Evlilik birliği, eşlerin yalnızca aynı konutta yaşamalarını veya ekonomik sorumlulukları paylaşmalarını değil, aynı zamanda hayatın zor dönemlerinde birbirlerine manevi destek sağlamalarını da gerektirmektedir. Özellikle eşlerden birinin anne, baba, kardeş veya yakın aile bireylerinden birini kaybetmesi ya da ailesinde ciddi bir hastalık yaşanması, evlilik birliği içerisindeki dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün önem kazandığı dönemler arasındadır.
Ancak evlilik içerisinde eşlerden birinin diğer eşin ailesinde yaşanan cenaze sürecine ilgisiz kalması, eşinin acısını paylaşmaması, hastalık döneminde destek olmaması veya eşini zor zamanlarında yalnız bırakması, boşanma davalarında önemli hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
Özellikle eşin diğer eşin anne veya babasının vefatı sırasında yanında bulunmaması, cenazeye katılmayı haklı bir neden olmaksızın reddetmesi, hastanede tedavi gören aile bireyleriyle ilgilenmesini engellemesi veya yaşanan acıyı küçümseyen ifadeler kullanması, evlilik birliğindeki karşılıklı saygı ve dayanışma ilişkisini zedeleyebilir.
Eşin diğer eşin ailesindeki cenaze veya ciddi hastalık sürecinde haklı bir neden olmaksızın ilgisiz kalması, eşini yalnız bırakması veya manevi destek sağlamaktan bilinçli biçimde kaçınması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Ancak her cenazeye katılmama veya hastane ziyaretinde bulunmama davranışı kendiliğinden boşanma sebebi oluşturmaz. Olayın gerçekleşme koşulları, tarafların ilişkileri, eşin davranışının nedeni ve evlilik birliği üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Cenazeye Katılmaması Boşanma Sebebi Midir?
Eşlerden birinin diğer eşin ailesindeki cenazeye haklı bir neden olmaksızın katılmaması, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerine karşı destek ve dayanışma yükümlülükleri bulunmaktadır.
Özellikle eşin diğer eşin anne veya babasının vefatı sırasında yanında bulunmaması, acısını paylaşmaması ve manevi destek sağlamaktan bilinçli biçimde kaçınması, evlilik birliğini olumsuz etkileyebilir.
Ancak cenazeye katılmamanın sağlık sorunları, zorunlu çalışma koşulları, ulaşım engelleri veya başka haklı nedenlerden kaynaklanması hâlinde farklı değerlendirme yapılabilir.
Eşin Diğer Eşi Cenaze Gününde Yalnız Bırakması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşi cenaze gününde yalnız bırakması, özellikle haklı bir neden bulunmaksızın gerçekleşmişse kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır.
Bu düzenleme, eşlerin zor dönemlerde birbirlerine karşı destek ve dayanışma içerisinde hareket etmelerini de kapsamaktadır.
Örneğin eşin diğer eşin yakınını kaybettiğini bilmesine rağmen yanında bulunmaması, acısını küçümsemesi veya cenaze sürecinde hiçbir şekilde iletişim kurmaması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak cenazeye fiziksel olarak katılmamak ile eşe hiçbir şekilde destek olmamak birbirinden farklıdır.
Eşin Diğer Eşin Anne veya Babasının Cenazesine Gitmemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin anne veya babasının cenazesine haklı bir neden olmaksızın katılmaması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin cenazeden haberdar olmasına rağmen katılmayı bilinçli biçimde reddetmesi, diğer eşin acısını paylaşmaması veya aşağılayıcı ifadeler kullanması önem taşıyabilir.
Ancak eşin sağlık sorunları, ulaşım imkânsızlığı veya zorunlu çalışma koşulları nedeniyle cenazeye katılamaması, tek başına kusurlu davranış olarak kabul edilmemelidir.
Mahkeme, cenazeye katılmama nedenini ve eşin diğer yollarla manevi destek sağlayıp sağlamadığını değerlendirmelidir.
Eşin Diğer Eşin Kardeşinin Cenazesine Katılmaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin kardeşinin cenazesine katılmaması da somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Özellikle eşin diğer eşin yaşadığı acıyı bilmesine rağmen ilgisiz kalması, cenazeye katılmayı haklı bir neden olmaksızın reddetmesi veya eşinin yanında bulunmaması, evlilik birliğindeki dayanışma yükümlülüğü bakımından önem taşıyabilir.
Ancak her cenazeye katılmama davranışı kendiliğinden kusur oluşturmaz.
Belirleyici olan davranışın nedeni ve evlilik birliği üzerindeki etkisidir.
Eşin Cenazeye Katılmayı Reddetmesi Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?
Eşin cenazeye katılmayı reddetmesi, tek başına her durumda psikolojik şiddet olarak değerlendirilemez.
Ancak eşin diğer eşin acısını küçümsemesi, yas sürecinde aşağılayıcı ifadeler kullanması veya eşini cezalandırmak amacıyla bilinçli biçimde yalnız bırakması, somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet niteliğinde olabilir.
Özellikle eşin yaşanan kaybı önemsiz göstermesi veya diğer eşin üzüntüsünü alay konusu yapması, kişilik hakları bakımından önem taşıyabilir.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesinde yaşanan ciddi hastalık sürecinde haklı bir neden olmaksızın ilgisiz kalması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Özellikle eşin diğer eşin anne veya babasının ağır hastalık geçirdiğini bilmesine rağmen eşine manevi destek sağlamaması, hastane sürecinde tamamen ilgisiz kalması veya diğer eşin ailesiyle ilgilenmesini engellemesi önem taşıyabilir.
Ancak eşin her hastane ziyaretine katılması veya diğer eşin ailesinin bütün bakım sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği söylenemez.
Destek yükümlülüğünün kapsamı, tarafların koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Hasta Anne veya Babasıyla İlgilenmesini Engellemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin hasta anne veya babasıyla ilgilenmesini haklı bir neden olmaksızın engellemesi, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle eşin hastane ziyaretlerini yasaklaması, diğer eşin ailesiyle iletişim kurmasını engellemesi veya ailesinin sağlık durumuyla ilgilenmesini sürekli olarak sorun hâline getirmesi önem taşıyabilir.
Ancak aile bireyleriyle ilişkilerin düzenlenmesi konusunda yaşanan her görüş ayrılığı kusurlu davranış değildir.
Belirleyici olan diğer eşin aile ilişkilerine yönelik haksız ve baskıcı bir müdahalenin bulunup bulunmadığıdır.
Eşin Diğer Eşin Ailesini Hastanede Ziyaret Etmemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesindeki hasta bir kişiyi hastanede ziyaret etmemesi, tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.
Ancak eşin ciddi hastalık sürecinde diğer eşin yaşadığı güçlükleri tamamen görmezden gelmesi, manevi destek sağlamaması veya hastalık nedeniyle yaşanan sorunları küçümsemesi, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Özellikle eşin hastane ziyaretine katılmama davranışının diğer eşi cezalandırmak veya ailesini aşağılamak amacı taşıması hâlinde hukuki değerlendirme değişebilir.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Ameliyat Sürecinde Yanında Olmaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesinde gerçekleşen önemli bir ameliyat sürecinde manevi destek sağlamaması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle ameliyatın ciddi sağlık riskleri taşıması, diğer eşin yoğun endişe yaşaması ve eşinin haklı bir neden olmaksızın tamamen ilgisiz kalması önem taşıyabilir.
Ancak eşin çalışma koşulları, kendi sağlık durumu ve diğer zorunlulukları da değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Kanser veya Ağır Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesinde yaşanan kanser veya başka bir ağır hastalık sürecinde haklı bir neden olmaksızın tamamen ilgisiz kalması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Özellikle uzun süreli tedavi sürecinde diğer eşin manevi olarak yalnız bırakılması, ailesiyle ilgilenmesinin engellenmesi veya hastalık nedeniyle yaşadığı üzüntünün küçümsenmesi önem taşıyabilir.
Ancak her ağır hastalık sürecinde eşin aynı ölçüde destek sağlaması beklenemez.
Tarafların ekonomik, sosyal ve sağlık koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Hastalık Nedeniyle Yapılan Masraflara Katılmaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesindeki hastalık nedeniyle yapılan masraflara katılmaması, tek başına her durumda kusur oluşturmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde eşlerin birbirlerine karşı yardım yükümlülüğü düzenlenmiş olmakla birlikte, bu hüküm eşlerden birinin diğer eşin bütün aile bireylerinin sağlık giderlerini koşulsuz biçimde karşılamak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Ancak eşin ekonomik gücü bulunmasına rağmen diğer eşe karşı ekonomik baskı oluşturması, ailesinin sağlık ihtiyaçlarını küçümsemesi veya ortak yaşamın ekonomik sorumluluklarını ihmal etmesi, somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirmeye konu olabilir.
Bu nedenle diğer eşin ailesine ait sağlık giderleri ile evlilik birliğinin ortak giderleri birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Cenaze Masraflarına Katılmaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesindeki cenaze giderlerine katılmaması, tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.
Cenaze giderlerinin kim tarafından karşılanacağı, olayın koşullarına ve ilgili kişilerin hukuki yükümlülüklerine göre değerlendirilmelidir.
Ancak eşin cenaze sürecinde diğer eşe ekonomik baskı uygulaması, acısını küçümsemesi veya haklı bir neden olmaksızın destek sağlamaktan tamamen kaçınması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Eşin Cenaze Sürecinde Diğer Eşin Ailesine Hakaret Etmesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin cenaze sürecinde diğer eşin ailesine hakaret etmesi veya aşağılayıcı ifadeler kullanması, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle yas döneminde aile bireylerine yönelik ağır sözler söylenmesi, diğer eşin acısının küçümsenmesi veya aile ilişkilerinin kasıtlı biçimde zedelenmesi önem taşıyabilir.
Bu tür davranışlar, evlilik birliğindeki karşılıklı saygı ve dayanışma yükümlülükleriyle bağdaşmayabilir.
Ancak kullanılan ifadelerin içeriği ve olayın gerçekleşme koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Acısını Küçümsemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin yakınını kaybetmesi nedeniyle yaşadığı acıyı küçümsemesi, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Özellikle eşin diğer eşe üzülmemesi gerektiğini aşağılayıcı biçimde söylemesi, yaşanan kaybı önemsiz göstermesi veya yas sürecini alay konusu yapması önem taşıyabilir.
Ancak eşlerin yas sürecine farklı tepkiler vermeleri veya duygularını farklı biçimlerde ifade etmeleri, kendiliğinden kusurlu davranış değildir.
Belirleyici olan diğer eşin kişilik haklarını zedeleyen veya evlilik birliğini sarsan davranışların bulunup bulunmadığıdır.
Eşin Diğer Eşin Yas Tutmasını Engellemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin yas sürecini yaşamasını engellemeye çalışması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin diğer eşin cenaze törenine katılmasını engellemesi, ailesiyle görüşmesine izin vermemesi veya kaybettiği yakını nedeniyle yaşadığı üzüntüyü sürekli olarak baskı altına almaya çalışması önem taşıyabilir.
Bu tür davranışlar, eşin kişisel ve ailevi ilişkilerine haksız müdahale niteliğinde değerlendirilebilir.
Eşin Cenaze Sonrasında Diğer Eşi Yalnız Bırakması Kusur Sayılır Mı?
Eşin cenaze sonrasında diğer eşe manevi destek sağlamaması, özellikle uzun süreli ve bilinçli bir ilgisizlik biçiminde gerçekleşiyorsa kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Yas süreci yalnızca cenaze töreninden ibaret değildir.
Yakınını kaybeden kişinin sonraki süreçte de manevi desteğe ihtiyaç duyması mümkündür.
Ancak eşin bu süreçte ne ölçüde destek sağlamasının bekleneceği, tarafların ilişkileri ve somut koşullar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Cenazeye Gitmesini Engellemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesindeki cenazeye katılmasını haklı bir neden olmaksızın engellemesi, boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle eşin tehditte bulunması, aileyle görüşmeyi yasaklaması veya cenazeye katılması hâlinde evlilik birliğini sona erdireceğini söylemesi önem taşıyabilir.
Bu tür davranışlar, diğer eşin aile ilişkilerine ve kişisel özgürlüğüne yönelik haksız müdahale oluşturabilir.
Ancak somut olayda güvenlik, sağlık veya başka ciddi nedenlerin bulunması hâlinde farklı değerlendirme yapılabilir.
Eşin Diğer Eşin Ailesiyle Görüşmesini Sürekli Engellemesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesiyle görüşmesini sürekli olarak engellemesi, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Özellikle eşin anne, baba veya kardeşlerle iletişimi yasaklaması, aile ziyaretlerine sürekli engel olması veya diğer eşi ailesinden uzaklaştırmaya çalışması önem taşıyabilir.
Bu davranışların hastalık veya cenaze gibi zor dönemlerde de devam etmesi, kusurun ağırlığını etkileyebilir.
Ancak aile ilişkilerine ilişkin her görüş ayrılığı, kendiliğinden kusur oluşturmaz.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesindeki hastalık sürecinde destek olmaması, tek başına her durumda psikolojik şiddet olarak değerlendirilemez.
Ancak eşin diğer eşin yaşadığı kaygıyı küçümsemesi, ailesinin hastalığını baskı aracı olarak kullanması veya diğer eşin manevi ihtiyaçlarını bilinçli biçimde görmezden gelmesi, somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet niteliğinde olabilir.
Özellikle bu davranışların sistematik biçimde gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Cenaze Sürecinde İlgisiz Kalması Ağır Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin ailesindeki cenaze sürecinde ilgisiz kalmasının ağır kusur niteliğinde olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Özellikle eşin diğer eşin acısını aşağılaması, cenazeye katılmasını engellemesi, aile bireylerine hakaret etmesi veya yas sürecinde bilinçli biçimde psikolojik baskı uygulaması, kusurun ağırlığını artırabilir.
Ancak cenazeye katılmamanın haklı nedenlerden kaynaklanması hâlinde aynı değerlendirme yapılamaz.
Mahkeme, tarafların bütün davranışlarını birlikte değerlendirerek kusur dağılımını belirlemelidir.
Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Maddi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Eşin cenaze veya hastalık sürecinde diğer eşe karşı ağır ilgisizlik göstermesi, boşanmaya neden olan kusurlu davranışlardan biri olarak değerlendirilebilir.
Ancak maddi tazminata hükmedilebilmesi için kanunda aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Yalnızca eşin cenazeye katılmamış olması, kendiliğinden maddi tazminat hakkı doğurmaz.
Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Manevi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.
Eşin diğer eşin yas sürecinde aşağılayıcı ifadeler kullanması, acısını küçümsemesi veya kişilik haklarını zedeleyici davranışlarda bulunması, somut olayın özelliklerine göre manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca cenazeye katılmama veya hastane ziyaretinde bulunmama davranışı, her durumda manevi tazminat hakkı doğurmaz.
Kişilik hakkına saldırı ve diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Nafakayı Etkiler Mi?
Eşin cenaze veya hastalık sürecinde destek olmaması, boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak nafaka talepleri bakımından her nafaka türünün kanuni koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca boşanma davası devam ederken gerekli geçici önlemler alınabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca ise boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası talep edebilir.
Dolayısıyla destek olmama davranışı kusur değerlendirmesini etkileyebilse de nafaka hakkı ve miktarı yalnızca bu davranışa bağlı değildir.
Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmadığı Nasıl İspatlanır?
Boşanma davasında eşin cenaze veya hastalık sürecinde destek olmadığı iddiasının somut olaylarla ortaya konulması önemlidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu kapsamda tanık anlatımları, taraflar arasındaki mesajlaşmalar, hastane kayıtları ve hukuka uygun diğer deliller değerlendirilebilir.
Ancak hastane kayıtları veya ölüm belgeleri, tek başına eşin kusurlu biçimde ilgisiz kaldığını göstermez.
Bu belgeler, olayın varlığını ve zamanını desteklerken ilgisizlik iddiasının diğer delillerle ortaya konulması gerekebilir.
Cenaze Sürecinde Destek Olmama İddiasında Tanık Beyanı Yeterli Midir?
Tanık beyanları, eşin cenaze veya hastalık sürecinde ilgisiz kaldığı iddiasının ispatlanmasında kullanılabilir.
Özellikle cenaze sürecinde tarafların davranışlarını doğrudan gözlemleyen veya eşin diğer eşe yönelik aşağılayıcı ifadelerini bizzat duyan tanıkların anlatımları önem taşımaktadır.
Ancak tanığın doğrudan görgüsü ile taraflardan birinin anlatımına dayalı bilgileri birbirinden ayrılmalıdır.
Mahkeme, tanık anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.
WhatsApp Mesajları Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde İlgisiz Kaldığını İspatlar Mı?
Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, eşin cenaze veya hastalık sürecinde ilgisiz kaldığı iddiasını destekleyebilir.
Örneğin eşlerden birinin diğer eşin ailesindeki hastalığı küçümsediği, cenazeye katılmayı haklı bir neden olmaksızın reddettiği veya diğer eşin ailesiyle görüşmesini engellemeye çalıştığı mesajlar önem taşıyabilir.
Ancak yazışmaların gerçekliği, bütünlüğü ve hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde İlgisiz Kalması Affedilirse Boşanma Davasında Kullanılabilir Mi?
Boşanma davalarında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışların kusur değerlendirmesinde esas alınması bakımından hukuki sınırlamalar bulunmaktadır.
Özellikle eşin yaşanan olayları bilerek ve isteyerek affetmesi veya bu davranışları hoşgörüyle karşıladığını gösteren tutumlarda bulunması önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca tarafların bir süre birlikte yaşamaya devam etmeleri, her durumda bütün davranışların affedildiği anlamına gelmez.
Mahkeme, tarafların sonraki davranışlarını ve gerçek iradelerini değerlendirmelidir.
Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Cenaze veya Hastalık Sürecinde İlgisizlik Yaşanırsa Ne Olur?
Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen yeni olaylar, usul hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde kural olarak dava tarihine kadar gerçekleşen olaylar esas alınır.
Bu nedenle dava açıldıktan sonra gerçekleşen ilgisizlik, aşağılama veya aile ilişkilerine müdahale davranışlarının mevcut davada kusur olarak ileri sürülmesi bakımından usul hukuku kuralları dikkate alınmalıdır.
Sonradan gerçekleşen olayların koşullarına göre ayrı bir davaya konu edilmesi ve davaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Yargıtay Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmamasını Nasıl Değerlendirir?
Yargıtay’ın boşanma davalarına ilişkin kusur değerlendirmelerinde eşlerin birbirlerine yönelik ilgisiz, aşağılayıcı ve ortak yaşamı zedeleyen davranışları önem taşımaktadır.
Eşin diğer eşin zor dönemlerinde manevi destek sağlamaması, özellikle ağır hastalık veya yakın aile bireylerinin vefatı gibi durumlarda somut olayın özelliklerine göre kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak her cenazeye katılmama veya hastane ziyaretinde bulunmama davranışının aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez.
Mahkeme, davranışın nedenini, tarafların ilişkilerini ve evlilik birliği üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Halinde Ne Yapılmalıdır?
Eşin diğer eşin ailesindeki cenaze veya hastalık sürecinde haklı bir neden olmaksızın ilgisiz kalması hâlinde öncelikle olayların somutlaştırılması önemlidir.
Özellikle hangi tarihlerde cenaze veya hastalık sürecinin yaşandığı, eşin bu süreçten haberdar olup olmadığı ve nasıl davrandığı belirlenmelidir.
Taraflar arasındaki mesajlaşmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirilebilir.
Boşanma davası açılması hâlinde söz konusu davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranışlar kapsamında ileri sürülebilir.
Bunun yanında kanuni koşulları bulunuyorsa maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Sonuç
Eşin diğer eşin ailesindeki cenaze veya ciddi hastalık sürecinde haklı bir neden olmaksızın ilgisiz kalması, eşini yalnız bırakması veya manevi destek sağlamaktan bilinçli biçimde kaçınması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle eşin diğer eşin anne veya babasının vefatı sırasında yanında bulunmaması, cenazeye katılmasını engellemesi, yas sürecinde aşağılayıcı ifadeler kullanması veya ailesindeki ciddi hastalık nedeniyle yaşadığı güçlükleri küçümsemesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından önem taşıyabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler birbirlerine yardımcı olmakla yükümlüdür.
Ancak bu yükümlülük, eşlerin diğer eşin ailesindeki bütün cenaze ve hastalık süreçlerine koşulsuz biçimde katılmaları veya bütün masrafları karşılamaları gerektiği anlamına gelmez.
Boşanma davalarında kusur belirlenirken olayın niteliği, tarafların koşulları, davranışların nedenleri ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Bunun yanında cenaze veya hastalık sürecinde gerçekleştirilen davranışlar kişilik haklarına saldırı oluşturuyorsa manevi tazminat, diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde ise maddi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Sonuç olarak belirleyici olan yalnızca “Eş cenazeye veya hastaneye gitti mi?” sorusu değildir.
Asıl cevaplandırılması gereken soru şudur:
“Eş, diğer eşin ailesindeki cenaze veya ciddi hastalık sürecinde haklı bir neden olmaksızın ilgisiz kalarak evlilik birliğinden kaynaklanan dayanışma ve yardım yükümlülüğünü ihlal etmiş midir?”
Boşanma Davalarında Hukuki Destek
Boşanma davalarında eşin cenaze veya hastalık sürecinde destek olmaması, manevi ilgisizlik, eşin ailesiyle görüşmesinin engellenmesi, psikolojik şiddet, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve boşanma davalarında delillerin değerlendirilmesi bakımından somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davaları, çekişmeli boşanma, kusur tespiti, psikolojik şiddet, manevi ilgisizlik, aile ilişkilerine müdahale, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- Boşanma Davasında Eşin Çocuğu Habersiz Başka Bir Şehre Götürmesi Velayeti Etkiler Mi?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşin Kişisel Belgelerini Saklaması veya Vermemesi Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşi Ortak Aile Kararlarından Dışlaması Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşi Ortak Aile Kararlarından Dışlaması Kusur Sayılır Mı?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
