Evlilik birliği, eşlerin birlikte yaşama, birbirlerine yardımcı olma, ortak hayatı sürdürme ve aile birliğinin devamını sağlama yükümlülüklerini beraberinde getirmektedir. Ancak evlilik içerisinde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle eşlerden birinin diğer eşi ailesinin yanına göndermesi, boşanma davalarında sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir.
Özellikle eşlerden birinin diğer eşe ortak konuttan ayrılmasını söylemesi, ailesinin yanına gitmesi konusunda baskı uygulaması veya ailesinin yanına gönderdiği eşin ortak konuta dönmesini engellemesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilecek davranışlar arasında değerlendirilebilir.
Eşin haklı bir neden bulunmaksızın diğer eşi ortak konuttan uzaklaştırarak ailesinin yanına göndermesi, boşanma davasında kusurlu davranış olarak kabul edilebilir.
Ancak burada önemli olan eşin ailesinin yanına gitmiş olması değil, bu ayrılığın hangi koşullarda gerçekleştiği, tarafların iradeleri ve ortak hayatın devamının engellenip engellenmediğidir.
Eşin Diğer Eşi Ailesinin Yanına Göndermesi Boşanma Sebebi Midir?
Eşlerden birinin diğer eşi ailesinin yanına göndermesi, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Evlilik birliği içerisinde eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle eşlerden birinin diğer eşin iradesine aykırı olarak ortak yaşamı sona erdirmesi, evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerle bağdaşmayabilir.
Özellikle eşin tartışma sonrasında ortak konuttan gönderilmesi, ailesinin yanında kalmaya zorlanması ve eve dönmesine izin verilmemesi, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak her aile yanına gitme olayı boşanma sebebi değildir. Eşin kendi isteğiyle ailesini ziyaret etmesi veya tarafların karşılıklı anlaşarak geçici süreyle ayrı yaşamaları farklı değerlendirilmelidir.
Eşini Ailesinin Yanına Gönderen Taraf Boşanmada Kusurlu Sayılır Mı?
Eşin diğer eşi haklı bir neden bulunmaksızın ortak konuttan uzaklaştırması, boşanma davasında kusur sayılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır.
Eşlerden birinin diğer eşe sürekli olarak ailesinin yanına gitmesini söylemesi, ortak konutta yaşamasını istememesi veya evlilik birliğinin devamını engellemesi, bu yükümlülüklerin ihlali niteliğinde değerlendirilebilir.
Örneğin eşlerden birinin tartışma sonrasında diğer eşe ailesinin yanına gitmesini söylemesi ve daha sonra eve dönmesine izin vermemesi, ortak yaşamdan dışlama davranışı olarak kabul edilebilir.
Boşanma davalarında belirleyici olan, eşin ailesinin yanına gitmesi değil, ortak konuttan haksız biçimde uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığıdır.
Eşin Tartışma Sonrasında Ailesinin Yanına Gönderilmesi Kusur Sayılır Mı?
Evlilik içerisinde yaşanan tartışmalar sonrasında eşlerden birinin diğer eşi ailesinin yanına göndermesi, olayın gerçekleşme biçimine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle tartışma sırasında eşin evden kovulması, ortak konutta istenmediğinin söylenmesi veya ailesinin yanına gitmeye zorlanması, evlilik birliğini zedeleyen davranışlar arasında değerlendirilebilir.
Ancak tarafların tartışmanın büyümemesi amacıyla karşılıklı anlaşarak kısa süreli ayrı kalmaları aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.
Bu nedenle mahkeme, ayrılığın tarafların ortak kararıyla mı yoksa eşlerden birinin baskısıyla mı gerçekleştiğini araştırmalıdır.
Eşin Sürekli Ailesinin Yanına Gönderilmesi Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?
Eşin sürekli olarak ailesinin yanına gönderilmekle tehdit edilmesi veya ortak konutta istenmediğinin ifade edilmesi, somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet niteliğinde değerlendirilebilir.
Özellikle eşin evlilik birliği içerisinde kendisini güvende hissetmesinin engellenmesi, sürekli evden çıkarılma tehdidi altında bırakılması ve ortak yaşamdan dışlanması kişilik haklarını etkileyebilir.
Bu tür davranışların süreklilik göstermesi, kusurun ağırlığının belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Ancak psikolojik şiddet değerlendirmesi yapılırken kullanılan ifadeler, davranışların sıklığı, olayların gerçekleşme koşulları ve tarafların karşılıklı tutumları birlikte incelenmelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gitmeye Zorlanması Evden Kovma Sayılır Mı?
Eşin iradesi dışında ortak konuttan ayrılmaya zorlanması, somut olayın özelliklerine göre evden kovma niteliğinde olabilir.
Örneğin eşlerden birinin diğer eşe ortak konutta artık yaşayamayacağını bildirmesi, eşyalarını hazırlamasını istemesi ve ailesinin yanına gitmeye mecbur bırakması, evden uzaklaştırma davranışı olarak değerlendirilebilir.
Bu durumda eşin fiziksel olarak zor kullanılarak çıkarılması şart değildir.
Sözlü baskı, tehdit veya ortak konutta yaşamasının fiilen imkânsız hâle getirilmesi de kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderildikten Sonra Eve Alınmaması Kusur Sayılır Mı?
Evet, haklı bir neden bulunmadığı durumlarda kusur sayılabilir.
Eşin ailesinin yanına gönderilmesinden sonra ortak konuta dönmesinin engellenmesi, birlikte yaşama yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilebilir.
Özellikle eşin eve dönmek istemesine rağmen diğer eşin buna izin vermemesi, kapı kilidini değiştirmesi veya ortak yaşamın devamını reddetmesi önemli olabilir.
Bu durumda eşin ailesinin yanında kalmaya devam etmesi, her zaman kendi isteğiyle ortak konutu terk ettiği anlamına gelmez.
Mahkeme, eşin ortak konuta dönmek isteyip istemediğini ve dönüşünün hangi nedenle engellendiğini araştırmalıdır.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Terk Sayılır Mı?
Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi terk nedeniyle boşanmayı düzenlemektedir.
Bu düzenlemeye göre eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde özel boşanma sebebi oluşturabilir.
Ancak kanun yalnızca ortak konuttan ayrılan eşin davranışını düzenlememektedir.
Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Dolayısıyla eşin ailesinin yanına gönderilmesi ve daha sonra ortak konuta dönmesinin haksız biçimde engellenmesi, terk hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte terk nedeniyle boşanma için kanunda öngörülen süre ve ihtar koşullarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
Ailesinin Yanına Gönderilen Eş Terk Eden Taraf Sayılır Mı?
Ailesinin yanına gönderilen eşin her durumda terk eden taraf olduğu söylenemez.
Özellikle eşin ortak konuttan ayrılmaya zorlanması veya eve dönmesinin engellenmesi hâlinde ayrılığın sorumluluğu diğer eşe ait olabilir.
Bu nedenle yalnızca eşin ailesinin yanında yaşaması, terk nedeniyle boşanma bakımından yeterli değildir.
Mahkeme, ortak konuttan ayrılığın nedenini, tarafların iradelerini ve eve dönme girişimlerini değerlendirmelidir.
Eşin Kendi İsteğiyle Ailesinin Yanına Gitmesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin ailesinin yanına gitmesi tek başına kusurlu davranış değildir.
Eşlerin ailelerini ziyaret etmeleri, geçici süreyle ailelerinin yanında kalmaları veya haklı nedenlerle ayrı yaşamaları mümkündür.
Ancak eşin haklı bir neden bulunmaksızın ortak yaşamı sürekli olarak terk etmesi ve evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Burada belirleyici olan ayrılığın amacı, süresi ve evlilik birliğinin devamına yönelik davranışlardır.
Eşin Ailesinin Yanında Uzun Süre Kalması Boşanma Sebebi Midir?
Eşin ailesinin yanında uzun süre kalması, tek başına boşanma sebebi olarak kabul edilemez.
Öncelikle ayrı yaşamanın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir.
Örneğin eşin şiddet, tehdit veya ciddi aile içi geçimsizlik nedeniyle ailesinin yanına sığınması, haklı ayrı yaşama kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık herhangi bir haklı neden bulunmaksızın ortak yaşama dönmekten sürekli kaçınılması, evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından önem taşıyabilir.
Ayrılığın süresi yanında tarafların bu süreçteki davranışları da incelenmelidir.
Eşin Hamileyken Ailesinin Yanına Gönderilmesi Kusur Sayılır Mı?
Hamilelik döneminde eşin haklı bir neden bulunmaksızın ortak konuttan uzaklaştırılması, kusur değerlendirmesinde önemli olabilir.
Hamilelik, eşin fiziksel ve duygusal desteğe ihtiyaç duyabileceği bir dönemdir.
Bu süreçte eşin ortak konuttan çıkarılması, barınma ve destek ihtiyacının karşılanmaması veya ailesinin yanında yaşamaya zorlanması, evlilik birliğinden kaynaklanan yardımlaşma yükümlülüğü bakımından değerlendirilebilir.
Özellikle hamile eşin sağlık ve güvenlik ihtiyaçlarının ihmal edilmesi, kusurun ağırlığını etkileyebilir.
Ancak eşin kendi isteğiyle ailesinin yanında kalması ile zorla gönderilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin Hastalık Döneminde Ailesinin Yanına Gönderilmesi Kusur Sayılır Mı?
Eşlerin birbirlerine yardımcı olma yükümlülüğü, hastalık dönemlerinde de devam etmektedir.
Bu nedenle eşin hastalık sırasında ortak konuttan uzaklaştırılması, bakım ve destek ihtiyacının karşılanmaması veya ailesinin yanına gitmeye zorlanması, somut olayın koşullarına göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin tedavi sürecinde yalnız bırakılması ve ortak konuta dönmesine izin verilmemesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından önem taşıyabilir.
Bununla birlikte tedavi veya bakım amacıyla eşlerin karşılıklı anlaşarak aile yanında kalmayı tercih etmeleri farklı değerlendirilmelidir.
Çocuklarla Birlikte Ailesinin Yanına Gönderilen Eşin Durumu Nasıl Değerlendirilir?
Eşin müşterek çocuklarla birlikte ailesinin yanına gönderilmesi, yalnızca eşler arasındaki ilişki bakımından değil, çocukların üstün yararı bakımından da önem taşıyabilir.
Özellikle çocukların alıştıkları yaşam ortamından uzaklaştırılması, eğitim düzenlerinin bozulması ve diğer ebeveynle ilişkilerinin engellenmesi gibi durumlar velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Ancak çocukların aile yanına götürülmesi her durumda hukuka aykırı değildir.
Şiddet, tehdit veya güvenlik riski bulunan durumlarda çocuklarla birlikte güvenli bir yere gidilmesi haklı bir davranış olabilir.
Mahkeme, çocukların üstün yararını esas alarak olayın koşullarını değerlendirmelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Velayeti Etkiler Mi?
Eşin ortak konuttan uzaklaştırılması ve ailesinin yanına gönderilmesi, velayet uyuşmazlıklarında dolaylı olarak önem taşıyabilir.
Ancak velayet, eşlerin birbirlerine karşı kusurlarını cezalandırmak amacıyla belirlenmez.
Velayet kararlarında esas olan çocuğun üstün yararıdır.
Bu nedenle eşin ailesinin yanına gönderilmesi nedeniyle çocukların bakımının aksaması, eğitim düzenlerinin bozulması veya diğer ebeveynle ilişkilerinin olumsuz etkilenmesi gibi hususlar araştırılabilir.
Mahkeme, çocuğun yaşı, gelişimi, yaşam koşulları ve ebeveynlerin bakım imkânlarını birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Nasıl İspatlanır?
Boşanma davasında eşin ailesinin yanına gönderildiği iddiasının ispatlanması önemlidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, kanunda aksine düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu kapsamda eşin ortak konuttan uzaklaştırılması, ailesinin yanına gönderilmesi ve eve dönmesinin engellenmesi hukuka uygun delillerle ortaya konulabilir.
Özellikle tanık beyanları, taraflar arasındaki mesajlaşmalar, kolluk tutanakları ve diğer somut deliller önem taşıyabilir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesinde Tanık Beyanı Yeterli Midir?
Tanık beyanları, eşin ailesinin yanına gönderilmesi iddiasının ispatlanmasında kullanılabilir.
Özellikle eşin evden gönderildiği sırada hazır bulunan veya ortak konuta dönmesinin engellendiğini doğrudan gören tanıkların anlatımları önemlidir.
Ancak tanığın olayı bizzat görüp görmediği değerlendirilmelidir.
Yalnızca taraflardan birinin anlatımını aktaran tanığın beyanı ile olayı doğrudan gözlemleyen tanığın beyanı aynı ispat gücüne sahip olmayabilir.
Mahkeme, tanıkların anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmalıdır.
WhatsApp Mesajları Eşin Ailesinin Yanına Gönderildiğini İspatlar Mı?
Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, eşin ortak konuttan uzaklaştırıldığı iddiasını destekleyebilir.
Örneğin eşlerden birinin diğerine ailesinin yanına gitmesini söylediği, eve dönmemesini istediği veya ortak konutta yaşamasına izin vermeyeceğini bildirdiği mesajlar önemli delil oluşturabilir.
Ancak mesajların gerçekliği, bütünlüğü ve hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
Özellikle yazışmaların yalnızca belirli bölümlerinin sunulması, olayın bütününün anlaşılmasını güçleştirebilir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Maddi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Eşin haklı bir neden bulunmaksızın ortak konuttan uzaklaştırılması, boşanmaya neden olan kusurlu davranışlardan biri olarak değerlendirilebilir.
Ancak maddi tazminata hükmedilebilmesi için kanunda aranan şartların gerçekleşmesi gerekir.
Yalnızca eşin ailesinin yanına gönderilmiş olması, her durumda maddi tazminata hükmedileceği anlamına gelmez.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Manevi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.
Özellikle eşin aşağılanarak evden çıkarılması, ailesinin yanına gitmeye zorlanması veya toplum önünde küçük düşürülmesi gibi davranışlar, somut olayın özelliklerine göre kişilik haklarına saldırı oluşturabilir.
Ancak her aile yanına gönderme olayı kendiliğinden manevi tazminat hakkı doğurmaz.
Mahkeme, davranışın kişilik haklarına etkisini ve tarafların kusur durumunu birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Ağır Kusur Sayılır Mı?
Eşin ailesinin yanına gönderilmesinin ağır kusur niteliğinde olup olmadığı, olayın gerçekleşme biçimine göre belirlenir.
Özellikle eşin gece saatlerinde evden çıkarılması, kalacak yer bulmak zorunda bırakılması, çocuklarıyla birlikte ortak konuttan uzaklaştırılması veya eve dönmesinin sürekli engellenmesi, kusurun ağırlığını etkileyebilir.
Buna karşılık tarafların karşılıklı anlaşarak geçici süreyle ayrı yaşamaları aynı şekilde değerlendirilemez.
Mahkeme, tarafların bütün davranışlarını birlikte inceleyerek kusur dağılımını belirlemelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Halinde Nafaka Talep Edilebilir Mi?
Eşin ailesinin yanına gönderilmesi, boşanma davasında nafaka talepleri bakımından da önem taşıyabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli geçici önlemleri alır.
Bu kapsamda ekonomik koşulların gerektirmesi hâlinde tedbir nafakasına hükmedilebilir.
Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek taraf ise TMK m.175 kapsamında, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası talep edebilir.
Ancak nafaka hakkı yalnızca eşin ailesinin yanına gönderilmiş olmasına bağlı değildir.
Tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ilgili nafaka türünün kanuni koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Halinde Ortak Konutun Tahsisi İstenebilir Mi?
Evet.
Boşanma davası devam ederken ortak konutun kullanımına ilişkin geçici önlem talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hâkim, eşlerin barınmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.
Bu kapsamda ortak konutun eşlerden birine tahsis edilmesi mümkündür.
Özellikle ortak konuttan uzaklaştırılan eşin barınma ihtiyacının bulunması, müşterek çocukların bakımını üstlenmesi veya ekonomik açıdan güçlük yaşaması gibi durumlar değerlendirmede önem taşıyabilir.
Ancak konutun hangi eşe tahsis edileceği somut olayın koşullarına göre belirlenir.
Eşin Ailesinin Yanına Gitmesi Boşanma Davasında Affetme Sayılır Mı?
Eşin ailesinin yanına gitmesi, tek başına diğer eşin kusurlu davranışlarını affettiği anlamına gelmez.
Affetme veya hoşgörüyle karşılama değerlendirmesinde tarafların sonraki davranışları önemlidir.
Özellikle eşlerin yeniden bir araya gelmesi, ortak yaşamı sürdürmesi ve önceki olayların bağışlandığını gösteren davranışlarda bulunması, boşanma davasındaki kusur değerlendirmesini etkileyebilir.
Ancak yalnızca aile yanında kalınması veya taraflar arasında iletişimin devam etmesi, her durumda affetme anlamına gelmez.
Mahkeme, tarafların gerçek iradelerini ve sonraki davranışlarını birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesinden Sonra Barışma Olursa Ne Olur?
Tarafların aile yanına gönderme olayından sonra barışmaları, boşanma davasında önceki olayların değerlendirilmesini etkileyebilir.
Özellikle eşlerin yaşanan olayları bilerek ve isteyerek affetmeleri veya hoşgörüyle karşılamaları hâlinde, affedilen davranışların boşanmada kusur olarak ileri sürülmesi bakımından hukuki sınırlamalar gündeme gelebilir.
Ancak her barışma girişimi veya kısa süreli görüşme, kesin olarak affetme anlamına gelmez.
Tarafların yeniden ortak yaşam kurup kurmadıkları, davranışları ve olayların devam edip etmediği değerlendirilmelidir.
Yargıtay Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesini Nasıl Değerlendirir?
Yargıtay’ın boşanma davalarındaki kusur değerlendirmelerinde eşlerin birlikte yaşama yükümlülükleri, ortak yaşamın devamına yönelik davranışları ve evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olaylar önem taşımaktadır.
Eşin ortak konuttan kovulması, ailesinin yanına gönderilmesi ve eve dönmesinin engellenmesi gibi davranışlar, somut olayın özelliklerine göre kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak her aile yanına gönderme olayının aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez.
Ayrılığın tarafların karşılıklı iradesiyle mi yoksa eşlerden birinin baskısıyla mı gerçekleştiği, haklı ayrı yaşama nedenlerinin bulunup bulunmadığı ve ortak yaşamın devamının engellenip engellenmediği önemlidir.
Bu nedenle somut olayın özellikleri değerlendirilmeden kesin bir kusur sonucu çıkarılmamalıdır.
Eşin Ailesinin Yanına Gönderilmesi Halinde Ne Yapılmalıdır?
Ortak konuttan uzaklaştırılarak ailesinin yanına gönderilen eşin, öncelikle yaşanan olayları hukuka uygun delillerle ortaya koyması önemlidir.
Özellikle taraflar arasındaki mesajlaşmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları ve varsa kolluk başvuruları delil olarak değerlendirilebilir.
Boşanma davası açılması hâlinde ortak konuttan uzaklaştırılma olayı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranışlar kapsamında ileri sürülebilir.
Bunun yanında koşulları bulunuyorsa tedbir nafakası, ortak konutun tahsisi, maddi ve manevi tazminat gibi talepler gündeme gelebilir.
Ancak şiddet, tehdit veya güvenlik riski bulunan durumlarda 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler de değerlendirilmelidir.
Sonuç
Eşin diğer eşi haklı bir neden bulunmaksızın ailesinin yanına göndermesi, ortak konuttan uzaklaştırması veya eve dönmesini engellemesi, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle eşin ortak konuttan kovulması, ailesinin yanında yaşamaya zorlanması, barınma ihtiyacının karşılanmaması ve ortak yaşamın devamının engellenmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından önem taşıyabilir.
Bunun yanında Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir neden bulunmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eşin terk etmiş sayılabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Ancak eşin kendi isteğiyle ailesinin yanına gitmesi, tarafların karşılıklı anlaşarak geçici süreyle ayrı yaşamaları veya haklı güvenlik nedenleriyle ortak konuttan ayrılması aynı şekilde değerlendirilemez.
Boşanma davalarında tarafların kusur durumunun belirlenmesinde ayrılığın nedeni, tarafların iradeleri, ortak yaşamın devamına yönelik davranışları ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak belirleyici olan yalnızca “Eş ailesinin yanına gitti mi?” sorusu değildir.
Asıl cevaplandırılması gereken soru şudur:
“Eş, ortak konuttan kendi isteğiyle mi ayrıldı, yoksa diğer eş tarafından haksız biçimde ailesinin yanına gönderilerek ortak yaşamdan mı dışlandı?”
Boşanma Davalarında Hukuki Destek
Boşanma davalarında eşin ailesinin yanına gönderilmesi, ortak konuttan uzaklaştırılması, evden kovulması, eve dönmesinin engellenmesi, terk nedeniyle boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, ortak konutun tahsisi ve boşanma davalarında delillerin değerlendirilmesi bakımından somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davaları, çekişmeli boşanma, terk nedeniyle boşanma, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, aile konutunun tahsisi, koruma tedbirleri ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- Boşanma Davasında Eşin Çocukları Diğer Ebeveyne Karşı Kışkırtması Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşin Özel Eşyalarını Evden Çıkarması Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Ortak Konutun Kilidini Değiştirmesi Kusur Sayılır Mı?
- Esenyurt, Beylikdüzü, Büyükçekmece ve Bahçeşehir’de Dava Hangi Adliyede Açılır?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
