Evlilik birliği, eşlerin birlikte yaşamalarını, aile hayatını ilgilendiren konularda karşılıklı anlayış göstermelerini ve ortak yaşamın gerektirdiği sorumlulukları paylaşmalarını esas almaktadır. Eşlerin ekonomik durumları, meslekleri, eğitim seviyeleri ve aile içerisindeki görevleri farklı olsa da evlilik birliğinin yönetiminde eşit haklara sahip oldukları kabul edilmektedir.
Ancak evlilik içerisinde eşlerden birinin diğer eşin görüşlerini sürekli olarak dikkate almaması, aileyi ilgilendiren önemli kararları tek başına alması, çocukların eğitimi ve sağlığı konusunda diğer ebeveyni dışlaması veya ortak yaşamın geleceğini belirleyen konularda eşine söz hakkı tanımaması, boşanma davalarında önemli hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
Özellikle eşlerden birinin diğer eşe aile içerisinde söz hakkı bulunmadığını söylemesi, ekonomik kararları tamamen kendi iradesiyle alması veya diğer eşin görüşlerini sistematik biçimde değersizleştirmesi, evlilik birliğindeki eşitlik ve karşılıklı saygı ilişkisini zedeleyebilir.
Bu tür davranışlar, yalnızca eşler arasındaki görüş ayrılıkları kapsamında değerlendirilmeyip, diğer eşin evlilik birliği içerisindeki konumunun ve kişisel haklarının ihlali niteliğinde de olabilir.
Eşin diğer eşi aileyi ilgilendiren önemli kararlardan sürekli olarak dışlaması, görüşlerini yok sayması ve ortak yaşamı tek taraflı biçimde yönetmeye çalışması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Ancak aile içerisinde alınan her kararın eşler tarafından birlikte verilmemesi, kendiliğinden boşanma sebebi oluşturmaz. Kararın niteliği, tarafların anlaşmaları, davranışların sürekliliği ve evlilik birliği üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Boşanma Sebebi Midir?
Eşlerden birinin diğer eşi ortak aile kararlarından sürekli olarak dışlaması, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Evlilik birliği içerisinde eşlerin ortak yaşamı ilgilendiren konularda birbirlerinin görüşlerini dikkate almaları ve aile hayatını karşılıklı anlayış içerisinde sürdürmeleri önem taşımaktadır.
Özellikle eşlerden birinin diğer eşin aile içerisindeki söz hakkını tamamen ortadan kaldırmaya çalışması, önemli kararları gizlice alması veya diğer eşin görüşlerini sürekli olarak değersizleştirmesi, evlilik birliğini zedeleyebilir.
Ancak her görüş ayrılığı veya tek taraflı karar, boşanma sebebi olarak kabul edilemez.
Eşin Diğer Eşin Görüşlerini Sürekli Yok Sayması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin görüşlerini sistematik biçimde yok sayması, özellikle ortak yaşamı ilgilendiren önemli konularda gerçekleşiyorsa kusurlu davranış oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır.
Bu yükümlülükler, evlilik birliğinde karşılıklı saygı ve dayanışma içerisinde hareket edilmesini de gerektirmektedir.
Örneğin eşin diğer eşin aile bütçesine, çocukların eğitimine veya ortak yaşamın düzenine ilişkin görüşlerini sürekli olarak reddetmesi ve kararları tek başına alması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Ancak eşlerin her konuda aynı düşüncede olmaları veya bütün kararları birlikte almaları zorunlu değildir.
Belirleyici olan diğer eşin aile içerisindeki konumunun sistematik biçimde değersizleştirilip değersizleştirilmediğidir.
Türk Medeni Kanunu’na Göre Eşler Aile Kararlarını Birlikte Mi Almalıdır?
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi uyarınca eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Aynı maddede eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetecekleri düzenlenmiştir.
Bunun yanında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmaları öngörülmüştür.
Bu düzenlemeler, evlilik birliğinin yönetiminde eşlerin eşit konumda bulunduğunu göstermektedir.
Ancak evlilik birliğinin birlikte yönetilmesi, günlük yaşam içerisindeki bütün kararların mutlaka her iki eşin açık onayıyla alınması gerektiği anlamına gelmez.
Eşler, aile içerisindeki görev ve sorumlulukları karşılıklı anlaşmayla paylaşabilirler.
Önemli olan bu paylaşımın diğer eşin haklarını ortadan kaldırmaması ve evlilik birliğinin eşitlik esasına uygun biçimde sürdürülmesidir.
Eşin Aileyi Tek Başına Yönetmeye Çalışması Kusur Sayılır Mı?
Eşlerden birinin aileyi tek başına yönetmeye çalışması, özellikle diğer eşin görüşlerini tamamen dışlaması ve ortak yaşam üzerinde sürekli baskı kurması hâlinde kusur oluşturabilir.
Örneğin eşin bütün ekonomik kararları tek başına alması, çocukların geleceğine ilişkin kararları diğer ebeveyne danışmadan vermesi veya ortak konutun kullanımına ilişkin konularda diğer eşe söz hakkı tanımaması önem taşıyabilir.
Ancak tarafların karşılıklı anlaşmasıyla belirli konularda bir eşin daha fazla sorumluluk üstlenmesi, kendiliğinden kusurlu davranış değildir.
Eşin Diğer Eşe Aile İçerisinde Söz Hakkı Tanımaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşe aile içerisinde söz hakkı tanımaması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Özellikle eşin diğer eşe aile kararlarını kendisinin vereceğini söylemesi, görüşlerini sürekli olarak küçümsemesi veya önemli konularda konuşmasını engellemesi, evlilik birliğindeki eşitlik ve saygı ilişkisini zedeleyebilir.
Bu tür davranışların aşağılayıcı ifadelerle birlikte gerçekleştirilmesi, kusurun ağırlığını etkileyebilir.
Ancak her tartışma sırasında görüşlerin kabul edilmemesi, diğer eşin söz hakkının ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.
Eşin Diğer Eşi Ekonomik Kararlardan Dışlaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşi aile bütçesine ve ortak ekonomik yaşama ilişkin önemli kararlardan sürekli olarak dışlaması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Özellikle aile bütçesinin nasıl kullanılacağına ilişkin bütün kararların diğer eşin görüşü alınmadan verilmesi, aileyi ciddi biçimde etkileyen ekonomik yükümlülüklerin gizlenmesi veya diğer eşin ekonomik ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi önem taşıyabilir.
Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 193. maddesi uyarınca eşlerden her biri, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer eş ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir.
Dolayısıyla eşlerin ekonomik bağımsızlığı ile evlilik birliğinin birlikte yönetilmesi yükümlülüğü birbirinden ayrılmalıdır.
Bir eşin kendi adına hukuki işlem yapması, tek başına kusurlu davranış oluşturmaz.
Eşin Diğer Eşten Habersiz Borçlanması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşten habersiz borçlanması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Özellikle aile bütçesini ciddi biçimde etkileyen borçların gizlenmesi, ortak yaşamın ekonomik güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi veya borçların diğer eşe yüklenmeye çalışılması önem taşıyabilir.
Ancak her borçlanma işlemi diğer eşin iznine tabi değildir.
Eşlerin hukuki işlem özgürlüğü ve borçtan sorumluluk kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle yalnızca diğer eşin bilgisi dışında borç alınmış olması, kendiliğinden boşanma sebebi oluşturmaz.
Eşin Ortak Konut Hakkında Tek Başına Karar Vermesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin ortak konutun seçimi, değiştirilmesi veya aile yaşamını doğrudan etkileyen kullanımına ilişkin konularda diğer eşin görüşlerini tamamen dışlaması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi uyarınca eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Bu nedenle eşlerden birinin diğer eşe danışmadan ortak konutu değiştirmeye çalışması veya aile yaşamının sürdürüleceği yeri tek taraflı belirlemesi, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Ancak ekonomik zorunluluklar, iş değişikliği veya tarafların önceki anlaşmaları gibi koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşten Habersiz Taşınma Kararı Alması Kusur Sayılır Mı?
Eşin aile yaşamının sürdürüldüğü konutu değiştirmeye yönelik kararı diğer eşten gizlemesi, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin başka bir şehirde yaşamaya karar vermesi, taşınma hazırlıklarını gizlice yürütmesi veya diğer eşi mevcut konutu terk etmeye zorlaması önem taşıyabilir.
Ancak eşlerden birinin iş veya sağlık nedeniyle başka bir yerde yaşamak zorunda kalması, her durumda kusurlu davranış değildir.
Mahkeme, taşınma kararının nedenini ve diğer eş üzerindeki etkilerini değerlendirmelidir.
Eşin Çocukların Eğitimine İlişkin Kararları Tek Başına Alması Kusur Sayılır Mı?
Çocukların eğitimine ilişkin önemli kararların diğer ebeveynin görüşü alınmadan verilmesi, somut olayın özelliklerine göre kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür.
Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi uyarınca evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar.
Bu nedenle çocuğun okulunun değiştirilmesi, eğitim hayatını önemli ölçüde etkileyen kararların alınması veya eğitim düzeninin değiştirilmesi gibi konularda diğer ebeveynin haklarının dikkate alınması gerekir.
Ancak günlük eğitim faaliyetlerine ilişkin her kararın iki ebeveyn tarafından birlikte alınması zorunlu değildir.
Eşin Çocuğun Okulunu Diğer Eşten Habersiz Değiştirmesi Kusur Sayılır Mı?
Eşin müşterek çocuğun okulunu diğer ebeveynin bilgisi dışında değiştirmesi, özellikle çocuğun eğitim düzenini olumsuz etkiliyorsa kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Özellikle okul değişikliğinin diğer ebeveyni çocukla ilgili kararlardan dışlamak amacıyla yapılması, çocuğun eğitim hayatının aksaması veya mevcut sosyal çevresinden koparılması önemlidir.
Ancak okul değişikliğinin çocuğun üstün yararına uygun zorunlu nedenlerden kaynaklanması hâlinde farklı değerlendirme yapılabilir.
Bu nedenle kararın amacı, çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin velayet yetkileri birlikte incelenmelidir.
Eşin Çocuğun Sağlık Kararlarını Tek Başına Alması Kusur Sayılır Mı?
Eşin müşterek çocuğun önemli sağlık kararlarını diğer ebeveynin görüşünü tamamen dışlayarak alması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle çocuğun uzun süreli tedavisi, önemli tıbbi müdahaleleri veya sağlık durumunu etkileyen kararlar bakımından ebeveynlerin sorumlulukları önem taşımaktadır.
Ancak acil tıbbi müdahale gerektiren durumlarda çocuğun sağlığının korunması önceliklidir.
Bu nedenle diğer ebeveyne danışılmadan gerçekleştirilen her sağlık işlemi kusurlu davranış olarak değerlendirilemez.
Belirleyici olan çocuğun üstün yararı ve somut olayın koşullarıdır.
Eşin Çocukların Geleceğine İlişkin Kararlardan Diğer Eşi Dışlaması Velayeti Etkiler Mi?
Evet, somut olayın özelliklerine göre etkileyebilir.
Velayet kararlarında temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Ebeveynlerden birinin diğer ebeveyni çocuğun eğitim, sağlık ve gelişimine ilişkin önemli kararlardan sürekli olarak dışlaması, ebeveynlik sorumluluklarının yerine getirilmesi bakımından değerlendirilebilir.
Özellikle çocuğun diğer ebeveynle ilişkisinin zedelenmesi veya çocuğun ihtiyaçlarının ikinci plana bırakılması önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca ebeveynler arasında görüş ayrılığı bulunması, velayetin belirlenmesi için tek başına yeterli değildir.
Mahkeme, çocuğun bütün yaşam koşullarını ve ebeveynlerin bakım yeterliliklerini birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Diğer Eşi Aile Büyükleriyle İlgili Kararlardan Dışlaması Kusur Sayılır Mı?
Eşin aile büyükleriyle ilişkiler, ziyaretler veya aile içi organizasyonlar konusunda diğer eşin görüşlerini sürekli olarak yok sayması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin diğer eşin ailesiyle görüşmesini engellemesi, aile ziyaretlerine ilişkin kararları tek başına alması veya diğer eşin aile ilişkilerini değersizleştirmesi önem taşıyabilir.
Ancak eşlerin kendi aileleriyle bireysel ilişkilerini sürdürmeleri de kişisel hakları kapsamındadır.
Bu nedenle her aile ziyareti veya aile ilişkisi kararının birlikte verilmemesi, kusurlu davranış olarak kabul edilemez.
Eşin Diğer Eşin Sosyal Hayatına İlişkin Kararları Tek Başına Alması Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin sosyal yaşamını kontrol etmeye çalışması, özellikle arkadaşlarıyla görüşmesini engellemesi veya sosyal faaliyetlerine tek taraflı sınırlamalar getirmesi hâlinde kusur oluşturabilir.
Evlilik birliği, eşlerin kişisel özgürlüklerini tamamen ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle eşlerden birinin diğer eşin sosyal çevresini belirlemeye çalışması, görüşeceği kişilere sürekli müdahale etmesi veya sosyal yaşamını baskı altında tutması, kişilik hakları bakımından değerlendirilebilir.
Ancak ortak yaşamın düzenine ilişkin makul görüşmeler ile diğer eşin sosyal hayatını kontrol etmeye yönelik davranışlar birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin Diğer Eşin Çalışma Hayatına İlişkin Kararları Tek Başına Vermesi Kusur Sayılır Mı?
Türk Medeni Kanunu’nun 192. maddesi uyarınca eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir.
Bu nedenle eşlerden birinin diğer eşin hangi işte çalışacağına, işini bırakıp bırakmayacağına veya mesleğini değiştirip değiştirmeyeceğine tek taraflı karar vermeye çalışması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.
Özellikle eşin çalışma hayatını engellemesi, mesleğini bırakmaya zorlaması veya ekonomik bağımsızlığını sınırlaması önem taşımaktadır.
Ancak tarafların çalışma koşulları hakkında ortak planlama yapmaları kusurlu davranış değildir.
Eşin Diğer Eşin Fikrini Almadan Büyük Harcamalar Yapması Kusur Sayılır Mı?
Eşin aile bütçesini ciddi biçimde etkileyen büyük harcamaları diğer eşten gizleyerek yapması, somut olayın özelliklerine göre kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Özellikle aile giderlerinin karşılanmasını tehlikeye düşüren, ekonomik güvenliği zedeleyen veya diğer eşin bilgisi dışında önemli borçlar doğuran işlemler önem taşıyabilir.
Ancak eşlerin kendi malvarlıkları üzerinde hukuki işlem yapma özgürlükleri bulunmaktadır.
Bu nedenle her yüksek tutarlı harcama, kendiliğinden kusurlu davranış değildir.
Harcamaların niteliği, ekonomik sonuçları ve evlilik birliği üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Diğer Eşin Aile İçerisindeki Yetkilerini Sürekli Sınırlaması Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?
Eşin diğer eşin aile içerisindeki söz hakkını sürekli olarak ortadan kaldırmaya çalışması, görüşlerini değersizleştirmesi veya karar süreçlerinden sistematik biçimde dışlaması, somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet niteliğinde değerlendirilebilir.
Özellikle eşin diğer eşe hiçbir konuda karar veremeyeceğini söylemesi, sürekli baskı kurması veya aile içerisindeki konumunu aşağılayıcı ifadelerle küçümsemesi önem taşıyabilir.
Bu tür davranışların sistematik biçimde gerçekleştirilmesi, psikolojik şiddet değerlendirmesinde önemlidir.
Ancak her görüş ayrılığı veya tek taraflı karar, kendiliğinden psikolojik şiddet anlamına gelmez.
Eşin Diğer Eşi Ekonomik Kararlardan Dışlaması Ekonomik Şiddet Sayılır Mı?
Eşin diğer eşi aile bütçesinden ve ekonomik kararlardan tamamen dışlaması, özellikle ekonomik bağımsızlığını sınırlamak amacı taşıyorsa ekonomik şiddet niteliğinde değerlendirilebilir.
Örneğin eşin diğer eşin gelirine el koyması, harcamalarını sürekli kontrol etmesi, temel ihtiyaçları için para vermemesi veya ekonomik kararlar üzerinde baskı kurması önem taşıyabilir.
Ancak eşlerin ekonomik sorumlulukları karşılıklı anlaşmayla paylaşmaları, kendiliğinden ekonomik şiddet değildir.
Belirleyici olan ekonomik kararların diğer eş üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığıdır.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Ağır Kusur Sayılır Mı?
Eşin diğer eşi aile kararlarından dışlamasının ağır kusur niteliğinde olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Özellikle davranışların sürekli olması, diğer eşin kişilik haklarını zedelemesi, ekonomik baskıyla birlikte gerçekleşmesi veya çocukların üstün yararını olumsuz etkilemesi, kusurun ağırlığını artırabilir.
Ancak tek bir kararın diğer eşe danışılmadan alınması, her durumda ağır kusur oluşturmaz.
Mahkeme, tarafların bütün kusurlu davranışlarını birlikte değerlendirerek kusur dağılımını belirlemelidir.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Maddi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Eşin diğer eşi aile kararlarından sistematik biçimde dışlaması, boşanmaya neden olan kusurlu davranışlardan biri olarak değerlendirilebilir.
Ancak maddi tazminata hükmedilebilmesi için kanunda aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Yalnızca eşin görüşünün alınmamış olması, kendiliğinden maddi tazminat hakkı doğurmaz.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Manevi Tazminat Sebebi Olur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.
Eşin diğer eşin görüşlerini sürekli olarak değersizleştirmesi, aile içerisinde küçük düşürmesi veya karar süreçlerinden aşağılayıcı biçimde dışlaması, somut olayın özelliklerine göre kişilik haklarına saldırı oluşturabilir.
Ancak her aile içi görüş ayrılığı veya tek taraflı karar, manevi tazminat hakkı doğurmaz.
Mahkeme, davranışların niteliğini ve kişilik haklarına etkisini değerlendirmelidir.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Nafakayı Etkiler Mi?
Eşin diğer eşi aile kararlarından dışlaması, boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir.
Ancak nafaka talepleri bakımından her nafaka türünün kanuni koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca boşanma davası devam ederken gerekli geçici önlemler alınabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca ise boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası talep edebilir.
Dolayısıyla aile kararlarından dışlama davranışı kusur değerlendirmesini etkileyebilse de nafaka hakkı ve miktarı yalnızca bu davranışa bağlı değildir.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Nasıl İspatlanır?
Boşanma davasında eşin diğer eşi aile kararlarından dışladığı iddiasının somut olaylarla ortaya konulması önemlidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu kapsamda taraflar arasındaki mesajlaşmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları, yazılı belgeler ve hukuka uygun diğer deliller değerlendirilebilir.
Özellikle hangi kararların diğer eşin görüşü alınmadan verildiği, bu kararların hangi tarihlerde gerçekleştiği ve aile yaşamını nasıl etkilediği önem taşımaktadır.
WhatsApp Mesajları Eşin Aile Kararlarından Dışlandığını İspatlar Mı?
Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, eşin aile kararlarından dışlandığı iddiasını destekleyebilir.
Örneğin eşlerden birinin diğerine aileyle ilgili kararları yalnızca kendisinin vereceğini söylediği veya diğer eşin görüşlerini dikkate almayacağını açıkça bildirdiği mesajlar önem taşıyabilir.
Ancak yazışmaların gerçekliği, bütünlüğü ve hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
Mahkeme, mesajların içeriğini diğer delillerle birlikte incelemelidir.
Tanık Beyanı Eşin Aile Kararlarından Dışlandığını İspatlar Mı?
Tanık beyanları, eşin aile kararlarından dışlandığı iddiasının ispatlanmasında kullanılabilir.
Özellikle tarafların aile kararlarına ilişkin konuşmalarını doğrudan duyan veya diğer eşin karar süreçlerinden dışlandığını bizzat gözlemleyen tanıkların anlatımları önemlidir.
Ancak tanığın doğrudan görgüsü ile taraflardan birinin anlatımına dayalı bilgileri birbirinden ayrılmalıdır.
Mahkeme, tanık anlatımlarını dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Affedilirse Boşanma Davasında Kullanılabilir Mi?
Boşanma davalarında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışların kusur değerlendirmesinde esas alınması bakımından hukuki sınırlamalar bulunmaktadır.
Özellikle eşin yaşanan olayları bilerek ve isteyerek affetmesi veya bu davranışları hoşgörüyle karşıladığını gösteren tutumlarda bulunması önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca tarafların bir süre birlikte yaşamaya devam etmeleri, her durumda bütün davranışların affedildiği anlamına gelmez.
Mahkeme, tarafların sonraki davranışlarını ve gerçek iradelerini değerlendirmelidir.
Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aile Kararlarından Dışlama Davranışı Devam Ederse Ne Olur?
Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen yeni olaylar, usul hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde kural olarak dava tarihine kadar gerçekleşen olaylar esas alınır.
Bu nedenle dava açıldıktan sonra devam eden dışlama, aşağılama veya ekonomik baskı davranışlarının mevcut davada kusur olarak ileri sürülmesi bakımından usul hukuku kuralları dikkate alınmalıdır.
Sonradan gerçekleşen olayların koşullarına göre ayrı bir davaya konu edilmesi ve davaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Yargıtay Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlamasını Nasıl Değerlendirir?
Yargıtay’ın boşanma davalarına ilişkin kusur değerlendirmelerinde eşlerin birbirlerine yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü, baskıcı ve ortak yaşamı zedeleyen davranışları önem taşımaktadır.
Eşin diğer eşin aile içerisindeki söz hakkını sürekli olarak ortadan kaldırmaya çalışması, görüşlerini değersizleştirmesi veya aileyi tek taraflı biçimde yönetmesi, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Ancak her aile içi karar uyuşmazlığının aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez.
Mahkeme, davranışların niteliğini, sürekliliğini ve evlilik birliği üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirmelidir.
Eşin Diğer Eşi Aile Kararlarından Dışlaması Halinde Ne Yapılmalıdır?
Eşin ortak aile kararlarından sürekli olarak dışlanması hâlinde öncelikle olayların somutlaştırılması önemlidir.
Özellikle hangi kararların diğer eşin görüşü alınmadan verildiği, bu kararların aile yaşamını nasıl etkilediği ve dışlama davranışlarının ne sıklıkla gerçekleştiği belirlenmelidir.
Taraflar arasındaki mesajlaşmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirilebilir.
Boşanma davası açılması hâlinde söz konusu davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranışlar kapsamında ileri sürülebilir.
Bunun yanında kanuni koşulları bulunuyorsa maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Sonuç
Eşin diğer eşi ortak aile kararlarından sürekli olarak dışlaması, görüşlerini yok sayması ve evlilik birliğini tek taraflı biçimde yönetmeye çalışması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Özellikle çocukların eğitimi ve sağlığı, ortak konutun seçimi, aile bütçesi ve ortak yaşamın geleceğini etkileyen önemli konularda diğer eşin sistematik biçimde dışlanması, evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından önem taşıyabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi uyarınca eşler evlilik birliğini beraberce yönetirler.
Ancak bu düzenleme, eşlerin günlük yaşam içerisindeki bütün kararları mutlaka birlikte almaları gerektiği anlamına gelmez.
Boşanma davalarında kusur belirlenirken kararların niteliği, tarafların karşılıklı anlaşmaları, davranışların sürekliliği ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Bunun yanında diğer eşin aile kararlarından dışlanması kişilik haklarına saldırı oluşturuyorsa manevi tazminat, diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde ise maddi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Sonuç olarak belirleyici olan yalnızca “Eş aile kararlarını tek başına aldı mı?” sorusu değildir.
Asıl cevaplandırılması gereken soru şudur:
“Eşin tek taraflı kararları evlilik birliğinin olağan işleyişinden mi kaynaklanmaktadır, yoksa diğer eşin aile içerisindeki eşit konumunu, söz hakkını ve kişilik haklarını sistematik biçimde ortadan kaldırmaya yönelik davranışlar mıdır?”
Boşanma Davalarında Hukuki Destek
Boşanma davalarında eşin aile kararlarından dışlanması, ortak yaşamın tek taraflı yönetilmesi, aile bütçesine ilişkin uyuşmazlıklar, çocukların eğitim ve sağlık kararları, ortak konutun seçimi, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve velayet konularında somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.
Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA
Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51
Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul
Web: avukatumutsarikaya.com
Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davaları, çekişmeli boşanma, kusur tespiti, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, aile kararlarından dışlama, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.
İlgili Yazılar
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşin Ailesindeki Cenaze veya Hastalık Sürecinde Destek Olmaması Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Çocuğu Habersiz Başka Bir Şehre Götürmesi Velayeti Etkiler Mi?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşi Ortak Aile Kararlarından Dışlaması Kusur Sayılır Mı?
- Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşin Mesleğini ve İşini Küçümsemesi Kusur Sayılır Mı?
Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
