Alacağın devri, bir alacaklının sahip olduğu alacak hakkını başka bir kişiye geçirmesidir. Uygulamada bu işlem, alacağın temliki olarak da adlandırılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesine göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir.
Örneğin bir şirketin başka bir şirketten 750.000 TL alacağı bulunuyorsa, bu alacağını belirli koşullarla üçüncü bir kişiye devretmesi mümkündür.
Ancak alacağın devredilmiş olması, icra alacaklılarının her durumda bu işlemle bağlı olduğu anlamına gelmez. Devrin geçerliliği, tarihi ve alacaklıların haklarına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlunun Üçüncü Kişiye Devrettiği Alacak Haczedilebilir Mi?
Borçlunun üçüncü kişiye devrettiği alacağın haczedilip haczedilemeyeceği, öncelikle devrin hukuken geçerli olup olmadığına ve hacizden önce mi sonra mı gerçekleştiğine bağlıdır.
Alacak, hacizden önce geçerli biçimde üçüncü kişiye devredilmişse kural olarak borçlunun malvarlığından çıkmış olur. Bu durumda alacaklı, yalnızca eski alacaklıya karşı yürüttüğü icra takibine dayanarak devredilen alacağı doğrudan haczedemez.
Buna karşılık alacak üzerine haciz konulduktan sonra gerçekleştirilen devir, mevcut haciz nedeniyle alacaklının sahip olduğu hakları ortadan kaldırmaz.
Ayrıca alacağın devri muvazaalıysa veya İcra ve İflas Kanunu’nun tasarrufun iptaline ilişkin hükümleri kapsamında iptale tabi bir işlem niteliğindeyse alacaklının başvurabileceği hukuki yollar bulunmaktadır.
Alacağın Hacizden Önce Devredilmesi Hâlinde Ne Olur?
Alacak üzerinde henüz haciz bulunmadığı dönemde geçerli bir devir sözleşmesi yapılmışsa, alacak hakkı devralan kişiye geçebilir.
Bu durumda takip borçlusunun artık ilgili alacak üzerinde hak sahibi olmaması nedeniyle haciz işlemi sonuçsuz kalabilir.
Ancak devir sözleşmesinin gerçekten düzenlenip düzenlenmediği, yazılı şekil koşulunun sağlanıp sağlanmadığı ve devrin hangi tarihte gerçekleştirildiği önem taşımaktadır.
Özellikle icra takibinden hemen önce yapılan devirler bakımından işlemin gerçek bir hukuki sebebe dayanıp dayanmadığı araştırılmalıdır.
Alacağın Hacizden Sonra Devredilmesi Hâlinde Ne Olur?
Alacak üzerinde usulüne uygun haciz kurulduktan sonra borçlunun aynı alacağı üçüncü kişiye devretmesi, haciz alacaklısının haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İcra ve İflas Kanunu’nun haczin hukuki sonuçlarına ilişkin hükümleri uyarınca haczedilen mal ve haklar üzerindeki tasarruflar, haciz alacaklısının hakları gözetilerek değerlendirilir.
Bu nedenle hacizden sonra yapılan devir sözleşmesinin varlığı, alacağın hacizden kurtulduğu anlamına gelmez.
Ancak haczin hangi tarihte ve hangi usulle geçerli biçimde kurulduğu belirlenmelidir.
Alacağın Devri Sözleşmesi Yazılı Olmak Zorunda Mıdır?
Türk Borçlar Kanunu’nun 184. maddesi uyarınca alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Bu nedenle yalnızca sözlü bir anlaşmaya dayanılarak alacağın geçerli biçimde devredildiği her durumda kabul edilemez.
Devir sözleşmesinde hangi alacağın devredildiğinin belirlenebilir olması ve kanuni şekil koşullarının sağlanması gerekir.
Bununla birlikte alacağın devri sözü verme ile alacağı doğrudan devreden işlem birbirinden farklıdır. Alacağın devri vaadi bakımından aynı şekil koşulu öngörülmemiştir.
Alacağın Devri İçin Noter Onayı Gerekir Mi?
Alacağın devri sözleşmesinin geçerliliği için kural olarak noter tarafından düzenlenmesi veya onaylanması zorunlu değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 184. maddesinde yazılı şekil koşulu öngörülmüştür.
Ancak noter işlemi, devir sözleşmesinin düzenlenme tarihinin ve tarafların beyanlarının ispatı bakımından önem taşıyabilir.
Özellikle hacizden sonra düzenlendiği iddia edilen ancak üzerinde daha eski tarih bulunan devir sözleşmelerinde, belgenin gerçek düzenlenme tarihi uyuşmazlık konusu olabilir.
Alacağın Devri Borçluya Bildirilmek Zorunda Mıdır?
Alacağın devrinin geçerliliği için kural olarak alacağın borçlusuna bildirim yapılması şart değildir.
Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 186. maddesi uyarınca devir kendisine bildirilmemiş olan borçlu, önceki alacaklıya iyiniyetle ödeme yaparsa borcundan kurtulabilir.
Bu nedenle devir bildirimi, alacağın kime ödeneceğinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Ancak alacağın borçlusuna bildirim yapılması ile icra müdürlüğünden gönderilen haciz ihbarnamesinin hukuki sonuçları birbirinden ayrılmalıdır.
Alacağın Devri Bildirimi ile Haciz İhbarnamesi Çakışırsa Ne Olur?
Uygulamada alacağın borçlusu olan üçüncü kişiye hem alacağın devredildiğine ilişkin bildirim hem de icra müdürlüğünden haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
Bu durumda öncelikle alacağın devrinin ve haczin hangi tarihlerde hukuki sonuç doğurduğu araştırılmalıdır.
Özellikle hacizden önce geçerli biçimde gerçekleştirilen devir ile hacizden sonra yapılan devir farklı değerlendirilir.
Üçüncü kişinin çelişen ödeme talepleriyle karşılaşması hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 187. maddesindeki tevdi imkânı da somut olay bakımından değerlendirilebilir.
Borçlunun Devrettiği Alacağa İİK 89/1 Haciz İhbarnamesi Gönderilebilir Mi?
İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi, takip borçlusunun üçüncü kişilerdeki mal, alacak ve diğer haklarının haczine ilişkin hükümler içermektedir.
Ancak alacağın hacizden önce geçerli biçimde başka bir kişiye devredilmiş olması hâlinde, üçüncü kişinin artık takip borçlusuna karşı aynı alacak nedeniyle borçlu bulunmaması mümkündür.
Bu durumda üçüncü kişi, haciz ihbarnamesine karşı alacağın daha önce devredildiğini ileri sürebilir.
Ancak yalnızca devir iddiasında bulunulması yeterli olmayabilir. Devrin geçerliliği ve tarihi gerektiğinde delillerle ortaya konulmalıdır.
Üçüncü Kişi Alacağın Devredildiğini Söyleyerek Haciz İhbarnamesine İtiraz Edebilir Mi?
Üçüncü kişi, kendisine İİK m. 89 kapsamında birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi hâlinde kanuni koşullar çerçevesinde itirazda bulunabilir.
Özellikle alacağın daha önce geçerli biçimde devredilmiş olması nedeniyle takip borçlusuna karşı artık ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı ileri sürülebilir.
Birinci haciz ihbarnamesine karşı itiraz süresi kural olarak tebliğden itibaren yedi gündür.
İtirazın süresinde ve doğru biçimde yapılması önem taşımaktadır.
Alacaklı Devir Sözleşmesinin Gerçeğe Aykırı Olduğunu İleri Sürebilir Mi?
Alacaklı, borçlunun üçüncü kişiyle yaptığı alacağın devri sözleşmesinin gerçekte uygulanmak istenmediğini veya görünürde düzenlendiğini ileri sürebilir.
Bu durumda muvazaa iddiası gündeme gelir.
Muvazaa, tarafların gerçek iradeleriyle bağdaşmayan görünürde bir hukuki işlem gerçekleştirmeleridir.
Örneğin borçlunun önemli miktardaki alacağını gerçekte devretmediği hâlde, icra alacaklılarından gizlemek amacıyla üçüncü kişiye devretmiş gibi göstermesi muvazaa iddiasına konu olabilir.
Ancak muvazaanın varlığı, somut delillerle değerlendirilmelidir.
Muvazaalı Alacağın Devri Haczi Engeller Mi?
Alacağın devri sözleşmesinin muvazaalı olması hâlinde görünürdeki işlemin geçerliliği tartışmalı hâle gelir.
Alacaklı, devrin gerçekte yapılmadığını ve alacağın takip borçlusunun malvarlığında bulunduğunu ileri sürebilir.
Ancak bu iddianın hukuken sonuç doğurabilmesi için uygun dava veya başvuru yolunun kullanılması ve gerekli delillerin sunulması gerekir.
Özellikle alacağın devrinin muvazaalı olduğu iddiası ile İİK m. 277 ve devamı maddelerine dayanan tasarrufun iptali davası birbirinden farklı hukuki temellere sahiptir.
Alacaklıdan Mal Kaçırmak İçin Yapılan Alacağın Devri İptal Edilebilir Mi?
Borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla alacağını üçüncü kişiye devretmesi hâlinde, İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri gündeme gelebilir.
Ancak her alacak devri işlemi kendiliğinden iptale tabi değildir.
Devrin hangi tarihte yapıldığı, borçlunun mali durumu, üçüncü kişinin işlemdeki konumu ve kanuni iptal koşulları önem taşımaktadır.
Özellikle gerçek bir borcun ödenmesi amacıyla gerçekleştirilen alacak devirleri ile karşılıksız veya alacaklıları zarara uğratmaya yönelik işlemler aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Alacağın Devri Nedeniyle Tasarrufun İptali Davası Açılabilir Mi?
İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası, kanuni koşulların bulunması hâlinde alacağın devri işlemlerine karşı da açılabilir.
Bu davanın amacı, borçlunun gerçekleştirdiği belirli tasarrufların alacaklı bakımından sonuçsuz kalmasını sağlayarak alacağın tahsiline imkân tanımaktır.
Tasarrufun iptali davası, her durumda devir sözleşmesinin bütün taraflar bakımından geçersiz hâle gelmesi sonucunu doğurmaz.
İptal kararı, davayı kazanan alacaklıya tasarrufa konu mal veya hak üzerinde cebrî icra yoluyla alacağını tahsil etme yetkisi sağlayabilir.
Tasarrufun İptali Davası Açmanın Şartları Nelerdir?
Tasarrufun iptali davasında alacaklının gerçek bir alacağının bulunması, ilgili takip ve aciz koşullarının gerçekleşmesi ile iptali istenen işlemin kanunda öngörülen nedenlerden birine dayanması önem taşımaktadır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 278, 279 ve 280. maddelerinde farklı iptal nedenleri düzenlenmiştir.
Özellikle karşılıksız tasarruflar, belirli koşullarda yapılan ödemeler ve alacaklıları zarara uğratma kastıyla gerçekleştirilen işlemler değerlendirmeye konu olabilir.
Bunun yanında İİK m. 284 kapsamında tasarrufun iptali davası açma hakkının tasarruf tarihinden itibaren beş yıl geçmekle düşeceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle dava açılmadan önce hem maddi koşulların hem de sürelerin incelenmesi gerekir.
Alacağın Üçüncü Kişiye Bedelsiz Devredilmesi Hâlinde Ne Olur?
Borçlunun ekonomik değeri bulunan bir alacağını herhangi bir karşılık almaksızın üçüncü kişiye devretmesi, tasarrufun iptali bakımından önem taşıyabilir.
Özellikle borçlunun alacaklılarını zarara uğratacak biçimde malvarlığını azaltması hâlinde İİK m. 278 kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Ancak bedelsiz devir işleminin iptale tabi olup olmadığı, işlemin tarihi ve diğer kanuni koşullara göre belirlenmelidir.
Borçlunun Alacağını Eşine Devretmesi Hâlinde Haciz Konulabilir Mi?
Borçlunun alacağını eşine devretmesi, tek başına işlemin geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Ancak eşler arasındaki devir işlemleri, tasarrufun iptali hükümleri bakımından özel önem taşıyabilir.
Özellikle karşılıksız devir, gerçek bir ödeme ilişkisinin bulunmaması veya alacaklıların zarara uğratılması gibi hususlar araştırılmalıdır.
Bu nedenle borçlunun alacağını eşine devretmesi hâlinde işlemin hukuki niteliği ve kanuni iptal koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Borçlunun Alacağını Kardeşine veya Akrabasına Devretmesi Hâlinde Ne Olur?
Borçlunun alacağını kardeşine veya başka bir akrabasına devretmesi hâlinde de devir işleminin geçerliliği ve alacaklılara etkisi araştırılabilir.
Özellikle taraflar arasındaki yakınlık, devir bedeli, ödeme belgeleri ve işlemin gerçekleştirildiği tarih önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca akrabalık ilişkisinin bulunması, bütün devir işlemlerinin muvazaalı olduğu anlamına gelmez.
İşlemin gerçek niteliği ve uygulanacak iptal hükümleri somut olayda belirlenmelidir.
Borçlunun Alacağını Kendi Şirketine Devretmesi Hâlinde Ne Olur?
Borçlunun bir alacağını ortağı veya yöneticisi olduğu şirkete devretmesi mümkündür.
Ancak bu işlem, şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğu gerekçesiyle her durumda alacaklıların denetimi dışında kalmaz.
Özellikle devir bedelinin ödenip ödenmediği, şirket ile borçlu arasındaki ilişkinin niteliği ve işlemin ekonomik gerekçesi önem taşımaktadır.
Gerçek bir ticari işlem ile alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan görünürdeki devir birbirinden ayrılmalıdır.
Borçlunun Alacağını Başka Bir Borcuna Karşılık Devretmesi Geçerli Midir?
Borçlunun üçüncü kişiye olan gerçek bir borcunu ödemek amacıyla kendi alacağını devretmesi mümkündür.
Bu tür işlemler ticari hayatta ödeme yöntemi olarak kullanılabilmektedir.
Ancak devrin gerçek bir borca dayanması, her durumda tasarrufun iptali hükümlerinin uygulanamayacağı anlamına gelmez.
Özellikle ödeme şekli, işlemin tarihi ve İİK m. 279 ile diğer iptal hükümlerinin koşulları değerlendirilmelidir.
Borçlunun Devrettiği Alacak Henüz Doğmamışsa Ne Olur?
Alacağın devri sözleşmesi, belirli koşullarda gelecekte doğacak alacakları da kapsayabilir.
Ancak devredilen alacağın belirlenebilir olması ve devir işleminin hukuken geçerli bulunması gerekir.
Bu durumda gelecekte doğacak alacağın haczi bakımından hem alacağın devri hükümleri hem de müstakbel alacakların haczine ilişkin kurallar önem taşımaktadır.
Özellikle alacağın hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığı ve ne zaman doğduğu belirlenmelidir.
Gelecekte Doğacak Alacağın Devri Haczi Engeller Mi?
Gelecekte doğacak bir alacağın önceden devredilmiş olması, daha sonra konulmak istenen haczin hukuki sonuçlarını etkileyebilir.
Ancak gelecekte doğacak alacağın devrinin geçerliliği, kapsamı ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli, 2017/369 E., 2019/130 K. sayılı kararında, müstakbel alacakların haczinde mevcut bir hukuki ilişkinin ve alacağın belirlenebilirliğinin önemi açıklanmıştır.
Bu nedenle henüz doğmamış bütün alacakların sınırsız biçimde haczedilebileceği veya devredilebileceği varsayılmamalıdır.
Alacağın Devri Sözleşmesinin Tarihi Nasıl İspatlanır?
Alacağın devrinin hacizden önce mi sonra mı gerçekleştirildiği, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilir.
Bu nedenle devir sözleşmesinin düzenlenme tarihi önem taşımaktadır.
Özellikle noter kayıtları, güvenilir elektronik imza kayıtları, ticari defterler, banka hareketleri ve üçüncü kişiye yapılan bildirimler delil niteliği taşıyabilir.
Ancak sözleşmede yazılı tarihin bulunması, bu tarihin her durumda üçüncü kişilere karşı tartışmasız biçimde ispatlandığı anlamına gelmez.
Devir Sözleşmesinin Sonradan Düzenlendiği İddia Edilebilir Mi?
Alacaklı, alacağın devri sözleşmesinin gerçekte hacizden sonra düzenlendiğini ancak daha eski tarihli gösterildiğini ileri sürebilir.
Bu durumda sözleşmenin gerçek düzenlenme tarihi ve tarafların işlemdeki iradeleri araştırılmalıdır.
Özellikle ticari kayıtlar, ödeme belgeleri ve devir bildiriminin tarihi önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca devir sözleşmesinin haciz tarihine yakın olması, işlemin muvazaalı olduğunun kesin kanıtı değildir.
Üçüncü Kişi Devraldığı Alacağın Haczedilmesine İtiraz Edebilir Mi?
Alacağı devralan üçüncü kişi, haciz işleminin kendi haklarını ihlal ettiğini ileri sürebilir.
Özellikle alacağın hacizden önce geçerli biçimde devredildiği iddiası önem taşımaktadır.
Ancak üçüncü kişinin başvuracağı hukuki yol, haczin hangi usulle gerçekleştirildiğine ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilir.
İstihkak hükümleri, icra müdürlüğü işleminin şikâyeti veya genel mahkemelerde açılabilecek davalar somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Alacağın Devri Nedeniyle İstihkak Davası Açılabilir Mi?
Üçüncü kişi, haczedilen alacak üzerinde kendisine ait bir hak bulunduğunu ileri sürebilir.
Ancak alacak hakkının kime ait olduğuna ilişkin uyuşmazlık ile taşınır malların mülkiyetine ilişkin istihkak uyuşmazlıkları aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Bu nedenle İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ve devamı maddelerinin uygulanıp uygulanamayacağı, haczin konusu ve üçüncü kişinin ileri sürdüğü hak dikkate alınarak belirlenmelidir.
Yanlış hukuki yola başvurulması, hak kaybına neden olabilir.
Alacaklı Devir Bedeline Haciz Koydurabilir Mi?
Borçlunun alacağını üçüncü kişiye bir bedel karşılığında devretmesi hâlinde, bu işlem sonucunda borçlu lehine başka bir alacak doğmuş olabilir.
Örneğin borçlunun 800.000 TL tutarındaki alacağını üçüncü kişiye 650.000 TL karşılığında devretmesi ve devir bedelinin henüz ödenmemiş olması hâlinde, borçlunun devralandan olan bedel alacağı haczedilebilir.
Bu durumda artık devredilen asıl alacak değil, devir sözleşmesinden doğan karşılık alacağı hacze konu edilmektedir.
Özellikle alacaklının doğrudan devredilen alacağı haczedemediği durumlarda bu ayrım önem taşıyabilir.
Borçlunun Alacağını Devrettiği Kişiden Olan Alacağına Haciz Konulabilir Mi?
Borçlunun alacağını üçüncü kişiye devretmesi sonucunda devralandan bir bedel veya başka bir edim talep etme hakkı doğmuşsa bu hak haczedilebilir.
Ancak devrin karşılıksız yapılmış olması veya bedelin önceden ödenmiş bulunması hâlinde aynı sonuç doğmayabilir.
Bu nedenle devir sözleşmesinin içeriği ve taraflar arasındaki ödeme ilişkisi araştırılmalıdır.
Devir İşleminden Sonra Üçüncü Kişi Borcunu Kime Ödemelidir?
Alacağın geçerli biçimde devredilmesi hâlinde, alacağın borçlusu kural olarak yeni alacaklıya ödeme yapmakla yükümlü olur.
Ancak devirden önce veya sonra haciz konulmuş olması, ödemenin kime yapılacağı konusunda uyuşmazlık yaratabilir.
Bu nedenle üçüncü kişinin devir bildirimi ile haciz ihbarnamesini birlikte değerlendirmesi gerekir.
Yanlış kişiye ödeme yapılması, bazı durumlarda borcun sona ermemesine ve yeniden ödeme yükümlülüğünün gündeme gelmesine neden olabilir.
Üçüncü Kişi Haciz İhbarnamesine Rağmen Devralana Ödeme Yaparsa Ne Olur?
Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesinden sonra devralana ödeme yapması hâlinde, öncelikle alacağın hacizden önce geçerli biçimde devredilip devredilmediği araştırılmalıdır.
Alacak hacizden önce geçerli biçimde devredilmişse takip borçlusuna ait bir alacak bulunmayabilir.
Buna karşılık hacizden sonra gerçekleştirilen devir nedeniyle devralana ödeme yapılması, haciz alacaklısının hakları bakımından sorun oluşturabilir.
Bu nedenle ödeme tarihinin yanı sıra devir ve haczin hukuki sonuç doğurduğu tarihler önem taşımaktadır.
Alacağın Devri Hacizden Kaçmak İçin Yapılmışsa Alacaklı Ne Yapabilir?
Borçlunun alacağını üçüncü kişiye devretmesinin alacaklıdan mal kaçırma amacı taşıdığı düşünülüyorsa öncelikle işlemin hukuki niteliği belirlenmelidir.
Özellikle muvazaa iddiası ile tasarrufun iptali davası birbirinden ayrılmalıdır.
Muvazaa iddiasında görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığı ileri sürülürken tasarrufun iptali davasında, belirli koşullarda geçerli olan bir işlemin alacaklı bakımından sonuçsuz bırakılması amaçlanır.
Bu nedenle dava açılmadan önce devir sözleşmesi, ödeme kayıtları, borçlunun mali durumu ve ilgili icra dosyası birlikte incelenmelidir.
Tasarrufun İptali Davası Kazanılırsa Devredilen Alacak Haczedilebilir Mi?
Tasarrufun iptali davasının kabul edilmesi hâlinde alacaklı, mahkeme kararının kapsamı çerçevesinde tasarrufa konu hak veya değer üzerinden alacağını tahsil etme imkânı elde edebilir.
Ancak tasarrufun iptali kararı, alacağın bütün hukuki sonuçlarıyla yeniden borçlunun malvarlığına döndüğü anlamına gelmez.
İcra ve İflas Kanunu’nun 283. maddesi kapsamında alacaklıya tanınan cebrî icra yetkisi önem taşımaktadır.
Devredilen alacağın daha önce tahsil edilmiş veya elden çıkarılmış olması hâlinde ise somut olayın koşullarına göre bedel üzerinden sorumluluk gündeme gelebilir.
Alacağın Devri İşlemine Karşı İhtiyati Haciz Talep Edilebilir Mi?
Alacaklı, kanuni koşulların bulunması hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.
Ancak ihtiyati haciz, her durumda üçüncü kişiye geçerli biçimde devredilmiş bir alacağın kendiliğinden yeniden borçluya ait hâle gelmesini sağlamaz.
Özellikle tasarrufun iptali davası kapsamında İİK m. 281/2 uyarınca ihtiyati haciz talep edilmesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle ihtiyati haczin konusu, kapsamı ve teminat koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Alacağın Üçüncü Kişiye Devri ve Haczi Hakkında Ne Diyor?
Yargıtay uygulamasında alacağın devri işlemleri değerlendirilirken işlemin gerçek bir hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığı ve alacaklıları zarara uğratma amacı taşıyıp taşımadığı önem taşımaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin tasarrufun iptaline ilişkin değerlendirmelerinde, bir kişinin üçüncü kişiden olan para alacağını başka bir kişiye temlik etmesinin ticari hayatta geçerli bir ödeme yöntemi olduğu belirtilmektedir.
Dolayısıyla alacağın devredilmiş olması, tek başına alacaklıdan mal kaçırma amacı bulunduğunu göstermez.
Buna karşılık İİK m. 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen koşulların gerçekleşmesi hâlinde, alacağın devri işleminin tasarrufun iptali davasına konu edilmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli, 2017/369 E., 2019/130 K. sayılı kararında ise müstakbel alacakların haczinde mevcut hukuki ilişkinin ve alacağın belirlenebilirliğinin önemi açıklanmıştır.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, alacağın devri ve haczi uyuşmazlıklarında yalnızca devir sözleşmesinin varlığına değil, devir işleminin geçerliliğine, zamanına, gerçek hukuki sebebine ve haciz işleminin kapsamına bakılması gerektiği görülmektedir.
Sonuç
İcra takibinde borçlunun üçüncü kişiye devrettiği alacağın haczedilip haczedilemeyeceği, öncelikle alacağın devrinin geçerliliğine ve haciz tarihine bağlıdır.
Alacak hacizden önce geçerli biçimde devredilmişse kural olarak borçlunun malvarlığından çıkmış olur. Bu durumda alacaklının yalnızca mevcut icra takibine dayanarak devredilen alacağı doğrudan haczetmesi mümkün olmayabilir.
Buna karşılık alacak üzerine haciz konulduktan sonra gerçekleştirilen devir işlemleri, haciz alacaklısının haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bunun yanında alacağın devrinin muvazaalı olması veya tasarrufun iptali hükümleri kapsamında değerlendirilmesi hâlinde alacaklı tarafından hukuki yollara başvurulabilir.
Özellikle İİK m. 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarını zarara uğratan belirli devir işlemleri bakımından önem taşımaktadır.
Sonuç olarak alacağın üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle ortaya çıkan icra uyuşmazlıklarında en önemli husus, devir sözleşmesinin gerçekliğinin ve tarihinin belirlenmesi, haczin geçerliliğinin araştırılması ve alacaklının başvurabileceği hukuki yolun doğru tespit edilmesidir.
Esenyurt, Beylikdüzü ve Bahçeşehir İcra Avukatı – Hukuki Destek
İcra takiplerinde alacağın üçüncü kişiye devri, alacağın temliki, devredilen alacağın haczi, İİK 89 haciz ihbarnamesi, muvazaalı alacak devri, tasarrufun iptali davası, üçüncü kişinin hacze itirazı, haczin kaldırılması ve alacak tahsili konularında somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.
Esenyurt icra avukatı, Beylikdüzü icra avukatı, Bahçeşehir icra avukatı ve Büyükçekmece icra avukatı arayışında olan kişiler bakımından, alacağın devri işlemlerinin geçerliliğinin araştırılması ve icra takiplerinin hukuka uygun biçimde yürütülmesi önemlidir.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde icra takibi, alacağın temliki, devredilen alacakların haczi, tasarrufun iptali davaları, muvazaalı işlemler, haciz ihbarnamelerine itiraz ve icra hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- İcra Takibinde Borçlunun Kooperatif Ortaklık Hakları Haczedilebilir Mi?
- İcra Takibinde Borçlunun Marka ve Patent Haklarına Haciz Konulabilir Mi?
- İcra Takibinde Borçlunun Sigorta Şirketinden Alacağı Tazminat Haczedilebilir Mi?
- İcra Takibinde Borçlunun Vergi İadesi Alacağı Haczedilebilir Mi?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
