Boşanma Davasında Eşin Diğer Eşi Sürekli Başkalarıyla Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Evlilik birliği, eşlerin birbirlerine karşı saygı, güven, sadakat ve dayanışma içerisinde hareket etmelerini gerektirmektedir. Ancak evlilik içerisinde eşlerden birinin diğer eşi sürekli olarak başka kişilerle kıyaslaması, fiziksel görünüşünü, ekonomik durumunu, mesleğini veya kişisel özelliklerini başkalarıyla karşılaştırarak küçük düşürmesi, boşanma davalarında önemli hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.

Özellikle eşlerden birinin diğer eşe sürekli olarak başkalarının daha başarılı, daha güzel, daha yakışıklı, daha zengin veya daha iyi bir eş olduğunu söylemesi, evlilik birliği içerisindeki karşılıklı saygı ilişkisini zedeleyebilir.

Bu tür davranışların aşağılayıcı ifadelerle ve süreklilik gösterecek biçimde gerçekleştirilmesi, diğer eşin kişilik haklarını olumsuz etkileyebilir ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir.

Eşin diğer eşi sürekli olarak başkalarıyla kıyaslaması, bu kıyaslamaların aşağılama, küçük düşürme veya psikolojik baskı niteliğinde olması hâlinde boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Ancak her karşılaştırma veya eleştiri, kendiliğinden boşanma sebebi oluşturmaz. Davranışın amacı, kullanılan ifadeler, sürekliliği ve evlilik birliğine etkileri birlikte değerlendirilmelidir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Boşanma Sebebi Midir?

Eşlerden birinin diğer eşi sürekli olarak başkalarıyla kıyaslaması, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Eşlerin birbirlerine yönelik davranışları, evlilik birliğinin devamını etkileyen önemli unsurlardır.

Özellikle eşin diğer eşe sürekli olarak yetersiz olduğunu söylemesi, başka kişileri örnek göstererek aşağılaması veya eşinin kişisel özelliklerini küçümsemesi, evlilik birliğini zedeleyebilir.

Ancak yalnızca bir defaya mahsus yapılan sıradan bir karşılaştırmanın her durumda boşanma sebebi oluşturduğu söylenemez.

Mahkeme, olayın gerçekleşme biçimini ve tarafların bütün davranışlarını birlikte değerlendirmelidir.

Eşin Diğer Eşi Sürekli Başkalarıyla Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Evet, kıyaslamanın niteliğine göre kusur sayılabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi uyarınca eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır.

Evlilik birliği içerisindeki karşılıklı saygı ve dayanışma yükümlülükleri dikkate alındığında, eşin diğer eşi sürekli olarak küçük düşürmesi veya değersiz hissettirmeye yönelik davranışlarda bulunması kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Örneğin eşlerden birinin diğer eşe sürekli olarak başkalarının kendisinden daha başarılı olduğunu söylemesi, eşinin ekonomik durumunu küçümsemesi veya fiziksel görünüşünü aşağılaması, kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Ancak kusurun belirlenmesinde ifadelerin içeriği, bağlamı ve sürekliliği önemlidir.

Eşin Diğer Eşi Eski Sevgilisiyle Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi eski sevgilisiyle veya geçmişte ilişki yaşadığı bir kişiyle sürekli olarak kıyaslaması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.

Özellikle eşin eski sevgilisinin daha güzel, daha yakışıklı, daha anlayışlı veya daha başarılı olduğunu sürekli ifade etmesi, diğer eşin kişilik haklarını zedeleyebilir.

Bu tür kıyaslamaların eşin duygusal olarak aşağılanmasına veya evlilik birliğindeki güven ilişkisinin bozulmasına neden olması önemlidir.

Ancak geçmişteki bir ilişkiden söz edilmesi ile diğer eşin sistematik biçimde aşağılanması birbirinden farklıdır.

Mahkeme, kıyaslamanın hangi amaçla ve ne şekilde yapıldığını değerlendirmelidir.

Eşin Diğer Eşi Başka Kadınlarla Kıyaslaması Boşanmada Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi başka kadınlarla kıyaslaması, özellikle aşağılayıcı ifadeler içeriyorsa kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Örneğin eşin diğer eşe başka kadınların daha güzel, daha bakımlı veya daha başarılı olduğunu sürekli söylemesi, evlilik birliği içerisindeki saygı ilişkisini zedeleyebilir.

Özellikle bu ifadelerin eşin fiziksel görünüşünü küçümsemek veya özgüvenini sarsmak amacıyla kullanılması önem taşımaktadır.

Ancak her karşılaştırma ifadesi kendiliğinden kusur oluşturmaz.

Kullanılan sözlerin niteliği ve somut olayın koşulları birlikte incelenmelidir.

Eşin Diğer Eşi Başka Erkeklerle Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi başka erkeklerle sürekli olarak kıyaslaması da aynı hukuki değerlendirmeye tabidir.

Özellikle eşin diğer eşe başka erkeklerin daha fazla para kazandığını, daha başarılı olduğunu veya ailelerine daha iyi baktığını sürekli söylemesi, aşağılayıcı bir nitelik taşıyabilir.

Bu tür davranışlar, evlilik birliğinde karşılıklı saygı ve güven ilişkisini olumsuz etkileyebilir.

Ancak eşlerin ekonomik konularda beklentilerini ifade etmeleri ile diğer eşi sistematik biçimde aşağılamaları birbirinden ayrılmalıdır.

Eşin Diğer Eşi Kardeşiyle veya Akrabalarıyla Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi kardeşiyle, akrabalarıyla veya aile çevresindeki kişilerle sürekli olarak kıyaslaması, somut olayın özelliklerine göre kusur oluşturabilir.

Özellikle eşin diğer eşe kardeşinin eşinin daha başarılı, daha anlayışlı veya daha iyi bir insan olduğunu söylemesi, küçük düşürücü bir davranış niteliğinde olabilir.

Bu kıyaslamaların aile toplantılarında veya başkalarının yanında yapılması, davranışın ağırlığını artırabilir.

Ancak her aile içi karşılaştırmanın boşanma sebebi olduğu söylenemez.

Mahkeme, ifadelerin aşağılayıcı nitelikte olup olmadığını ve evlilik birliği üzerindeki etkilerini değerlendirmelidir.

Eşin Diğer Eşi Arkadaşlarının Eşleriyle Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi arkadaşlarının eşleriyle sürekli olarak kıyaslaması, özellikle aşağılayıcı ifadeler içeriyorsa kusurlu davranış oluşturabilir.

Örneğin eşin diğer eşe arkadaşlarının eşlerinin daha fazla para kazandığını, daha iyi bir yaşam sunduğunu veya daha başarılı olduğunu sürekli söylemesi, evlilik birliğindeki saygı ilişkisini zedeleyebilir.

Ancak eşlerin yaşam standartlarına ilişkin beklentilerini ifade etmeleri ile diğer eşin kişiliğini hedef alan aşağılamalar birbirinden ayrılmalıdır.

Eşin Diğer Eşin Fiziksel Görünüşünü Başkalarıyla Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşin fiziksel görünüşünü sürekli olarak başka kişilerle kıyaslaması, özellikle aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler içeriyorsa kusur sayılabilir.

Örneğin eşin diğer eşe başkalarının daha güzel veya daha yakışıklı olduğunu söylemesi, kilosunu küçümsemesi veya fiziksel özelliklerini alay konusu yapması önem taşıyabilir.

Bu tür davranışlar, somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet niteliğinde de değerlendirilebilir.

Ancak her fiziksel görünüş değerlendirmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Kullanılan ifadelerin niteliği, amacı ve sürekliliği önemlidir.

Eşin Diğer Eşin Ekonomik Durumunu Başkalarıyla Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşin ekonomik durumunu sürekli olarak başkalarıyla kıyaslaması, aşağılayıcı bir nitelik taşıması hâlinde kusur oluşturabilir.

Özellikle eşin diğer eşe başkalarının daha fazla para kazandığını söyleyerek yetersiz olduğunu ifade etmesi, evlilik birliğinde psikolojik baskı oluşturabilir.

Ancak eşlerin ekonomik sorunları konuşmaları veya aile bütçesine ilişkin beklentilerini dile getirmeleri, kendiliğinden kusurlu davranış değildir.

Belirleyici olan ekonomik konuların diğer eşi küçük düşürmek amacıyla kullanılıp kullanılmadığıdır.

Eşin Diğer Eşin Mesleğini Başkalarıyla Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşin mesleğini veya işini sürekli olarak başkalarının meslekleriyle kıyaslaması, özellikle küçümseyici ifadeler içeriyorsa kusur sayılabilir.

Örneğin eşin diğer eşe yaptığı işin değersiz olduğunu söylemesi, başka kişilerin daha saygın mesleklere sahip olduğunu sürekli vurgulaması veya eşinin mesleki başarısını aşağılaması önem taşıyabilir.

Bu davranışlar, evlilik birliğindeki karşılıklı saygı yükümlülüğü bakımından değerlendirilebilir.

Ancak mesleki konularda görüş ayrılığı yaşanması, tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.

Eşin Diğer Eşin Ailesini Başka Ailelerle Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşin ailesini sürekli olarak başka ailelerle kıyaslaması ve aşağılaması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.

Özellikle eşin diğer eşin ailesinin ekonomik durumunu, sosyal çevresini veya yaşam biçimini küçümsemesi, aile ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.

Bu tür davranışların diğer eşin kişilik haklarını zedeleyecek biçimde gerçekleştirilmesi önemlidir.

Ancak aileler arasındaki farklılıkların konuşulması ile eşin ailesinin sistematik biçimde aşağılanması birbirinden ayrılmalıdır.

Eşin Diğer Eşi Başkalarının Yanında Kıyaslaması Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi başkalarının yanında küçük düşürücü biçimde kıyaslaması, kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Özellikle aile toplantılarında, arkadaş ortamlarında veya sosyal etkinliklerde eşin yetersiz olduğunun söylenmesi, davranışın aşağılayıcı niteliğini artırabilir.

Örneğin eşin diğer eşe herkesin önünde başka kişilerin daha başarılı veya daha iyi bir eş olduğunu söylemesi, kişilik haklarına yönelik bir müdahale olarak değerlendirilebilir.

Ancak olayın hangi koşullarda gerçekleştiği ve kullanılan ifadelerin niteliği önemlidir.

Eşin Diğer Eşi Sürekli Yetersiz Hissettirmesi Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi sürekli olarak yetersiz, değersiz veya başarısız hissettirmeye yönelik davranışlarda bulunması, somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet niteliğinde olabilir.

Özellikle eşin sürekli eleştirilmesi, aşağılanması ve başka kişilerle kıyaslanarak değersizleştirilmesi, kişinin duygusal durumunu olumsuz etkileyebilir.

Bu tür davranışların sistematik biçimde gerçekleştirilmesi, psikolojik şiddet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Ancak psikolojik şiddet iddiasının somut olaylar ve hukuka uygun delillerle desteklenmesi gerekir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Hakaret Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi başkalarıyla kıyaslaması, kullanılan ifadelerin niteliğine göre hakaret içerebilir.

Ancak her kıyaslama veya eleştiri, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçunu oluşturmaz.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnadı ya da sövme bulunması gerekir.

Bu nedenle eşin başka kişileri örnek göstermesi ile doğrudan aşağılayıcı ve onur kırıcı ifadeler kullanması birbirinden ayrılmalıdır.

Ayrıca bir davranışın ceza hukuku bakımından hakaret suçunu oluşturmaması, boşanma davasında kusur olarak değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.

Eşin Diğer Eşi Sürekli Eleştirmesi Boşanma Sebebi Midir?

Evlilik içerisinde eşlerin birbirlerine yönelik eleştirilerde bulunmaları mümkündür.

Ancak eleştirilerin sürekli olarak aşağılayıcı, küçük düşürücü veya kişilik haklarını zedeleyici nitelikte olması, evlilik birliğini olumsuz etkileyebilir.

Özellikle eşin diğer eşin her davranışını başkalarıyla kıyaslayarak eleştirmesi, evlilik birliğindeki karşılıklı saygı ilişkisini zedeleyebilir.

Bu nedenle sıradan eleştiriler ile sistematik aşağılama davranışları birbirinden ayrılmalıdır.

Eşin Diğer Eşi Sürekli Başkalarıyla Kıyaslaması Ağır Kusur Sayılır Mı?

Eşin diğer eşi sürekli başkalarıyla kıyaslamasının ağır kusur niteliğinde olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Özellikle kıyaslamaların hakaret, aşağılama, tehdit veya psikolojik baskıyla birlikte gerçekleştirilmesi, kusurun ağırlığını etkileyebilir.

Ancak tek bir davranış üzerinden kesin olarak ağır kusur sonucuna ulaşılması doğru değildir.

Mahkeme, tarafların evlilik birliği içerisindeki bütün kusurlu davranışlarını birlikte değerlendirerek kusur dağılımını belirlemelidir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Maddi Tazminat Sebebi Olur Mu?

Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Eşin diğer eşi sürekli olarak aşağılayıcı biçimde başkalarıyla kıyaslaması, boşanmaya neden olan kusurlu davranışlardan biri olarak değerlendirilebilir.

Ancak maddi tazminata hükmedilebilmesi için kanunda aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.

Yalnızca eşin başkalarıyla kıyaslanmış olması, kendiliğinden maddi tazminat hakkı doğurmaz.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Manevi Tazminat Sebebi Olur Mu?

Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir.

Eşin sürekli olarak aşağılanması, küçük düşürülmesi veya başkalarıyla kıyaslanarak değersizleştirilmesi, somut olayın özelliklerine göre kişilik haklarına saldırı oluşturabilir.

Özellikle bu davranışların başkalarının yanında gerçekleştirilmesi, manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Ancak her kıyaslama ifadesi kendiliğinden manevi tazminat hakkı doğurmaz.

Mahkeme, kullanılan ifadeleri, kişilik haklarına etkisini ve tarafların kusur durumunu birlikte değerlendirmelidir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Nafakayı Etkiler Mi?

Eşin diğer eşi sürekli olarak başkalarıyla kıyaslaması, boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir.

Ancak nafaka talepleri bakımından her nafaka türünün kanuni koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca boşanma davası devam ederken gerekli koşulların bulunması hâlinde tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca ise boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası talep edebilir.

Dolayısıyla kıyaslama davranışının kusur olarak değerlendirilmesi, özellikle yoksulluk nafakası bakımından önem taşıyabilir.

Ancak nafaka miktarı ve nafaka hakkı yalnızca bu davranışa bağlı değildir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Nasıl İspatlanır?

Boşanma davasında eşin diğer eşi sürekli olarak başkalarıyla kıyasladığı iddiasının hukuka uygun delillerle ortaya konulması önemlidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Bu kapsamda taraflar arasındaki mesajlaşmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları ve hukuka uygun diğer deliller değerlendirilebilir.

Özellikle kıyaslama ifadelerinin hangi tarihlerde, hangi ortamda ve ne şekilde kullanıldığı önem taşımaktadır.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslamasında Tanık Beyanı Yeterli Midir?

Tanık beyanları, eşin diğer eşi sürekli olarak başkalarıyla kıyasladığı iddiasının ispatlanmasında kullanılabilir.

Özellikle kıyaslama ve aşağılama ifadelerini doğrudan duyan tanıkların anlatımları önemlidir.

Ancak tanığın olayı bizzat duyup duymadığı değerlendirilmelidir.

Yalnızca taraflardan birinin anlatımını aktaran tanığın beyanı ile söz konusu ifadeleri doğrudan duyan tanığın beyanı aynı ispat gücüne sahip olmayabilir.

Mahkeme, tanık anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmalıdır.

WhatsApp Mesajları Eşin Sürekli Kıyaslama Yaptığını İspatlar Mı?

Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, eşin diğer eşi başkalarıyla kıyasladığı iddiasını destekleyebilir.

Örneğin eşlerden birinin diğerine başka kişilerin daha başarılı, daha güzel, daha yakışıklı veya daha fazla para kazandığını sürekli ifade ettiği mesajlar önem taşıyabilir.

Ancak yazışmaların gerçekliği, bütünlüğü ve hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği değerlendirilmelidir.

Mahkeme, mesajların içeriğini ve olayın diğer delillerini birlikte incelemelidir.

Ses Kaydı Eşin Diğer Eşi Aşağıladığını İspatlar Mı?

Ses kayıtları, somut olayın koşullarına göre delil olarak ileri sürülebilir.

Ancak ses kaydının hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması önemlidir.

Eşin bilgisi dışında yapılan her ses kaydının hukuka uygun delil olarak kabul edileceği söylenemez.

Özellikle özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği ve hukuka aykırı delil yasağı dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle ses kayıtlarının delil niteliği, elde edilme koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Affedilirse Boşanma Davasında Kullanılabilir Mi?

Boşanma davalarında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan davranışların kusur değerlendirmesinde esas alınması bakımından hukuki sınırlamalar bulunmaktadır.

Özellikle eşin yaşanan olayları bilerek ve isteyerek affetmesi veya bu davranışları hoşgörüyle karşıladığını gösteren tutumlarda bulunması önem taşıyabilir.

Ancak yalnızca tarafların bir süre birlikte yaşamaya devam etmeleri, her durumda bütün davranışların affedildiği anlamına gelmez.

Mahkeme, tarafların sonraki davranışlarını ve gerçek iradelerini değerlendirmelidir.

Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslaması Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Devam Ederse Ne Olur?

Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen yeni olaylar, usul hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Boşanma davasındaki kusur değerlendirmesinde kural olarak dava tarihine kadar gerçekleşen olaylar esas alınır.

Bu nedenle dava açıldıktan sonra devam eden kıyaslama, aşağılama veya hakaret davranışlarının mevcut davada kusur olarak ileri sürülmesi bakımından usul hukuku kuralları dikkate alınmalıdır.

Sonradan gerçekleşen olayların koşullarına göre ayrı bir davaya konu edilmesi ve davaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi mümkün olabilir.

Yargıtay Eşin Diğer Eşi Başkalarıyla Kıyaslamasını Nasıl Değerlendirir?

Yargıtay’ın boşanma davalarına ilişkin kusur değerlendirmelerinde eşlerin birbirlerine yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü ve onur kırıcı davranışları önem taşımaktadır.

Eşin diğer eşin kişiliğini, mesleğini, ekonomik durumunu veya fiziksel görünüşünü sürekli olarak küçümsemesi, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Ancak başkalarıyla kıyaslama davranışının her durumda aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez.

Özellikle kullanılan ifadelerin aşağılayıcı nitelikte olup olmadığı, davranışların sürekliliği ve evlilik birliği üzerindeki etkileri önemlidir.

Bu nedenle mahkeme, kıyaslama ifadelerini tarafların diğer davranışlarıyla birlikte değerlendirmelidir.

Eşin Diğer Eşi Sürekli Başkalarıyla Kıyaslaması Halinde Ne Yapılmalıdır?

Eşin sürekli olarak aşağılayıcı biçimde başkalarıyla kıyaslanması hâlinde öncelikle olayların somutlaştırılması önemlidir.

Özellikle hangi ifadelerin kullanıldığı, kıyaslamaların hangi ortamlarda gerçekleştiği ve davranışların ne sıklıkla tekrarlandığı belirlenmelidir.

Taraflar arasındaki mesajlaşmalar, doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımları ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirilebilir.

Boşanma davası açılması hâlinde söz konusu davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranışlar kapsamında ileri sürülebilir.

Bunun yanında kanuni koşulları bulunuyorsa maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.

Sonuç

Eşin diğer eşi sürekli olarak başkalarıyla kıyaslaması, bu kıyaslamaların aşağılayıcı, küçük düşürücü veya psikolojik baskı niteliğinde olması hâlinde boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Özellikle eşin fiziksel görünüşünün, ekonomik durumunun, mesleğinin veya kişisel özelliklerinin sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırılması ve bu karşılaştırmalar yoluyla değersizleştirilmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından önem taşıyabilir.

Ancak her eleştiri veya karşılaştırma, kendiliğinden boşanma sebebi oluşturmaz.

Boşanma davalarında kusur belirlenirken davranışların niteliği, sürekliliği, tarafların karşılıklı tutumları ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Bunun yanında aşağılayıcı kıyaslamaların kişilik haklarına saldırı oluşturması hâlinde manevi tazminat, diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde ise maddi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Sonuç olarak belirleyici olan yalnızca “Eş diğer eşi başkalarıyla kıyasladı mı?” sorusu değildir.

Asıl cevaplandırılması gereken soru şudur:

“Eşin yaptığı kıyaslamalar sıradan bir değerlendirme niteliğinde midir, yoksa diğer eşi sistematik biçimde aşağılayan, küçük düşüren ve evlilik birliğini zedeleyen davranışlar mıdır?”

Boşanma Davalarında Hukuki Destek

Boşanma davalarında eşin diğer eşi başkalarıyla kıyaslaması, psikolojik şiddet, aşağılama, küçük düşürme, hakaret, ekonomik ve sosyal yönden değersizleştirme, kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve boşanma davalarında delillerin değerlendirilmesi bakımından somut olayın hukuki koşullarının incelenmesi önem taşımaktadır.

Umut Hukuk ve Danışmanlık
Av. Umutcan SARIKAYA

Telefon: 0542 547 48 51
Telefon: 0542 141 48 51

Adres: Gökevler Mah. 539 Sok. Oğuzkent Sitesi 1-F-8, Esenyurt / İstanbul

Web: avukatumutsarikaya.com

Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Avcılar, Küçükçekmece ve İstanbul genelinde boşanma davaları, çekişmeli boşanma, kusur tespiti, psikolojik şiddet, hakaret ve aşağılama iddiaları, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet ve aile hukukundan kaynaklanan diğer uyuşmazlıklara ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sunulmaktadır.

Hukuki süreciniz hakkında bilgi almak için hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir, Esenyurt avukat ve Beylikdüzü avukat sayfalarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

About the Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like these