taşımaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.09.2014 tarihli, 2014/6931 Esas ve 2014/16774 Karar sayılı kararında, velayet hakkına sahip annenin babanın çocukla kişisel ilişkisini haklı neden olmaksızın engellemesi değerlendirilmiştir.
Kararda annenin, kişisel ilişki dönemlerinde çocuğu bulunduğu ortamdan uzaklaştırarak babanın görüşme hakkını kullanmasını engellediği tespit edilmiş ve bu davranışın çocuğun menfaatine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay, somut olayda velayetin anneden alınarak babaya verilmesi gerektiğini değerlendirerek aksi yöndeki kararı bozmuştur.
Bu karar, velayet hakkının diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi haksız biçimde engellemek amacıyla kullanılamayacağını göstermektedir.
Bununla birlikte her kişisel ilişki uyuşmazlığında velayetin değiştirilmesi zorunlu değildir. Çocuğun üstün yararı ve somut olayın bütün koşulları değerlendirilmelidir.
Çocukların Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtılması Halinde Boşanma Davasında Nasıl Savunma Yapılmalıdır?
Boşanma davasında çocukların diğer ebeveyne karşı kışkırtıldığı iddiası, yalnızca genel ifadelerle ileri sürülmemelidir.
Özellikle yönlendirme davranışlarının hangi tarihlerde gerçekleştiği, çocuklara hangi ifadelerin kullanıldığı, kişisel ilişkinin nasıl engellendiği ve bu davranışların çocuklar üzerindeki etkileri somutlaştırılmalıdır.
Tanık anlatımları, mesajlaşmalar, sosyal inceleme raporları ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Velayet uyuşmazlığı da bulunuyorsa çocuğun üstün yararı bakımından uzman incelemesi talep edilmesi önem taşıyabilir.
Bunun yanında karşı tarafın kışkırtma iddiasının gerçeği yansıtmadığı durumlarda çocuğun diğer ebeveynle görüşmek istememesinin gerçek nedenleri ortaya konulmalıdır.
Özellikle çocuğun korku, ihmal, şiddet veya olumsuz ebeveyn davranışları nedeniyle görüşmek istemediği durumlar ile yönlendirme sonucunda oluşan tutumlar birbirinden ayrılmalıdır.
Sonuç
Eşin müşterek çocukları diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde kışkırtması, çocukların anne veya babalarıyla ilişkilerini haksız şekilde bozması ve onları ebeveynler arasındaki uyuşmazlıkta taraf olmaya zorlaması, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Bu tür davranışlar yalnızca eşler arasındaki kusur değerlendirmesi bakımından değil, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi uyarınca anne ve babanın, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi ve çocuğun üstün yararının zarar görmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi dâhil çeşitli hukuki tedbirler gündeme gelebilir.
Ancak çocuğun diğer ebeveynle görüşmek istememesi, her durumda kışkırtıldığını göstermez. Çocuğun gerçek deneyimleri, güvenlik ihtiyaçları, psikolojik durumu ve ebeveynlerin davranışları birlikte değerlendirilmelidir.
Boşanma davalarında çocukların ebeveynler arasındaki çatışmanın bir parçası hâline getirilmemesi, her iki ebeveynle de güvenli ve sağlıklı ilişkiler kurabilmelerinin desteklenmesi esastır.
Sonuç olarak belirleyici olan yalnızca “Çocuk anne veya babasıyla görüşmek istemiyor mu?” sorusu değildir.
Asıl cevaplandırılması gereken soru şudur:
“Çocuğun diğer ebeveyne yönelik olumsuz tutumu kendi deneyimlerinden mi kaynaklanmaktadır, yoksa diğer ebeveyn tarafından sistematik biçimde yönlendirilmesinin sonucu mudur?”
Boşanma Davalarında Hukuki Destek
Boşanma davalarında çocukların diğer ebeveyne karşı kışkırtılması, ebeveynler arasında çocukların yönlendirilmesi, velayet uyuşmazlıkları, velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişkinin engellenmesi, sosyal inceleme raporları, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, çocukların üstün yararı ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklar bakımından somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davaları, çekişmeli boşanma, velayet davaları, velayetin değiştirilmesi, çocukla kişisel ilişki kurulması, kişisel ilişkinin engellenmesi, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşin Özel Eşyalarını Evden Çıkarması Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Ortak Konutu Habersiz Satışa Çıkarması Hangi Sonuçları Doğurur?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşi Ailesinin Yanına Göndermesi Nasıl Değerlendirilir?
- Boşanma Davasında Eşin Ortak Konutun Kilidini Değiştirmesi Kusur Sayılır Mı?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
